'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar

Gamze Şimsek

4 Şubat 2018
 'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar

Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi?

Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki gün önce selam verdikleriniz apar topar tutuklanıp götürülüyorlar. Hâlbuki kimseye zararı yoktu onların, diyemiyorsunuz. Tiyatro oyunları yasaklanıyor, tiyatro oyuncuları terörist damgası yiyor, yazarlar sadece düşüncelerini paylaştıkları için gece yarısı kapıları kırılarak evlerinden alınıyorlar.

Sadece yazarlar mı?

Ölümü yücelten ideoloji karşısında Barışı savunan Türk Tabipler Birliği (TTB) merkez konseyi üyeleri ve barış üzerine söz söyleyen herkes.

Bir pazar günü evinden çıkan bir vatandaş, otobüste yanındaki ile sohbet ederken kendilerini dinleyen biri tarafından polise ihbar edilip devlet büyükleri ve cumhurbaşkanına hakaretten 4 yıla kadar tutuklanma olasılığı ile karşı karşıya kalabiliyor. Hani bu ülkede yaşamasanız birilerinin sizinle dalga geçtiğini düşünebilirsiniz. Olay, 27 Ocak 2018 tarihinde Ankara'da yaşanıyor. Belediye otobüsünde yanındaki ile sohbet eden M.A adlı kadın, Gezi eylemleri ve 15 Temmuz Darbe teşebbüsüne dair fikirlerini yandaki kişi ile paylaştığı için aynı otobüste kendisini dinleyen başka bir kişinin ihbarı ile polis tarafından gözaltına alınıyor. Muhbir vatandaş, yüksek bir "sorumluluk" duygusuyla olsa gerek, kadının arkasından otobüsten iniyor, onu Kızılay'da takip ediyor ve bir alışveriş merkezinde alışveriş yaparken gelen polislere göstererek gözaltına alınmasını sağlıyor.

Tabi olayların sonuçlarına bakarken süreci göz ardı etmemek gerek. 2015 yılında Cumhurbaşkanının defalarca bir araya geldiği muhtarlar toplantısının birindeki konuşmasını anımsarsınız “Benim muhtarım hangi evde kim var, gelecek gayet uygun ve sakin bir şekilde kaymakamına, emniyet müdürüne bildirecek.”

Kısaca kanıt yok, belge yok ama havada uçuşan ihbarlar var. Bir tarafta asılsız beyanlarla mağdur olan binler, diğer tarafta ise gece yatağına uzandığında ''elhamdülillah bugünü de bitirdik çok şükür' diyen hayırlı vatandaşlar.

Ve hepimize susmamızı öğütleyen bir iktidar mekanizması var ki, sadece susun da denmiyor. Duymayın, konuşmayın, ''akıllı kızlar'' olun, yaramaz çocuklar olmayın, sakın sağa sola kaymasın gözleriniz. İşyerlerinize gidin ve akşam da doğru sıcak evlerinize dönün ve şükredin bolca, bu soğuk havalarda sıcak evlerinizde olduğunuz için. Ha sakın akşam dizilerinizi de kaçırmayın. Bu dizilerde kadınlar dövülsün hatta parmakları kırılsın. Acılar içinde kıvranırken çığlıkları kapalı kapılar ardına gitmesin diye ağızları kapatılsın ve RTÜK de buna ses çıkarmasın. Kol kırılır, yen içinde kalır ne de olsa. Ama aynı RTÜK evlilik dışı ilişki konusu geçtiği için başka bir diziye ceza kessin. Ölmek istemiyoruz biz, öldüren sevgi de istemiyoruz. Bu dizileri çocukları ile izleyen binlerce kişi var ülkede. Her gün gazetelerde okuyup, haberlerde dinlediğimiz kadına şiddet olaylarını, hem de ‘prime-time’da çocukları ile bu dizileri izleyen insanların gündemlerine sokulması neden?

“Sen Anlat Karadeniz” dizisi seyircilerden gelen tepkilere rağmen neden hala yayında?

Neredesin ey RTÜK?

Sen anlat Karadeniz dizisi videosu linki:

Hani her taciz ya da istismar olayında kadınları suçlayan zihniyet var ya "giymeseydin sen de bu kadar kısa", "bu saatte sokakta olunur mu?", "kadın dediğin iffetli olacak" vs. O kadar uzun ki bu liste.

Diyarbakır taciz

14 Aralık 2017 tarihinde Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde geçiyor olay. 4 yıl önce savaştan dolayı Halep'ten göç ederek gelen üç çocuk annesi E.X sabahleyin iki küçük çocuğunu okula götürmek için yola çıkıyor. Üstelik hamile olan 23 yaşındaki ''iffeti ile” yolda yürüyen 'Suriyeli Kadın’ın ardından bir adam yürüyor ve telefonla konuşma bahanesi ile onu sözlü olarak taciz ediyor, sonra da hızını alamayıp fiziksel tacize başlıyor. Kadından gördüğü tepki üzerine kadının üzerine yürüyor, ona vurmaya yelteniyor ve sonra da cebinden tabancasını çıkartıp kadının kafasına dayıyor. Şimdi bu olay başlı basına bir vaka. Fakat ya etraftan gelip geçenler, orada hiç bir şey olmamış gibi çöp toplamaya devam eden adam, ya gürültüyü duyan diğerleri...

Kadına şiddeti önlemek isteyen genç öldürüldü

Gürültülere kulak tıkamayıp olayların üzerine gidenler de var elbet 29 Ocak 2018 tarihinde Yedikule’de Moldova asıllı E.D'ye telefonunu çaldığı iddiası ile saldıran ve saçından sürükleyerek binmeye çalıştığı taksiden indirmeye çalışan Ayhan A.'ya müdahale eden Yunus Emre İzol ve arkadaşları gibi. Yani şu an hayatta olmayan Yunus Emre İzol gibi. “Ayıptır, karşındaki kadın, neden vuruyorsun”

İşte bu cümle, belki de Ayhan A.'nın bıçak darbeleri ile hayatını kaybeden Yunus Emre'nin bu hayatta kurduğu son cümlelerinden biriydi. 

Vatandaşların ceplerinde tabancalar, bıçaklar... Eşkıyaların hüküm sürdüğü bir memlekete döndük. Bu nasıl bir iştir?

İhsan Şenocak

Ama bütün bunlar kot pantolon giyen kızlar yüzünden oluyor (!) Ne de olsa 'cehennemlik’ onlar. 'Yani kızın şu sokaktan geçip de okula pantolonla giderken yüreğin parçalanıyor mu senin‘ diyen ilahiyatçı İlhan Şenocak diyanet tarafından 3 ay önce görevinden alınmıştı. Geçtiğimiz günlerde görevine iade edilen Şenocak'ın göreve dönüşünü, Yeni Akit gazetesi “Yanlıştan Dönüldü” başlığı ile haber yaptı. Peki, ne demişti İlhan Şenocak; “18 yaşında kaşını aldıran kızın üniversiteye giderken o halde, yüreğin parçalanmıyorsa vallahi kıyamet günü cehennem seni parçalayacak. Allah’ın emanetini ne hale getirdin? Sevindin üniversiteyi kazanınca; ODTÜ’ye, Boğaziçi’ne gidince sevindin. Doktor olacak, mühendis olacak, 5 milyar aylık alacak, arabaya binecek, eşine mecbur olmayacak, mahkûm olmayacak... Peki onlara sevindin, kot pantolonuyla erkeklerin bakışı arasında kızın yürüyor, delikanlılar arkasına takılmışlar, arkandan gidiyorlar. Yavrunu cehenneme attın, cehenneme. Kardeşim... 500 koyunu dağ başında ateşe atan çobana sen koyunun hesabını soruyorsun da oğlunu, kızını torununu film setlerine, sokaklarına üniversite salonlarına amfilerine soyup da atan dedelerden babalardan cehenneme atılan yavruların hesabını Allah sormayacak mı?”

“Cehenneme atılan” yavruların hesabını Allah sorar mı bilemeyiz, fakat küçücük çocukları yaşarken öldüren sapık zihniyetli öğretmenlerin cezalandırılabileceğini(?) biliyoruz elbet ya da en azından umuyoruz…

Fakat maalesef ki Diyarbakır'da 16 yaşındaki öğrencisine cinsel tacizde bulunan İmam Hatip Lisesi öğretmeni 34 yaşındaki A.B suçunu kabul ettiği halde mahkemeden ödül niteliğinde iyi hal indirimi alıyor. Mahkeme tarafından 'sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, önce iki kez ceza artırımı yapılarak 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına rağmen sanığın geçmişi, yargılama sürecinde gösterdiği davranışı ve cezanın geleceği üzerindeki etkisi gerekçe gösterilerek cezası 4 yıl 8 ay 7 güne indiriliyor. Üstelik tacizde bulunduğu öğrencisinin babasına attığı mesajda “Bir hata işledim şeriata gidelim suçun Allah’ın şeriatı doğrultusunda mahkeme edilmesi gerekir. Cezam ölüm de olsa razıyım” demiş olan yani suçu apaçık ortada olan A.B ödüllendiriliyor. Tecavüzcü öğretmenin yaptığı korkunç olayın sonuçlarını bundan sonraki yaşamının her anında yaşayacak olan 16 yaşındaki kız öğrencinin geleceği üzerindeki etkisini düşünmeyenler, tecavüzcülere verecekleri cezaları onların gelecekleri üzerindeki etkiyi göz önüne alarak veriyorlar.

Taciz davasında üst üste skandal.. Başka okula atandı, şeriat mahkemesi istedi

Her duyduğumuz haberde bu kadarı da olmaz diyoruz. Ülke koca bir foseptik çukuru gibi her yerden gelen pis kokular mide bulandırıyor. Bizlere akıl tutulması yaratacak bir başka olay daha:

Diyarbakır'ın Lice ilçesinde 2016 yılında 6 öğrenciye cinsel istismarda bulunan 'öğretmen' F.Ö 'nün 72 yıla kadar hapsi istenen davasında beraat kararı açıklanıyor. Gerekçeli karar F.Ö' nün eylemlerinin öğrenciler tarafından yanlış anlaşılabilecek davranışlar ve fiziki temaslar olduğu, sanığın söz konusu eylemleri cinsel nedenle yaptığına dair delil bulunmadığı. Oysa ki, iddianame var; şüphelinin 2014-2016 yılları arasında ders sırasında cinsel arzularını tatmin etmek için birden fazla kez öğrencilerine dokunup elbiselerinin içine elini sokarak onlara sarıldığına dair. Fakat maalesef ülkede suçlular, suça teşvik edenler hep mağdur(!) Tabi konu bu kadarla da kalmıyor. Gözaltında kaldığı süre nedeniyle maddi ve manevi zararını devletten isteyebileceğini sanığa bildiriyor 'yüce mahkeme' ve 3 bin 960 liralık avukatlık ücretinin de hazineden alınarak F.Ö' ye verilmesine dair karar çıkıyor.

Kadınlar okullarına giderken sokak ortasında yumruklanıyor. Köpeklere tecavüz edenler pişkince 'nefsime hakim olamadım, yatırdım ama yapamadım' cevapları ile sadece aldıkları ev hapsi ile kalıyor. Polisler Mardin'de olduğu gibi kadınlara tecavüz ediyor ama sanık ve arkadaşlarından aldığı tehditler yüzünden tecavüz edilen, yaşadığı kenti terk etmek zorunda kalıyor. Ülke savaştayken savaşa karşı fikir bildirenler gözaltına alınıyor. Diyanet ise her gün bir yenisini açtığı Kur’an kursları ile ülke içerisinde cihat yapmanın keyfini yaşıyor...

Her yer suç mahalli. Kapılarımızın önünde bile güvende değiliz artık. Tıpkı Bursa Kestel'de olduğu gibi ansızın 3 vandal arabayla sizi evinize kadar takip edebilir ve araba kullanmanı beğenmedik, diye sizi canice dövebilir.

Kahkahaları susturulmaya çalışılanların sadece kadınlar olduğunu mu sanıyorsunuz? 

“Gülemiyorsun ya, gülmek

Bir halk gülüyorsa gülmektir.

Ne kadar da benziyoruz Türkiye'ye Ahmet Abi” diyen Edip Cansever mısraları gibiyiz nicedir.

 

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  2. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…