Prof. Dr. E. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu tutuklandı

5 Kasım 2011
Prof. Dr. E. Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu tutuklandı

-Sanki Hitler Almanyasındayız: Akademik arastırmalar terör suçu!

- Üniversitelerden ses geldi: "Biz de Akademide Ders vermek istiyoruz"

-CHP'de KCK tartışması

 

***

 

 

Sanki Hitler Almanyasındayız: Akademik arastırmalar terör suçu!

Zarakolu, Türkiye'nin  hızlı bir değişimden geçtiğini, giderek otoriterleşen bir sistem haline geldiğini ifade ederek, "adete 12 Mart dönemini  hatırlatıyor" dedi.

Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise, Savcılığın "Neden Türk vatandaşlığı demediniz?" şeklindeki sorusuna 1921 Anayasası'nda da bu kavramın kullanıldığını, yeni anayasa çalışmalarında da bu yönde bir değişiklik eğiliminin yaygın olduğunu belirterek yanıt verdi.

Ragıp Zarakolu, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde verdiği  ifadesinde, Türkiye Yayımcılar Birliği Başkanı olduğunu anımsatarak, bu şekilde kimliği olan birinin silahlı terör örgütüne üye olmakla suçlanmasının mantığını anlamıyorum" dedi.

15 yıldan beri düşünce ve yayınlama özgürlüğü komitesinin Türkiye tensilcisi olduğunu belirten Zarakolu, "Bunun dışında iki yıl önce Ankara'da düzenlenen 5'inci ulusal yayın kongresinde düşünce ve yayımlama özgürlüğü komitesinin başkanıydım. Bu toplantıda üye, komiser üye, yayıncılar ve yazarlardan ve avukatlardan oluşan bir komite idi. Burada kanunları tartıştık, bir kısım değişiklikler yapılması noktasında ortak bir fikir oluşturmaya çalıştık. Tartıştığımız konulardan biri de TMK'nun terörle düşünceyi ayırt  etmeyi iyi beceremediği için ne kadar büyük sorunlar yaşadığına şahitlik ettik.  Ben de şuan bunun bir örneğiyim" diye konuştu.

Mahkemede yaptığı çalışmaları da anlatan Zarakolu, "1998 ve 2008 yıllarında dünya yayıncılar birliği ödülünü aldım. 2003 yılında Norveç Kültür Banklığı ödülünü aldım. 2010'da Ermenistan Ulusal Kütüphanesi ödülünü aldım. Bu şekilde kimliği olan birinin silahlı terör örgütüne üye olmakla suçlanmasının mantığını anlamıyorum. Bu suçlamanın  başka bir terör olduğunu düşünüyorum."

Oğlu Deniz Zarakolu'nun İnşaat Mühendisi olduğunu söyleyen Zarakolu, BDP'nin siyaset akademisinde ders verdiği için KCK'den tutuklandığını söyledi. Oğlunun bir partide siyaset akademisinde ders vermesinin o partinin kalitesini yükselttiğini belirten Zarakolu, "bir anlamda kamu hizmetidir. Sivil toplumun gelişmesine katkı sunar. Ben oğlumla birlikte Belge Uluslar arası Yayıncılık isimli bir yayın evini yönetiyorum. Oğlumdan sonra benim hürriyetimden yoksun bırakılmam halinde bu yayınevi idare edilemeyecektir. Biz 12 Eylül döneminde dahi hakkımızda açılan davalarla demokrasi mücadelesi verdik. bu davaları kazandık. Ben savcılık ifademde de belirttiğim üzere belirtilen tarihlerde değişik vesilelerle siyaset akademisinin davetlerine katıldım. Çünkü beni davet etmişlerdi. Ben de oğlumun ders verdiği bir kuruma gitmekten onur duydum. Devletin yasal bir partisinin  yasal bir kuruluşunun bir takım davetlerine katıldığım için veya diğer vatandaşlar buradaki kültürel etkinliklere katıldıkları için hakkımızda terör örgütüne üye olma suçlaması ile bu soruşturmanın başlaması halinde adete bize tuzak kurulduğunu düşünüyorum.

Türkiye'nin  hızlı bir değişimden geçtiğini söyleyen Zarakolu, giderek otoriterleşen bir sistem haline geldiğini ifade ederek, "adete 12 Mart dönemini  hatırlatıyor" dedi. Bu nedenle bütün bu değerlendirmeleri gözeterek, mahkemenizce ben, kitaplarımdan ayırmayacagını ümit ediyorum diyen Zarakolu, suçlamaları kabul etmediğini belirterek, suçsuzum" dedi.

Prof. Dr. Büşra Ersanlı ise, mahkemede verdiği ifadede silahlı terör örgütü ile hiçbir ilgisinin olamayacağını, bunun şüphesini dahi kabul edemeyeceğini söyledi. KCK isimli yapılanmayla ilgisinin bulunmadığını belirten Ersanlı, kendisine savcılıkta sorulan notların "akademik araştırmalarına ilişkin tutmuş olduğu notlar ile parti içi görevi nedeniyle toplantılarda ve katılmış olduğu panellerde aldığı notlar" olduğunu ifade etti. Bu notların silahlı terör örgütüyle bir ilgisinin olmadığını belirten Ersanlı, "Dolayısıyla hakkımda yöneltilen suçlamayı kabul etmiyorum" dedi.

Siyaset akademisine birkaç kez ders vermek için gittiğini, bu derslerde Kadın Adaylarını Destekleme ve Eğitme Derneği için hazırladığı kitabını anlattığını söyleyen Prof. Ersanlı, "Kitabımın adı Türkiye'de Siyasi Kültür ve Siyasal Sistem'dir. Ben Çarşamba günü vereceğim doktora semineri ve parti içindeki görevim nedeniyle Anayasa Komisyonu için yaptığım çalışmaları aksatmak istemiyorum, bu nedenle mahkemenizce tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı talep ediyorum" diye konuştu.

Ersanlı'nın avukatı Ercan Kanar ise şunları kaydetti: "Bu dava düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik darbedir, çünkü akademide verilen seminer, ders gibi faaliyetler akademik kapsamda değerlendirilmelidir. Akademi faaliyetini silahlı örgüt faaliyeti olarak değerlendirilmesi mümkün değildir." Av. Gül Altay ise müvekkili ile ilgili suçlamaların hiçbir hukuki dayanağının olmadığını, müvekkilinin serbest bırakılmasını istediğini ifade etti.

SAVCILIK: KENDİ KADERİNİ TAYİN NE DEMEK?

Av. Kanar'ın beyanına göre, soruşturma savcılığı, Ersanlı'ya notlarda geçen  "Kendi kaderini tayin hakkı" kavramından ne anlaşıldığını sordu. Ersanlı da bu kavramın hukuksal dayanağının bizzat Türkiye'nin imzaladığı BM sözleşmelerinde yer aldığını söyledi. Bir diğer ilginç soru ise yine notlarda geçen "Türkiye vatandaşlığı" kavramıydı. Ersanlı ile avukatı, savcılığın "Neden Türk vatandaşlığı demediniz?" şeklindeki sorusuna 1921 Anayasası'nda da bu kavramın kullanıldığını, yeni anayasa çalışmalarında da bu yönde bir değişiklik eğiliminin yaygın olduğunu belirterek yanıt verdi.

Savcılığın "yerel yönetimin özerkliğinden ne anlıyorsunuz?" sorusuna Ersanlı, "Türkiye'nin Avrupa yerel yönetimler, özerklik şartını imzalayıp onaylaması ile Türkiye'nin bu yönde yükümlülükleri olduğunu, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ihtiyacının sürekli tartışıldığını belirttik" cevabını verdi.

Savcılığın, Roj TV'ye programa çağrılmışsınız? Sorusuna ise Ersanlı, "AKP'de bakanlık ve milletvekilliği yapanlar içinde dahi çok sayıda şahsın telefonla katıldığını belirttik" dedi.

Ersanlı ile Av. Kanar, "İspanya örneğinden ne anlıyorsunuz?" sorusuna da "Tansu Çiller döneminde dahi İspanya'daki etnik sorunlarının çözülmesine ilişkin araştırmaların yapıldığını,  son dönemdeki demokratik açılımda da İspanya'dan deneyimli bilim insanlarının bizzat hükümet tarafından çağrıldığını biliyoruz"  yanıtını verdi.

BİRGÜN / 02 Kasım 2011


"Biz de Akademide Ders vermek istiyoruz" imza kampanyasi

Prof. Dr. Büşra Ersanlı'nın yasal bir siyasi partinin meşru faaliyetleri çerçevesinde oluşturulmuş "siyaset akademisi"nde ders verdiği için gözaltına alınması ve tutuklanması sürecini esef ve kaygı ile izledik. Siyasi
partilerin eğitim faaliyetleri siyaset dilini ve kültürünü güçlendirmeye olduğu kadar, akademinin sözünü kampus duvarlarının dışına taşıyarak hayatla buluşturmaya olanak sağladığı için de vazgeçilmezdir. Büşra Hoca'nın tutuklanması toplumsal muhalefetin olgunlaşmasına ve üniversitenin sözünün hayatla buluşmasına olan tahammülsüzlüğün yeni bir örneğidir.

Biz aşağıda imzası bulunan akademisyenler üniversite dışındaki birçok farklı kurum ve kuruluşta, sivil toplum örgütünde ders verdik ve vermeye devam edeceğiz. Uzmanlık alanlarımız çerçevesinde yer aldığımız eğitim

faaliyetlerinin terör faaliyeti olarak damgalanması ve kamuoyuna böyle yansıtılmasını kabul edemeyiz.

Üniversite ve siyaset üzerindeki baskı ve yıldırma politikalarına dur diyebilmek için biz de BDP siyaset 

akademisinde ders vermek istiyoruz.

İmzalar

Prof. Dr. Arslan Sonat
, Prof. Dr. Aykut Çoban, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Eser Köker, Prof. Dr. Göksel N. Demirer, Prof. Dr. Kemal İnal, Prof. Dr.Levent Köker,  Prof. Dr. Meral Özbek, Prof. Dr. Mine Gencel Bek, Prof. Dr. Nur Betül Çelik, Prof. Dr. Ruken Öztürk, Prof. Dr. Serpil Sancar, Prof. Dr. Sevda Alankus, Prof. Dr. Yüksel Akkaya, Doc. Dr. Aksu Bora, Doç. Dr. Bedriye Poyraz, Doç. Dr. Erel Tellal, Doç. Dr. Fikret Başkaya, Doç. Dr. Gökhan Atılgan, Doc. Dr. Gülseren Adaklı, Doc. Dr. Sevilay Çelenk, Doç. Dr. Sibel Özbudun, Doç. Dr. Tansu Açık, Doc. Dr Ülkü Doğanay, Yrd. Doc. Dr. Engin Sarı, Yrd. Doç. Dr. Dilek Hattatoğlu, Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli, Yar. Doç. Dr. Mustafa Kemal Coşkun, Yrd. Doç. Dr. Yücel Demirer, Yrd. Doc. Dr. Umut Tümay Arslan, Dr. Barış Ünlü, Dr. Fatma Bostan Ünsal, Dr. Faruk Alpkaya

EĞİTİM-SEN İSTANBUL ÜNİVERSİTELER ŞUBESİ


CHP'de KCK tartışması

İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak'ın, KCK soruşturmasında tutuklanan Prof. Ersanlı ve Yayıncı Zarakolu'na destek için bildiri yayınlanmasını istemesi CHP Grubunu karıştırdı

CHP Grubu'nun basına kapalı bölümünde PKK'nın şehir yapılanması olduğu öne sürülen KCK'yla ilgili bir tartışma yaşandı. İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak'ın, KCK'ya yönelik soruşturma kapsamında tutuklanan Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve Yayıncı Ragıp Zarakolu'na destek olmak için bir bildiri yayınlanmasını istemesi tartışma yarattı. Sinop Milletvekili Engin Altay, "Böyle bir metin imzalanamaz. KCK'nın PKK'nın şehir yapılanması olduğunu bilmeyen var mı? Burası CHP, başka bir parti değil" dedi. Tepkiler üzerine Toprak'ın önerisi oylanmadı.

‘BURASI STK DEĞİL'

CHP
İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, Prof. Dr. Büşra Ersanlı ve yayınevi sahibi Ragıp Zarakolu'nun tutuklu yargılanmalarını protesto ettiğini belirterek, destek verilmesi gerektiğini ve bu konuda bir bildiri yayınlanması gerektiğini söyledi. Bu konuda bir bildiri hazırladığını belirten Toprak'ın, "İmza atmak isteyen atsın" sözleri ise grupta tepki çekti. Toprak'ın önerisine karşı çıkan bazı vekiller, "Burası şirket mi, grup kararı olmaz. Burası sivil toplum örgütü değil" dedi.

‘BURASI
CHP, BAŞKA BİR PARTİ DEĞİL'

Öneriye karşı çıkan Sinop Milletvekili Engin Altay'ın, "Olmaz, grup kararı yok. Böyle bir metin imzalanamaz. KCK'nın
PKK'nın şehir yapılanması olduğunu bilmeyen var mı? Burası CHP, başka bir parti değil" dediği ifade edildi.

TOPRAK: SIZDIRANLARI KINIYORUM

CHP
İstanbul Milletvekili Binnaz Toprak, partisinin dün basına kapalı yapılan grup toplantısında konuşulanları basına sızdıranları kınadığını söyledi. Toprak, Mecliste gazetecilerin, "KCK soruşturması kapsamında tutuklanan Ragıp Zarakolu ve Prof.Dr. Büşra Ersanlı konusunda bir bildiri yayınlanması talebiniz olmuş. Ancak buna itirazlar olmuş. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?" şeklindeki sorusunu yanıtladı.
Basına kapılı bir toplantı yapıldığını, bu konuda bir şey söylemek istemediğini ifade eden Toprak, şöyle konuştu:
"Bunu basına sızdıran arkadaşlarımı ya da arkadaşımı kınıy
orum. Bunu kim, kaç kişi yapıyor bilmiyorum ama her defasında aynı şeyi tekrarlıyor. Kapalı ortamda söylediğiniz, tartıştığınız bir mesele anında basına yansıtılıyor. Ben de bu tür bir şeye alet olmak istemiyorum. Konuya meşruiyet kazandırmak istemiyorum. Çünkü, yapılanı, etik ve meşru bir davranış olarak görmüyorum. Kınıyorum bunu yapan arkadaşları. Bunun yapılmaması gerekir. Pek çok şey tartışılır o ortamlarda. Açıklanacak şeyler açıklanır ama açıklanmamışsa, gidip bunu arkadan birazcık da hangi mevkide olduğu belli olmayan bir şekilde basına yansıtmak fevkalade yanlış."  (anka, aa) 02/11/201




ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…