Artık yeter!!!

23 Eylül 2012
Artık yeter!!!

Nereye kadar sürecek bu kan davası? Ne geçiyor elinize bu gençler ölünce? Asker olsun, korucu olsun, polis ya da herhangi bir devlet görevlisi veya halkının özgürlük mücadelesini verdiğini söyleyerek dağa çıkmış Kürt genci olsun. Bunların hepsi insan, hem de toplumun en gariban tabakasından insanlar. Hepsi de emekçi çocukları!

Geçen hafta askerleri taşıyan araca mayınlı saldırı düzenlenmiş ve bize açıklanana göre on asker yaşamını yitirmiş, en az altmışı da yaralanmıştı. Ardından polisleri taşıyan servis aracı mayına çarpıyor orada da sekiz ölü var. Bir sonraki gün karakol basılıyor gene birkaç askerin öldüğü haberini alıyoruz medyadan.

Tam da İdris Naim efendinin fetvasının ardından bu gençler ‘nasip'lerinde yazılı olduğu üzere böyle uhrevi şehit ve gazi gibi unvanlara sahip oldular. Ölenler için iki gün sonra devlet erkanının katılıp nutuk çektiği bir cenaze töreni yapılıyor, yaralananlar ise yara durumuna göre ya sakat bir şekilde evlerine dönüyor ya da tedavi olup askerliklerine devam ediyorlar.

Sonuç ne? Bir süre sonra unutulup giden ölü ya da sakat kalmış insanlar ile onların perişan olan aileleri ...

Devlet ne yapıyor? O da kendi gücünü ortaya koymak için her olayın ardından binlerce asker ve bilmem kaç uçak ile saldırıya geçiyor. Ertesi gün gazetelerimiz çok büyük marifetmiş gibi kendi orman ve dağlarımızı bombalamamızı ballandıra ballandıra yazıp, aldıkları talimat gereği yüzlerce "terörist"in yok edildiğini anlatıyorlar. Daha vahimi, sosyal medyada da öldürülmüş Kürt gençlerinin (gerillalarının) askerler önünde parçalanmış cesetlerinin resimleri mutluluk duyularak paylaşılıyor! Bir vahşet görüntüsünden zafer hazzı duymak nasıl bir ruh halidir? Irkçılığın, savaşın, bin yıllık kardeşlik söylemleri örtüsü altında insanları dönüştürdüğü duruma bakın!Tabi bunun karşısında da Kürt gruplar bastıkları karakolların ele geçirdikleri silahların resimlerini videolarını paylaşıp karşı atağa geçiyor.

Nereye kadar sürecek bu kan davası? Ne geçiyor elinize bu gençler ölünce? Asker olsun, korucu olsun, polis ya da herhangi bir devlet görevlisi veya halkının özgürlük mücadelesini verdiğini söyleyerek dağa çıkmış Kürt genci olsun. Bunların hepsi insan, hem de toplumun en gariban tabakasından insanlar. Biri iş bulamadığı için maaşı cazip geldiğinden polis ya da paralı asker olmuş, bir kısmı zorunlu olarak belki de hiç istemeyerek silahı omuzlayıp askerlik yapıyor. karşı tarafta bulunan ise ezilmiş halkının mücadelesini verdiğini söyleyerek dağa çıkmış yoksul köylü gençleri.Yani hepsi de emekçi çocukları!

Peki nasıl bitireceğiz bu kirli savaşı? Nasıl durduracağız otuz yıldır her iki taraftan akan kanı? Yok mu bunun insan öldürmekten başka yolu? İlla insanların ölmesi, sakat kalması ya da çoğunun uzun yıllarını cezaevinde geçirmesi midir çare? 30 yıldır olan bu değil midir?

Kürt siyasetçilerini, Kürt sosyalistlerini ve Kürt halkının taleplerini destekleyen Türk sosyalistlerini cezaevlerine doldurdukca, seçilmiş Kürt siyasilerinin siyaset yapmasını engelledikçe, belediye başkanlarını. hatta milletvekillerini cezaevlerinde tuttukça, şimdi de kalkıp diğer vekillerini hapse atmakla tehdit ettikçe bu kirli savaş bitmez, kangrene dönüşüp tüm toplumun çöküşüne yol açar.
Şu anki manzaraya baktığımızda görünüş hiç de iç açıcı değil. Devletin her santimetre karesine hakimiz dediği ülkemizde eli silahlı Kürt gruplar Güney Doğu'da istedikleri anda yol kesip kimlik kontrolu yapıyor, bir partinin milletvekilini alıp dağa kaldırıyor, daha sonra aynı yerde serbest bırakıyor, ya da iktidar partisinin ilçe başkanını göz göre göre kaçırıp dağa kaldırıyor ve söz konusu kişiden hala bir haber alınamıyor. Devletin iç işleri bakanı Şemdinli'ye ordu koruması ile giriyor, canını zor kurtarıp ilçeyi ertesi günü terk ediyor. Her olay sonrasında da aynı nutukları dinliyoruz. "Teröristler son kozlarını oynuyor", "devlet bir avuç eşkiyaya teslim olmaz, yok olmaları an meselesi" gibi. Ama ortada otuz yıldır süren ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen on binlerce insanın yaşamını yitirdiği, ülke ekonomisini perişan eden bir kirli savaş var ve bitmiyor.

Bu savaşa harcanan milyarlarca doları düşündünüz mü hiç? 300 milyar olarak hesaplaniyor. Neler yapılırdı silaha yatırılan bunca para ile? Ya yaşamını yitiren her iki taraftan on binlerce insanı düşündünüz mü? Bir de geride kalan ailelerini, ne acılar içinde kıvrandıklarını. Ölmeselerdi, sakat kalmasalardı, barış içerisinde eşit ve uygar bir toplum bireyi olarak Kürdü de Türkü de yaşasa idi kötü mü olurdu? İnsanların ana dilini yasaklayıp Kürtce konuşanları ceza evlerine doldurmakla ne geçti elinize? Ne geçti, 12 Eylül faşizminin insanlık tarihinin en vahşi ve dayanılmaz işkencelerinin uygulandığı Diyarbakır cezaevi vahşetini bu topluma tattırmakla? Kürtçe televizyon kanalı da var artık, ha bire kapatılıp soruşturma açılsa da Kürtçe yayın organları da var ülkemizde. Bölündük mü? Kimseye bir zararı oldu mu ana dili serbestçe konuşmanın?

Yaşamını yitirenlere bir bakın hiç zengin çocuğu, bürokrat, bakan, vekil evladı ya da yakını var mı bunların içerisinde? Hiç bir üst rütbeli subayın evladı Güneydoğuda çatışmada yaşamını yitirmiş ya da yaralanmış mı? Devlet gerçekten söylendiği gibi sahip çıkıyor mu davul zurna ile askere yolladığınız evlatlarınıza? Yoksa boyalı basında bile saklanamayıp yayımlandığı gibi gayrı insani ve gayrı sıhhi şartlarda asker sevk istasyonlarında günlerce sefil olup korumasız bir şekilde savaş alanına mı yolluyor? Neden valilere mayına karşı korumalı kurşun geçirmez jeep'ler alınırken gariban mehmetcik korumasız otobüslerle taşınıyor ilden ile? Düzenli ordu ile dağları ve bölgeyi çok iyi bilen gerillanın savaşında hiç kazanan olmadığı bilindiği halde neden inatla savaş seçeneği tercih ediliyor?
Artık yeter diyelim, şovenist duyguları bir tarafa bırakıp her iki toplumun da ne istediğini tarafsızca dinleyelim. Bizden bir kişi öldü karşı taraftan on kişi öldü diye sevinmeyelim. Şehitlik, gazilik masallarına, vatan*millet*Sakarya edebiyatına kanmayalım. Siyasetin dağda değil mecliste yapılmasına olanak sağlayalım İçeride ileri demokrasi nutukları atıp uygulamada faşistce davrananlara prim vermeyelim
İnsanlar ölmesin, kan dökülmesin diye Barış için uğraş verelim Bu ülke, Kürt, Türk, Ermeni, Laz, Rum, üzerinde kim yaşıyorsa hepimizin. Emperyalizmin böl yönet oyununa gelmeyelim.



ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…