Kulp’ta neler oluyor?

20 Eylül 2019
Kulp’ta neler oluyor?

Diyarbakır’ın Kulp ilçesine bağlı Ağaçkorur Mahallesi’ndeki ormanda odun kesen işçileri taşıyan sivil araca 12 Eylül’de yapılan bombalı saldırıda yedi kişi ölmüş, 10 kişi ise yaralanmıştı. Bir sivil araç, bir traktör ve bir de pickup’ın olduğu olay yerinde beş kişilik pickup araca 17 kişi bindirilmişti. 

Patlamada ölenlerin dördü Kulp ilçesinde, ikisi Sason ilçesi biri de Muş’ta defnedilmişti. Olaydan sonra yandaş medya “Saldırıyı HDP yaptı diyerek hedef göstermişti. Belediye ait aracın patlamadan kısa süre önce olay yerinden görüldüğü gerekçesiyle gözaltına alınan Kulp Belediye Eş Başkanları Mehmet Fatih Taş ve Fatma Ay, HDP Kulp İlçe Eş Başkanı Abidin Kahraman, Belediyenin Fen İşleri Müdürü Şener Aktaş ve Mehmet Emin Ay tutuklandı. Olayda ölen Ahmet Ay’ın tutuklanan Mehmet Emin Ay’ın kuzeni olduğu ortaya çıktı. Olayla ilgili yürütülen soruşturmada gizlilik kararı alınırken, tutuklanan Belediye Eş Başkanı Taş yerine Kulp Kaymakamı kayyım olarak atandı.

Eş Başkan Fatma Ay tutuklanmadan önce yaptığı açıklamada, belediye araçlarında GPS sistemi olduğunu, hangi aracın nereye gittiği konusunda asker ve polisin bilgisi olduğunu söyleyerek, suçlamaları reddetmişti. Tutuklamalara tepki gösteren HDP, belediye eş başkanları ve yöneticileri hakkında hiçbir somut delil bulunmadığı,  iktidar medyanın hedef göstermesi sonucunda tutuklandıkları açıklamasını yapmıştı.

Patlamadan önce olay yerinde görülen belediye ait aracın, Alaca köyünde yol çalışması yapan belediyenin iş makinesinin patlayan tekerleğini tamir etmek için gitmiş. Patlamayla ilgisi olduğu iddia edilen aracın sürücüsü belediye çalışanı S.A. hakkında ise gözaltı kararı alınmadığı belirtiliyor.

Olayın üzerinden bir haftayı aşkın süre geçmesine rağmen olayın faillilerinin kim olduğu, neden yapıldığı konusunda birçok soru cevap bulmayı bekliyor. Patlama haberi duyulduğu ilk andan itibaren olayın sorumlusu olarak gösterilen PKK ise haberin yayınladığı saate kadar olayla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.  Olaya ilişkin Kulpluların ne düşündüğünü, olayın öncesinde neler yaşandığını öğrenmek için Diyarbakır’a en uzak ilçe olan Kulp’a gidiyoruz. İlçeye, iki saat süren yolculukta yedi arama noktasından geçtikten sonra ulaşıyoruz. İşsizliğin yüksek olduğu ilçenin her yerinde kıraathaneler göze çarpıyor. Sokaklar ve caddeler sessiz, ilçe sakinleri günlük işleriyle meşgul. Yaklaşık 37 bin nüfusu olan ilçede 31 Mart Yerel seçimlerinde HDP ilçede yüzde 50 oy almıştı.

İlçedeki birçok noktaya Türk bayrakları asılmış. İlçedeki Merkez Camii’nin minarelerine asılan mahyada ve billboardlardaki “Şehitler ölmez vatan bölünmez” yazıları göze çarpıyor.  Kayyım atandıktan sonra ablukaya alınan belediye binası büyük bir Türk bayrağı asılmış. Belediyenin önündeki zırhlı araç ve ağır silahlarla nöbet tutan özel hareket polisleri dışında ilçede olağanüstü bir hareketlilik yok.

kulpSon yaşanan olay, ilçe sakinlerinin unutmak istediği 90’lı yılları tekrar hatırlatmış. 90’lı yılların karanlık ve kanlı döneminde JİTEM’in etkin olduğu ilçede çok sayıda zorla kaybettirme, faili meçhul cinayet yaşanmış. Onlarca köy yakılmış, binlerce insan zorla yerinden edilmiş.  Patlamanın yaşandığı Ağaçkorur köyüne komşu olan Alaca köyünde 1993 yılında Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerlerce gözaltına alındıktan sonra kaybolan 11 köylünün kemikleri bulunmuş. Koruculuk sisteminin yaygın olduğu ilçede azımsanmayacak sayıda korucu var.

Dağlık bir ilçe olan Kulup; meşe ormanlarıyla zengin bir bitki örtüsüne sahip. Ormanların,  PKK’lilerin gizlenmesi için hayati, devlet için ise büyük bir tehdit olduğu düşüncesi toplumda çok yaygın. Görüştüğümüz birçok ilçe sakini, ilçedeki ormanların kesim ihalesini korucular ya da devlete yakın kişilere verildiğini ileri sürüyor.

Ormanları kesiminin gerekçesi ise yenilenme olarak gösteriliyor. Ancak PKK’nin, ormanlardaki ağaçların kesimini kendisine yönelik düşmanca bir tutum olarak gördüğü için ağaç kesimini yasakladığı ve bunları yapanları uyardığı iddia ediliyor. Bu nedenle ilçe sakinlerinin büyük bir kısmı orman kesim işine gitmekten korkuyor.  

kulpSon olayla birlikte ilçede, orman kesimi yapanlara yönelik üç ayrı saldırıda ikisi korucu dokuz kişi yaşamını yitirdi, altısı korucu 17 kişi ise yaralandı. 1997 yılında Uygur köyünde odun taşıyan araca PKK’lilerin yaptığı silahlı saldırıda korucubaşı Resul Çelik yaşamını yitirmiş, bir korucu da yaralanmıştı.  Bayır köyünde orman kesiminden dönen araçtakilere yapılan saldırıda köy korucusu Melik Yıldız yaşamını yitirmiş, biri emekli beş korucu ve bir sivil yaralanmıştı. Bayır köyündeki ağaçların kesim ihalesini alan Melik Yıldız’ın kardeşi korucu E. Yıldız’ın, saldırının yapıldığı Ağaçkorur köyündeki odun ihalesini alan kişilerden biri olduğu belirtiliyor. Ağaçkorur köyü muhtarı ve köy sakinlerinin karşı çıktığı orman kesimi konusunda, sadece bir köylü kendi ağaçlarının kesilmesine izin vermiş. PKK’lilerin kesilen odunların üzerine uyarı yazısı bırakarak, ağaçları kesmemeleri yönünde uyardığı iddia ediliyor. İlçenin Yeşilköy ve İnkaya köylerinde de orman kesimi yapılıyor. Ancak patlama nedeniyle buna ara verilmiş.

Patlamadan sonra ilçede birçok kişinin evine yapılan baskında çok sayıda kişi gözaltına alınıp sonra serbest bırakılmış. Gözaltına alınma ve tutuklanma endişesi nedeniyle ilçe sakinleri gazetecilere görüş vermekten korkuyor. Haberde isimlerini yazmayacağım sözünü verince benimle konuşmaya ikna oluyorlar. Görüştüğümüz ilçe sakinleri patlama ve belediyeye kayyım atanmasına ilişkin olarak ikiye bölünmüş durumda. HDP’ye yakın kesim, patlamayı devlet içinde karanlık odakların yaptığı, bunun belediye kayyım atanmasına gerekçe yapıldığını düşünüyor.  Diğer kesimde ise olayı PKK’nin yaptığı ve kayyımın atanmasının doğru olduğu düşüncesi var. İlçe sakinlerinin büyük bölümünün ortaklaştığı nokta ise işçilerin ölümünden duyulan üzüntü ve olayın bütün yönleriyle bir an önce aydınlatılması düşüncesi.

İlçede yaşananlarla ilgili görüşünü sorduğumuz bir esnaf, işçileri yönelik bombalı saldırının, Kulp belediyesine kayyım atanması için yapılan bir “komplo” olduğunu ifade ediyor. Esnaf,  “Bu olay 90’lı yıllardaki karanlık olayları hatırlatıyor. Diyarbakır’da HDP il binası önündeki oturma eylemi ve kayyımlara yönelik eylemleri bastırmak için bu olay yapıldı. Belediye kayyum atamak için yedi kişiyi kurban ettiler. Devlet de, tutuklanan belediye eş başkanlarının bu olayla bir ilgisinin olmadığını biliyor. Üstlerinden gelen talimatla haksız ve hukuksuz bir şekilde tutukladılar” iddiasında bulunuyor. Esnaf, “Burada orman kesimlerini korucuların yaptığını herkes biliyor. Devlet,  gerillaların gizlendiği gerekçesiyle korucuların ormanlardaki ağaçları kesmesine göz yumuyor. Buradaki insanların büyük çoğunluğu korkusundan ağaç kesme işine gitmediği için Sason, Muş’tan işçi getiriyorlar. Onlara güvenliğinizi biz sağlayacağız, sorun çıkmayacak, iyi para vereceğiz vaadinde bulunuyorlar” diye belirtiyor.

İlçenin caddelerinde ilerlerken karşılaştığımız bir ilçe sakini, “Kulp’ta durum çok karışık. Herkes saldırıyı lanetliyor. Bu insanların neden, ne için öldüğü konusunda somut bir şey yok. PKK eylemi üstlenmediğine göre kim bunu neden ve ne için yaptı? Bu belediyeye kayyım atamak için mi yapıldı. Bu saldırıyı kabul etmediğim gibi belediyeye kayyım atanmasını da kabul etmiyorum” diyor.

AKP’ye o verdiğini söyleyen bir ilçe sakini de bombalı saldırıda ölenlerin evlerine ekmek götürmek için Sason, Kulp ve Muş’tan gelen “zavallı” ve “yoksul” insanlar olduğunu ifade ederek, “Olayda ölenler sivil vatandaşlar olduğu için PKK olayı üstlenmiyor. Onlara yapılan vahşettir. Bu olayı lanetliyorum. Dertleri orman kesimini durdurmaksa gider onlarla konuşurlar. Teröristler burada yaşayan halkın ve ülkenin başına beladır. Hepimiz bunu biliyoruz. Amerika onları yönlendiriyor ellerine silah veriyor. Bunlar Türkiye’yi parçalamak istiyor, bunların davası Kürtlük davası ile bir ilgisi yok. Bunlar Kürtlerin davası için yaptıklarını söylüyor ancak bu olayda ölenler Kürt değil mi?” diye soruyor.  Kulp Belediyesi’ne kayyım atanmasını “doğru ve yerinde bir karar” olarak yorumlayan ilçe sakini, “Belediyeler PKK’ya çalışıyor, vatandaşa çalışıyor. Parayı PKK’ya Kandil’e gönderiyor. HDP’li belediyeler bütün güçleriyle PKK’ya çalışıyor.  Kayyum buraya ve halka hizmet edecek. Onlar en azından yollarda tuzak kurmaz” iddialarında bulunuyor.

Bir esnaf ise olayda ölenler için ilçedeki herkesin üzüldüğünü söyleyerek şunları söylüyor: “Bu olay komplodur. Burada binlerce insan aynı şeyi düşünüyor. Zaten buraya kayyım atayacaklardı bu olay buna şerbet oldu. Patlamanın olduğu yerin yakınında korucu noktası var. Bir belediye başkanın belediyenin iş makinesiyle yolda çukur açıp mayın düşmesi akılla izah edilecek bir şey değil. Herkesin gözü önünde nasıl mayın düşüyorlar? Biz kayyımı istemiyoruz. Kayyım ilçeye yeterince zarar verdi. Kayyımların sadece müteahhitlere ve yandaşlara faydası var. Burada işsizlik çok, insanlar evlerine ekmek götüremiyor. İnsanlar tehlikeli olduğunu bile bile günlük 100 TL yevmiyeyle oraya gidip hayatına tehlikeye atıyor.”

Başka bir Kulplu ise olayın yaşandığı yerde görülen belediye ait aracın Alaca köyünde çalışan belediye ait iş makinesinin patlayan tekerleğini tamir etmek için gittiğini belirterek, “Araç dönüş sırasında yol üstünde duran korucuları başka bir noktaya bırakıp ilçeye gitmiş. Aracın şoförü olan S. A. olaydan sonra gözaltına alınmamış. Onun yerine Belediyenin Fen İşleri Müdürü ve belediye eş başkanları gözaltına alınmış” diyerek, farklı bir detaya dikkat çekiyor.

Olayda yaşamını yitiren ve yaralananlar işçilerin basında yer aldığı gibi “odun toplamaya giden işçiler” değil, ormandaki ağaçları kesen kişiler olduğunu ifade eden ilçe sakini şöyle devam ediyor:

“Ormanı kesim ihalesini alan korucular, ancak oraya olaydan haberi olmayan işçiler gidiyor. Burada PKK’nin orman kesimine karşı olduğunu herkes biliyor. Sason’dan gelen insanların bundan nasıl haberi olur? Ben bu olayı PKK’nin yaptığını düşünmüyorum.  PKK yaptığı eylemde sivil insanlar ölse bile üstlenir. Kaldı ki ormanın kesimini yapan işçilerin güvenliğini sağlayan koruculara bir şey olmuyor neden siviller ölüyor? Bu olayın gerçek anlamda ortaya çıkması için bağımsız ve tarafsız kişilerce araştırma yapılması gerekiyor. Belediye başkanın bu olayla hiçbir ilgisi yok.”

kulp

HDP Kulp İlçe Eş Başkanı Selva Akkoyun ise, patlamada ölen yedi kişinin ailelerine başsağlığı dileğinde bulunarak,  derin üzüntü duydukları bu olayın failleri kınadıklarını ifade ediyor. Olayın “şaibeli” ve “karanlık” olduğunu dile getiren Akkoyun, “ Bunun bir an önce aydınlatılarak faillerin ortaya çıkarılması lazım” diye konuşuyor.

Patlamada, belediye ait araçların kullanıldığı ve olayı “HDP yaptı” şeklindeki iddialara tepki gösteren Akkoyun konuyla ilgili iddiaları ise şöyle:

“Burada belediyeye kayyım atansın diye bu algı ve karalama kampanyası yapıldı. Belediyelerin kendi imkân ve araçlarıyla halka hizmet etmesi suç değildir. Belediyenin araçları yol da yapar, köylere gidip gelir de. Zaten burada nereye gidersek polisin haberi oluyor. Araçların GPS kayıtları var baksınlar her şey ortaya çıkar. Belediye araçlarımızı köye çağıran köy muhtarının neden ifadesi alınmıyor? Kesinlikle, partimizin ve belediyenin bu olayla bir ilgisi yok. Her şey ortadayken Belediye Eş Başkanlarımız, HDP Eş Başkanı ve belediye çalışanları suçsuz yere tutuklandı. Patlamada hayatını kaybedenlerin aileleri de HDP ve belediyenin bu olayla bir ilgisinin olmadığını biliyor.”

İlçeye gezdikten sonra 15 km uzaklıkta olan patlamanın yaşandığı yere gidiyoruz. Anayolun üstünde kesilmiş ve odunlar traktör var ancak başka kimse yok. Patlamanın olduğu araç inceleme için Kulp’a götürülmüş.

kulp

Dönüş sırasında karşılaştığımız bir kişi olay yaşandığı sırada köye yakın bir yerde oturduğunu belirterek, kaygılı bir yüz ifadesiyle olaya ilişkin şunları söylüyor:

“Valla bu olayı kim yaptı ancak Allah bilir. Böyle bir olay yaşandığı için hem şaşkın ve özgünüz. Patlamanın yaşandığı bölgede bahar ayından beri korucu ve askerler eksik olmuyor. Olaydan iki-üç gün önce içinde asker ve korucuların bulunduğu dört sivil minibüs patlamanın yaşandığı yerin yukarısında operasyon yaptı. Korucuların nöbet tuttuğu yer patlamanın yaşandığı yerden çok uzak değil. Olaydan hemen sonra gelen korucular kendi aralarında ‘patlamanın yaşandığı köyü yakalım’ diyorlardı. Araya giren başka korucu ise ‘bu işi odunların sahibi ve bunları satın alan kişi’ yaptı diyorlardı.”

Ahvav

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…