21. Yüzyıl endişe çağı olarak başladı

25 Mayıs 2011

İçinden geçtiğimiz çağdönümü, barbarlık ve özgürlük eğilimlerini bir arada içerİyor. Yeni teknoloji biçimleri hayatı hem kolaylaştırmanın olanaklarını, hem de tahrip etmenin, insanlık-dışılaştırmanın araçlarını sağlamakta. Bir yandan çalışma saatlerini azaltıp boş zamanı artırırken, öte yandan onların kapitalist kullanımı kitlesel işsizliğe ve yeni kölelik biçimlerine yol açıyor. Elektronik ve bilişim teknolojileri, öğrenim biçimlerini kolaylaştırıp bilginin dolaşım hızını arttırırken, halkın gözetim altında tutulma olanaklarını, medya tekellerinin tahakkümünü de arttırmaktadır. Medya teknolojileri zihinsel faaliyetleri güçlendirme, yerel ve evrensel kültürün yeni sentezlerine aracı olma, böylece kültür ve sanata daha insanı ve daha özgürleştirici içerik kazandırma imkanı yaratırken, onların tekelci kullanımı manipülasyon ve yönlendirmelerle zihne ket vurmakta, her türlü şiddeti ve vahşeti küreselleştirmektedir.

Geleneksel enerji biçimlerinin tükenmekte oluşu sistemin tüm yapılarını sarsmakta, yeni enerji arayışlarını gündeme sokarken savaşları da kızıştırmaktadır. Teknoloji ise, insanların içinde yaşadığı doğal, organik çevreyi yapay bir çevreye dönüştürmüştür. Batı uygarlığının egemenliği altında, biyolojik ve ekolojik tabanımızla kopukluğumuz geçmişteki herhangi bir uygarlıkla kopukluktan daha büyük. Nükleer felaketin sürekli tehdidi yanısıra ekolojik dengenin bozulması, küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi tüm canlılığı yokolma riski ile karşı karşıya bırakan kapitalist aklın tukenisine işaret ediyor.

Bilgisayar ile astroloji, cep telefonu ile tarikatlar, gen haritası ve klonlama ile köktendincilik gibi aklın ürünleri ile akildisilik yanyana geliyor. "Serbest" hukuksuzluk bölgeleri, gri alanlar, artan yoksulluk-açlık yöreleri, sıklaşan krizler, işsizlik, durgunluk, karaparaya boğulmuş küresel finans sistemi; kültürel kriz, barınmadan aşk'a, sanattan rasyonel bilgiye değin yaşamın gelişmiş biçimlerini tehdit eden barbarlık pratikleri; gelişmiş toplumların, savaşın, katliamın, sidetin edilgen izleyicisi haline gelmesi; tepedekilerin oyununa dönüşen demokrasi.. Tüm değerlerin içerikleri boşalıyor. İşte sermaye egemenliğinin geldiği eşik: insanlığı ve dünyayı yıkıma sürükleyen yeni-barbarlık.

 

 

19. Yüzyıl ve 20. Yüzyılın ilk yarısında tarih genel olarak düz bir ilerleme olarak görülüyordu; insan yetilerinin ve aklının birikimsel ilerlemesi, belirsizlik ve boş inançlardan, dogmalardan belirlilik yönüne doğru bir hareketti. Değişim ve dönüşüm de belirlilik ve ilerlemeyle gelirdi. Dünyanın dönüşümü, araçlar ve amaçlar; öngörülebilir, bilinebilir ve anlaşılabilirdi. Dünya, şeylerin nasıl devindiklerini bildiğimiz bir belirlilik dünyasıydı. Bugünün dünyasının özellikleri ise belirsizlik, dengesizlik ve tehlike. Ve tarih sarmal bir biçimde tekrar ediyor. Belirsizlik ve gelecek endişesi, insan toplumlarını yeniden boş inançlara doğru sürüklüyor. Din, bu kez, ozellile sömürünün keskin, ıstırabın ve yoksullagun yaygın olduğu Doğu'da, "kalpsiz dünyanın kalbi" olarak yükseliyor. Özgürlük ve eşitlik özlemlerine, akla ve bilime, seküler yaşam tarzına karşı -sermayenin yeni bir tahakküm biçimi olarak- siyasallaşıyor.

21. Yüzyıl hem dünya hem de ülkemizde bir endişe çağı olarak başladı. Sermaye imparatorluğunun dünyanın her köşesinde gericiliğe yol vermesi yeni bir ortaçağa girişin örnekleri olarak boyveriyor. Ülkemizde siyasal islam kendisini bir toplum düzeni olarak dayatıyor.

Endişeli.org, insanlığın bütün ilerici birikimine sahip çıkarak özgürlük ve eşitlik için, doğa ile uyumlu bir gelecek adına endişe edenlerin sesi, aklın isyanı olmak için yola çıkıyor.

 

Endiseli.org

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…