Uğur Mumcu'yu kim öldürdü?

25 Ocak 2012
Uğur Mumcu'yu kim öldürdü?

Uğur Mumcu birçok siyasi partiden daha fazla etkinlik alanına sahipti. Sevenleri, okuyanları, alkışlayanları, cesaretine hayran olanları, bu yüzden onu çok delikanlı bulanları çok geniş bir siyasi yelpaze oluşturuyordu.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu 24 Ocak 1993 günü öldürüldü. Otomobiline önceden yerleştirilen C-4 patlayıcı kontak anahtarının hareketiyle birlikte patladı.

Çok ince bir sabotaj çalışmasıydı. Özel eğitim istiyordu. Ayrıca ön çalışma gerektiriyordu.  Yaptılar...

Mesela, Uğur Mumcu'nun oturduğu sitenin otoparkı bahçenin köşesindeki taksi durağının camekânlı ofisinden açık olarak görülebiliyordu. Bu haliyle bir sabotaj ekibinin bu pakta bulunan otomobillerden her hangi birine bomba yerleştirmesi operasyonu taksi durağından rahatlıkla görülebilirdi.

Ön çalışma ile görünmez hale getirdiler...

Nasıl mı?

Sitede oturan "solcu" bir milletvekili taksi durağındaki şoförlerin sürekli olarak kızının eve geliş gidişleri sırasında tacizci bakışlarla rahatsızlık verdiklerini ileri sürerek bir talepte bulundu:

-Taksi kulübesinin cam kaplı bölümünü buzlu camla değiştirin!

İstek yerine geldi, camlar söküldü, buzlu camlar takıldı. Böylece otoparkın tamamı taksi şoförlerinin görüş alanı dışına çıkartıldı.
Bu "namusa göz değiyor" operasyonu 1993 yılında Ocak ayının ilk haftası sonunda yapıldı.

İki hafta sonra Uğur Mumcu'nun otomobili "dış kaynaklı" terör örgütü tarafından havaya uçuruldu. Terör örgütünün "dış kaynaklı" olduğunu Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral, hiçbir araştırma ve inceleme yapmadan olaydan bir saat sonra ilan etti.

Sonra da ekledi:
-Eğer bu eylem dış kaynaklıysa faillerinin bulunması mümkün değil!

Ne güzel değil mi?
En yetkili kişi ilk dakikadan itibaren "duyduk duymadık demeyin" diyor:
-Ben ve ekibim Uğur Mumcu'yu katledenleri bulmayacağız!

1993'ten geldik 2012'ye Türkiye hala soruyor:

-Uğur Mumcu'yu kim öldürdü?

*** 

Uyuyan devi uyandırmak...
Uğur Mumcu birçok siyasi partiden daha fazla etkinlik alanına sahipti. Sevenleri, okuyanları, alkışlayanları, cesaretine hayran olanları, bu yüzden onu çok delikanlı bulanları çok geniş bir siyasi yelpaze oluşturuyordu.

Uğur Mumcu yaşarken gerçek bir "halk kahramanı" haline gelmişti.
Bu yüzden Ankara'da yapılan cenaze törenine yüz bini aşkın insan katıldı. Üstelik Mumcu'ya bir çalışma gününde veda edildi.

Cenaze töreni birçok televizyon kanalı tarafından canlı olarak yayınlandı.
Töreni CNN TÜRK adına takip eden Mithat Bereket, yüksek bir yere konuşlanmış, arkasına aldığı kitleyi işaret ederek şu anonsu yapıyordu:

-Uğur Mumcu'nun öldürülmesi uyuyan bir devi uyandırdı! Yüz binler bir ağızdan haykırıyorlar...
Anons burada kesiliyor, kamera kitleye dönüyor ve gök gürültüsünü andıran bir coşku seli ekranlardan taşıyordu:

-TÜRKİYE LAİKTİR, LAİK KALACAK!

Zihni tersten okumalara açık olanlar daha o anda kendi kendilerine sordular:

-Acaba ‘uyuyan devi uyandırmak için mi' Mumcu'yu katlettiler?
 *** 

Uğur Mumcu tebessümü


Uğur Mumcu sert mesajlı yazılarında bile mizahı elden bırakmayan iflah olmaz bir muzipti. Tıpkı yakın arkadaşı Ali Sirmen gibi çok ciddi yüz ifadesiyle, hiç gülmeden anlatıp dinleyenleri kahkaha krizlerine sokardı.

Bir kitap fuarında Uğur Mumcu, hem kitaplarını imzalıyor, hem de okurlarıyla sohbet ediyordu. O sırada Güneş gazetesi yayın hayatına yeni başlamıştı. Gazetenin birinci sayfasında yazan Mehmet Barlas'ın köşesinin adı ile Uğur Mumcu'nun köşe adı "pişti" olmuştu: Gözlem!

Uğur Mumcu telefon açıp Barlas'ı arıyor:

-Mehmetçiğim sen benim köşemin adını almışsın?

-Yaa öyle mi? Valla hiç farkında değilim!

Uğur Mumcu bu anekdotu aktardıktan sonra aynı ciddiyetle devam etti:

-Bana okurlar soruyorlar, iki Gözlem köşesi var, biz hangisini okuyacağız?

Mumcu biraz durup gol cümlesi için soluklanıp şöyle dedi:

-Siz Mehmet'i okuyun diyorum... Ben solcu yazarım o yüzden tek yönlü yazıyorum. Mehmet hem sağcı hem solcu olduğu için geniş açıyla iki taraftan da görülebilecek şekilde yazabiliyor!

***

Bir gün Manisa'da SHP mitingi sonrasında Cumhuriyet ekibi yazılarını yazıp gazeteye geçiyorlar. Uğur Mumcu, Hikmet Çetinkaya, Celal Başlangıç işlerini bitirmişler bekliyorlar. Uğur Mumcu sıkılıp soruyor:

-Neyi bekliyoruz?

-Genel Yayın Yönetmenimiz Hasan Cemal'i bekliyoruz henüz yazısını bitirmedi.
Bu yüzden de kimse Cemal'in yanına gidip de "yazıyı bitir, geç kalıyoruz" diyemiyor.
En sonunda Uğur Mumcu dayanamıyor, Hasan Cemal'in kapandığı odanın kapısını açıp "Hadi be oğlum" diyor:

-Sen bir yazı yazana kadar deden Cemal Paşa iki hükümet devirirdi!!.


 NAZIM ALPMAN

***

Cihaner: Uğur Mumcu'dan Hrant Dink'e yargıda değişen bir şey yok

CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner; katıldığı bir söyleşi de Türkiye'de geçmişte yaşanan bir çok acı olayın net ortaya çıkarılamadığını ifade ederek, "Uğur Mumcu davasının aydınlanabilmesi için Hrant Dink davasını pilot olarak görebiliriz" dedi Aliağa Belediyesi'nin düzenlediği "Demokrasi İçin Adalet" konulu söyleşide katledilişinin 19. yılında Gazeteci- Yazar Uğur Mumcu anıldı. Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş, CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner ve CHP PM üyesi Levent Eyipişiren'in katıldığı söyleşi Tüpraş Halk Eğitim Merkezi'nde gerçekleşti.

CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner yaptığı konuşmada Türkiye'de geçmişte yaşanan bir çok acı olayın net ortaya çıkarılamadığını ifade ederek "Ülkemiz Aydınlar mezarlığına döndü ve hiç biri net bir şekilde ortaya çıkarılmadı. Sivas ve Maraş olayları da aynı şekilde, üzerlerinde hep bir fluluk var" dedi. Uğur Mumcu'nun "Rabıta" skandalını ortaya çıkardığını anımsatan Cihaner "Uğur Mumcu Rabıta skandalını ortaya çıkarmıştı, İstihbarat örgütlerini, gerici örgütlenmeleri soruşturuyordu. Kürt sorununu araştırıyordu. 12 Eylül'deki hak ihlallerini araştırıyordu. Çok geniş bir yelpazenin hedefindeydi" dedi.

‘YARGI SİYASİ İKTİDAR İLE AYNI ÇİZGİYE GELDİ'
Türkiye'de yargı sistemindeki sorunlara da değinen Cihaner; "Türkiye'de yargının hiçbir zaman  bağımsız olmadığını ifade ederek şunları söyledi: "Yargı, gelene ağam, gidene paşam dedi. 12 Eylül'de darbecilerin emrine girdi. Bugün gelinen noktayı ise hepiniz biliyorsunuz, yargı siyasi iktidar ile aynı çizgiye geldi."

"Uğur Mumcu davasının aydınlanabilmesi için Hrant Dink davasına pilot olarak görebiliriz" diyen Cihaner , Türkiye'de yargılama kültürünün yanlış olduğunu belirterek konuşmasına şöyle devam etti: "Özel Yetkili Mahkemeler adil ve etkin sorgulamanın önündeki en büyük engellerdir. Dink Cinayetinde 'Örgüt var ama delillendiremedik' demek etkin bir soruşturma yapamadık demektir. Özel yetkili mahkemeler mutlaka kaldırılmalı. Yani aslında Uğur Mumcu cinayetinden bu yana yargıda değişen bir şey yok."

'Yakında yeni aydın cinayetleri işlenebilir'
Yaşanan olaylarda istihbarat örgütlerinin rolünün hiç tartışılmamış olmasını çok önemsediğini belirten Cihaner; "Devletin birçok istihbarat örgütü var. Örneğin şimdi içinde işadamı, askeri, gazetecisi, bilim adamı çok geniş kitleyi kapsayan bir yapılamadan, sözde illegal bir durumdan Ergenekon'dan bahsediyorlar. Maden bu kadar büyük ve geniş bir kapsamlı oluşum var. ‘O zaman devletin istihbarat birimleri nerededir? Görevi nedir?' diye sormak lazım" dedi.

CHP Denizli Milletvekili Cihaner; Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesinin de arasında bulunduğu birçok saldırıdan sorumlu tutulan yasa dışı Tevhid-Selam Kudüs Örgütü'nün yeniden faaliyete geçtiği ile bir haber okuduğunu belirterek; yakında yeni Aydın cinayetleri işlenebilir" dedi.

24 Ocak 2012 / Birgun

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…