‘Müslüman mahalle'nin tecavüzcüleri--İnci Hekimoğlu

21 Nisan 2013
‘Müslüman mahalle'nin tecavüzcüleri--İnci Hekimoğlu

"AKP iktidarı döneminde artan muhafazakârlaşmayla birlikte, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, yüzde binin üzerinde bir oranla artması arasındaki paralelliğin nedenini görmezden gelmeyi tercih edenler olabilir" Oysa "sistematik işkence gören, ayrılmaya kalkınca katledilen kadınların, tecavüze uğrayan, satılan, istismar edilen çocukların değil; işkenceci, tecavüzcü ve katillerin yanında duran bu sistemin kendisi, toplumsal barışı tam ortasından havaya uçurmaktan suçludur. Hatta lağvedilmelidir."

Zonguldak'ta 13 yaşındaki bir erkek çocuk, yaşları 15 ile 60 arasında değişen 12 kişinin tecavüzüne uğruyor. Aralarında, kendisiyle yaşıt torunu olanlar da var. ‘Ucuz, çocuk işçi' olarak girdiği çıraklık işinde, patronunun tecavüzüne uğramakla kalmıyor, patron, belediye işçisinden taksi şoförüne tanıdığı kim varsa, çocuğu pazarlıyor. Olay ihbar üzerine ortaya çıkıyor.

İlk verilen Adli Tıp raporuna göre, iki yıl süren tecavüz zinciri sonrası çocukta sosyal gelişim bozukluğu tespit ediliyor, ruh ve beden gelişiminin normal olmadığı belirleniyor. Tecavüzcüleri ise normal ve erkek, bütün tecavüz vakalarında olduğu gibi.

Medyanın haberi veriş dili hemen dikkati çekiyor. Kadın ve kız çocuklarına tecavüz, ağır şiddet ve katliam haberlerine gösterilmeyen özen, bu haberlere damgasını vuruveriyor. Mağdur erkek olunca, tecavüz ve şiddet haberleri de hızla, erkek mağdurun lehine dönüveriyor. Ama mağdur kadınsa, erkek zihniyetin, ‘kuyruk sallamıştır', ‘hak etmiştir', ‘rızası vardır', diyen iç sesi, mağdurla değil, saldırganla kolayca empati kurmasına yaradığından olacak, ortaya çıkan haberler de tıpkı yargı kararları gibi oluyor.

‘N.Ç'de simgeleşen, 12, 13, 14 yaşındaki küçük kız çocuklarına yönelik toplu tecavüz ve istismar olaylarının tamamı, adeta ‘sıradan' bir haber kategorisine indirgenmenin yanı sıra, tecavüzcüler değil, katiller değil; mağdurlar teşhir edilerek, defalarca daha mağdur olmaları sağlanıyor. Hatta saldırganların ismi, meslekleri gizlenerek, gizli bir dayanışma oluşturuluyor.

Çünkü tecavüzcüler de, katiller de gayet normal erkekler. Hiç öyle psikopat, manyak, akıl hastası, bağımlı falan değiller. Zaten o tezler çoktan çökmüştü de buradan tutarak, aradan sıyrılamaz kimse. Bu erkeklerin hepsi, baba, kardeş, koca, dede, dayı, amca, komşu. Mahallenin bakkalı, sucusu, mahallenin polisi, jandarması, mal müdürü, memuru, işçisi, okulun öğretmeni, müdürü, mahallenin imamı.

Ne yaş, ne meslek, ne statü fark ediyor, uçkur çözme fırsatı karşısında... Çoğu da hem evlerinde hem mahallerinde birer namus bekçisidir, sorsan. Üçüncü sayfa haberlerine bakarsan, öldürülen kadınların çoğu türbanlıdır ama katil kocaların her defasında gerekçesi ‘namus' olduğundan, haliyle erkek sistemin, erkek yargıçları da aynı zihniyetin taşıyıcıları olarak basıverirler ‘iyi hal'den, ‘ağır tahrik'ten indirimi. Örtülü ya da örtüsüz olmak, hiç fark etmez, ‘erkek'liğin hakimiyetinde.

Hepsinin ailesi var, kendileri de şu kutsal ‘aile'ler içinde yetişmiş. Uzaydan buraya, hani bir komplo teorisi olarak, Kırım Kongolu keneler gibi fırlatılmış değiller. Ama aynı keneler gibi, kan emmek için buldukları her kurbana yapışıverirler. Bizzat bu toplum yetiştiriyor, bu devlet de besleyip büyütüyor.

Daha iki aylık evli 19 yaşındaki Pınar'ı döverek öldüren kocası ve kayınpederi, herhalde korunması gereken ‘aile'ye en iyi örneklerden biri. Ya da daha iyisi karısının dişlerini kerpetenle sökecek kadar ağır işkenceler yapan kocanın ve benzerlerinin tutuklanmasına gerek görmeyen yargıçlar için belli ki, ‘aile'nin ifade ettiği anlam budur! Ezici çoğunluğu Müslüman olan, yüzde 70'i ‘dindar' olan bu toplumun portresi de budur!

AKP iktidarı döneminde artan muhafazakârlaşmayla birlikte, kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, yüzde binin üzerinde bir oranla artması arasındaki paralelliğin nedenini görmezden gelmeyi tercih edenler olabilir, hatta beni de tıpkı Fazıl Say gibi ‘toplumsal barışı bozmak'tan dava edebilirler ama asıl; sistematik işkence gören, ayrılmaya kalkınca katledilen kadınların, tecavüze uğrayan, satılan, istismar edilen çocukların değil; işkenceci, tecavüzcü ve katillerin yanında duran bu sistemin kendisi, toplumsal barışı tam ortasından havaya uçurmaktan suçludur. Hatta lağvedilmelidir.

21 Nisan 2013 / Yurtgazetesi

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…