'Mehmetçik' gazeteciden 'Mümin' gazeteciye SETA andıcının analizi

Rahmi Yıldırım

8 Ağustos 2019
'Mehmetçik' gazeteciden 'Mümin' gazeteciye SETA andıcının analizi

Biz gazetecilerin başında yeterince bela var. Kölece çalışma koşulları, sosyal güvence yokluğu, sendikasızlık, işsizlik, sansür, patron baskısı, iktidar zulmü, hapislik, örgütlü mücadele eksikliği…

Ahlak coğrafyasındaki negatif koordinatıyla SETA (Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmalar Vakfı), gazetecilerin en taze baş belalarından biri oldu.

SETA kendisine atfettiği düşünce kuruluşu misyonuyla iktidarın ihtiyaç duyduğu konularda raporlar hazırlıyor. Şu an koordinatörlüğünü Prof. Dr. Burhanettin Duran yürütüyor. Tanıdık bir isim, Sabah gazetesinde köşesi var.

Anlaşılacağı üzere SETA (Louis Althusser’in deyimiyle) AKP iktidarının ideolojik aygıtlarından biri. Malum, Karl Marx’ın deyişiyle “Toplumdaki maddi gücü yöneten sınıf, aynı zamanda entelektüel gücü de yönetir. Maddi üretim araçlarını kendi tasarrufunda tutan sınıf aynı zamanda zihinsel üretim araçları üzerinde de kontrole sahiptir.” SETA ve benzeri kuruluşlar da siyasal İslamcı sermayenin AKP olarak somutlanan iktidar bloku adına ideoloji ve rıza üretiyorlar; iktidarın “organik entelektüel” gereksinmesini karşılıyorlar; hükümet politikalarını akademik bir dille meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

SETA’DAN MEDYA ANDICI

SETA bugüne değin “düşünce kuruluşu” misyonuyla 500’den fazla rapor hazırlamış. ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ başlıklı son raporu öncekilerin hepsinden daha fazla ses getirdi. Hepsinden fazla ses getirmesinin nedeni, BBC Türkçe, Deutsche Welle Türkçe, VOA (Amerika’nın Sesi), Sputnik Türkiye, Independent Türkiye, CRI Türkiye ve Euronews Türkiye gibi medya kuruluşlarını incelemesi ve bu mecralarda çalışan emekçileri listelemesi.

Raporda bu medya mecralarında 15 Temmuz darbe girişimi, PKK ile savaş ve HDP’li vekillerin tutuklanmaları, Türkiye’nin Suriye politikası (Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonları), mega projeler (Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve İstanbul Hava Limanı) ve ekonomik dalgalanma konulu haberler derlenmiş ve haber dili incelenmiş. İlgili haberlerin tamamı değil, iktidarın hoşuna gitmeyen haberler elbette. Sonra bu haberleri üreten gazetecilerin mesleki geçmişleri, daha önce çalıştıkları mecralar ve sosyal medya paylaşımları tespit edilmiş. (SETAcılar bu tespit için -hiç utanmadan- adı geçen kuruluşlardan personel listesi istemişler, liste verilmeyince haberlerdeki imzalardan yola çıkarak 130 kadar gazeteciyi listelemişler.)

Burhanettin Duran, sunuş yazısında raporun “yabancı basının Türkçe servisleri aracılığıyla Türkiye’nin global alanda nasıl resmedildiğini ve bu medya organlarının Türkiye algısı üzerinde nasıl bir siyasi iklimin etkili olduğunu anlamayı amaçladığını” belirtmiş. Duran, rapor açıklandıktan sonra yapılan eleştirileri yanıtlamak için kaleme aldığı yazısında da “Amacımız, ülkemizde faaliyet yürüten uluslararası medya kuruluşlarının yayın politikalarını bilimsel olarak göz önüne sermekti” diyor. (Sabah, 12 Temmuz 2019.)

Raporun sahibi böyle iddia etse de, akademisyen diliyle yazılmış 196 sayfalık rapor, bilimsel bir medya ve politika analizi değil, düpedüz istihbarat metni olarak kaleme alınmış; adı geçen mecralarda çalışan gazeteciler sözcüğün gerçek anlamıyla fişlenip ihbar edilmişler. Esasen başlıktaki “uzantıları” ifadesi, gazetecilerin SETA tarafından “beşinci kol” sayıldığını gösteriyor ve ihbardan başka bir anlamı çağrıştırmıyor. 

SETA ANDICINDA FİŞLENEN GAZETECİLER

Gazetecilerin sosyal medya paylaşımlarından seçilen örnekler, SETA’nın kafasındaki ölçütü ve niyeti gözler önüne seriyor:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaretten yargılanan Evrensel gazetesi genel yayın yönetmeni Fatih Polat’ı savunan paylaşımları retweet ederek tekrar dolaşıma sokmuştur.” (s:34)

“T24, Bianet, Evrensel, Cumhuriyet, Diken, BirGün, DW Türkçe ve Sınır Tanımayan Gazeteciler gibi hükümet karşıtı söylemleriyle ön plana çıkan mecraların haberlerine yer verdiği görülmektedir. Türkiye’nin önemli toplumsal meselelerinden biri olan kadın cinayetleri, kadına şiddet, kadın meclisleriyle ilgili de çokça paylaşım yapmıştır. Bunun yanı sıra Demirtaş ve Öcalan ile ilgili paylaşımları dikkat çekmektedir.” (s:36)

“…genellikle Cumhuriyet, Evrensel, Gazete Duvar ve Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF Türkçe) içeriklerine sosyal medya hesabında yer vermektedir. Haber içerikleri hükümetin yolsuzluk yaptığı iddiaları, basın özgürlüğü ve işçi hakları üzerine yoğunlaşmıştır. Araştırmacı-gazeteci olarak çalışan … spekülatif konular üzerinden hükümete yönelik yaptığı suçlayıcı iddialarla dikkat çekmektedir.” (s:64)

“Paylaşımları ve yazılarına dayanarak hükümete eleştirel bir çizgiye sahip olduğu ve CHP’yi de AK Parti karşısında yeterince güçlü bir muhalefet partisi olarak görmediği söylenebilir.” (s:71)

“Sosyal medya hesabı incelendiğinde Türkiye’de basın özgürlüğünün olmadığına yönelik Twitter paylaşımlarının mevcut olduğu görülmüştür.” (s:72)

“Türkiye’de basın özgürlüğü ve insan hakları konusunda zafiyet olduğunu iddia eden paylaşımlarda bulunmaktadır. Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan gazetecilerin açıklamalarına bu minvalde sıkça yer vermiştir. HDP’li milletvekillerinin devlet baskısına uğradıklarını iddia ettikleri çeşitli tweetleri retweet etmesi dikkat çekmektedir.” (s:74)

“Twitter paylaşımları ve haberlerinden hükümet karşıtı bir profile sahip olduğu anlaşılmaktadır. Birçok paylaşımında doğrudan Binali Yıldırım ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı suçlamaktadır. Türkiye’de basın özgürlüğü ve adalet sistemi hakkında oldukça eleştirel bir bakış açısına sahip olduğu anlaşılmaktadır. AK Parti’nin 24 Haziran seçimleri öncesi öne sürdüğü seçim vaatleriyle 11 Şubat 2019’da bile dalga geçen paylaşımlar yapmaktadır. Kıraathanelerde kek ve çay dağıtımı konusunu İran’ın 40. yıl kutlamaları üzerinden dahi hatırlatarak ‘kek mühim…’ tweetiyle her iki tarafı da kinayeli bir dille yermiştir.” (s:74)

 “Bu çelişki ...’nin düşünce özgürlüğünü herkes için bir hak olarak görmekten uzak olduğunu ve hükümete yönelik eleştirilerinde samimi olmadığını göstermektedir.” (s:94)

 “Twitter hesabından Necmettin Erbakan, Ahmet Kaya gibi toplumun farklı kesimlerini temsil eden kişiler için başsağlığı dilekleri iletmiştir. (…) Türkiye’de toplumsal kutuplaşma olduğundan kurum ve kişilerin toplumsal erozyona uğradığından zaman zaman şikayetçi olan paylaşımlarda bulunmuştur.” (s:176)

“Twitter hesabında BirGün’ü ve Marksizmi desteklediğine dair paylaşımları mevcuttur.” (s:184)

“Zaman zaman hükümeti uyguladığı ekonomi politikaları nedeniyle eleştirmekte ve bu eleştirilerini faiz gibi konular bağlamında daha çok İslami temellere dayandırmaktadır.” (s:185)

Özetle, SETA raportörlerinin tek ölçütleri var: muhafazakâr sermayenin ve siyasal İslam’ın AKP olarak somutlanan iktidar blokuna yandaş olup olmamak. Bu ölçüte göre, açık kaynak ve sosyal ağ analizi yutturmacasıyla, kim ne paylaşmış, hangi medya mecralarına ve hangi siyasi oluşumlara yakınlık duyuyor, daha önce nerelerde çalışmış, Twitter’da kimleri takip ediyor, kimlerin mesajlarını retweet etmiş? Bütün bunlar istihbaratçı titizliğiyle saptanmış. İktidarın hoşuna gitmeyen habercilere nasıl “beşinci kol, casus, ajan, hain” yaftası vurulur, hemen hepsi daha önce çalıştıkları yerlerden iktidar baskısı nedeniyle kovulmuş hainler nasıl oluyor da hâlâ gazetecilik yapıyorlar sorularının yanıtı niteliğinde bir fişleme ve ihbar raporu çıkmış ortaya. 

SETA ANDICINDA YABANCI MEDYA

Aynı ölçüt, incelenen medya mecraları için de geçerli. Rapor ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ başlığını taşıyor; amacı, Türkiye’de faaliyet yürüten uluslararası medya kuruluşlarının yayın politikalarını bilimsel olarak göz önüne sermek. Amaç masumane görünüyor ama içerik hiç de masum görünmüyor. Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası medya kuruluşları mercek altına alınırken de medya etik ilkelerine göre değil, AKP iktidar blokuna destek verip vermediklerine göre seçim ve inceleme yapılmış. Yukarıda sıralandığı üzere BBC Türkçe, Deutsche Welle Türkçe, VOA (Amerika’nın Sesi), Sputnik Türkiye, Independent Türkiye, CRI Türkiye ve Euronews Türkiye incelenmiş ama örneğin CNN, FOX, Bloomberg, Rudaw, Al Jazeera Türk, Reuters, El-Şark El-Evsat, Mehr görmezlikten gelinmiş.

İncelenen medya mecralarındaki haberlerin de tümü değil, iktidarın hoşuna gitmeyen, eleştirel nitelikli haberler mercek altına alınmış. Bu mecralara ilişkin değerlendirmeler de, tek tek gazeteciler için yapılan değerlendirmelere paralel, yani ihbar niteliğinde. Bir iki örnek bile, SETAcıların dürüst bir inceleme yapmak yerine hedef gösterici bir seçim yaptıklarını gözler önüne sermeye yetiyor.

“Yaşanan kur dalgalanması yalnızca Ankara’ya yönelik olumsuz eleştiriler ekseninde aktarılmıştır.” (s:29)

“Haberler her ne kadar bu krizin sorumlusu olarak doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı işaret etmese de yorumlarına başvurduğu kişiler aracılığıyla Türkiye yönetiminin krize neden olduğunu aktarmıştır.” (s:142)

 “YouTube hesabını aktif olarak kullanan yayın organı Mehmet Ali Alabora, Barbaros Şansal, Tolga Savacı gibi hükümet karşıtlığıyla tanınan kişilerin röportajlarına yer vermiştir.” (s:83)

 “Özellikle BirGünCumhuriyet ve Evrensel gazetelerinin analitik bir tavırdan öte refleksif bir şekilde hükümete yönelik muhalif tepkilerinin DW Türkçe’ye sirayet ettiği görülmektedir.” (s:79)

SETA raporunda mercek altına alınan mecralardan sadece CRI Türk’ten (Çin Uluslararası Radyosu Türkiye) olumlu söz edildiği görülüyor: “Haber dili olarak değerlendirildiğinde CRI Türk’ün ele alınan konu başlıklarında hem hükümetin hem de hükümet karşıtı kesimlerin düşüncelerini aktarmaya çalıştığı ancak diğer yayın kuruluşlarının düzenli ve sürekli olarak hükümet karşıtı bir politika ekseninde haber ürettiği gözlemlenmiştir.” (s:193)

YABANCI MEDYA NEDEN MUTEBER?

AKP iktidar blokuna gözü kapalı destek vermedikleri için listelenen mecralarla ilgili olarak raporun girişinde, şöyle bir tespit yapılmış: “AK Parti ile başlayan sıçrayış dönemi dünya kamuoyunun gözlerini Türkiye’ye çevirmiştir. Sonrasında yaşanan Gezi Parkı Şiddet Eylemleri ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye iç siyasetine olan ilgiye ivme kazandırmıştır. Birçok uluslararası medya organı –başta Doğan Medya’ya ait mecralar olmak üzere– Türkiye’deki hükümet karşıtı medya organlarıyla iş birliği yapmıştır. Doğan Medya Grubu’nun Demirören Holding’e satılmasından sonra ise uluslararası medya organlarının Türkiye uzantılı haber mecralarında fark edilir bir haber artışı gerçekleşmiştir.” (s:10)

Bu saptama, adı geçen mecraların mercek altına alınmasına niçin ihtiyaç duyulduğunun itirafı olması bakımından raporun kilit cümlesi niteliğinde. Bu mecralardaki haber trafiğinin arttığı kabul ve itiraf edildiğine göre, “Haber trafiğindeki artışın kaynağı nedir?” sorusu önem kazanır ve “bilimsel” incelemeyle bu artışın nedenlerini araştırmakla başlanması gerekir ama SETA’nın raporunda bu sorunun yanıtı yok. Yanıt sayılabilecek tek paragraf olarak, kapitalizm döneminde uluslararası ilişkilerde kamu diplomasisin önem kazandığı ve devletlerin kamu yayıncılığına yöneldikleri, kamu diplomasisinin Soğuk Savaş döneminde propaganda olarak uygulandığı, küreselleşme döneminde ise devletlerin yumuşak gücünü temsil ettiği söyleniyor. Paragrafın devamında uluslararası medyanın da Soğuk Savaş döneminde devlet merkezli propaganda amacına hizmet ettiği, küreselleşme döneminde ise “uluslararası kamuoyu için ortak bir bilgi havuzu oluşturma ve bu bilgileri dağıtım görevi üstlendiği” belirtiliyor. (s:10)

Kilit soruya SETAcıların yanıtı bundan ibaret. “Emperyalist yayın” demeye getirmişler ama diyememişler. Hepsi de devletler arası anlaşmalarla faaliyet gösterdiklerinden “emperyalist dış güçlerin yayın organları” diyememişler olsa gerek. Böyle diyemeyince en kolay ama en ahlak dışı yola sapmışlar, sosyal medya paylaşımlarına varana kadar gazetecileri fişleyip ihbar etmişler. İhbar ederken, gazetecilerin geçmişte de iktidara karşıt yayın organlarında çalıştıklarını döne döne vurgulamayı ihmal etmemişler: “Mecranın bünyesinde çalıştırdığı personellerin geçmişte çalıştığı ağlara bakıldığında ise neredeyse tüm çalışanlarının daha önce mevcut hükümete karşı eleştirel tonda haber üreten mecralarda çalışmış olması dikkat çekmektedir. Çalışanların network haritasına bakıldığında BirGünCumhuriyetHürriyetRadikalCNN Türk, NTV, Star, Habertürk, Aljazeera Türk ve TRT’nin bu haritada bulunduğu görülmektedir.” (s:102)

Kilit soruya SETAcıların vermekten kaçındıkları yanıt sır değil. Bu yanıta geçmeden önce hatırlatmalı ki, bugün SETAcıların emperyalist propaganda aygıtı gibi gösterdikleri yabancı medya “uzantıları” AKP iktidarının ilk on yılında övgü dolu haber ve yorumlar yayımlıyorlardı; AKP’yi Müslüman demokrat ve ılımlı İslam etiketiyle İslam dünyasına pazarlıyorlardı.

(Bu vesileyle geçerken belirtelim; ister yerli ve milli isterse yabancı ve gayrimilli, medyada gerçekler piyasa tanrılarının çizdiği sınırlar içerisinde temsil edilir. Geniş bilgi için DÖRDÜNCÜ ORDU MEDYA adlı kitabımıza bakılabilir.)

Adı geçen medya mecralarındaki haber trafiğinin neden arttığı sorusunun yanıtı sır değil. Haber trafiği arttı, çünkü siyasal İslamcı iktidar nispeten laik karakterli ana akım medyayı çökertti; kamu bankalarından açtığı kredilerle yandaşlarına peşkeş çekti, medyanın yüzde 95’ini kendi uzantısı haline getirdi; dördüncü güç geleneği zaten zayıf olan medyanın habercilik refleksini köreltti.

İktidar medyayı tek sesli hale getirdikçe, muhalif medya çalışanlarını hapse attıkça, ana akım medyanın habercilerini ve yazarlarını işten attırdıkça gazetecilik açığı olağanüstü büyüdü. Böyle olunca habere ve eleştirel yorumlara talep arttı; talep dijital medya ve “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” tarafından karşılandı. SETA raporunda da ihbar ve itiraf edildiği üzere, uluslararası medya kuruluşları alternatif haber ve yorum talebini karşılamak için Türkçe servislerini çökertilen eski ana akım medyadan kovulmuş gazetecilerle tahkim ettiler. AKP uzantısı medyanın yorumcu diye ekranlara çıkardığı, köşe yazdırdığı embeddet polemikçilerin karşısına sosyal medya yorumcuları ve yurttaş gazetecileri çıktı.

Sonuçta AKP iktidarı Türkiye medyasının yüzde 95’ini elinde tutuyor ama gerek iç kamuoyu gerekse uluslararası kamuoyu yüzde 95’e değil, SETAcıların “ana akım dışında radikal ve marjinal” dedikleri yüzde 5’e itibar ediyor. AKP iktidarının “yerli ve milli” söylemiyle yeniden yapılandırdığı medya haberden uzaklaştıkça, halk Türkiye’de olan biteni sosyal medyadan, “marjinalleşen” yüzde 5’ten ve yabancı medyanın uzantılarından öğrenmeye çalışıyor. SETA esnafı ise egemen AKP medyasının neden inandırıcı olamadığını araştırmak yerine halkın kulak verdiği gazetecileri fişleyip ihbar ediyor. SETA raporu medyanın yüzde 95’ine hükmedip inandırıcılığını yitirmenin, marjinalleşmenin öyküsü, itirafı ve çaresizliğidir aslında!

ETİK FUKARASI RAPORUN TUTARSIZLIĞI

Bilimsel araştırma adı altında gazetecileri “beşinci kol, casus, ajan, hain” diye yaftalayıp ihbar etmenin ahlaki bir yönü olamaz. Böyle bir raporda ciddiyet, dürüstlük ve tutarlılık aramak boşunadır. Nitekim SETAcılar da raporlarını hazırlarken ne dürüst olmuşlar ne de tutarlı.

Örneğin, raporun hemen her sayfasında yabancı medyanın Türkiye ‘uzantıları’ tek sesli olmakla, sadece muhalefet kanadına yer vermekle suçlanıyor. Raporun sonuç bölümünde bile aynen şöyle deniliyor: “Türkiye’de yayın yapan yabancı medya organlarının tamamına yakını tek sesli bir profil çizmektedir. Medya organlarının ilan ettikleri yayın ilkeleri doğrultusunda tarafsız ve çok sesli bir haber aktarım dili geliştirmeleri gerekmektedir. (…) İncelenen mecraların tek sesliliğini kırması için çalışan profilini çeşitlendirmesi ve toplumun farklı kesimlerini yansıtan kişilere bünyesinde yer vermesi gerekmektedir.” (s:195)

SETA böyle iddia etmesine ve önermesine karşılık, kamu yayıncısı sıfatıyla çok sesli olması zorunlu TRT dahil Türkiye medyasının neredeyse tamamının tek sesli yayın yaptığını, muhalefete kapalı olduğunu görmezden geliyor. Öyle bir tek seslilik ki, manşetlerde başlıklar aynı; köşe yazıları çoğu zaman ortak başlık ve içerikle sayfaya yerleştiriliyor; ekranlarda matruşka benzeri polemikçiler birbirleriyle çene yarıştırıyorlar…

Rapor içeriği itibariyle de çok ciddi mantık hataları ve çelişkiler barındırıyor. Örneğin şöyle bir saptama yapmışlar: “BBC Türkçe dolar kurunun değişimini yorum yapmadan haber olarak geçtiği gibi kamuoyunu olumsuz yönde etkileyecek haberler de paylaşmış, doların yükselişini uzun soluklu bir ekonomik krizin habercisi olarak sunmuştur.”

“Haberlerde yer verilen yorumlarda ise krizin aşılsa da kalıcı izler bırakacağı belirtilmiştir.”

Burada haberin yorumsuz aktarıldığı, yani doğruluğu kabul ediliyor; buna karşılık, ‘kamuoyunu olumsuz yönde etkileyecek haberler’ ifadesiyle sansür öneriliyor. Bu mantığa göre, kamuoyunun olumsuz etkilenmemesi için ekonomik krizle ilgili haberler paylaşılmamalı, doların değerlenmesi “uzun soluklu bir ekonomik krizin habercisi olarak” sunulmamalı. Kriz aşılsa da kalıcı izler bırakacağı şeklinde yorumlara yer verilmemeli.

SETA’nın en küçük bir eleştiri yöneltmediği AKP medyası tam da böyle yapıyor zaten. Haber vermiyor. Kriz yok, geçici bir türbülans var, dolardaki artış uzun soluklu bir krizin habercisi değil. Dış güçlerin tüm saldırılarına karşın ekonomi sağlam, dünya Türkiye’nin mega projelerini kıskanıyor. Çalışana emekliye, işçiye köylüye memura esnafa işverene müjde üstüne müjde. İşsizlik yok. Yolsuzluk ve nepotizm yok. Kadın cinayetleri takdiri ilahi. Çocuk istismarları abartılmamalı. Şehitler ölmez vatan bölünmez…

RAPOR CEHALETLE DE MALUL

Rapor SETA esnafının sadece kötü niyetini, tutarsızlığını, akademik namus ve etik fukaralığını değil, yer yer cehaletini de gözler önüne seriyor. Örneğin Independent Türkçe’ye katkıda bulunan bir akademisyeni fişlerken şöyle bir cümle kurmuşlar: “Sık sık Gazete Duvar’ın haberlerini paylaştığı ve özellikle Demirtaş’ın tutukluluğuyla ilgili eleştirilerde bulunarak AİHM’in verdiği beraat kararını desteklediği görülmüştür. (s:185)

AİHM’nin ceza mahkemesi olmadığını, beraat veya mahkûmiyet kararı vermediğini asgari hukuk bilgisi olan herkes bilir amaakademisyen kılıklı SETA esnafı galiba asgari hukuk bilgisinden de yoksun. Kurdukları cümle dilbilgisi açısından da sorunlu. Bir mahkeme kararı beğenilir veya beğenilmeyip eleştirilebilir ama desteklemek neyin nesi?

SETA esnafının ihbarnamesinde etik fukaralığına, tutarsızlığa, cehalete dair benzer nice örnek var. Bu kadarı yeter! 

SETA RAPORU GAYRİMEŞRUDUR

Yinelemek uygun düşerse, SETA raporu medyanın yüzde 95’ine hükmedip inandırıcılığını yitirmenin, marjinalleşmenin öyküsü, itirafı ve çaresizliğidir aslında.

SETAcıların raporu gazeteciliği suç saymakta, haberciliği yadsımaktadır. Çünkü SETA esnafı sermayenin halifesine paranın padişahına biat etmişlerdir. Bu yüzden medya etiğinden, akademik namustan nasipsizdirler; halkı nesnel gerçeğin haberinden yoksun bırakmaya, göz boyamaya dayalı “yerli ve milli” soslu totaliter faşist bir zihniyetle sakatlanmışlardır. Din istismarıyla takviyeli totaliter faşist siyasi kültür, “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” bireylere düşmandır, insanların vicdanlarını ve akıllarını üst iradeye teslim etmelerini bekler. Totaliter faşist kafa, gazeteciden de yaşanan nesnel gerçeğe değil üst iradeye sadakat bekler. Dün sözüm ona laik sermaye iktidarları dönemindeki andıçlarla habercilerin Mehmetçik Gazeteci olmaları isteniyordu; bugün siyasal İslamcı sermaye iktidarı döneminde SETA ihbarnamesiyle Mümin Gazeteci olmaları isteniyor. 

SETA raporu çok zalimce hazırlanmış bir ihbar rapordur; haberciliği suç saydığı, gazetecileri suçun faili olarak fişlediği için gayrimeşrudur.

Piyasanın tanrılarına, sermayenin halifesine, paranın padişahına biat etmeyen, meslek namusuna halel getirmeyen, sermayenin değil emeğin barış ve demokrasinin habercisi gazetecilere selam olsun!

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Kanlı Pazar'ın provokatörü Mehmet Şevket Eygi'nin ardından
    Kanlı Pazar’ın provokatörü Mehmet Şevki Eygi (MŞE) 86 yaşında toprağa girdi. Tabutunu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da omuzlamış. Erdoğan mesajında Eygi’ye “Ülkemizin yetiştirdiği en önemli mütefekkir ve münevverlerden…
  2. Deniz Gezmiş terörist miydi?
    Balıkesir adliyesinde çok ilginç bir dava görülüyor. Davanın konusu Deniz Gezmiş’i övmek. Sanık sandalyesinde 26’ncı dönem CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm var. Tek sayfalık iddianameye göre Mehmet, partisinin Balıkesir Altıeylül…
  3. Esra ile Berat'ın düğünü
    Yunan filozofu Sokrates ve karısı Ksantippe bir türlü geçinemezlermiş. Tarihçiler geçimsizlikte asıl kabahatlinin Ksantippe olduğunu söylüyorlar. Ansiklopedilerde Ksantippe maddesinin karşısında aynen, “Sokrates’in şirretliği ve hırçınlığıyla ünlü karısı” diye yazıyor.  Karı…
  4. Erdoğan'ın arkasında 'eşşek' gibi saf tutmak
     Akit adında bir medya mecraı var. Medya ifadesi sözün gelişi. Akit, bilinen anlamda medya mecraı değil. Mütedeyyin, dindar kimlikle gazetecilik yapma iddiasına karşın Akit köktendinci siyasal İslam’a özgü ahlaksızlıkların ve pisliğin ortaya saçıldığı bir…
  5. Elitist faşizmden lümpen faşizme
    ''Sağlıklı toplum, bayrağı bayrak yapmak için kan değil, alın teri dökmenin daha akıl kârı olduğunu bilir…'' Bir 23 Nisan Çocuk Bayramı daha geride kaldı.  Çocukların sevinci, neşesi okul bahçeleri ve…
  6. Beka meselesi değil, Kürt meselesi
      Tam 62 yıl önceydi; yani 1957 yılıydı. İktidarda Demokrat Parti DP, muhalefette CHP vardı. Ekonomik ve siyasi kriz baş göstermiş, DP erken seçim kararı almıştı. DP liderleri Celal Bayar…
  7. Yeni Zelanda katliamı da mı Allah'ın lütfu?
    Sahi Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Suudi Arabistan ile birlikte İslam Ordusu’nun kurucuları arasındadır değil mi? Son yirmi yılda Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de İslam coğrafyasını çiğneyen Haçlı çizmelerinin ortağı,…
  8. Bangır bangır ezan terörizmi
    Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!! HAVALAR düzeldi…
  9. Tunç Soyer'in babası zalim, ya Erdoğan'ın ataları?
    ''Recep Tayyip babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı, Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.” Kim ne derse…
  10. Ekonomi Tıkırında!
    Ekonomi Tıkırında!
    21 Şubat 2019
    Kişisel görüşüm, AKP hükümetinin dramatik bir oy kaybına uğramayacağı yönünde. Öyle bir seçmen kitlesi ki, ekonomik krizden ve hayat pahalılığından bile iktidarı değil muhalefeti sorumlu tutmaktadır. Döviz kurları düşüşte, faiz oranları…
  11. Cumhuriyet ordusu'ndan NATO ordusuna
    1950-1987 arasında ABD Türk subaylarının Amerika’da eğitim ve talimleri için toplam 133 milyon dolar harcadı. ilk 16 kişilik kafilede, Daniş Karabelen ve Alparslan Türkeş de vardı. 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra Tuğg.…
  12. Türk sağının ve İslam'ın Maduro aşkı
    Meğer, Türk sağcıları ve İslamcıları da Latin Amerika’ya ne kadar ilgiliymişler ne kadar da antiemperyalistmişler! Trump sanki Türkiye’yi hedef almış; ABD’ye ve Trump’a veryansın edip Maduro’ya sahip çıkıyorlar! Öyle ki,…
  13. 12 Eylül darbesini kimin çocukları yaptı?
    Amerika’ya aşk bahsinde askerler sivillerden geri kalmadılar; hatta askerlerin Amerika aşkı sivillerin Amerika aşkından daha derindi, daha tutkuluydu denilebilir. Örneğin Kenan Evren.. “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikili anlaşmalarla açılıp Amerika’ya…
  14. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş başkanı Erdoğan
    Önceki yazılarda Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun, Necip Fazıl ve Said-i Nursi’nin, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller’in Amerika’ya aşklarından dem vurmuştuk. Sıra geldi Recep Tayyip Erdoğan’a. “Milli…
  15. Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın
    Amerikalıla bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korkuyordu. --Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu..Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in…
  16. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı-2
    “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikil anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk. Önceki yazıda Adnan Menderes ve Fatin…
  17. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı
    Menderes, Bayar ve Zorlu’nun Amerikan uşaklığını vatanseverlik olarak propaganda ettikleri yıllar, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında Soğuk Savaş yıllarıydı. İki blok arasındaki Psikolojik Savaş’ın en çetin ideolojik muharebesi dini inanç cephesinde…
  18. Maganda politik
    Maganda politik
    20 Eylül 2018
    Bir dünya şampiyonluğu haberiydi. Haber, gazete sayfalarında “Türkiye maganda liginde şampiyon”, “Türkiye 'dünya maganda ligi'nde zirvede” başlıklarıyla yankılanmıştı (4 Ocak 2006 tarihli gazeteler). Habere göre, ABD’de kurulu Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansı bir…
  19. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  20. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  21. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  22. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  23. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  24. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  25. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  26. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  27. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  28. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  29. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  30. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  31. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  32. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  33. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  34. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  35. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  36. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  37. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  38. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  39. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  40. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  41. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  42. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  43. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  44. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  45. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  46. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  47. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  48. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  49.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  50. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  51. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  52. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  53. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  54. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  55. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  56. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  57. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  58. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  59. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  60. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  61. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  62. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  63. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  64. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  65. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  66. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  67. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  68. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  69. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  70. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  71. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  72. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  73. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  74. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  75. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  76. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  77. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  78. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  79. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…