'Afganistan'da çatışan İslamcılar, Filistin'de neredeydi?'

21 Ekim 2012
 'Afganistan'da çatışan İslamcılar, Filistin'de neredeydi?'

HDK'nin Ortadoğu Konferansı'nda, "Siyasi İslam ve Dış Müdahaleler" konusu tartışıldı. Bölge ülkelerinde siyasi İslam'ın iktidara geldiğini belirten konuşmacılar, siyasal İslam'ın hiçbir zaman antiemperyalist olmadığını savundu. Faik Bulut, "Afganistan'da Sovyet işgaline karşı savaşmak için gidenler, aynı tarihlerde niçin İsrail işgaline karşı savaşmak için Filistin'e gitmediler?" diye sordu.

İSTANBUL- Halkların Demokratik Kongresi'nin gerçekleştirdiği Ortadoğu Konferansı'nın ilk günkü programı, "Halklar Uyanırken, Siyasal İslam ve Dış Müdahaleler" oturumuyla devam etti. Günün son oturumunda, "Arap halk hareketleri ve dış müdahaleler", "Ayaklanma süreçlerinde siyasal İslam'ın rolü, geleceği", "Sünni-Şii çatışması; kurgu mu, gerçek mi?", "Mezhepler çatışması niçin, nereye kadar?" sorularına yanıtlar arandı.

Prof. Dr. Gencay Gürsoy'un moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Faik Bulut, Mehmet Bekaroğlu, Mısır Komünist Partisi'nden Bahiga Hussei, Lübnan Komünist Partisi'nden Ali Selman, FHKC'den Meryem Ebu Dakka, Tunus Emekçiler Partisi'nden Hamma Hammami ve Almanya Rosa Luksemburg Vakfı'ndan Erhard Crome konuşmacı olarak yer aldı.

Gürsoy, bedenini ateşe vererek Arap devrimlerini başlatan Muhammed Buazizi ve bugün Türkiye cezaevlerinde açlık grevinde bulunan tutukluları selamladı.

img7317.jpg

MISIR KP'Sİ: 'TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN, MISIR SÜNNİ ÜÇGEN OLUŞTURUYOR'

Mısır Komünist Partisi'nden Bahiga Hussei (Behice Hüseyin), Mısır ve Ortadoğu'nun çok çetin bir süreçten geçtiğini, Siyasi İslam'ın ABD desteğiyle iktidara geçtiğini söyledi. Mısır'ın bir dönem siyasi ve ekonomik olarak bölgede önemli roller üstlendiğini belirten Hussei, devrimden sonra Müslüman Kardeşler ve diğer Selefi örgütlerin iktidarda bulunduğunu ifade etti. Mursi'nin "Müslüman bir ülkenin devlet başkanıyım" diyerek ülke halklarını böldüğünü dile getiren Hussei, Enver Sedat döneminde de benzer ötekileştirme politikası izlendiğini ifade etti. Aynı politikanın Mübarek rejimi döneminde de sürdüğünü hatırlattı.

Sina yarımadasındayeni çatışmaların tetiklendiğine dikkat çeken Hussei, "Sina'da bir İslami hilafet inşa ediliyor diye düşünce yayılıyor. Asla böyle bir durum yok. Sünni-Şii çatışması yaratılmak isteniyor. Gelişmekten yoksun bu bölgede bir dinsel çatışmadan çıkıp ırksal bir çatışma da yaratılabilir" dedi. Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye'nin Sünni bir eksen yaratmak istediğini ifade eden Hussei, "Bu üçlü, bu bölgede Sünni-Şii eksenli çatışma yaratarak, etniksel ve dinsel daha kapsamlı çatışma ortamı yaratmak istiyorlar" dedi.

Demokratik ve devrimci güçlerin, kadınların devrim sürecinde bedeller ödediğini belirten Hussei, bu güçler aynı zamanda İslamcı güçlerin tahakkümüne karşı bir savaş yürüttüğünü söyledi. Siyasal İslam ve neoliberallerin birlikte hareket ettiğine dikkat çeken Hussei, anayasada yapılan değişikliklerle bu kesimin toplumun ve emekçilerin geniş kesimini dışladığını belirtti. Hussei, "Buna karşı savaşımımızı sürdüreceğiz" diye konuştu.

Mısır'da yeni bir rejimin inşa edilmeye çalışıldığını ancak bunun ekonomik ayağının bir önceki yönetimle aynı olduğunu belirten Hussei, "Halk ve toplumsal kesim ise haklarını istemek için sokakları terk etmiyor. Son bir ay içerisinde emek hareketinin 1400 sokak eylemi gerçekleşti. Bunun karşısında ise Hıristiyanlara ve kiliselere yönelik saldırılar başlatıldı" dedi.

"Bizler sınıfsal olarak ötekileştirilenlerin yanındayız. Sol güçler tarafından oluşturulan Milli Demokratik Cephe olarak yeni bir seçime ve daha önemlisi büyük bir savaşa hazırlanıyoruz" diyen Hussei, "Sadece içeride güç olmamız yetmiyor. ABD ile, S. Arabistan ile de savaşmak durumundayız" dedi.

Hussei, konuşmasını, Nazım Hikmet'in "En güzel günler henüz daha yaşanmamış olandır" sözleriyle tamamladı.

TUNUS EMEKÇİLER PARTİSİ: “ARAP BAHARI'NIN BİZİ İLERİYE GÖTÜRMEYECEĞİ KESİN”
Tunus Emekçileri Partisi Hamma Hammami, “Bizler olup bitenleri bilimsel olarak devrim diye kabul ettik” diyerek emperyalist güçlerin Arap dünyasında yaşanan gerçekleri göstermemeye çalıştığını söyledi. “Arap halklarımıza ABD ve Siyonist işgal var. Tunus’ta olanlar bir boşluktan gelmediği için devrim olduğunu düşünüyoruz.

Örgütlü olmasa da genel bir programa sahipti ve biz gerici bir rejimden başka bir gerici rejime geçtik” diyen Hammami, sözlerine şöyle devam etti: “Örgütlenme ve bilinç eksikliği depremlerin yol ortasında kalmasına neden oldu. Emekçi ve işçi hareketinin eksikliği de vardı ve emperyalist güçler bu devrimleri seyretmedi, müdahale etti, devrimleri benimseme gibi bir hareketle davrandılar. Hem Mısır hem Tunus’ta devrimcileri benimseyip ılımlı İslamcıları öne çıkardılar. Libya, Bahreyn’de askeri müdahaleyle gerçekleşti. Üçüncü yol ise iç savaş yani Yemen ve Suriye’de bir iç savaşa dönüştürmeye çalıştılar. Suudi ve Katar gibi gerici ülkelerin siyasi müdahaleleriyle gerçekleştirmeye çalıştılar. Arap Baharı’nın bizi ileriye götürmeyeceği kesin.”

img7225.jpgLKP: “İSLAMCILAR DEVRİM ÜZERİNDE TEPİNİP İKTİDARA ULAŞTI”

Lübnan Komünist Partisi’nden Ali Selman Arap halk ayaklanmalarının açlığa, işsizliğe karşı ortaklaştığını ifade ederek halk hareketlerinin hala sonuca varmadığını söyledi. Selman, “İslamcılar devrim üzerinde tepinip iktidara ulaştı. Bizler İslamcı güçlerin özellikle Tunus ve Mısır’da istikrara ulaşamayacağını düşünüyoruz. ABD ve İsrail konusunda Arap halklarının isteklerini gerçekleştiremeyecekler, halkların karşısında duramayacaklar. İslamcı güçler ekonomik reform başarısına ulaşamayacak, İslam güçlerinin özgürlükler konusunda ne olduğunu da biliyoruz. Önceki iktidarlardan daha beterler” diye konuştu.

Selman, “Devrimci sol örgütlerin birleştirilmesi, her ülke kendi programını yapıp gelişmesi gereken yolları düşünüp emperyalizme karşı nasıl savaşılacağını belirlemesi gerekiyor. Yeni bir ayaklanma dalgasının oluşturulması gerekiyor. Sınıfsal ayrışmanın derinleştiğini düşünüyoruz. Üstlerin kapatılması için talepleri yükseltmek gerekiyor. Silahlardan arındırılmış bir Ortadoğu için savaşmalıyız. Solun bir cephesinin oluşturulması ve Arap sol kongresine işaret etmek gerekiyor. Özgürlükler ve demokrasi için kampanyaların başlatılması, Arap toprağında bulunan tüm kaynakların eşit dağıtılması ve ortaklaşmanın koordinasyonun artırılması, Arap solunun medyadaki rolünün artırılması gerekiyor. Hepimizin İsrail’e karşı savaşması gerekiyor” diye konuştu.

Selman, Suriye’de yaşanan gelişmeleri, “Elbette Suriye rejiminin diğer Arap rejimlerinden farkı olduğunu düşünüyoruz. Çürümüş bir rejim olsa da bu rejimin ABD projesine izin vermediğini düşünüyoruz. Ancak Suriyeli arkadaşlarımıza da dediğimiz gibi bu rejim, bu rejimi korumaya yetecek noktada değildir. Bu rejimi halktan değil halkla korumak gerekiyor. Biz 3. seçenek olması için uğraştık. En azından hangi Suriye’yi istiyoruz gelecekte? Çünkü rejim zaten düşmüş durumda. Bu sloganı taşıyan harekete ihtiyacımız var” şeklinde değerlendirdi.

“Suriye’de bir cephe oluşmalı, demokratik ve solcu olan kesimleri birleştirip bir kongre yapmalı. ABD projelerine karşı durabilecek direnişçi bir Suriye yaratılması gerekiyor” diyen Selman, Suriye’de yaşanan gelişmelerin Lübnan’da “ateşe sürüklenmiş bir alan” olarak yansıdığını ifade etti. Selman, “Lübnan toprağında çok kırılgan bir döneme şahit oluyoruz. Uluslar arası çatışmaların bir merkezi haline dönüştürülüyor. Lübnan’da yeniden etnik gruplar arasında çatışmayı yaratmak istedikleri görülüyor. Büyük zorluklarla karşı karşıyayız” dedi.

Selman, “Bizler komünist parti olarak Türkiye’nin Suriye’ye karşı savaşa girdiğini düşünüyoruz. Mültecileri koruma bahanesiyle cihatçıları, selefileri destekleyerek, silah sunarak savaşı destekliyor. ABD’nin ve Katar’ın Lübnan’da koruma alanı yaratmak isteği vardı Türkiye bunu yaptı. Buna hepimiz karşı çıkacağız” dedi.

img7234.jpg

FHKC: 'BÖLÜNMEYİ DURDURAMAZSAK İŞGALİ DURDURAMAYIZ'

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)’den Meryem Ebu Dakka, “Biz Filistinliler olarak direnen halkız, milli bir direnç içindeyiz, siyonizme karşı savaş veriyoruz ve devlet kuruyoruz. Emperyalizm ve Siyonizm kitaplardan gelmiyor, bunların ne kadar pis olduğu kitaplardan görülmez. Biz cesetlerimiz üzerinde öğrendik. Filistin’in özgürlüğü bütün halkların özgürlüğüdür. Emperyalizmin ileri karakolu olan siyonizme karşı savaşıyoruz” dedi.

Dakka, “İsrail bütün gücünü topladı, Filistin’i bölmek istedi ama Filistinliler birleşmeyi başardı. Her zaman birleşik olmamız lazım. Bizim düşmanlarımız bizi işgal edenlerdir, biz Filistinliyi Filistinliye kırdırmayız. Oslo süreci bizim için yıkımdı, tuzaktı. İsrail hiçbir zaman Filistin’de kutsalı olmadığını bilsin. Filistin bizim toprağımızdır, bizler beraber savaşmayı kabul ettik. FHKC olarak bölünmeye karşı her şeyi yapıyoruz. Bu geçici süreçtir, demokratik devleti kurana dek savaşacağız” diye konuştu.

“Gazze en yüksek kanser oranına sahip”

Savaşlardan ötürü Gazze’nin şu an en yüksek kanser oranına sahip olduğunu söyleyen Dakka, “Gazze sanki şu an bütün dünya ordularına karşı savaşıyor, dünyanın en yüksek kanser oranı Gazze’de. 10 yıl sonra Gazze’de yaşam kaybolacak, tuzlu su içiyoruz, bilmediğimiz hastalıklarla uğraşıyoruz. Biz bu topraklarda öleceğiz, çocuklarımız da burada doğacak ve ölecek” dedi.

Dakka, “Suriye’de Libya’da demokrasi istiyoruz cümlesi emperyalizmin ve siyonizmin en büyük yalanı şu an. Onların demokrasileri her gün evleri yıkmak. Bölünmeyi durduramazsak işgali durduramayız. Filistin hepimizden daha büyük! Ya Filistin ya ateş! Hepimiz Filistin’e doğru ilerliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

 

img7324.jpg

BEKAROĞLU: 'SUNNİ BİR CEPHE KURULMAKTADIR'

Eski milletvekili Mehmet Bekaroğlu, 2003 yılında bölge ülkelerinde geziler düzenlediklerini hatırlatarak, halkların, sol ve İslamcı hareketlerin o tarihten beri diktatörlerin yıkılmasını istediklerini belirtti. Arap coğrafyasının uzun yıllar Batı yanlısı diktatörler tarafından yönetildiğini ifade eden Bekaroğlu, özellikle sol kesimin buna karşı durduğunu söyledi. Bekaroğlu, Arap coğrafyasında "serbest" biçimde yapılan seçimleri genellikle İslamcı partilerin kazandığını ifade etti.

Arap Baharı'nın eski Sovyetler Birliği topraklarında yaşanan "renkli" devrimlerle benzerlikler taşıdığını öne süren Bekaroğlu, Büyük Ortadoğu Projesi'yle bölgenin uluslar arası sermayeye entegre edilmek istendiğini belirtti. Suriye'de Sünni-Şii çatışması yaratılmak istendiğine dikkat çeken Bekaroğlu, "Batılılar, siyasi İslam'ı tekleştirmek istiyor. Ancak, Afganistan'dan Fas'a kadar uzanan bütün coğrafyada ortaya çıkan siyasal İslam akımı birbirinden farklıdır. Bununla birlikte Batı'nın ve bölgede ise İsrail'in çıkarlarına karşı duran bir cephe söz konusudur. Bu cephe son dönemde özellikle Suriye ve İran tarafından desteklendiği için, karşılarına Sünni bir cephe kurulmaktadır" dedi. İslam coğrafyasının görünen durumda dünya sistemine entegre edilmesinin güç olduğunu belirten Bekaroğlu, "Burada Türkiye'ye önemli roller biçiliyor. Türkiye'de siyasi İslam ise 28 Şubat süreciyle birlikte panik halinde konumunu güçlendirmek için dünya ve Avrupa güçleriyle birlikte hareket etmeye yöneldi. AKP, bu atmosfer içerisinde kuruldu" diye konuştu. Bekaroğlu, GOP'u, "Müslümanlara faizi helal gösterme projesi" olarak tanımladı.

Arap coğrafyasında siyasal İslam'ın anahtar rol oynayacağını ifade eden Bekaroğlu, "İslam, bu coğrafyasının realitesi. Burada hakça, adalet gerçekleşirse Arap baharı gerçek yerini bulacaktır" dedi.

img7325.jpg

FAİK BULUT: 'İSLAMCILAR ANTİEMPERYALİST DEĞİLDİR'

Yazar Faik Bulut da, siyasi İslam geleneğinin 1900'lü yılların başlarına kadar uzatılabileceğini söyleyerek, "Arap coğrafyasında ise Arap milli hareketleri 'milli' projelerini yerine getiremedikleri için, İslami hareket ortaya çıktı" dedi. Arap Baharı kavramını kabul etmediğini belirten Bulut, "Bunu bir devrimsel süreç olarak değerlendirmek daha doğru olacak" dedi.

Mısır İhvan Hareketi'nin ulusal hareketi eleştirerek bugünlere geldiğini ifade eden Bulut, "İslamcılar anti emperyalist mi, anti sömürgeci mi? İslamcılar anti emperyalist değildir. Chavez'i destekleyen bir İslamcı gördünüz mü? Nezaman Hamas iktidara geldi, Filistin sorunu Türkiyeli Müslümanların gündemine geldi" diye konuştu.

İslamcıların genel olarakbaskıyamaruz kaldıklarını söyleyen Bulut, bugünkü isyanın özünün ise bu mağduriyetin nedenleriyle ilgili olmadığının altını çizdi. "Mısır'daki İhvan (Müslüman Kardeşler) işçi eylemlerine karşı çıktılar. Millileştirme politikalarına karşı çıktılar. Bugün de karşı çıkıyorlar. Şimdi de çok uluslu şirketlerle, Katar sermayesiyle, ABD sermayesiyle Sina Yarımadası'nda yatırımlar yapıyorlar. Bunun neresi milli?" diye sordu.

Bulut, İhvan liderlerinin Katar ve Tunus'ta katıldığı toplantılardan sonra eski söylemlerini geri çektiklerini, İsrail'le ilişkilerin eski sistemle devam etmekten yana olduklarını vurguladı. Mübarek rejiminin kontrol ettiği bütün medyanın İhvan'ın eline geçtiğini ve aynı mantıkla yürüdüğünü öyleyen Bulut, "Hani özgürlük" dedi.

Bulut, benzer durumların, Selefilerin baskısıyla Tunus'ta da yaşandığını belirtti. Faik Bulut, Arap coğrafyasında diktatörlerin, İslamcı hareketlerin önüne geçmek için kendi İslamcı örgütlerini kurduklarını da sözlerine ekledi. Ortadoğu'da İslamcı örgütlerin kendi halklarına karşı dürüst olmadığını ifade eden Bulut, Hamas'ın Gazze işgalinden nemalandığını hatırlattı. Bulut, "Afganistan'da Sovyet işgaline karşı savaşmak için gidenler, aynı tarihlerde niçin İsrail işgaline karşı savaşmak için Filistin'e gitmediler" diye sordu. Bulut, İslamcı hareketin emperyalizmle kurduğu ilişkilerde kendini sorgulaması gerektiğini vurguladı.

img7323.jpg

EDHARD CROME: 'İSLAMİ ÖRGÜTLER BATININ ABD''NİN KURDURDUĞU ÖRGÜTLERDİR'

Rosa Luksemburg Vakfı'ndan Erhard Crome, tarihin istihbarat kaynaklarına göre yazıldığını ancak son sözü halkın söylediğini ifade etti. Bazı Arap ülkelerinde devrim yaşandığını söylemenin mümkün olduğunu belirten Crome, "İslami hareket olarak ortaya çıkan kimi örgütler, batının, Amerika'nın kurdurduğu örgütlerdir. Libya'da El Kaide savaşçıları, birden bire Batı devletlerinin 'terörist' listesinden çıkarıldılar. Batı politikası, ikiyüzlü siyasettir" dedi. Batının en önemli müttefiklerinden birinin Suudi Arabistan olduğunu vurgulayan Crome, "Suudi Arabistan, herkes çok iyi biliyor ki, Selefilere açık destek sunmaktadır" dedi.

Jeostratejik ve ekonomik merkezin Çin'e doğru kaymaya başladığını belirten Crome, "Her geçen gün ABD bu hegemonyasını kaybediyor. Afganistan'da kalmalarının nedeni, o bölgeyi kontrol altında tutmaya yöneliktir" diye konuştu.

Konferansın ilk günkü üçüncü oturumu, soru-cevapla devam etti.

KONFERANS BUGÜN DEVAM EDECEK

Halkların Demokratik Kongresi'nin düzenlediği Ortadoğu Konferansı, yarın sabah ikinci gün oturumlarıyla devam edecek. Yarın, "Suriye'de Yaşananlar, Dış Müdahaleler ve Türkiye Siyaseti", ve "Bölgesel Gelişmeler İçinde Kürt Özgürlük Mücadelesi" konuları tartışılacak.

ETHA, SOL

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…