Erdoğan: Gazabımız şiddetli ve kahredicidir

27 Haziran 2012
Erdoğan: Gazabımız şiddetli ve kahredicidir

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'yle yaşanan krizle ilgili "TSK'nın angajman kuralları değişti. Suriye tarafından Türkiye sınırına yaklaşan her askeri unsur bir tehdit olarak görülecektir" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin TSK'ya ait savaş uçağını düşürmesinin ardından partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan'ın konuşması, İngilizce ve Arapça simultane tercüme yapılarak canlı yayınlandı

Erdoğan, konuşmasının başında düşürülen uçağın Suriye kara sularında değil uluslararası kara sularında vurulduğunu iddia etti. Erdoğan, "Uçağımız vurulduktan sonra Suriye sahasına düşmüştür. Bunu saptırma gayretinde olanlar var" dedi.

Söylemlerini sert bulan köşe yazarlarına da çıkışan Erdoğan, "Sizin köşenizde yaptığımız dalkavukluğu biz yapamayız. Kalemleriniz belli yerlere satılmış olabilir. Ama biz halka ve hakka teslim olmuş bir iradeyiz." dedi

"Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmamıştır. Türkiye'nin dostluğu çok değerlidir. Türkiye'nin dostluğunu alan her ülkenin arkası sağlamdır, emniyet içindedir" diyen Erdoğan buna karşılık Türkiye'nin gazabının da o kadar "şiddetli ve kahredici" olduğunu söyledi. Erdoğan, "Yumuşak başlılığımız uysal koyun olduğumuz anlamına gelmez. Bunu hamaset olarak görenler bu milletin tarihine baksınlar. Biz tarihi yaparız, onu kimin yazacağına, kimin okuyacağına, kimin ders alacağına karışmayız" dedi.

YOL HARİTASINI AÇIKLADI
Başbakan Erdoğan, Türkiye ile Suriye arasında yaşanan gerilim sonrası, Ankara'nın izleyeceği yol haritasını açıkladı. Erdoğan'ın konuşması, İngilizce ve Arapça simültane tercüme yapılarak canlı yayınlandı. İşte o konuşma:

"PKK KAYIP VERECEĞİNİ BİLE BİLE BÖYLE EYLEMLERE BAŞVURUYOR"
19 Haziran'da Hakkari'de 8 askerimizi şehit verdik. 19 askerimiz yaralandı. Şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Umutların yeşerdiği her dönemde PKK böyle eylemlere başvuruyor. Tek çareyi bu tür saldırılarda görüyor. Kayıp vereceğini bile bile gençleri adeta ölüme yolluyor.

"UÇAK VURULDUKTAN SONRA SURİYE SULARINA DÜŞTÜ"
22 Haziran 2012 tarihinde, Suriye'nin 13 deniz mili açığında Doğu Akdeniz'in uluslararası hava sahasında askeri uçağımıza saldırı düzenlendi. Uçağımız Lazkiye'nin 8 deniz mili açıklarında Suriye karasularına düştü. Suriye kara sularında uçağımız vurulmamıştır. Uluslararası sularda vurulmuştur. Vurulduktan sonra uçağımız Suriye sularına düşmüştür. Bunun bilinmesi lazım. Önceliğimiz pilotların kurtarılmasıdır. Ailelerine sabır diliyorum. Göreve geldiğimiz günden bu yana defaen söylüyorum. Güçlü dış politika ve ekonomi birbirinden ayrılmaz. Türkiye dostlarıyla el sıkıştı, akrabalarıyla hasret giderdi. Türkiye sanal bariyer ve psikolojik engelleri aştığı, ulaştığı her yere barış ve işbirliği mesajı taşıdı. Türkiye bölge halklarıyla kardeşlik bağlarını güçlendirmiş bir ülkedir. Bu aktif barışçı politikasının eseridir.

"TÜRKİYE'NİN DESTEĞİNİ ALAN HER ÜLKE EMNİYETTEDİR"
Türkiye hiçbir komşusunun toprağına göz koymamıştır. Aksine Türkiye'nin desteğini alan her ülke bilsin ki o ülke güvenlik içindedir, emniyettedir. Biz komşularımızın zayıf yönleriyle ilgilenmeyiz. Bizim için önemli olan dostluk ve kardeşlik hukukudur. Bu millet yeri gelmiş Saraybosna, Mostar, Kosova, Erbil, Kabil, Halepçe için yüreğini ortaya koydu.

"GAZABIMIZ ŞİDDETLİDİR"
Bugün Kudüs, Filistin, Rammallah için de hesabımız yok. Sadece yüreğimizdekini söylüyoruz. Bugün Şam ve Humus, Halep dediğimizde hesap peşinde değiliz. Akan kanın durmasını istiyoruz. Türkiye her komşu, kardeşinin kendisinden emin olacağı bir ülkedir. Ama Türkiye'nin dostluğu ne kadar değerliyse herkes bilsin ki Türkiye'nin gazabı da o kadar şiddetlidir. Bizim soğukkanlı tavrımız birilerini aldatmasın. Ben hamaset diliyle değil, ecdadımdan gelen mirasla konuşuyorum.

Türkiye'nin büyümesinden rahatsızlık duyanlar var, küresel ekonomik kriz karşısında sağlam duruşundan rahatsız olanlar, kardeşleriyle kucaklaşmasından rahatsızlık duyanlar var. Bu rahatsızlık bazı çevrelerin Türkiye'ye yönelik terörleri desteklediklerini çok iyi biliyoruz. Büyüyen, güçlenen etkinliği artan Türkiye risk değil, fırsattır.

'SINIR İHLALİ SALDIRI İÇİN MAZERET OLAMAZ'
Kimliği açık olan, tek başına uçan, tehdit oluşturmayan keşif uçağımızı düşürdükleri olayda Türkiye sonuna kadar haklıdır. Uçağımızın yaptığı, yenilenmiş radarlarımızın test edilmesine yönelik bir uçuştur. Suriye tarafından en ufak bir ikaz, en ufak bir nota tarafımıza yapılmamıştır. Yapılmadan uygulamaya gidilmiştir. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan dost olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu hasmane bir tutumdur. Kısa süreli bir ihlali kimse haksız, hukuksuz, vicdansız bir saldırı için gösteremez.

"MUHALEFET LİDERLERİNE TEŞEKKÜR EDİYORUM"
Ortak hassasiyetle hareket ettiğimiz muhalefet liderlerine teşekkür ediyorum. Esed rejiminin alçakça saldırısını masum gösterecek yorumlar yapmak, sorumlu bir davranış biçimi olmayacaktır. Suriye konusunda kimsenin karnından konuşma, lafı geveleme, muhalefet olsun diye ülkenin menfaatlerine zarar verecek söylemlerde bulunma lüksü yoktur, olmamalıdır. Bu günlerde ortak akılla hareket etmek millet olmanın, sorumluluk sahibi olmanın gereğidir. Ben siyasi parti ve sivil örgütlerimizin, medyamızın süreç boyunca hassas olacağına yürekten inanıyorum. Toplumun her kesminin bu süreci siyasi malzeme yapmamasını rica ediyorum. Suriye konusunda muhalefet olsun diye Türkiye'nin aleyhine söylemlerde bulunma hakkı olmamalıdır. Doğu Akdeniz'de AK Parti'nin değil, Recep Tayyip Erdoğan'ın değil, TC'nin uçağı hedef alındı. Böyle bir hadise karşısında net olmayanlar, hatta Esed'e destek verenler bu aziz millet karşısında mahçup olacaklardır.

KÖŞE YAZARLARINA: DALKAVUK, SATILMIŞ
Bazı köşe yazarları söylemlerimi sert buluyorlar. Gelin bize ders verin de nasıl konuşacağımızı öğretin. Sizin köşenizde yaptığımız dalkavukluğu biz yapamayız. Kalemleriniz belli yerlere satılmış olabilir. Ama biz halka ve hakka teslim olmuş bir iradeyiz. Biz kimsenin maşası, taşeronu değiliz. Biz kendi gücü, kendi iradesi ve tarihiyle hareket eden bağımsız bir ülkeyiz. Hz. Ali'nin dediği gibi; ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır. Biz Türkiye'yiz, büyük devletiz. Biz kendimizden sorumluyuz.

Hedef saptırmaya yönelik bazı köşe yazarlarını görüyorum; Sanki bu ülkenin evlatları değil bunlar. Bunu bu kadar insafsızca yapıyorlar.

"UÇAĞIMIZIN ULUSLARARASI SULARDA VURULDUĞU KESİN"
Uçağımızın uluslararası sularda vurulduğu kesindir ve tarafımızca belgelenmiştir. Uçağımız Suriye karasularına yanlışlıkla ve kısa bir süre için girmiştir. Vurulduğu yer ve zamanın ihlalle ilgisi yok. Türkiye olayın başından itibaren itidal ve soğukkanlılığını elden bırakmamıştır.

"SURİYE'DEN TÜRKİYE SINIRINA YAKLAŞAN HER UNSUR TEHDİT SAYILACAK"
Uçağımız bir yanlışlık sonucu, hata sonucu değil tamamen kastı mahsusa ile hasmane bir tutumla hedef alınmıştır. Türkiye, yerini, zamanını ve yöntemini kendisi tayin ederek, bu haksızlığa karşı uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanacak, gereken adımları kararlılıkla atacaktır. Altını çiziyorum. Bu son olay Esed yönetiminin kendi halkıyla birlikte Türkiye için de tehdit olduğunu ortaya koydu. TSK'nın angajman kuralları değiştirildi. Suriye'den Türkiye sınırına yaklaşan her askeri unsur tehdit olarak değerlendirelecektir.

"BU ELİ KANLI DİKTATÖR VE ÇETESİNDEN KURTULUNCAYA KADAR..."
Türkiye olarak elbette savaş çığırtkanlarının, provokatörlerin tuzağına düşmeyiz. Merak etmeyin. Ancak uluslararası sularda da uçağımıza yapılan bir saldırı karşısında susacak, tepkisiz kalacak, elimiz kolumuz bağlı oturacak ülke değiliz. Uluslararası hukuk çerçevesinde bu hadisenin üzerine kararlılıkla gitmeyi sürdüreceğiz. Suriye halkı bizim kardeşimizdir. Suriye halkı bu bu zulümden, bu katliamdan, bu eli kanlı diktatör ve çetesinden kurtuluncaya kadar Türkiye ve Türk halkı gereken her türlü desteği verecektir.

BAHÇELİ'YE TEŞEKKÜR
Sayın Bahçeli'ye konuşması için teşekkür ediyorum. Tüm siyasi partilerden aynı anlayışı görmek istiyoruz.

Birgün / 26 Haziran

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…