Sol ittifakla CHP istanbul'u alır

10 Eylül 2012
Sol ittifakla CHP istanbul'u alır

BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak Kürt meselesinin çözümüne ilaç olmaz.- Görünen o ki iktidar kontrolünü kaybetmiştir. Güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanı, 200 polisle şehrin merkezinde dolaşamıyorsa her şey olağandır diyemeyiz.- Partim ve kamuoyu gösterirse adayım. - 2009'da  İstanbul'da bir sol blok oluştu. Bizim dışımızda hemen hemen bütün sol partiler, STK'lar yerel seçimlerde bizi destekledi.- Herkesle ittifak yapmak istiyoruz; aslanlar gibi mücadele ederek İstanbul'u alırız...

Ortalık toz duman olsa da yerel seçimlerin 2013 sonunda yapılacağının kesinleşmesi, ister istemez önümüzdeki günlerdeki siyaseti seçimlere kilitleyecek. İstanbulun stratejik önemi ayrıcalıklı olmak üzere büyük şehir belediye başkanlıkları konuşulacak. 
"En büyük hayalim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı" diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile Yurt Gazetesinden 
Necdet Saraç bugünü ve yarını konuştu.

AKP ektiğini hızla biçmeye başladı. Suriye, Kürt meselesi, Aleviler, eğitim... AKP güç kaybederken, ana muhalefet olarak sizin hızla güçlenmeniz gerekiyor. Oysa kamuoyu anketleri CHP'yi yüzde 19-20 bandında gösteriyor. Ne diyorsunuz, bu anket sonuçları doğru mu?

Hayır doğru değil. CHP'nin şu anki oyu son seçimlerde aldığımız yüzde 26'nın çok üzerinde. CHP, AKP'nin çöken politikaları karşısında her alanda alternatif politikalarıyla ve kadrolarıyla hazır. CHP'nin bütün sorunları çözecek potansiyeli var. İktidara talibiz. Her şey bir yana genel başkanımızın ısrarla öne çıkardığı aile sigortası projesi bile bu ülkenin sosyal devlet olmasını sağlar. Biz iktidar olursak sosyal devlet kavramı lafta kalmaz. Vatandaşa eğitim, sağlık ve asgari geçinme koşullarını sağlamak zorundasın. Bu bir ihsan da değil, hak. Ama maalesef Türkiye bu konuda olması gerekenden çok uzak. Aile sigortası için 6 ay önce Meclis'e kanun teklifi verdik. Rica ediyoruz, vicdanı, namusu, haysiyeti, yüreği, imanı olan herkes oy versin...

Sosyal devlet kavramı gerçekten çok önemli ama Türkiye bırakın bunları hayata geçirmeyi, konuşmaktan bile uzaklaşıyor. Akan kanla birlikte Kürt meselesi gündeme oturdu. Türkiye 1990'lara geri mi dönüyor?

Evet bunu isteyen çevreler var. Yapılanlardan bunu anlıyoruz. Kürt meselesi sadece sınırlı bir bölge meselesi olmaktan çıktı, Türkiye ve bütün bölgenin meselesi haline geldi. Türkiye'deki bütün aydınlar, siyasi partiler çözüm için, toplumsal mutabakat için bir araya gelmek zorunda. İnsan hakları, demokrasi, hukuk, Kürt sorunu, Alevi sorunu bunlar çözülemeyecek sorunlar değildir. BDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmak Kürt meselesinin çözümüne ilaç olmaz. Meşru bir zeminde millet iradesiyle seçilmiş bir siyasi partinin milletvekillerini duygusal gerekçelerle ‘Vuralım, kaldıralım' demek yanlıştır. Bunlar denendi, sonuç alınamadı, sorun daha da büyüdü. Bundan vazgeçeceğiz. Bizim milletvekillerimiz ‘terör suçu' iddiasıyla yatıyor. Amacımızı iyi belirlemek zorundayız. Çözüm mü istiyoruz, daha fazla karmaşa mı? Biz uzun süredir, kürsü dokunulmazlığı dışında zaten dokunulmazlıkları kaldırılalım diye önerip duruyoruz. Ama şimdi yapılan başka bir şey...

İyi şeyler söylüyorsunuz ama olmuyor. Kürt meselesi AKP ile BDP arasına sıkışmış durumda. Dökülen kan arttı.

AKP iktidarı bu sorunu buraya taşıdı. Hastayı tedavi etme imkanları olduğu dönemde konuşulmuyor, kansere gelince durum ‘Kansere çare bulabilir misiniz' sorusuyla karşı karşıya kalıyorsunuz. 10 yıldır bu ülkeyi yöneten bir iktidarın sorumluluğu çok büyük. 2001 yılında terör neredeyse sıfır noktasındaydı. Şimdi ortalık kan gölüne döndü. Öncelikle normale dönmemiz gerekiyor. Birincisi, adam kaçırmaları, faili meçhulleri ortadan kaldırmalıyız. İkincisi, İstanbul'da başka, Hakkari'de başka bir hukuk uygulamasını terk edeceğiz. Üçüncüsü, demokratik bütün kanalları açacağız. Dayatarak hiçbir sorun çözülmez. Biz buralara ‘kart-kurt' diyerek, birbirimize Kürtler'in olmadığını anlatarak sorunu hep beraber buraya taşıdık.

Çözüm için üçüncü bir yola ihtiyaç yok mu? Siz çözüm için yeterince kararlı mısınız?

Evet biz çözüm için kararlıyız. Ancak çok kolay değil. Yüzde 10 barajını kaldıralım, farklı siyasi partiler kendilerini daha rahat ifade etsin. Defalarca söyledik bu ülkenin akil insanları ile bir komisyon oluşturalım. Bunlar görüşleri birleştirsinler yasal zemine getirsinler biz değerlendirelim. Evet barış diyen bir üçüncü yol yaratalım. Toplum en azından bir nefes alsın, rahatlasın. Belki de en önemlisi siyasi dilimizi değiştirelim, plazalarda otururarak ahkam kesmekten, Ankara da oturup hamasi laflar etmekten vazgeçelim. Öncelikle bu konuya kafa yoruyorsak, bir şeyler söylüyorsak önce bölgeye gitmeli.

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş iddialı açıklamalar yaptı. Bölgede mevcut iktidar kontrolünü gerçekten kaybetti mi?

Görünen o ki evet iktidar kontrolünü kaybetmiştir. Buna eminim. Güvenlikten sorumlu İçişleri Bakanı, 200 polisle şehrin merkezinde dolaşamıyorsa her şey olağandır diyemeyiz. Bölgeyi bilmeyenler bunu çok eleştirebilir. Kalemle yazan arkadaşlarımıza rica ediyorum hadi gelin Şırnak'a, Beytüşşebap'a, Hakkari'ye gidelim. Ben de size eşlik edeyim, bir görelim buraları. Buraları görmeden ona buna çamur atmayla bu iş olmaz. Kanın durması için her türlü riski göze almış bir arkadaşımıza teşekkür edeceklerine Hüseyin Aygün'ü linç etmeye çalışıyorlar. Linç mantığıyla bu sorunları çözemeyiz.

AKP SAVAŞ İÇİN HER YOLU DENİYOR

Gelelim Suriye'ye. Başbakan Esad'ın ömrü bitti, o artık ‘siyasi bir mefta' diyor. Esad gidici mi?

Önce Esad'ın gidip gitmemesinin Başbakana ne yararı olacak onu bilmek gerekiyor. Esad'ın gitmesi Türkiye'ye ciddi yarar sağlayacaksa biz de destek verelim. Saddam gitti ne oldu? İnsan hakları demokrasi mi geldi? Eğer demokrasi, insan hakları sorunu varsa BM'yi seferber edelim. Suriye'de insan hakları ve demokrasi yok diyenler, insan haklarını ve demokrasiyi Suudi Arabistan'da Katar'da planlıyorlar! Utanmak gerekir. Evet biz demokrasi istiyoruz. Evet biz bütün diktatörlere karşıyız. Arabistan'dakine de Türkiye'dekine de! Bunlar bu işi de daha büyük bir soruna dönüştürmek için mezhep çatışması dahil, faşistçe olan bütün yollar deneniyor.

CHP, Suriye konusunda, özellikle barış için yeterince cesur davranmıyor mu?

Yok hayır, CHP bu konuda iyi bir sınav veriyor. Apaydın denilen ‘karanlık kamp' ile ilgili tavrımız ortada. Ne uluslararası hukuka uyuyor, ne bizim hukukumuza... Başbakan'ın bu konudaki tavrı utanç verici. Kampı temizledikten sonra yapılan göstermelik ziyaretler karanlığı kapatamaz. Hiç kimsenin tereddütü olmasın, barış için yapılması gereken ne varsa CHP hazırdır.

HAYALİM İSTANBUL BAŞKANLIĞI

Yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday mısınız?

Partim ve kamuoyu gösterirse adayım. 2009'da da adaydım, ancak üç farklı kamuoyu araştırmasından aday olarak şimdiki Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu çıktı. Kemal Bey'in yanına gidip destek veren de ben oldum. Bu seçimde de İstanbul kimi görmek isterse onun yanında duracağım. Herkesten de bu tavrı beklerim. Siyaset yapan herkesin İstanbul hayali vardır. Benim de en büyük hayalim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı.

İstanbul konusunda çok iddialısınız? Bu iddia nereden kaynaklanıyor?

İstanbul şu anda çok kötü yönetiliyor. Ulaşım felç, altyapı sıfır, planlama yok, tam 400 AVM var. Küçük esnaf bitmiş. Olmaz böyle bir şehir. Bir kent düşünün, üçte birinin mülkiyet sorunu var. AKP, İstanbul'u ranta teslim etti ve şu anda da içinden çıkamıyor. Oysa İstanbul'u, Londra, Berlin gibi yönetmek gerekiyor. Benim iddiam hem İstanbul'u iyi bilmemden hem de sosyal demokrat olmamdan kaynaklanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olsanız yapacağınız ilk üç şey ne olur?

Bir: Ulaşım ve trafik sorununu ele alırım ve bu sorunların tek alternatifi olarak metroyu geliştirme arayışına girerim. İki: Planlı bir kent oluşturmak için kesinlikle bir İstanbul anayasası yaparım. Üç: Deprem. Sadece İstanbul'u değil Türkiye'yi ilgilendiren can alıcı bir sorun. İstanbul'da olası bir deprem felaket olur. Kentsel dönüşüm yasası ıvırdı zıvırdı bunların hepsi numara. Çok hızlı bir şekilde ada bazında plan tadilleriyle deprem sorununu çözebiliriz.

2009'da AKP ile aranızda yaklaşık 500 bin oy yani yüzde 7 oy farkı vardı. Bu farkı kapatabilecek ve seçimde kilit rol oynayacağı gözüken Kürtlerin oyunu da alabilecek misiniz?

Evet CHP İstanbul'u alır. 500 bin oy hiç önemli değil. Kürtlerin de oyunu alırız, yoksulların da... Yeter ki siz inandırıcı olun ve gelecek vaad edin. Kaldı ki biz bu ortamdan çıkmak ve yeni bir siyasal iklim yaratmak için herkesle ittifak yapmak istiyoruz. Kuşkunuz olmasın, aslanlar gibi mücadele ederek İstanbul'u alırız...

Yerel seçimde CHP adaylarını nasıl belirleyecek? Ön seçimler mi, başkanın gözlerini içine bakmak mı?

Yöntemi MYK ve genel başkan belirleyecektir. Ancak benim kanaatim, büyük kentlerde halka ve örgüte sorulmalı, küçük yerlerde ise ön seçim yapılmalı. Ancak hangi kriterler kullanılırsa kullanılsın, bizim asgari 8 ay önce adaylarımızı açıklamamız gerekir diye düşünüyorum."


ÖNEMLİ OLAN PARTİDE İKTİDAR DEĞİL SİYASİ İKTİDAR

İzmir'de vurulan çocuğun ailesini ziyaret ediyorsunuz. İstanbul'da yoksul çocuklarla boğaz turu yapıyorsunuz. Halka yakınsınız ama son kurultay dahil, kurultaylar da en çok çizilen isimlerin başındasınız. Neden?

Ben, CHP'de bütün aşamalarda görev yapan bir insanım. Gençlik kollarından geldim şimdi Genel Başkan Yardımcısıyım. Valla ben çizilsem de ezilsem de kesilsem de doğrularımı her yerde ifade ederim. Üç-beş rey hiç önemli değil. Siyasette oluyor böyle şeyler, doğruları söylemenin de bedeli var. Eğer kriter ise CHP tarihinde çok partili sisteme geçtiğimiz günden itibaren İstanbul'da il başkanlığı için yalnızca iki kez tek aday oluşmuştur; o da Gürsel Tekin'dir. CHP 30 yıllık ‘içerde mücadeleyi' öne çıkaran alışkanlığından vazgeçmeli. 30 yıllık alışkanlık AKP'yi doğurdu, bir özeleştiri yapmak zorundayız. Birbiriyle mücadele eden bir siyasi partinin başarılı olma şansı yok. Yazıktır günahtır. Kendi arkadaşımızla yarışırken kazandığımız kongreyi kutluyoruz, ziyafet çekiyoruz bu bana çok çirkin geliyor. Bizim hedefimiz parti içi zafer değil, siyasi iktidarı almak olmalı.

‘SOLUN ÇATISI CHP OLMALI'

Gürsel Tekin, kendisini siyasal olarak nerede konumlandırıyor, nasıl tarif ediyor?

Hocam Cemil Kırbayır'dır. Faili meçhulden gitmiştir. Ben solcuyum, sol gelenekten gelmeyim, gençlik yıllarımda Dev-Genç, Dev- Yol üyesiydim.12 Eylül'den sonra SODEP, sonrasında SHP'de idim. Sonra da CHP.

Türkiye, siyaseten bloke olmuş durumda. Ortalık toz duman. AKP dilini sürekli sertleştiriyor. Kimseyi dikkate bile almıyor. Soldan bir alternatife ihtiyaç var. CHP ‘büyük abi' rolünü üstlenerek geniş bir ittifak oluşturabilir mi?

Belki çok kamuoyuna yansımadı ama 2009'da İstanbul'da yaptık bunu. İstanbul'da bir sol blok oluştu. Bizim dışımızda hemen hemen bütün sol partiler, STK'lar yerel seçimlerde bizi destekledi. Sol bloğun çatısının CHP olması gerektiğini düşünüyorum. Bu çatı altında birleşmemizde fayda vardır, artık bu zorunlu hale gelmiştir.

Peki, ‘Ben siyasal iklimin değişmesi gerektiğine inanıyorum ama CHP çatısı altında olmak zorunda değilim' diyenlere ne diyeceksiniz?

Herkesin reyine talibiz, evet ben bu gidişattan rahatsızım diyen herkesin ister sağcı ister solcu, ister orta yolcu olsun, herkesin reyini istiyoruz. Türkiye bir nefes alsın istiyoruz. Türkiye bir nefes alır demokratik ortam oluşur yine herkes kendi özgür düşüncesiyle hangi siyasal partiye gidecekse gitsin."

ALEViLERiN TALEPLERi HAKLIDIR

AKP, Alevi açılımı dedi, ancak açılacağına kapanıyor. Ne diyorsunuz?

Hadi diyelim ki; Kürt açılımı zorlu bir süreçtir, örgüt var, terör var, şu var bu var. Alevi açılımı böyle mi? Alevilerin son derece insani talepleri var. Bunun için açılıma bile gerek yok. Alevi sorunlarının çözümü, Cemevlerinin yasal statü kazanması için 2004 yılında CHP'nin hazırlamış olduğu bir kanun teklifi var şu anda Meclis'te. Eğer AKP gerçekten bu konuda samimiyet içerisindeyse bir günde bu işi çözeriz. Alevilerin bu insani talebinin karşısında direnmek insanlığa direnmek demektir.

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…