Uludere Katliamı..

5 Ocak 2012
Uludere Katliamı..

Insan haklari ve diger kitle orgutlerinin yanisira, CHP Heyeti de, aralarında ogrencilerin de olduğu 35 köylünün katledilişini raporladi..

"Bu Bir Katliam Raporudur"

Şırnak'ın Uludere İlçesine bağlı Ortası Köyü'nde 28 Aralık'ta öldürülen 35 kişi ile ilgili olarak Mazlum-Der, ÇHD, TİHV, İHD, Türkiye Barış Meclisi, KESK, TTB ve DİSK'in olayın yaşandığı bölgede yaptığı inceleme sonucunda hazırlanan raporu bugün bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklandı..

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, bugün Mülkiyeliler Birliği'nde yapılan sivil toplum örgütlerinin (STÖ) hazırladığı Uludere Raporu'nun basın açıklamasında sözlerine böyle başladı.

Katliamdan sağ kurtulanlarla görüştüklerini, otopsinin yapıldığı hastanede incelemeler yaptıklarını söyleyen Türkdoğan, yapılan inceleme sonucunda cesetlerin kimlik tespitlerinde aileleri temsilen sadece Şırnak Barosundan tek bir avukatın bulunduğunu, otopsiye hastanenin de uygun olmadığını belirtti. Kendilerinin de askeri birlikler tarafında engellendiğini ve askeri helikopterler tarafından taciz edildiklerini de sözlerine ekledi.

Raporda katliamdan sağ kurtulan Hacı Encü ve Servet Encü'nün de ifadelerine başvurulduğunu belirten Türkdoğan, "Onlar operasyonun bilerek yapıldığını söylediler. Katliamı yaşayanlardan, köy halkında ve muhtardan dinlediklerimizle şunu söyleyebiliriz: bu bir toplu katliamdır ve olaydan sonra kimse bu insanlara yardıma gelmemiştir. Burdan şunu anlıyoruz ki, devlet bile isteye bu insanları öldürmüştür. Katliamda tahrip gücü yüksek, yakıcı özellikte mühimmat kullanılmıştır."

"Ölürsek, Öldürürsek Nasıl Birlikte Yaşarız"

Mazlum-Der Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal konuşmasında insanların kasten bombalandıklarını düşündüklerini ifade etti. Ünsal: "Öldürülen insanlar sınır ticareti yapan sivil halktır. Eğer doğru bir soruşturma yürütülecekse, bu olayın başat sorumluları olan İçişleri Bakanı ve Genel Kurmay Başkanı görevden alınmalıdır" dedi.

Operasyonların bilerek yapıldığını söyleyen Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı avukatların otopsi ve delil toplama sırasında orada olduklarını belirtti. Kozağaçlı sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet kaçakçılığa izin mi versin?" diyenler bu katliamı açık ve net bir şekilde meşrulaştırma çabası içindedir. Yanlışlıkla olduğuna hüküm verenler, "operasyon hatası" diyenleri pekiştirmektedirler. "

Türk Tabibler Birliği Merkez Konsey Başkanı Eriş Bilaloğlu "hata" kelimesini kullanmanın başlı başına bir hata olduğunu vurguladı. "Aradan dört gün geçti artık saklanacak bir şey yok. Fakat saklanma çabasını geçtim çarpıtıyorlar da. Adli tıp incelemesi gösterdi ki bazı insanlar yardım ulaşmadığından dolayı donarak hayatını kaybetmiştir."

Eski değerlendirme yöntemlerinden ve geçiştirme çabalarından kesinlikle vazgeçilmesi gerektiğini belirten KESK Genel Başkanı Lami Özgen ortak fikrin bu olayın katliam olduğu yönünde olduğunu söyledi. Özgen "Bu insanlar devlet gözetiminde yıllardır geçimlerini kaçakçılık yoluyla sağlamaktadırlar. Buna hata demek ne kadar doğrudur?" dedi.

DİSK Genel İi Yönetim Kurulu Üyesi Remzi Çalışkan "Yaşanılan olay bilinçli bir katliamdır" diyerek başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü "Bu katliam Dersim'i, 33 Kurşunu, Kasaplar Deresi'ni hatırlatmaktır. Bu olay Kürt sorunundaki imha ve inkarın bir sonucudur. Artık içi boş açılımlar, özür dilemeler ve sahte gözyaşları istemiyoruz."

Operasyonun planlı yapıldığını belirterek sözlerine başlayan Türkiye Barış Meclisi üyesi İmam Canpolat ise yerel güçlerin  böyle bir katliama tek başlarına kalkışamayacaklarını söyledi. Canpolat: "O insanlarda birlikte yaşama isteği var ama ölürsek, öldürülürsek nasıl birlikte yaşayalım diye soruyorlar" dedi.

Uludere'de Donarak Ölenler Oldu

Aralarında İHD, TTB, MAZLUMDER'in de olduğu sekiz sivil toplum örgütünün Uludere raporunda, hiçbir resmi kurumun olay sonrası harekete geçmemesinin donarak ya da kan kaybından ölümlere yol açtığı iddia edildi.

Sadece canlılar zarar gördü

Şırnak İli Uludere (Qıleban) İlçesi Gülyazı (Bujeh) ve Ortasu (Roboski) Köylülerinin Katledilmesi İle İlgili Araştırma-İnceleme Raporu'nda olay yerine dair tespitler yer aldı. Bu tespitler arasında olay yerinde canlı organizma olarak nitelendirebilecek insan, hayvan ve bitki örtüsünün zarar gördüğü fakat isabet eden yer dışında taş, bidon ve benzeri maddelerin etkilenmediğine dikkat çekildi. Rapora göre sınır taşının yanında bomba parçaları bulundu, buna karşılık sınır taşında ve taşın hemen yanında zeytin ve ekmeğin olduğu bir poşette herhangi bir tahribat görülmedi. Mazot bidonlarının etrafa yayıldığı ancak parçalanmadığı da raporun saptamaları arasında.

Ayrıca olayın meydana geldiği yerin Irak-Türkiye sınırının sıfır noktası olduğuna, patlamadan arta kalan kalıntıların bir kısmının Türkiye tarafında, bir kısmının Irak tarafında kaldığına ve heyet inceleme yapmaya başladığı sırada herhangi bir delil toplama işleminin yapılmadığına ve olay yerinin koruma altına alınmadığına da raporda değinildi.

Deliller karartılabilir

Rapora göre olaydan sonra hiçbir resmi kurum yaralıları ve cenazeleri almak için harekete geçmedi. Köylüler kendi imkanlarıyla olay yerine gitmek zorunda kaldı. Bu gecikme kimi yaralıların kan kaybından veya donarak ölmelerine yol açtı. Köylüler gelmesiyle yol kesen askerlerin oradan ayrıldıkları ve köylülerin cenazeleri kendi imkanlarıyla Gülyazı'ya getirdikleri de rapordaki iddialar arasında.

Raporda hastane koşulları otopsi işlemine elverişli olmadığı da belirtildi. Otopsi sonucunda elde edilecek delillerin mevcut koşullar yüzünden usulüne uygun şekilde alınamayacağı, bu nedenle delillerin karartılma ihtimalinin yüksek olduğu vurgulandı.

Vurgulanan bir başka nokta da heyetin hastanede gördüğü cenazelerin durumu. Raporda anlatıldığına göre, cenazelerin bir kısmı yanmış, iç organları dışarıda; çoğunun kafatası parçalanmış halde ve vücut bütünlükleri parçalanmak suretiyle bozulmuş durumda.

Olay esnasında tahrip gücü çok yüksek, yakıcı nitelikte mühimmatın kullanıldığı da raporda düşülen notlardan bir başkası.

Telsiz görüşmeleri açıklanmalı

Olayla ilgili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi insan hakları birimleri, ulusal ve uluslararası sivil ve demokratik kitle örgütlerinin inceleme yapmasının istendiği raporda, yörenin idari yapısının beldeye çıkarılması önerildi.

Raporda değinilen aydınlatılması gereken noktalardan bazıları şöyle:

* Karakol ve gözetleme kuleleri yakın olmasına rağmen ve özellikle korucuların ve diğer kişilerin olaydan hemen sonra askeri birimlere haber verdiği kesin olduğu dikkate alındığında neden olay yerine hiçbir görevli ve yetkili gitmedi?

* Olay sonrasında Şırnak ve diğer yerlerden gelen ambulanslar ile sağlık görevlilerine neden izin verilmedi?

* İnsansız hava araçlarının çektiği görüntülerden yükün şekli nedeni ile yükün mahiyeti anlaşılabiliyorsa görüntülerin bu grubun yükü ve silah durumu hakkında bilgi verip vermediği ve bu grubun sivil olduğu yönünde bir rapor verip vermediği araştırılıp aydınlatılmalıdır.

* Olayda kullanılan mühimmat ve patlayıcıların miktar, hedef ve amacının ne olduğu ve öncesinde bir aydınlatma fişeği ve karadan top atışının yapılıp yapılmadığı ve uçakların kullandığı bombaların niteliğinin tespit edilmesi gerekir.

* Olay sonrası, saldırıyı düzenleyen uçaklarla hava komuta merkezi arasındaki; köy korucuları, köy muhtarı ile karakol arasında veya üçüncü kişiler arasında yapılan telefon ve telsiz görüşmelerinin kayıtlarının aydınlatılması gerekir.

BİA Haber Merkezi, 03 Ocak 2012


CHP heyeti: 13 Köylü, helikopter gonderilmedigi icin yolda öldü

CHP heyeti, bölgeye helikopter gönderilmediği için 13 yaralı köylünün yolda öldüğü tespitinde bulundu.

CHP'li milletvekillerinden oluşan heyetin Uludere'de yaptığı incelemelerde olayın meydana gelmesinin ardından yaralı olan 13 kişinin köylüler tarafından sırtlarda taşınırken bölgeye ambulans ve helikopter gönderilmediği gerekçesiyle yaşamını yitirdiği tespiti yapıldı. Heyet, kaçakçılığın bölgedeki askeri ve idari amirlerin haberinde gerçekleştirildiği saptamasını yaparken "Çocuklar dersten çıkıp kaçakçılığa gidiyor. Kaçağa gitmek koyun otlatmaya gitmek gibi" görüşünü belirtiyor.

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, CHP Adıyaman Milletvekili Salih Fırat, Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Muğla Milletvekili Nurettin Demir, Ordu Milletvekili İdris Yıldız, Manisa Milletvekili Hasan Ören ve Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'den oluşan heyet, Uludere'de yaptığı incelemeleri tamamladı. Heyet bir rapor hazırlayarak önümüzdeki günlerde açıklayacak. Heyette yer alan CHP'li Fırat ve Ağbaba'nın yaptığı tespitler şöyle:

KAÇAKÇILIK KOYUN OTLATMAK GİBİ

  • Bölgede kaçakçılığa gitmek yasadışı olmaktan çıkmış, askerin ve devletin bildiği herkesin yaptığı bir uğaş haline gelmiş. 12-16 yaş arasındaki çocuklar kaçakçılık yapıyor. Çocuklar dersten çıkıp kaçakçılığa gidiyor. Kaçağa gitmek koyun otlatmaya gitmek gibi.
  • Aileler yıllardır kaçakçılık yapıldığı için çocuklarını gönderme konusunda herhangi bir risk görmüyor. Olayın meydana geldiği güzergâh sürekli olarak kaçakçılığın yapıldığı, terör örgütünün ise Türkiye'ye sızmak için kullanmadığı bir bölge.
  • Kaçakçılık yapan insanlar kendi ihtiyaçları için şeker ve un alıyorlar. Mazottan ise 50 TL ile 80 TL arasında değişen miktarlarda para kazanıyorlar.
  • Bölgedeki insanlar 35-40 kişilik gruplarla değil 5-6 kişilik gruplarla yanlarına aldıkları 7-8 katırla kaçakçılığa gidiyor.


HER GÜN 100-150 KİŞİ GİDİYOR

  • Bölgedeki vatandaşların kaçakçılık dışında başka gelir kaynağı yok. Her gün 100-150 kişi kaçakçılık yaparken sınırı geçip sonra tekrar Türkiye'ye dönüyor. Kaçakçılık yapanların çoğu öğrencilerden oluşuyor.
  • Kaçakçılık askeri ve mülki idare amirlerinin bilgisinde yapılıyor. Bölge halkı özellikle son 10-15 gün içinde gidiş gelişlerin daha da rahat bırakıldığı, buna izin verildiğini ifade ediyor.
  • Irak tarafından araçlarla başta mazot olmak üzere diğer kaçak mallar getiriliyor. Türkiye'den gidenler ise yanlarında götürdükleri çok sayıdaki katır gibi hayvanlar aracılığıyla kaçak malı ülkeye sokuyor.


ASKER YOLU KESİNCE

  • Olayın yaşandığı gün askerlerin 4 farklı dönüş yolunu kapatması üzerine 200-250 metre aralıklarla dönen 5-6 kişilik gruplar bir arada toplandı.
  • Asker ve diğer yetkililere, olayın meydana geldiği gün köylülerin saat 15.00 ile 16.00 arasında kaçakçılık yapmaya gittiği bilgisi telefon aracılığıyla verildi.
  • Asker ve diğer yetkililere bilginin verilmesine karşın yolları kesildiği için bir araya toplanan kişilerin bulunduğu bölgeye aydınlatma fişeği atıldı. Bölgeye önce top atışı yapıldı, ardından uçaklar bomba yağdırdı.
  • Korucu olan bir vatandaş yetkililere ulaşıp "Bombalamayı kesin benim de çocuğum orada" deyince yetkililer korucuyu "Senin çocuğunun orada ne işi var" diye azarlıyor.


13 KİŞİ YOLDA ÖLDÜ

  • Yaklaşık bir saat süren bombalamanın ardından 13 kadar yaralı taşınarak köye getirildi. Bu sırada bölgeye helikopter veya ambulans gelmediği için bu kişiler de yaşamını yitirdi. Uçakların bombardımanından 2 kişinin daha kurtulduğu, bu kişilerin Irak tarafına kaçtığı belirtiliyor.
  • Bakanların taziye ziyaretinde bulunduğu kişinin olayda hayatını kaybeden yakını yok. Köylüler bu duruma "Başbakan telefon şovu yaptı" diye tepki gösteriyor.
  • Olaydan kurtulan ve tek görgü tanığı olan kişinin ifadesi önceki gün itibarıyla alınmamıştı. Savcılık çok yavaş hareket ediyor.

Köylüler TBMM'nin bu konuyu aydınlatmasını talep ederken olayın ihmalden kaynaklanmadığını, kasıtla yapıldığını düşünüyor.

Cumhuriyet, 4 Ocak2012

 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…