Müzeler, Kültürü tanıtmada en etkin araç

23 Aralık 2011
Müzeler, Kültürü tanıtmada en etkin araç

1978 yılında kurulan Ralp Appelbaum Associates Incorporated mimarlık ofisinde 6 yıldır çalışan Mimar Büke Kumyol, genç yaşında birçok başarılı projeye imzasını atmış, Endiseli.org yazari bir arkdasimiz. 2003 yılından bu yana New York'ta yaşıyan Büke Kumyol'la kariyeri ve projeleri hakkında TurkishNY bir söyleşi gerçekleştirdi. Şu anda müze tasarımı alanında çalışan Kumyol'un bu söyleşisini sizlerle paylasiyoruz..

TurkishNY.com: Müzecilik değişik bir alan. Bu sektöre girişiniz nasıl oldu?

Büke Kumyol:  Mimar Sinan Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü'nde okurken ilk yılımın sonunda bir proje yaptım. Özel İsviçre Hastanesi'nin acil bölümü için bir tasarım hazırladım. Birçok mimarlık ofisinin yarıştığı bu projede, benim tasarımım seçildi. Acil bölümü tasarımı olduğu için çok kısıtlı bir projeydi ancak benim ne yapmak istediğime karar vermemi sağlayan bir proje oldu. İşin daha çok soyut tarafıyla ilgilendiğimi anladım ve eğitimime Parsons School of Design'da devam etmeye karar verdim. Okuldayken de birçok proje yaptım. Okulu tasarım birincisi olarak bitirdim ve hiç iş aramama gerek kalmadan iş teklifleri geldi.

TurkishNY.com:  Nerelerden iş teklifleri aldınız?

Büke Kumyol:  Union Square'de bir proje tasarlamıştım. Vitamin ve mineral satışının her bireye o günkü eksikliğine ve gereğine göre ölçen, sağlayan bir proje. Bu projeyle, Türkiye'deki hastane deneyimim birleşince John Hapkins Hastanesi'nin tasarımı için çalışma teklifi aldım. Sonrasında müze tasarımı yapan Ralp Appelbaum Associates Incorporated firmasından teklif aldım ve istediğim gibi bir iş olduğu için burayı tercih ettim. Aralıksız olarak 6 yıldır bu firmada çalışıyorum.

TurkishNY.com: Müze kavramının tarihinden bahsedebilir misiniz?

Büke Kumyol:  Müzeciliğin oluşumu çok eskiye dayanıyor. Yunan tanrılarına tapınaklarda sunulan objelerin belli bir hiyerarşiye göre sunulmasıyla başlayan bir eylem müzecilik. Bunu Romalılar'ınsavaşlardan elde edilen ganimetlerin sergilenişi, daha sonra komutanların beğendikleri ganimetleri almasıyla müzelerin ilk adımları atıldı diyebiliriz. Ganimetleri alan komutanlar, daha sonra aldıklarını kendi evlerinde sergilemeye başlıyorlar. O zamanlarda evlerde vazo dışında bir aksesuar yok. Nadire kabineleri denilen hizmetçilerin bile giremediği bir odada sergilenen eşyalar, balolarda diğer ailelerin görmeleri için açılıyor. Soylu insanlar artık finansal açıdan değil, evlerinde sergiledikleri bu tarz koleksiyonlar ile birbirleriyle yarışıyorlar.

TurkishNY.com: Müzelerin ilk örneği olarak hangi müzeyi söyleyebiliriz?

Büke Kumyol:  Fransa'da bulunan Louevre Müzesi, müzeciliğin asıl temelidir. Fransız İhtilali sırasında sadece krala ait bir alanken ilk defa halka açıldı. Devrimden sonra kral aldı, sonra müze tekrar halkın hakimiyetine geçti. Bu müzeyi gördüğünüz zaman müzeciliğin nasıl gelişmiş olduğunu anlıyorsunuz ve halka hitap eden ilk müzenin Louvre Müzesi olduğunu söyleyebiliriz.

Müzelerin ulusların manevi kıymetlerini göstermek dolayısıyla büyük bir mevki kazandığını söyleyen Kumyol,  medeniyet seviyesi yükselmiş toplumlarda müze teşkilinin en önde giden ihtiyaçlardan biri olduğunu ifade ediyor.

TurkishNY.com: Türkiye'de müzeciliğin durumu nedir?

Büke Kumyol:  Bir ülkeye gittiğinizde müzelerini ziyaret ediyorsunuz. Bunun amacı genellikle müzelerin toplumların geleneklerini, göreneklerini, tarihlerini öğrenme merakından ileri gelir. Türkiye'ye gittiğinizde sadece Osmanlı'da takılı kalmış bir gösterim görüyorsunuz. Türk tarihi daha eskilere dayanır. Çok enterasan bir tarihimiz ve büyük bir koleksiyonumuz var, ancak bunları düzgün biçimde yansıtamıyoruz. Tarihi anlatmak sadece fotoğrafı koymak değildir. Olayı bilinler bundan bir şey anlayabilir ama başka bir insan için bu fotoğraf çok manasız kalabilir.

Bence müzeler,  ulusal kültürü tanıtmadaki en büyük araç.

Osmanlı İmparatorluğu'nda İslamiyet'e göre figuratif resim ve heykel yapmak haram ve yasak olduğu için müzeciliğin gelişmesi biraz daha geç zamanlara denk geliyor. Rönesans ve reform geçirmeyen bir ülke olduğu için müzecilikte yeni yeni gelişmeye başladı Türkiye. Şu anda Türkiye Avrupa'nın Rönesans dönemindeki klasik müze anlayışını yaşıyor. Bu tarz değişimler bir anda olmuyor, özellikle yüzyıllar boyunca kapalı yaşamış bir toplumda bunu değiştirmek çok kolay değil.

Müzecilik, obje altına açıklama yapmak değildir

TurkishNY.com: Peki müzecilik nasıl olmalı?

Büke Kumyol:  Herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Müzelerin tasarımını yaparken çeşit çeşit beyne nasıl bu bilgiyi sunabilirsin bunu düşünüyorsun. Bizim yaptığımız ortaya bir bilgi bombası atmak. bu bomba insanın dikkatini çektiğinde o bilgiyi almaya uğraşıyor ve algıladıkça detaylarını istiyor.

Ayrıca hangi dönemi anlatıyorsan, insanlara bütünüyle o dönemi anlatmak zorundasın.

TurkishNY.com: Soykırım müzeleri projelerinizden bahsedebilir misiniz?

Büke Kumyol:  Soykırım müzeleri yapan bir firmada çalışan bir kişi olarak soykırım kelimesinin gerçek anlamının dışında kullanıldığını söyleyebilirim. Soykırım demek bir soyu yok etmeyi tamamlamak demektir. Bu bağlamda son dönemde çok sık tartışılan Ermeniler'e yapıldığı söylenen ‘'soykırım'' iddalarına literal anlamda soykırım diyemeyiz. Şu anda dünyada birçok Ermeni var, ülkeleri var. Bizim projemizde çalışan küratörlerin arasında Ermeniler'in soykırım dediği kesinlikle o şekilde algılanmıyor. Akademik çevreler, olayı tüm boyutlarıyla değerlendirdiği için olay sadece ‘'Ermeni Olayı'' olarak geçiyor. Bizler bu işi yaparken çok objektif olmak zorundayız, işimize kesinlikle duygu katmıyoruz. Müzede olaylar sebepleri ve sonuçlarıyla, artılarıyla eksileriyle anlatılıyor. Tarihte yaşanan bir olayı incelerken sebeplerini, onu gerçekleştiren etkileri ve tepkileri incelemek durumundasın. Özellikle 1920 öncesi ve sonrası dünya ve devlet anlayışını göz önünde bulundurmak zorundasın. Her imparatorluğun bastırdığı isyanı hesaba katarsan neredeyse şu an her bireyin birbirinden özür dilemesi gerekir. Bu sebeple yeni modern dünya anlayışında Third Reich Hükümetinin Yahudi kesime yaptığı uygulamalar soykırım olarak kabul edilir.

Kumyol, Kanada'da dünyanın ilk insan hakları müzesi üzerinde çalıştıklarını belirtiyor ve ‘' Ancak projemiz uzun sürüyor. Çünkü  bütün dünya  ülkeleri üç temel insan hakkı konusunda halen anlaşmış değiller. Nefes almak, konuşabilmek ve su. Bu sebeple projemiz hakkında henüz oturmuş bir şekil yok.''diye konuşuyor.

Amerikan Havaüssü Müzesi'nde de çalışıyor

Birbirinden farklı projelerde çalışan Kumyol, ‘'Müzecilik sadece resimleri asmakla ya da heykelleri sergilemekle olmaz.'' diyor. Doğal tarih müzeleri, tarih müzeleri, soykırım müzeleri ve hapishaneleri müzeye çevirdiklerini söyleyerek Sibirya'da ve İskoçya'da iki tane müze üstünde çalıştıklarını söyleyen Kumyol, ‘'Hiç  tarihi eser bulunmayan ve sadece bir fonksiyona göre tasarlanan mekanlarda, her şeyin anılardan oluştuğunu ve soykırımla alakalı bu konuda çok zor bir çalışma yürütüyoruz.'' diyor. Kumyol, Amerikan Havaüssü Müzesi'nde de çalışıyor.

TurkishNY.com: En enterasan projenizi anlatır mısınız?

Büke Kumyol: Yağmur ormanları müzesi, bizim için çok enterasan bir projeydi. Eserler yerine canlı hayvanların habitatlarını sunduk. Hayvanat bahçesi ortamında çocukların ve büyüklerin dikkati hayvanlara gidiyor ve yazıları okumuyorlar. Önemli olan insana nasıl bilgi edindireceksin, o deneyimi nasıl kazandıracaksın. Teksas'ta olan bir müze. Dışarısı çöl ortamı, sıcak; içerisi her zaman soğuk, yerler beyaz ve granit. O insanları oradan alıp nasıl yağmur ormanında oldukları havasını yaratırsın. Dışarıya kadife bir perde koyduk. Çok nemli ve yağmurlu bir hava yarattık. Oraya giden bir tünel yaptık. Yemyeşil bir alan, yerde ve duvarlarda yansımalı alanlar var. Ortada soyut olarak yaptığımız ağaçlar var. Her ağaç bir hayvan çeşidini temsil ediyor. Her taraf aynalı olduğu için gerçek bir orman havası alıyorsunuz. Tepede küçük küçük yanıp sönen hayvan gözleri var. İnsan dünyasını bırakıp hayvanlar alemine geçmiş oluyorsunuz. Sen misafirsin ve onlar sana bakıyorlar.

TurkishNY.com:  Projelerinizin bitme süresi ortalama olarak kaç yıl?

Büke Kumyol:  Yaptığımız projelerin çoğunluğu 7-8 yıl arasında tamamlanıyor. Müze deneyimini tamamen kazanmak için bir projeyi başından sonuna kadar bitirmen gerekiyor. Benim bitirdiğim projelerin bazıları 1,5 yıllık, bazıları da bitme aşamasına yakın projelerdi. Firmanın elindeki rekor proje 17 yıldır devam ediyor. Oklohoma Kızılderili Ulusal Müzesi. Bunun bu kadar uzamasının nedeni bağışlarla bu tür projelerin yapılmasıdır. Bağış toplama süreci oldukça uzun sürüyor, bunun yanında yaptığımız iş çok maliyetli ve toplanan bağışlar yetmiyor. Tekrar bir bağış kampanyası başlatılıyor, tekrar projeye devam ediyoruz. 2 yılda toplanan bağış, 1.5 yıl çalışmamızı sağlıyor.

TurkishNY.com: Müzeleri yaparken projelerde dikkat ettiğiniz noktalar nelerdir?

Büke Kumyol: Doğal tarih müzelerinde daha çok çocuklara yönelik tasarımlar oluyor. Bir paneli koyarken onu tekerlekli sandalyedeki insanın, kör bir insanın,bir çocuğun okuyabilmesi lazım. Görme zorluğu çeken bir insanın elinde bastonla yürürken, geçeceği yerlerin belli bir yüksekliği olması gerekiyor. Engelli insanlar ve çocuklar için her şeyi tasarlamak zorundasın. Şirkette birebir maketler yapıp, test ediyoruz. Bunun gibi sebeplerle detaylama uzun sürüyor.

TurkishNY.com: Bu ölçülerin bir standartı var mı?

Büke Kumyol:  Türkiye'de maalesef buna hiç dikkat edilmiyor. Amerika ve Avrupa'da ise genellikle birbirine yakın ölçüler kullanılıyor.

Oyuncak müzesi 21. Yüzyıla çok uygun bir müze

TurkishNY.com:  Türkiye'de en çok beğendiniz müze hangisi?

Büke Kumyol:  Topkapı Sarayı Müzesi benim favorim. Onun dışında Sunay Akın'ın Oyuncak Müzesi'ni çok beğeniyorum. Genel anlamda dünya standartlarında çok güzel bir müze. Ben çok detaycı olduğum için belli başlı şeyler var tabi eleştirdiğim ama bunlara rağmen çok başarılı buluyorum.

TurkishNY.com: En büyük hayaliniz nedir?

Büke Kumyol:  Topkapı Sarayı. Anadolu'yu öz anlamda taşıyan ve tasvir eden bu mekanı sadece turistlere değil şehri ve ülkeyi gerçek anlamda yaşayan insanların tad alabileceği bir tasarıma çevirmek. Bir de tasarım malzemelerinin olduğu bir malzeme kütüphanesi kurmak. Ofiste bir malzeme kütüphanesi oluşturdum. New York Public Library gibi bir kütüphane kurup, sadece tasarımcılar için malzeme kütüphanesi yapmak istiyorum. Malzemeler çok ilginç. Ofisin her projesinde malzeme ve renk seçimlerinde ön saflarda yer alıyorum.

Büke Kumyol'un çalıştığı  Ralp Appelbaum Associates Incorporated firmasının star projeleri:

- American Museum of National History (Amerikan Doğal Tarih Müzesi) Fosil ve dinazor salonu, planetarium, biodiversity salonu, Rose Center, Dark Caves salonu. 2000 yılı

- Corning Museum of Glass (Corning Cam Müzesi) 2000 yılı

- Japanese American National Museum, Fighting for Tomorrow (Amerikalı Japon Ulusal Müzesi, Gelecek için savaşma) 1996

- National Civil Rights Museum (Ulusal İnsan Hakları Müzesi) 2002

- Museum of World Religions (Dünya Dinleri Muzesi) Taiwan, 2001

- National Constitution Center, We the People (Ulusal Anayasa Müzesi) 2005

- The Newmuseum (Haber Müzesi) 2006

- Musuem of Portuguese Language (Portekiz Dili Müzesi) Brazil, 2006

- London Trasport Museum (Londra Ulaşım Müzesi) London, 2007

- United States Holocaust Memorial Museum (Amerika Birleşik Devletleri Holocaust Müzesi) 1993

- Ballymena Museum, İrlanda 2008

- Hui-Shan Clay Figures ( Hui-Shan Kil Heykelleri) China, 2005

- Chemical Heritage Foundation (Kimya Mirası Derneği, Simyacılar Klübü) 2008

- Project Honor, SC Johnson (Onur Projesi) 2010

- Moody Gardens Rainforests of the World, 2011

Water, Unique Resource, Expo Zaragoza 2008 (Su, Nadir bir kaynak) İspanya, 2008

- Blue Ridge Music Center ,2011

Ofisin gelecek projeleri:

- Canadian Museum of Human Rights (Kanada İnsan Hakları Müzesi) Bitiş tarihi 2015

- Museum of Tomorrow (Yarının Müzesi) , Brazil

- African American National Museum (Afrikalı Amerikan Ulusal Müzesi) Bitiş tarihi 2015

Büke Kumyol, Amerika'da müzelere çok önem verildiğini söylüyor. ‘'İnsanlar ilk randevularını müzelerde gerçekleştirebiliyorlar. Bazı insanlar da örneğin Fransa'ya gittiklerinde Louvre Müzesi gibi büyük bir tarihi ziyaret etme imkanları varken, Şanzelize'de alışveriş yapmayı tercih ediyorlar. Ailem beni çocukluğumda her haftasonu müzeye götürürdü. Bu alandaki merakım biraz da buradan kaynaklanıyor.''diyen Kumyol, başarılı çalışmalarıyla dünyanın birçok yerindeki müze tasarımlarına imza atmaya devam edecek.

Ebru DOĞAN-TurkishNY.com


 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…