Karma eğitim karmaşası

Gamze Şimsek

15 Eylül 2018
Karma eğitim karmaşası

Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan hiçbir farkı yoktur. 

Cumhurbaşkanı sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı kabine toplantısında karma eğitimin kaldırılmasına dair açıklamalarda bulundu.

Karma eğitimin ortadan kaldırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını fakat okullarda kız erkek eğitiminin ayrı görülebileceği şeklinde de bir karar olduğunu, Devlet olarak tercihleri bu yönde olan velilere ya da eğitim kurumlarına alternatif sunduklarını ifade etti. Kalın, Devlet olmanın bunu gerektirdiğini belirterek, “Tercihlerin daraltılmasından ziyade tercihlerin çoğaltıldığını” savundu.

2012 yılından beri Eğitim Bir-Sen başkan ve yöneticilerinin sistematik olarak yürüttükleri “Karma Eğitim Dayatmasına Son” propagandaları sonuç vermiş gözüküyor. AKP hükümeti her zaman yaptığı gibi manipülatif açıklamalarla zihinlerindeki “devrimi ”gerçekleştirmek için planlarını işletmeye devam ediyor.

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında Ensar Vakfı’nda yaptığı bir konuşmada gençlere seslenerek “Biz 14 yıldır, kesintisiz iktidarız ama hâlâ sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var” demişti. Erdoğan, kültür ve eğitim alanında hedefledikleri yerde olmadıklarını daha önce de defalarca dile getirmişti.

Bugün, “karma eğitimin kaldırılması gibi bir konu yok”, diye açıklamalarda bulunan İbrahim Kalın, bir zamanlar imam Hatiplerin zorunlu olması gibi bir konunun söz konusu olmadığı yönündeki açıklamaları unutmuş olsa gerek.

Önce neredeyse her mahalleye imam hatip okulları açtılar, sonra da LGS sınav sonuçlarında mahalli tercih sıralama zorunluluğu koydular.

Seçim yapacak olan her öğrenci, merkezi yerleştirmeyle puan esasına dayanarak öğrenci alan okulları tercih etmeden önce ilk olarak mahalli tercihlerini sıralamak zorunda kaldı. Çünkü öğrenciler mahalli yerleştirme sistemi kapsamında 5 lise tercihini yapmadan, sınav sonucuna göre tercih etmek istediği liselerin sayfasına erişemiyordu. Öğrenciler mahalli seçimlerine göre aynı okul türünden en fazla 3 okul seçebildiklerinden tercihlerinde İmam Hatip ve Meslek Liseleri de olmak üzere her okul türünden bir tercih zorunluluğu getirilmişti

Böylece merkezi sistem ve puana göre öğrenci alan liselere yerleşemeyen öğrenciler, mahalli yerleştirme sisteminde tercih ettikleri okullardan birine yerleştirilmiş oldu. Yani kısaca evirildi, çevrildi ve “hedeflenen amaç” uğruna milyonlarca çocuk kurban edildi ve mevcut eğitim sistemiyle de zaten edilmeye devam ediliyor.

Şimdi tekrar gelelim karma eğitim sistemine; Eğitim Sen’in açıklamalarına istinaden “fıtrata uygun olmayan Karma eğitim sisteminin kaldırılması” mağduriyetleri ortadan kaldıracak. Hangi mağduriyet diye sorduğumuzda, Kalın’ın açıklamalarına ithafen; çocuklarına karma eğitim aldırmak istemeyen bazı velilerin mağduriyetleri. Buraya kadar tamam. Peki, çocuklarına karma eğitim aldırmaktan rahatsızlık duymayan milyonlarca velinin gün gelip bin türlü kılıfına uydurmayla tıpkı imam hatiplere mecbur edildikleri gibi karma olmayan eğitime, hadi bunun adını tam yazalım; okullarda Haremlik Selamlık uygulamasına mahkûm edilmeyeceğinin garantisini bize kim verecek?

Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan hiçbir farkı yoktur. Her ikisinin de sosyolojik olarak altyapısına bakıldığında kadını toplumdan soyutlama ve kadınların görünür kılınmasının önüne geçme çabası bulunduğu açıktır.

Birbiriyle barışamayan çocukları birbiriyle tokalaştırmamaya da mı yemin ettiniz?

Bugün daha ilkokul sıralarında cinsiyete göre çocukları ayırmak demek, yarının erkeklere el vermeyen kadınlarını onaylamak demektir, Bugün bu çocukları ayırmak demek, şu an kıyafetinden ötürü ötekileştirilen kadınların ötekileştirilmelerinin onanması demektir, Bugün bu kız çocuklarını toplumdan soyutlama çabaları, çağdaşlaşma eşiğinden her geçen gün biraz daha uzaklaşmakta olan ülkemizi en az 30 yıl daha geriye götürmek demektir. Niteliksiz eğitimle savaşmak yerine ideolojik takıntı ve saplantılarla insan hayatları üzerinden toplum mühendisliği yapmak neden?

24 Haziran seçimleri sonrasında yeni kabine belirlendiğinde Milli Eğitim Bakanı olarak Ziya Selçuk’un adı telaffuz edildiğinde, Ziya Selçuk’un eğitim alanındaki deneyimleri ve olaylar karşısında genel duruşuna bakarak birçoğumuz sevinmişti aslında. Sevinmek belki biraz tartışmalı bir bakış açısı olabilir. Sonuçta, AKP hükümetinin içerisinde yer alan bir kişinin o ideolojiden ne kadar bağımsız hareket edebileceği sorgulanabilir elbet ama birçok kişi gibi ben de en azından eğitimdeki geri gidişin önüne geçilebileceğini düşünmüştüm.

Selçuk’un twitter mesajlarını açın ve bakın.O Ziya Selçuk ki, Gezi Parkı olayları sonrasında yaptığı paylaşımda " ’Gerçek’ Gezi eylemcileri bir siyasi parti programı hazırlasa, partiler, STK'lar ve bürokrasi için yeni bir dile ilham kaynağı olabilir" diyen kişiydi. O Ziya Selçuk ki;   20 Ocak 2017 tarihinde attığı bir twitte “Hastayı röntgenine rötuş yaparak iyileştiremeyiz. Eğitim, ferdi ve milli seviyede değil, insan merkezli evrensel medeniyet düzeyinde iyileşir.” diye yazmış, gene bir diğer twitinde eşi tarafından öldürülen Ayşegül öğretmene ithafen, okul önlerindeki yaya geçitlerinde erkeklerin kadınların önünde ve kadından daha uzun boylu olarak gösterildiği levhaları işaret ederek “ Bu levhalar gibi pek çok şey, cinsiyet eşitsizliğinde toplumsal bir bilinçaltı oluşturuyor. Bu algının önüne geçebildiğimiz, kız çocuklarına verilmesi gereken önemi önce eve sonra okul sıralarına, devamında hayatın tamamına taşıyabildiğimiz, bütün bir toplum yek avaz şiddete son diyebileceğimiz zaman Ayşegül öğretmenin hatırasına daha güçlü sahip çıkacağız” demişti. 

Peki, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bu kadar açık olarak farkında olan ve yazılı olarak da ifade eden Sayın Bakan, acaba toplumsal cinsiyet eşitsizliğini karma eğitime açtıkları delikle mi ortadan kaldıracak?

Aslında ortada gene büyük bir oyun dönüyor, Geçtiğimiz haftalarda Milli Eğitim Bakanlığı Orta Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde değişiklik yapıldı ve İsmet Yılmaz’ın bakanlığı döneminde yönetmelikten çıkarılan Atatürkçülük yeniden öğretmenlerin gündemine alındı, Daha önce yönetmelikten çıkarılan Cumhuriyet Bayramı, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı, Zafer Bayramı ve mahalli kurtuluş günleri yeniden kutlama çizelgesine eklendi.

Anlatmaya çalıştığım şey çok açıkça ortada bir gelgit durumunun var olduğu. Bir tarafa Ziya Selçuk’un Bakanlık dönemi öncesi ve Milli Eğitim Bakanı olduktan sonraki açıklamalarını koyuyorum diğer tarafa yönetmelik değişikliği ve ardından apar topar ortaya atılan Karma eğitim konusunu. Öte taraftan geçtiğimiz günlerde RS Fm’de Yavuz Oğhan’ın Bi de Bunu Dinle programına katılan Birgün gazetesi yazarı ve Eleştirel Pedagoji dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ünal Özmen’in açıklamalarını anımsıyorum. Özmen, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk'un Eğitim 2018 Buluşma Toplantısında “Önümüzdeki günlerde zorunlu eğitimi de tartışacağız. Eğitim ve zorunlu kelimelerini yan yana getirenlere durun demek için buradayız” dediğini aktararak, spekülatif olabilir ama istifasının cebinde gezdiğini de duydum diye ekledi.

Perşembenin Gelişi çarşambadan belli mi?

Ziya Selçuk’un İslamcı olmadığını liberal kanatta yer aldığını biliyoruz, o halde ya AK eller tarafından sarmalanarak politik anlamda esir alındı ya da AKP hükümeti eğitim alanında kamuoyu tepkisini önlemek adına vitrine yüklenip gene satranç oynamaya başladı.

Neler olduğunu hep birlikte göreceğiz ama kendi Bakanlığı ile ilgili bu kadar hayati bir konuda açıklama yapması gerektiği halde bu konu İbrahim Kalın tarafından hem de olağanüstü bir normalize etme çabasıyla açıklanıyorsa oradan güzel kokular gelmediği bugüne kadar gözlemlediklerimizle sabittir.

 

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  2.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…