Suları satmak Hizmetkarlık mıdır yoksa Hükümdarlık mı?

22 Şubat 2012
Suları satmak Hizmetkarlık mıdır yoksa Hükümdarlık mı?

Orman ve Su Bakanı Eroğlu, Ayıların derelere ulaşmaları için "otobanlara hayvan geçidi yapacağını" açıkladı!

Orman ve Su Bakanı Eroğlu, yani bize göre doğru adıyla T.C. HES Bakanı Eroğlu medyaya verdiği röportajda HES'ler hariç her şey hakkında konuşmuş. HES Bakanı olarak, holding medyalarına ısmarlama röportajlar vermek de görev alanında tabi kendisinin. "Bilgilendirme", yani aslında dezenformasyon yapma amacıyla...

Eroğlu'nun patron medyasının ayağına kadar giderek "otobanlara hayvan geçidi yapacağını" müjdelemesinin daha açacakları yollar, daha perişan edecekleri ortamlar, daha ihya edecekleri müteahhitler için, yeni ihalelerine kamuoyu oluşturmaktan ve bir yandan da bakanlığının asıl gündemi olan HES ve barajlar yoluyla suların satışını boğuntuya getirmekten başka amaca hizmet etmediğini biliyoruz. Nitekim Karadeniz'i Sahil yoluyla denizinden koparanların şimdiki hedefi de madencilere nakliye yolu olarak tasarladıkları ve bize turizm kisvesiyle yutturabileceklerini sandıkları sözde "yayla otobanı." Tüm dağlarımızı maden şirketlerine peşkeş çekenler, bunların kamuoyu nezdinde ‘yolunu yapmayı' da yine Eroğlu'na havale etmişler...

Halbuki "suyun hizmetkarıyım" demiş Eroğlu, mesela bizleri suyun nasıl satıldığına dair bilgi verebilirdi? Nasıl işliyor bu işler? İşler kesatmış galiba bu aralar, şirketler Karadeniz'den kaçıyormuş diye duyduk? Suları satmak Hizmetkarlıkmıdır yoksa Hükümdarlıkmı? biz kavramları karıştırdık?

Yine de Bakan sağolsun çok düşünceli, nazik. Ayıların derelere ulaşmaları için üst geçitler yapacaklarını açıklamış. Bakan üst geçitlere işaret levhası da koyacak mıymış? Ayılara hitap edecek farklı görseller düşünmek gerekecek herhalde?

Bu incelikleri düşünenler, otobanlardaki üst geçit benzeri yolları HES'lerde de yaptılar, balıkların geçeceğini düşünüp barajlara merdivenler yaptılar.. Tek sorun, ortada o "çağdaş, merdivenli ulaşım yolunu" kullanacak balık kalmamış olması... Derelerde hayvanların ulaşmak isteyeceği su kalmamış olması... İnsanlara bile yaşayacak ortam kalmamış olması... Ama yeni teknolojilerle böyle ufak tefek aksaklıkları da gidereceklerine inanıyoruz...

Bu arada derenin kenarında otoban ne arıyor? Onu da sormak lazım. Yolunu mu şaşırmış? Otobanlar geçtikleri bölgenin etrafına pislik, gürültü saçar. Alt geçit, üst geçit işini çok sevdiklerini biliyoruz gerçi, Ankara sokaklarına, E-5 çevresine baktıkça anlaşılıyor. Sırf bir üst geçit inşa etmek için altından otoban geçiriyor olabilirler. Bu da bir formül, ihale yapalım, yıkalım, ekonomiye can katalım? Kendi canımızı? Fakirlerin canını tabi...
İtiraf etmeliyiz ki bu haber bizi en azından acı acı gülümsetmeyi başardı. Hele ki bakanın başındaki muhabbet kuşuyla fotoğrafı; "bakın ben hayvanları ne kadar da çok seviyorum" "kafamda görüldüğü üzere" kompozisyonu içler acısı.. Çernobil patladığında "çayda radyasyon yok, bakın ben içiyorum" fotoları çektiren geleneğin temsilcisi...
Evcil hayvan beslemeyi, hayvanları evcilleştirmeyi de hayvan hakları savunuculuğu diye dayıyorlar. Bakana naçizane tavsiyemiz: Yaban hayvanlarına geçit yapacağım diye milli serveti çarçur etmesin. Ayıların, geyiklerin, cümle hayvanatın boynuna tasmayı geçirsin, biz ipinden tutup karşıdan karşıya geçirelim icabında. Her şeyi devletten beklemeyelim...

Özetle HES Bakanı Eroğlu'nun zeka ve izanımıza hakaret eden böylesi nafile PR çalışmalarıyla vakit harcamak yerine, doğamızı ve yaşamlarımızı uğrattığı yıkımın hesabını vermeye hazırlanması hakkında hayırlı olacaktır. Zira bugüne kadar olduğu gibi daima; yaşamı savunanların kararlı direnişi kazanacak, doğa kazanacaktır."

Karadeniz İsyandadır Platformu

http://www.karadenizisyandadir.org

 

TÜÇEP'ten Basına ve Kamuoyuna

Temiz Ünye Çevre Platformunun (TÜÇEP) başvurusu sonucu Danıştay,Terme Akçay'da OMV Doğalgaz Kombine Çevrim Santralinin lisans iptal edip yürütmeyi durdurmasına karşın şirket kuruluma devam ediyor

Bizler Ünye ve çevresinde, doğanın çağrısına uyup, çevreye ve yaşama kirlilik yaratarak, kastedenlere karşı, mücadele etmek amacıyla TÜÇEP olarak bir araya gelmiş, duyarlı insanlarız. Bu amaçla öncelikli olarak, sınırımızda, yani Terme Akçay'da kurulumuna devam eden, OMV Doğalgaz Kombine Çevrim Santraline karşı, fiili, kitlesel ve hukuki, mücadele Danıştay'da açtığımız lisansın iptali ve yürütmeyi durdurma davası"yürütmenin durdurulması" kararıyla olumlu bir sonuç verdi. Bu kararın tarihi 14.10.2011'dir. Bu karar tüm taraflara, yani bize, EPDK'ya ve OMV Samsun Elektrik A.Ş'ye tebliğ edilmesine rağmen uygulanmamış ve gereği yerine getirilmemektedir.

 Bu konuda gerekli tüm mercilere kararın uygulanması noktasında yaptığımız girişimler sonuçsuz kalmıştır. Adeta Yüksek Mahkeme'nin yani Danıştay'ın bu kararı yok sayılmaktadır. Ne Kozluk Belediye Başkanı, ne Terme Kaymakamı, ne Terme Jandarması, ne EPDK ne de Bimer olumlu bir cevap vermiştir. Bu kurumlar konunun muhatabının kendileri olmadığını söyleyerek ve adeta ipe un sermişlerdir. Acaba yürütmenin durdurulmasının kamuoyu tarafından duyulması sonrası, şirketin yani OMV Samsun Elektrik Üretim A.Ş'nin yaptığı açıklamada olduğu gibi "Biz 600 Milyon Euro harcadık ve çalışmalarımıza devam ediyoruz." gibi mi düşünmektedirler?

Bunun kamu vicdanını yaralayacağını ve yargıya olan güveni zedeleyeceğini görmemekte midirler?

Yoksa yargı kararları ve kurallar sadece alttaki vatandaşlar için mi geçerlidir? Ulusal ve uluslar arası büyük sermaye yani kapitalist şirketler söz konusu olduğunda her türlü kural ve yargı kararı hiçe mi sayılmaktadır? Ülkemiz "parayı verenin düdüğü çaldığı" bir muz cumhuriyeti midir? Bu sorular böyle uzatılabilir.

 Ey Ünye, Terme ve civarında yaşayan çevre dostları, yaşam savunucuları; bu hukuksuzluğa, çevremizin ve doğamızın kirletilmesine, yaşamımızın katledilmesine seyirci mi kalacağız? Bu duruma boyun eğip, rıza mı göstereceğiz? Danıştay kararında vurgulandığı gibi, birinci sınıf tarım arazilerimiz üzerinde kurulan ve bacalarından çıkan sera gazlarının asit yağmurları ile, topraklarımızın, içme sularımızın ve tüm yaşamımızın üzerine yağıp, ağır ağır zehirlenmemize sessiz mi kalacağız? Karadeniz'in en güzel yerlerinden olan, herkesin hayran kaldığı buraların, ( Ünye, Terme, Fatsa ) aynı güzellikte korunmasının ve gelecek kuşaklara bu güzel çevrenin yani emanetin ulaştırılmasının, bizlerin omzunda bir sorumluluk olduğu gerçeğini unutmayalım. Bu güzelliklere sahip olmak ve yaşamak, bugün bizden bedel istemektedir.

 Doğamız ve güzel çevremiz bizi, zehir saçan oluşumlara ve kirliliğe karşı, mücadeleye çağırmaktadır. Bu amaçla 25.02.2012 Cumartesi Günü tüm Karadeniz'deki mücadeleleri Akçay'da buluşturuyoruz. Tüm halkımızın bu mücadelede yanımızda görmek istiyoruz. Binlerce kilometre uzaklardan gelip, paralarına dayanarak, bizlerin yaşamasına ve çevresine kastedemeyeceklerini, buna rıza göstermeyeceğimizi, hep bir ağızdan haykıralım.

 25 Şubat Cumartesi günü tüm halkımızı Akçay'daki basın açıklamamızda yanımızda görmek ve mücadelemize omuz vermeye çağırıyoruz.

 25 Şubat 2012 Cumartesi

Saat:13.oo

Terme-Akçay OMV Santrali Önü (Ordu)

 "TERMİK SANTRAL İSTEMİYORUZ"

"KARADENİZ ENERJİ ÇÖPLÜĞÜ OLMAYACAK""TERMİK YAPMA BOŞUNA YIKACAĞIZ BAŞINA""OMV PARANI AL BAŞINA ÇAL"


TEMİZ ÜNYE ÇEVRE PLATFORMU


 


 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…