Neşet Ertaş için 'cami- cemevi' tartışması

25 Eylül 2012
Neşet Ertaş için 'cami- cemevi' tartışması

Devlet sanatçısı olmak teklif edildiğinde, "Bu ayrımcılık yaratır. Ben halkın sanatçısıyım" diyerek redden, son röportajında "Bektaşi kültüründenim, canları hak bilirim" diyen  Neşet Ertaş'ın hayatını kaybettiği hastane bahçesinde, büyük ustanın cenaze töreniyle ilgili Alevi Bektaşi Kültür Dernekleri Başkanı Engin, "74 yıldır Alevi- Bektaşi kimliğiyle bilinen Neşet Ertaş, ölümünde zorla sünnileştirilmeye çalışılıyor. Cenazesi camide yapılmaya çalışılıyor." dedi. Bu açıklamanın ardından hastane bahçesinde gergin anlar yaşandı.

İzmir'de önceki hafta hastaneye kaldırılan Türk Halk Müziği bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş dün primer hastalığı nedeniyle durumu biraz daha ağırlaşmış, yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Usta tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

İki haftadır bir hastanenin onkoloji bölümünde tedavisi sürüyordu. Ertaş iki haftalık tedavinin ardından bugün sabah saatlerinde yaşamını yitirdi. Ertaş vasiyeti üzerine Kırşehir'e, babası Muharrem Ertaş'ın yanına defnedilecek.

ERTAŞ İÇİN 'CAMİ CEMEVI' TARTIŞMASI
Neşet Ertaş'ın hayatını kaybettiği hastane bahçesinde, büyük ustanın cenaze töreniyle ilgili Alevi Bektaşi Kültür Dernekleri Başkanı Engin, "74 yıldır Alevi- Bektaşi kimliğiyle bilinen Neşet Ertaş, ölümünde zorla sünnileştirilmeye çalışılıyor. Cenazesi camide yapılmaya çalışılıyor." dedi. Bu açıklamanın ardından hastane bahçesinde gergin anlar yaşandı.

Aile kafeteryadayken buraya gelen Alevi Bektaşi Kültür Dernekleri Başkanı Engin Gündük, herkesin kendisini dinlemesini isteyerek, "74 yıldır Alevi- Bektaşi kimliğiyle bilinen Neşet Ertaş, ölümünde zorla sünnileştirilmeye çalışılıyor. Cenazesi camide yapılmaya çalışılıyor. Buna izin vermeyelim" dedi.

Ertaş'ın yakınlarından bazıları ise Gündük'e tepki gösterdi. "Camiye gidecek" diyen yakınları ile Engin Gündük arasında kısa süreli gerginlik çıktı, itişmeler oldu.

Araya giren vatandaşlar da "Siyasete alet etmeyin. Camiye de gitsin, cemevine de. O bütün bir halkın sanatçısı" dedi. Cenazenin yarın sabah doğrudan Kırşehir'e götürüleceği belirtilirken, öncesinde İzmir'de bir tören yapılması da bekleniyor.

ANADOLU BOZKIRININ SESİ, ABDAL GELENEĞİNİN SON TEMSİLCİSİ
Devlet sanatçısı olmak teklif edildiğinde, "Bu ayrımcılık yaratır. Ben halkın sanatçısıyım" diyerek reddetmişti.

Anadolu bozkırının sesi, abdal geleneğinin son temsilcisiydi. Neşet Ertaş Türk halk müziğinin abidesi ve en değerli bestecilerinden biriydi.

1938 yılında Abdallar Köyü'nde doğan Ertaş, halk ozanlığını dünyaya geldiğimde sazı göbeğime koymuşlar diye anlatırdı. "ruhumun aynasıydı" diye tanımladığı ses sanatçısı babası Muharrem Ertaş ile birlikte düğünlere giderek bozlak türküleri söyledi.

14 yaşında gurbetle tanıştı. İstanbul'da ekmeğini kazanmak için her işi yaparken sesini ve sazını duyanların telkiniyle ilk plağını yaptı. Neden garip garip ötersin bülbül türküsü ile birlikte Neşet Ertaş efsanesi başladı. Sayısını kendisinin bile bilmediği besteleriyle aşkı, sevdayı ve insanı anlattı.

Ertaş koruduğu Kırşehir dili ve bütünüyle kendisine ait olan saz bağlama akordu ile sazda sık duyulmayan bir ses zenginliği yarattı.

O HOR GÖRÜLENLERİN 'GARİP'İYDİ
Seyrcisine duyduğu saygı, insanlığa duyduğu sevgi ve mazlum olana dönük sevdasıyla bilinirdi. Hemen her parçasında kendini garip diye tanımlardı. Kimdi o garip diye sorulduğunda ise aşağılanıp, hor görülen abdallar adına kendine garip dediğini söylerdi. O da bir abdal gibi yaşadı. Şarkılarına telif ödenmediği için içlense de hiç şikayetçi olmadı.

HALK SANATÇISIYIM
Ertaş mütevazi yaşamı ve kendi toprağına duyduğu sadakatla bilindi. Devlet sanatçılığı teklif edildiğinde, "devlet sanatçısı olmak ayrımcılığa yol açar, ben halkın sanatçısı kalmayı tercih ederim" diyerek bu ünvanı ve devletten para almayı reddedecekti.

Ertaş bozlak türkülerini feryat olarak nitelerdi. Anadolu insanının acı ve kederini dile getiren en unutulmaz feryat onun sesiydi.

ANADOLU İNSANI FERYADINI YİTİRDİ
Uzun süren tedavisi İzmir'de noktalandığında Türkiye halk müziğinin yaşayan en büyük efsanesini, bozlak türküleri benzersiz icracısı ve bestecisini, Anadolu insanı ise feryadını yitirdi.

ERTAŞ: "BEKTAŞİ KÜLTÜRÜNDENİM CANLARI HAK BİLİRİM"
İzmir'de naaşının camiden mi cemevinden mi kaldırılacağı tartışması yaşanan halk ozanı Neşet Ertaş, Hürriyet'en Ali Dağlar'a verdiği son röportajda Bektaşi olduğunu belirtmiş ve şunları söylemişti

''Bektaşi kültüründenim, Alevi kültürü, aynı kültür. Kendini bilen kişiler olarak inançların, ibadetlerin ne demek olduğunu biliyoruz, şeriat olsun, tarikat olsun. Ötekiler, berikiler, her kim, ne olursa olsun. Her millet Allah diyor kendi dilinde. Herkesin inancına benim saygım var. Bir birey olarak kendi doğrumun peşindeyim. Kimseye demem ki senin görüşün yanlış, kimsenin kimseye bunu deme hakkı da yok. Ben kendim diyeceksem Allah derim. Dileyeceksem özürümü ondan dilerim. Şu tarikat, bu şeriatta yokum ben. Neden yok, canları hak bildiğim için. Yaradan can olan analarımızın canıdır. Biz yaradılmış canız.''

Ertaş, çocukluğunda içinde bulunduğu cemleri, Alevilerin ritüellerini de ayrıntılı olarak şöyle anlatmıştı:

"Bildiğiniz gibi dedeler olur, her köyde de olmaz da dedeler gelirdi köyümüze. Yanında sazı olan olurdu, olmayan olurdu. Babam da saz çaldığı için o da cemde cemiyette olurdu. Dedeler, insanlar bir araya geldiğinde küsleri barıştırmak, öteden beri bir kural olarak insanları birbiriyle kardeş etmek, herkes sevdiği insanla kardeşiz biz, tuzumuz ekmeğimiz ortak. Senin yoksa, benim varsa paylaşacağız. Bir paylaşım şekliydi bu kardeş olmalar. Bunlar kardeş olurken cem cemiyette tabi kurban keserlerdi, gücü yetiyorsa, yetmiyorsa bir tavuk keserlerdi. Herkes birbiriyle kardeş edilirdi. Bu da geçim bakımından öyle bir şeydi. Kim kime kusur yapmışsa ona ceza verirlerdi. Kim kime kusur ettiyse çağrılırdı, dar dediğimiz meydana dikilirdi, kusur ettiği de çağrılırdı, ne demiş ne yapmış, bir cemaat çerçevesinde bunların hallini yaparlardı, kusurlu olana ceza verirlerdi, ceza da nedir; durumuna göre bir tavuk cezası verirlerdi, keser getirirdi. 15'ten 73'e bu kadar yıldır tek başıma gurbetteyim, ne cem gördüm ne cemiyetleri, çoluk çocuklarımın istihkakı içindeyim, var mı hala yok mu diye sorsanız ben bilmiyorum derim."


ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…