'Vatana millete zararlı çocuklar yürümeden yok edilsin'

21 Şubat 2012
'Vatana millete zararlı çocuklar yürümeden yok edilsin'

Tayyip Erdoğan'ın "sessiz devrim" dediği, bizim uzun zamandır  postmodern "devrim" diye nitelediğimiz gerici dönüşüm, Milli Eğitim Bakanlığı'nda da köklü reformlarla sürüyor. Bu reformlar arasında, devamsızılık yapan öğrencilerin aileleriyle görüşmelerinde imamların bulunması uygulaması olduğu gibi, Diyanet'le işbirliği içinde İlköğretim çocuklarının Umreye gönderilmesi de yer alıyor.. Eğitimin dinselleştirilmesinin bu örneklerinin yanısıra tastamam faşist zihniyetin örnekleri de yaşanıyor. Böylece faşizmin dinci ya da sünni islami biçiminin örneklerine her gün bir yenisi ekleniyor. Bu haber, Hitler faşizminin pratiğinde raslanabilecek ve insani dehşete düşüren cinsten. 

İkincisi ise yine gençliğe yönelik.. Başbakan Erdoğan, AKP İstanbul İl Gençlik Kolları kongresinde şöyle diyor: "Altını çiziyorum modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum. Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum." Buradaki "kinin davacısı" olmak ne demektir? Kime karşı kindir? CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler, Bu söylemin Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabesinden alındığını ifade ediyor. Belli ki, postmodern "devrim" kendi ideolojisini resmi ideolojiye dönüştürme emelinde. Mustafa Kemal'in Gençliğe Hitabesini bugünün koşulları açısından eleştirebilirsiniz. Ama o hitabe 1. Cumhuriyete aitti. Açıktır ki, 2. Cumhuriyetin ya da islam cumhuriyetinin gençliğe hitabesi, İslamcı Necip Fazıl'dan esin kaynağını alacak. Okuyun, eğitimin kimlerin elinde olduğunu, gençliğin ne için, hangi ideolojik amaç için eğitildiğini ve işin nereye varacağını düşünün..

endiseli.org

***

Sanki Hitler'in Müdürü!

İlköğretim Müdürü Mustafa Aydın "Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin" dedi.

Müdürden akılalmaz sözlerERZURUM'da Yakutiye Emniyet Müdürlüğü tarafından düzenlenen 'Huzur toplantısı'na katılan Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın "Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin" dedi.


Erzurum Lisesi Konferans Salonu'nda düzenlenen huzur toplantısına emniyetşube müdürleri ve amirler, ilköğretim ve orta öğretim okulu müdürleri, muhtarlar ile çok sayıda kişi katıldı. Toplantıda Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Genel Sosyoloji ve Metodoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr. Yıldız Akpolat, kavga, anlaşmazlıkların nedenleriyle bunlarla nasıl baş edilebileceğini anlattı. Çocukların şiddete eğitli olmasının aile ve çevreye bağlı olduğunu anımsatan Doç.Dr. Akpolat konuyla ilgili görüşlerini almak için katılımcılara söz hakkı verdi. Dumlupınar İlköğretim Okulu Müdürü Mustafa Aydın, öğrencilerinin döner bıçağıyla dahi kavga ettiğini söyledi. Okulun bulunduğu Yeğenağa Mahallesinde 500 metrelik mesafede 4 hurdacı bulunduğuna dikkati çeken Aydın, şöyle dedi:

"Çocuklar bir defa genellikle hırsız. Bunun yanında çocuklara devamlı 'Anneniz yoğurt mayalıyor mu' diye sorarım. 'Evet mayalıyor' diyorlar. Bir kere yoğurt bozuksa, mayası bozuktur. Aile ne ise, çocuğu odur. Bulunduğum çevreyi sokak sokak dolaştım. O kadar kullanılmayan ev var ki. Çocuklar köpek bakıyor. Orada soba yakmış oturuyorlar. Yetkililere eski ve boş evlerin yıkılmasını söyledim. Analar ne kadar kültürlü olursa yetişecek nesil o kadar kültürlüdür. İngiltere'de okullarda şiddetin dozunu ayarlamak için bir takım tartışmalar yapılıyor. Arjantin ya da Brezilya'da emniyette, suçlu çocuklara 'Nasıl bir şiddet uygulayalım' diye tartışılıyor. Ben bunu bizzat okudum, kafadan atmıyorum. En önemli tespitim, suça meyilli çocukların yüzde 90'ının ailelerinin geçimi sosyal yardımlaşma vakfı tarafından karşılanıyor. Yıllar önce Breziyla'da sokak çocuklarını yok etmek için bir örgüt kurulmuştu. Kusura bakmayın, belki biraz anormal gelebilir ama ben şunu istiyorum: Tıp bu kadar gelişti yüz nakli yapılıyor. Emniyette suçluların kanını alıp gen haritası çıkarsınlar. Çocuk doğduktan sonra analizi yapılsın. Vatana, millete, bu ülkeye zararlıysa yürümeden yok edilsin."

Salondakilerin gülüşmeleriyle biten konuşmadan sonra söz alanlan ise Mustafa Aydın'ın bu sözlerine tepki gösterdi.

 

'Gençliğe Hitabe'nin yerine o varmış'

Başbakan kendi gençliğine şöyle bir görev veriyor. 'Halka değil hakka inanan. Meclisi'nin duvarında hakimiyet hakkındır düsturuna hasret çeken. Gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti hakka kölelikte bilen bir gençlik'. 

'Gençliğe Hitabe'nin yerine o varmış'

CHP Parti Sözcüsü Birgül Ayman Güler MYK toplantısının sonunda yaptığı açıklamada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın hafta sonu partisinin gençlik kollarınca düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmaya da değindi.

Güler, şunları kaydetti: "Başbakan'ın kendi gençlik kollarına verdiği görevlerle ilgili sözleri çok rahatsız edicidir. Orada kinini, kalbini, kininin, kalbinin davacısı ol diyor. Başbakan'dan biz dindar gençlik sözünden sonra kindar gençlik özlemi içinde olduğunu duyduk. Başbakan'ın kendi gençliğine verdiği bu görevden ürktük. Başbakan'ın toplumu birbirine düşürme ve en önemlisi de kendini takip eden gençliği kendini takip etmeyen gençliğin üzerine saldırtma sözlerini büyük endişe ile asla sindirilemez sözler olarak karşıladık.

O sözler Necip Fazıl Kısakürek'in 'Gençliğe hitabe' adlı yazısından. Öyle görünüyor ki Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi'ne yasaklamanın ardından başka bir düşünce varmış. Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabesi varmış. Hemen söylediği o cümlenin ardında başka bir cümle var. Başbakan kendi gençliğine şöyle bir görev veriyor. 'Halka değil hakka inanan. Meclisi'nin duvarında hakimiyet hakkındır düsturuna hasret çeken. Gerçek adaleti bu inanışta bulan ve halis hürriyeti hakka kölelikte bilen bir gençlik'. 

Özgür gençlikte değil, akılcı gençlikte değil, bilimle yürüyen gençlikte değil. Hakka kölelikte gören bir gençlik... Bu referans Başbakan'ın dinci bir devlet özlemi içinde olduğunun kanıtıdır. Biz bir başbakanın kendi ülkesindeki insanları birbirine böyle kin
besletmeye teşvik etmesinden utanç duyuyoruz ve bu sözleri hiçbir zaman kabul etmeyeceğimizi, bu sözlerin gereğini yapmalarına hiçbir zaman izin vermeyeceğimizi buradan bir kez daha ilan ediyoruz." 

vatan / 20.02.2012

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…