Yaratılışçılık Türkiye'de resmi devlet politikası

22 Mayıs 2012
Yaratılışçılık Türkiye'de resmi devlet politikası

"Kendi ülkelerinde başarılı olmayan ABD'li kökten dinciler Türkiye'ye bu görüşlerini ihraç etmeyi başarmış ve bilimsel temeli olmamasıyla birlikte laiklik ilkesiyle de tamamen çelişen bu görüşü bizim biyoloji müfredatına sokabilmişlerdir. Çocuklarımız yaklaşık otuz yıldır bilim dışı bir eğitim almaktadır."

Geçtiğimiz hafta düzenlenen "Bilim türler arası evrimi neden kabul etmiyor?" adlı sempozyum geniş yankı buldu. Tepki öncelikli olarak, sorgu kabul etmeyen bir inanç sisteminin neden üniversite gibi bir bilim yuvasında tartışıldığı yönündeydi. Bu sempozyuma paralel olarak bazı üniversitelerde de Evrim Teorisi savunucuları konferanslar düzenlediler. Onların ana konusunu ise, maalesef ki Darwin'i ve Evrim Kuramı'nı savunmak oluşturdu. ‘Maalesef' diyoruz çünkü, bu iki kelimenin eğitim programında kara listede olduğu malum; dolayısıyla kuramı öğrenemeden büyüyen nesillerden bahsediliyor.

Konu ile ilgili konuştuğumuz ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aykut Kence de bu konudaki vahim durumumuzu şu sözlerle özetliyor: "Türkiye yaratılışçılığın resmi bir devlet politikası olarak, eğitim sisteminde yer aldığı tek laik ülke".

Aslında evrim karşıtı sempozyum, giderek tırmanan muhafazakârlığın ve yıllarca sağ ideolojiler tarafından beslenen gericiliğin son bir örneği. Kence de bu temelsiz saldırının giderek arttığı görüşünde, "Bunun amacı da bilimsel düşünceyi, bilimi gençlerimiz ve halkımızın zihninden silmek, Türkiye toplumunu itaatkâr insanlardan oluşan bir yapıya dönüştürmektir. İtaatkâr bir toplum çok daha kolay yönetilebilir" diyor.

Evrim Teorisi eğitimi açısından Türkiye'nin durumu nedir? Türkiye'deki evrimsel biyoloji birikimi hangidüzeydedir?

Türkiye'deki evrim eğitimi son derece yetersiz ve gariptir. Çünkü evrim ve yaratılış birlikte okutuluyor. Biyoloji dersleri, ne yazık ki yaratılışla ilgili görüşler karşısında evrim önemsizleştirilecek şekilde, din ile bilimi karşı karşıya getirilecek bir şekilde tasarlanmıştır.

Öğrenciler bir derste eleştirilebilen bilimsel bir görüş ile eleştirilemeyen sorgulanamayan dinsel bir inanış birlikte öğretilince iki görüşten birini seçmek zorunda kalıyor ve daha eğitimlerinin başında bilime yabancılaşıyorlar.

Türkiye'de evrimsel biyoloji konusunda çalışan biliminsanlarının sayısı çok azdır. Bu konuda yapılan yayın sayısı bakımından Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Fransa, İngiltere, Almanya dünyada ilk 5 ülkedir. Türkiye ise bu ülkelerin çok gerisindedir.

Diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda Türkiye için neler söyleyebiliriz?
Deneysel Biyoloji için Amerikan Dernekleri Federasyonu (FASEB) Dergisi Editörü Gerald Wiessmann 2006 yılında yazdığı bir makalede "ABD, evrim eğitimi açısından Türkiye'den ileri, İran'dan ise geridedir" demişti. Ben de verdiğim bir konferansta "Türkiye, evrim eğitimi konusunda Suudi Arabistan'dan ileri, fakat ABD'den geridedir" demiştim. Fakat şimdi bu konuda biraz daha ileri gideceğim ve şunu diyeceğim: Türkiye, evrim eğitimi konusunda dünyanın en ilkesiz ve tuhaf programını izlemektedir. Çünkü bilimsel bir kuram, dinsel bir dogma ile birlikte öğretilmektedir. Öğrenciler bu durumda iki şıktan birisini seçmek durumundadır. Biyoloji kitaplarında eleştirilebilen ve sorgulanabilen bilimsel bir kuram karşısına eleştirilemeyen ve sorgulanamayan bir dinsel dogma konulmaktadır. Dünyanın hiçbir ülkesinde özellikle çağdaş, laik ülkelerde böyle bir program izlenmemektedir.

Neden Evrim Teorisi konusunda bu kadar tartışma yapılıyor ve muhafazakâr kesimler neden yaratılış konusunu ders kitaplarına sokmak için bu kadar ısrar ediyor?
Yarat
ılış görüşünün bir fen dersinde bilimle birlikte okutulması fikri ABD kökenlidir. Önce yaratılışçılığın nasıl ve nerede çıktığını açıklayayım; 19. yüzyılın sonları, 20.yüzyılın başlarında ABD'nin güney eyaletlerinde çiftçilikle geçinen yoksul kesim, kuzey eyaletlerinden gelen daha çok bankacıların ekonomik sömürüsüne maruz kalmıştı. Bu süreç içerisinde birçok çiftçi aldıkları borçları ödeyemedikleri için topraklarını kaybetmişti. İşte bu ekonomik sömürüye isyan eden Güney'li çiftçiler hiç değilse kendi dinlerine, kendi değerlerine sahip çıkabilmek için ‘Fundamentals' adlı bir dergi çıkardılar. Bu dergide her şey İncil'in dogmatik yorumuyla ele alınıyordu. Fundementalist (kökten dinci) terimi de buradan kaynaklandı. Doğal olarak bu insanların en önemli değerlerinden biri de İncil'deki yaratılış öyküsüydü. Bunun sonucu olarak, Darwin'in Evrim Kuramı'nı biyoloji derslerinde işlenmesini yasaklayan yasalar geçirmişlerdi. Biyoloji öğretmeni Jones Scopes, dersinde Darwin'den söz ettiği için bu yasalara göre 1925 yılında hüküm giymişti. Bu davanın sonucunda ABD'de -SSCB uzaya 1957 yılında bir uydu fırlatıncaya kadar- biyoloji kitaplarında Darwin'den söz edilmedi. Bunun üzerine bilim yarışında geri kaldığını düşünen ABD'li eğitimciler ders müfredatını gözden geçirdiler ve Darwin'in Evrim Kuramı'nı biyoloji kitaplarına koydular. 1960'lı yılların sonuna doğru ABD'deki Darwin'i yasaklayan eyaletlerin tümünde bu konudaki yasalar ABD anayasasının laiklik ilkesine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bunun üzerine kökten dinciler yaratılışı tekrar okul kitaplarına sokmak için bu kez ‘yaratılış bilimi' ve evrime eşit zaman ayrılan bir eğitim sistemi istediler ve bu konuda yasalar geçirdiler. 1980'li yıllarda ise bu yasalar tekrar anayasanın laiklik ilkesine aykırı bulunarak iptal edildi. Bunun üzerine yaratılışçılar, yeni bir tez geliştirdiler ve ‘Akıllı Tasarım'ı okullara sokmaya çalıştılar. Akıllı Tasarım'ın da ‘Yaratılış Bilimi' gibi dinsel bir yaklaşım olduğuna ve ABD anayasasının laiklik ilkesine aykırı olduğuna, 2005 yılında bir öğrenci velisinin açtığı dava sonucunda karar verildi.

Görüldüğü gibi kendi ülkelerinde başarılı olmayan ABD'li kökten dinciler Türkiye'ye bu görüşlerini ihraç etmeyi başarmış ve bilimsel temeli olmamasıyla birlikte laiklik ilkesiyle de tamamen çelişen bu görüşü bizim biyoloji müfredatına sokabilmişlerdir. Çocuklarımız yaklaşık otuz yıldır bilim dışı bir eğitim almaktadır. Bu da çok önemli bir insan hakları ihlalidir. Bazı kişilerin işine gelmiyor diye gençlerimiz ve halkımız bilimin son gelişmelerini öğrenmekten yoksun bırakılamaz.

Sonuç olarak bu yaklaşım bir toplum mühendisliğidir. Muhafazakârlığın yaygınlaşması için toplumu dönüştürmeyi amaçlayan siyasi bir projedir. Yöneticilerin kendilerine sunduğu hemen hemen her şeyi sormadan, sorgulamadan kabul eden, eleştirel akla sahip olmayan kuşaklar yetiştirmek için tasarlanmıştır.

Türkiye'de bazı kesimlerin son zamanlarda ortak hedef belirlemiş gibi bilime özellikle de Evrim Teorisi'ne saldırmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Evrim karşıtı sempozyumlar yapılıyor, hatta bildiğim kadarıyla yaratılışçılığın resmi bir devlet politikası olarak yer aldığı tek laik ülke de Türkiye...
Türkiye'de kimi kesimlerin ortak hedef belirlemiş gibi, özellikle Evrim Kuramı'na saldırmaları son zamanlarda giderek artmıştır. Bunun amacı da bilimsel düşünceyi, bilimi gençlerimiz ve halkımızın zihninden silmek, Türkiye toplumunu itaatkâr insanlardan oluşan bir yapıya dönüştürmektir. İtaatkâr bir toplum çok daha kolay yönetilebilir.
Evet. Türkiye yaratılışçılığın resmi bir devlet politikası olarak, eğitim sisteminde yer aldığı tek laik ülkedir. Bu da Türkiye'nin laiklikten uzaklaşması, bilimden ve bilimsel düşünceden koparak ortaçağ karanlığına dönmesi anlamına gelir.

Biliminsanları için tek bir evrim olgusu ve Evrim Kuramı vardır

Evrim Teorisi'ne karşı geliştirilen bu öğretim programının temeli aslında 1980 darbesine dayanıyor. O zaman teorinin manevi özellikleri hiçe saydığı, Marksizm tarafından el üstünde tutulduğu ve gençlere bir inanç gibi aşılandığı iddia edilmişti. Ancak o günden itibaren evrime yönelik saldırıların artması ve bugün tekrar gündeme gelmesini bu coğrafyadaki muhafazakârlığa mı bağlamalıyız?
Evrim Kuramı dünyanın bütün çağdaş ülkelerinde; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Çin, Kore, Güney Afrika, Brezilya, Avustralya gibi ülkelerde öğretilmekte ve araştırılmaktadır. Çin geçen 10 yıl içinde büyük bir atılım yapmış, hiç ilk 10 ülke arasında görülmezken 2010 yılında evrim konusunda yayın sayısı bakımından 2. sıraya yükselmiştir.

Dünya üzerinde birçok din ve kültürde çok sayıda yaratılış öyküsü vardır. Bilim ise evrenseldir. Dünyanın her yerinde bilime katkıda bulunmak isteyen biliminsanları için tek bir evrim olgusu ve Evrim Kuramı vardır. Bilimden yararlanmak isteyen ülkeler, bilimsel araştırmalara ve eğitime milyarlarca dolar yatırım yapmakta, bu konuda yapılan yayın sayısını arttırmaktadır. Görüldüğü gibi farklı ideolojilerdeki ülkeler evrim konusunda araştırma ve eğitime büyük yatırım yapmaktadır. Bilimin ideolojisi yoktur. Bu ülkelerin yatırımlarının amacı evrimsel araştırmaların tıpta, tarımda, bilişimde, ülke savunmasında oluşturduğu ve oluşturacağı teknolojilerden yararlanmaktır. Sonucunda bu ülkelerde evrim konusunda bilgi üretiliyor. Çağımız bilgi çağıdır ve bu da evrim konusunda bilgi sahibi ülkeleri, konu hakkında bilgi sahibi olmayan ülkelere göre güçlü bir konuma getiriyor.

Siyasi ve dini kaygılarla bilime ve evrime önem vermezsek çağdaş ülkeler arasına giremeyiz ve giderek onlardan geri kalırız. Dediğim gibi bilim; siyaset ve dinden farklı bir boyut üzerinde özgürce gelişmesini sürdürmelidir.

Evrimden söz edilmesi okullarda giderek azalan bir öğretmen davranışı

Ders kitaplarında yer almaması bir yana, evrim konusundan söz etmenin bile yasak olduğuna şahit olduk. Sınıfında evrim teorisine ve Darwin'e değindiği için ceza alan bir öğretmen oldu. Gidişatı nasıl yorumlayabilirsiniz?
Evrimden söz ettikleri için ceza alan öğretmenlerin sayısı son yıllarda bir hayli arttı. Bu da evrim eğitimi konusunda öğretmenleri caydırmak ve sindirmek amaçlıdır. Bir öğretmen yeri geldiği zaman ya da bir soru üzerine derste evrimden söz edebilir. Bu, öğrencinin bilimsel merakının tatmin edilmesine yöneliktir. İster evrim programda olsun ister olmasın bir öğretmen bu açıklamaları yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bazı öğretmenlerin cezalandırılması diğer öğretmenleri evrimin derste ele alınması konusunda caydırmaktadır. Böylece evrimden söz edilmesi okullarda giderek azalan bir öğretmen davranışı olmaktadır. Bu yaklaşım Türkiye'yi, Türkiye insanını giderek bilimden koparmakta ve ülkemizi geriye götürmektedir. (
Emin Sezerer / Birgün)

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…