Kanlı Pazar'ın provokatörü Mehmet Şevket Eygi'nin ardından

Rahmi Yıldırım

20 Temmuz 2019
Kanlı Pazar'ın provokatörü Mehmet Şevket Eygi'nin ardından

Kanlı Pazar’ın provokatörü Mehmet Şevki Eygi (MŞE) 86 yaşında toprağa girdi. Tabutunu AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da omuzlamış. Erdoğan mesajında Eygi’ye “Ülkemizin yetiştirdiği en önemli mütefekkir ve münevverlerden biri” diye iltifat etmiş. 

Erdoğangillerin Mehmet Şevket Eygi’ye muhabbetleri nedensiz değil; elli altmış yıl önceye uzanan cihat ve dava arkadaşlığı vardır aralarında. O cihat ve dava arkadaşlığının en önemli ortak gazalarından (siz suç ortaklığı diye okuyun) biri de Kanlı Pazar’dır. 

*** 

Elli yıl önce İstanbul’a gelen Amerikan donanmasını ve NATO’yu protesto eden solculara milliyetçi mukaddesatçı güruhun saldırısı tarihe “Kanlı Pazar” olarak geçti.

Kanlı Pazar öncesinde sol eğilimli onlarca örgüt, Amerikan donanmasına ve NATO’ya karşı protesto yürüyüşü ve miting için çağrıda bulunuyordu. “Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü” adıyla 16 Şubat 1969 günü yapılacak yürüyüş Beyazıt’tan başlayacak, Taksim’de sona erecektir. İşte bu yürüyüşe karşı harekete geçen Amerikancı milliyetçi mukaddesatçı örgütler “Dinimize hakaret ediliyor” propagandasıyla 14 Şubat’ta “Bayrağa saygı” mitingi düzenlediler; solculara ölüm çağrıları yaptılar. Komünizmle Mücadele Dernekleri Başkanı İlhan Darendelioğlu mitingte “Memlekete ihanet eden hainleri toprağa gömme zamanı gelmiştir” diye haykırdı.

MŞE o tarihlerde Bugün ve Babıalide Sabah gazetelerinin sahibiydi; şeriat övgüsü ve laiklik karşıtı yazılarıyla tanınmıştı; ABD emperyalizminin yanında saf tutmuştu. Sosyalist bloku kuşatma amaçlı Yeşil Kuşak politikasının yerel işbirlikçisiydi: “Rusya ve Çin Allah'ı inkâr ediyor; Amerika ise Allah'a inanıyor. Amerika'da İslamiyet'i yayma hürriyeti var. Amerika ehvendir. Rusya kızıl kafirdir, Amerika ise ehli kitaptır.” (Bugün, 30 Mart 1969)

Bu duruşuna uygun olarak, 1968/1971 yıllarında sahibi olduğu gazeteler aracılığıyla Büyük cemaatli sabah namazları hareketini başlattı. Daha önceden İstanbul’daki büyük bir caminin ismini veriyor, filan tarihte burada sabah namazında buluşalım diye çağrı yapıyordu. Kendi ifadesiyle “Ateist kızıl anarşistler terör hareketleri yaparken, Müslümanlar böyle medenî, mânalı, dinin ruhuna uygun hareketler içindeydi.” (haber7.com, 21 Kasım 2004)

SOLCULARA ÖLÜM ÇAĞRISI

Amerikan filosunun gelişi öncesinde MŞE’nin sahibi olduğu gazetelerde haftalarca solculara karşı seferberlik niteliğinde yayınlar yapıldı. Manşetlerde, “Komünistler karışıklık çıkarmaya hazırlanıyor” (Bugün, 8 Şubat 1969), “Tarihimizin en kara günü. Beyazıt kulesine kızıl bayrak asıldı.” (Bugün, 12 Şubat 1969), “Milletin sabrı tükenmek üzere” (Bugün, 13 Şubat 1969).

MŞE Endonezya’daki solcu katliamını alkışlayacak derecede sola düşmanlık ve nefret yüklüydü; aylar boyu Endonezya’daki komünist kıyımını övüp örnek göstermişti: “Önümüzde taze ve ümit verici bir örnek vardır. Endonezya'daki komünist kıyımı. Yüzbinlerce komünist öldürüldü. Karada vahşi hayvanlar, denizde balıklar insan etine doydu. Korkunç bir komünist kıyımı oldu. Fakat Endonezya kurtuldu.” (Babıalide Sabah, 31 Ekim 1967)

Komünistlerin etinin vahşi hayvanlarca yenmesine bu denli sevinen MŞE bu yazılarını Kanlı Pazar’dan bir yıl sonra Müslüman Endonezya Kızılları Nasıl Temizledi adıyla kitaplaştırdı. 

Eygi ve din kardeşleri sola nefret duyarken Amerika aşkıyla hülyalıydılar aynı zamanda. “Amerikan filosu, dost ve müttefiki olduğumuz için limanlarımızı ziyarete gelmektedir... buna karşı girişilecek hareketler kanuna karşı gelmek bir yana milli iradeye ve çoğunluk kararına karşı çıkmak manasını taşımaktadır.” (İsmail Oğuz, Babıali’de Sabah, 10 Şubat 1969)

Amerika aşkı bahsinde Eygi’nin gazeteleri yalnız değildi. Son Havadis gazetesi de aynı paralelde kışkırtıcı yayınlar yapıyordu ve yazarları, Amerika aşkında Eygi ve arkadaşlarından geri kalmıyorlardı. Son Havadis’te manşetten “Kızıl bayrak olayı infial yarattı” başlığı altında solcular vatan haini olarak nitelendiriliyor, “Bir avuç kızıl veledle başa çıkılamayınca bu devletin ve memleketin asıl sahipleri harekete geçmek zorunda değil midirler? Böyle bir tepkinin sertlik derecesi önceden tahmin edilemez… Bu haklı öfkenin harekete geçeceği gün uzak görünmüyor.” deniliyordu. (13 Şubat 1969)

Aynı gün gazetenin yazarlarından Tekin Erer “Dost filo, hoş geldin” başlıklı yazısında “Amerikan 6. Filosu, Sovyetlere karşı Türk karasularını koruyacak, bizim yanımızda seve seve çarpışacak, can verecek filodur. Sovyetler boş durmuyorlar, el altından para dağıtarak satın aldıkları bazı adamları ortalığa salıveriyor, bunları 6. Filo aleyhine kışkırtıyorlar.” diyordu. Aynı gazetenin yazarlarından Orhan Seyfi Orhon ise sıkıyönetim ilan edilmesini istiyordu. 

MŞE’NİN CİHAD ÇAĞRISI

 Amerika aşkıyla solculara duyulan kin ve nefretin sonucu olarak nihayet manşetten “Kızıl bayrak asanlara son ihtar” yapıldı. MŞE de “Namaza Davet” başlıklı yazısında 16 Şubat’ta (yani “Emperyalizme ve Sömürüye Karşı İşçi Yürüyüşü”nün başlayacağı yerde ve aynı günde) Beyazıt Cami’inde kılınacak toplu namaz için çağrıda bulundu: “Cihad yapmalı. Malıyla, canıyla, ilmiyle diliyle her şeyiyle Allah için, Din için, Kur'an için Resul (S.A.) için savaşmalı. (…) NOT: Dikkatli olalım. Tahrikler yapılabilir. Kapılmayalım. Sadece namaz, o kadar. Kafirler bizim cemaatimizi görünce hapı yutarlar zaten. Metodumuz adem-i şiddettir.” (Bugün, 14 Şubat 1969)

Kanlı Pazar’a bir gün kala, Eygi’nin gazetesinin manşetinde “Kızılları boğmanın vakti geldi” deniliyordu. Bayrağa Saygımitingine ilişkin haberin üst başlığında “Müslüman-Türk’ün 500 yıllık şehrine kızıl bayrak çeken moskof uşaklarına İstanbul halkının muhteşem cevabı” ve “Kızıl emperyalizmin para ile tutulmuş uşaklarını en ufak kıpırdanışta gebertmek için and içildi” cümleleri yer alıyordu. (Bugün, 15 Şubat 1969)

Aynı gün Babıalide Sabah’ın manşetinde ise “Ya tam susturacağız ya kan kusturacağız” başlığı atılmıştı. Kanlı Pazar günü iseBabıalide Sabah’ın manşetinde “Müsamaha devam ederse komünistleri halk kendisi ezecektir” başlığı okunuyordu.

Eygi Cihada.jpgO günlerde MŞE, ne gibi olaylar çıkacağını tahmin etmiş olsa gerek, Suudi Arabistan’daydı. Ama hemen her gün yazıları gazetede yer alıyordu. Kanlı Pazar günü Bugün’deki yazısının başlığında “Cihada Hazır Olunuz” diye çağrıda bulunuyordu: “Bilmiş olunuz ki, büyük fırtına patlamak üzeredir. Müslümanlar ile kızıl kafirler arasında topyekûn savaş kaçınılmaz hale gelmiştir. İmtihan günleri gelip çatmıştır. Kaderden kaçmak, kurtulmak ne mümkün. (…) Komünizm küfrüne karşı derhal silahlan. İslam’da askerlik ve cihad ihtiyari değildir, mecburidir. (…) Stalin ve benzeri deccallerin piçleri olan kızıl veletler sokaklara dökülüp Türkiye'yi yıkmak isterlerse bütün Müslümanları karşılarında bulmalıdırlar. Onlarda taş, sopa, demir, molotof kokteyli mi var? Biz de aynı silahları kullanmaktan aciz değiliz. (…) Herkes vazifeye koşsun, herkes komünizm küfrüyle savaşa hazırlansın. Komünistler ve onları destekleyen hain şahıs ve müesseseler kahr edilsin. Bir Müslüman yüz komüniste bedeldir. Müslümanlar, komünizmle çarpışan devlet kuvvetlerine yardımcı olsunlar. Not: ‘Bir şeyler’ olursa, silahlar patlar patlamaz, vazifeye koşmağa çalışacağız. İnşallah kızıl kafirlerin, Deccal uşağı dinsizlerin tepelerine birer intihar uçağı gibi ineceğiz...”

Aynı yazısında Eygi, Genelkurmay Başkanı Cemal Tural’dan övgüyle söz ediyor ve darbeye teşvik ediyordu: “Kaderi ilahi bu kumandana ilahi bir hizmet verirse, müslümanlar ona yardımcı olsunlar. Bilsinler ki seçimsiz başa geçecek iktidar, onları doğrayacaktır.”

AMERİKAN DONANMASINA DOĞRU NAMAZ VE KANLI PAZAR

MŞE’nin öncülük ettiği kışkırtıcı yayınlara paralel olarak dönemin etkili sağcı dinci örgütleri Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve Komünizmle Mücadele Dernekleri (KMD) de Kanlı Pazar’a hazırlandılar. Dernek merkezlerindeki toplantılarda görev dağılımı yapıldı, şehitlik yeminleri edildi, kamyonlarla sopalar tedarik edildi, hatta saldırı sırasında yanlışlıkla birbirlerine vurmasınlar diye mavi kurdeleler dağıtıldı. Saldırgan güruh 16 Şubat sabahı Beyazıt Camii’nde toplandı.

Solcu 76 örgütün katıldığı yürüyüş öğleden sonra Beyazıt Meydanı’nda başladı; 30 bin dolayında kişi Amerikan donanmasını protesto etmek üzere Sultanahmet, Sirkeci, Karaköy, Tophane üzerinden Taksim’e doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüş boyunca “Bağımsız Türkiye”, “Emperyalizme Hayır, Sosyalizme Evet”, “Köylüye Toprak Yok, Amerikan Üslerine Toprak Çok”, “Vietnam’da Barınamayan, Türkiye’de tutunamaz”, “Amerikalı it evine git” sloganları atıldı.

Saldırgan güruhun ikinci toplanma bölgesi Dolmabahçe idi. Amerikan donanmasının gelişi dolayısıyla bölge askeri yasak bölge ilan edilmişti ama vilayet ve emniyet yetkilileriyle görüşmeler sonunda yasak delindi; Dolmabahçe Meydanı’nda Amerikan donanmasına karşı öğle namazı kılındı. 

Emperyalizme ve Sömürüye Karşı” yürüyenlerin Taksim’e topluca girişlerine izin verilmedi. Birkaç yüz kişilik topluluklar halinde Taksim’e giren gruplar, karşılarında demir çubuklar, sopalar ve bıçaklarla silahlanmış güruhu buldular. Günün sonunda Türkiye İşçi Partisi üyesi Ali Turgut Aytaç ve Duran Erdoğan öldürüldü ve yüzlerce kişi yaralandı.

Ertesi gün Günaydın ve Hürriyet gazetelerinin ilk sayfalarında yayımlanan fotoğraf, saldırının devletin müsamahası ve gözetiminde gerçekleştiğinin kanıtıydı. Fotoğrafta Ali Turgut Aytaç bıçaklanırken, birkaç metre ötedeki polis cinayeti seyretmektedir...

MŞE ÖZEL HARP GÖREVLİSİ MİYDİ?

Kanlı Pazar, hamaset ve fanatizm yüklü ilkel duygularla kışkırtılan kalabalıkların ne denli vahşileşebileceklerinin örneklerinden biriydi. Tıpkı 6/7 Eylül’de, Maraş ve Çorum katliamlarında, Sivas Madımak’taki gibi. Hepsinin ortak noktalarından biri de, kıyıcı güruhun eyleminin iktidar tarafından “halk hareketi” olarak mazur görülmesidir. Kanlı Pazar sırasında İstanbul Valisi olan Vefa Poyraz, o gün olanları “İrticai bir hareket değil. Taksim'de ani bir halk hareketi, ani bir karşılaşma oluyor, iki kişi maalesef hayatını kaybediyor” diye açıklamıştı.

Kanlı Pazar’ın bir numaralı provokatörü MŞE, bu olaydaki rolünden dolayı son nefesine kadar vicdani rahatsızlık veya pişmanlık duymadı. Vicdani rahatsızlık veya pişmanlık bir yana, “Bugün aynı şartlar olsa yine aynı şeyi hiç tereddütsüz yapardım” diyebildi. (Yeni Şafak, 11 Nisan 2006)

Böylesine vahim bir günahtan üzüntü duymamak, tersine aynı günahı işleme kararlılığı nasıl bir vicdansızlıktır; yanıtı sosyal psikiyatrlara düşer. Belki de Eygi ve din kardeşlerinin derin bağlantılarıyla ilişkilidir. Eygi’nin o yıllardaki misyonuyla ilgili olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri TSK’nin en üst kademelerinde görev yapmış, eski Genel Kurmay İstihbarat Başkanı E. Korg. İsmail Hakkı Pekin “Fetullah Gülen, Mehmet Şevket Eygi 1959’da Özel Harp Dairesi’nde görevlendirildi. Görevleri, Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi.” demişti. (Aktaran Tunca Bengin, Milliyet, 10 Aralık 2018)

MŞE, Pekin’in açıklamasına “İftiralarınızı ispat ederseniz bana, edemezseniz size ait olacak yedi sıfatı tekrar ediyorum: Şerefsiz, namussuz, alçak, müfteri (iftiracı), yalancı, vicdanı ve kalemi satılık veya kiralık, haysiyetsiz, pislik, rezil, saldırgan köpek, fitneci” gibi ağır sıfatlarla karşılık verdi. (Milli Gazete, 16 Aralık 2018)

Siyasal İslamın kanaat önderlerinden Abdurrahman Dilipak ise konuya ilişkin yazısının başlığında “Hepimizi kullandılar!” diye itirafta bulundu. Dilipak, “Gülen de, M. Şevket Eygi de Özel Harp tarafından kullanılmış! Kullanılmayan mı vardı ki! Eygi ‘eleman’ iddialarını şiddetle reddediyor. ‘Kullanılma’ya gelince, bir zamanlar herkesin ‘Gülenci’ olması gibi, hepimiz komünizmle mücadelede ‘gönüllü’ değil mi idik!.” diye yazdı. (Yeni Akit, 26 Aralık 2018)

İslamcı medyanın etkili isimlerinden Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül de yazısının başlığında “Evet, hepiniz kullanıldınız” diyerek tartışmaya katıldı. Karagül, geçmişte kimlerin, hangi çevrelerin ne amaçla kullanıldığının açıkça ortaya serilmesini istedi ve “Bugün kimler kullanılıyor?” diye sordu. (Yeni Şafak, 27 Aralık 2018)

General Pekin’in açıklamaları elbette kanıtsız; ancak bu gibi ilişkilerin belgesi kanıtı olmaz zaten. Belge kanıt, hayatın kendisidir. MŞE’nin hayatı yeterli kanıttır. General Pekin’in söz ettiği tarihte Fetullah Gülen 17 yaşındadır. Bu yaştaki birinin devletin en ciddi ve derin kurumu tarafından istihdam edildiği savı inandırıcı görünmüyor. Ancak, Ogün Samast’ın aynı yaştayken Hrant Dink’in üzerine salındığı da bir vakıadır. Keza Hüseyin Üzmez de lise öğrencisiyken 1952 yılında dönemin etkili gazetecilerinden Ahmet Emin Yalman’a suikast düzenlemişti.

***

Hüseyin Üzmez denilince anımsamamak olası değil.

Milliyetçi mukaddesatçı mahallenin kanaat önderlerinden Hüseyin Üzmez, 70’li yaşlardayken, 13 yaşındaki kız çocuğunu cinsel istismardan hüküm giymişti. MŞE ise, Üzmez öldükten sonra kaleme aldığı yazıda din kardeşini savundu, peşkirciliğine soyundu. Eygi,Hüseyin Üzmez için, “Geçtiğimiz yıllarda, küçük bir kızla ilişkisi yüzünden mü’min ve Müslim bir gazeteci maalesef Müslüman kesimde linç edilmiş, bitirilmiş, yerin yedi kat dibine sokulmuştur. Bu, adaletsizlik, insafsızlık ve aşırılık olmuştur.” demişti. (Vahdet, 29 Şubat 2016)

Günahkâr, provokatör MŞE aynı yazıda ifade etti ki, “İman kardeşliği, talakı olmayan bir nikah gibidir, bozulamaz.” Bu cümleyi şu anlamda kurmuştu: “Mü’mini tekfir edenin kendisi de kafir olur. Adam mü’min, fakat fâsık-ı mütecahir, yani büyük günahları açıkta, açıkça işliyor. Böylesinin gıybeti yapılabilir ama imanı olduğu ve kaldığı müddetçe kardeşlikten atılamaz, silinemez. Mü’minin günahları gizli saklı kapalı ise tecessüs edilemez ve gıybeti yapılamaz. İnsanların gizli günah ve ayıplarını araştırmak haramdır. Olgun mü’min, olgun olmayan iman kardeşlerinin gizli günah, ayıp ve kötülüklerine karşı karanlık gece gibi olur. Bu gizli günah ve ayıplar öğrenilirse, ifşa edilmez, açıklanmaz, aksine setr edilir, gizlenir.

Yani özetle, “Benim hırsızım, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” zihniyeti.

Bu zihniyetin yazıya dönüşebilmesine insanın inanası gelmiyor. En iyimser ruh haliyle “Müslümanlık bu mu?” diye isyan edesi geliyor insanın ama galiba bu ruh hali de epey saf ve kendini kandırma halidir. Ne yazık ki, kendisini Müslüman sayan ahalinin çok büyük çoğunluğu bu zihniyettedir; bu zihniyetle hayatı kendisine zehir ettiği gibi, iktidarı ele geçirdiğinde başkalarına da hayatı zehir etmektedir.

HİTLER HAYRANI MŞE 

MŞE bir de Hitler hayranıydı. MŞE’ye göre “Hitler Sovyetler Birliğini yıkabilseydi, Türk dünyası hür olacaktı. Arap ve İslam dünyası da. Hilafet yeniden kurulacaktı.” Kanlı Pazar günlerinde MŞE “Hitler Müslümanların Vefalı bir Dostuydu” başlığı altında şöyle yazmıştı: “Hitler binlerce papazı kestirmişti. Buna rağmen Müslümanlara sonsuz haklar vermişti. Eğer Hitler müttefiklerin propagandalarındaki gibi ‘Dinsiz ve Allah’tan korkmayan bir kimse olsa idi o zamanlarda binlerce Müslüman din kardeşimiz gönüllü olarak Hitler’in askeri olurlar mıydı? Hitler Müslümanlara hiçbir zarar vermemiştir. Onun ordusundaki Müslümanlar günde beş vakit namazlarını eda etmişlerdir. (…) Ordusunda Müslümanlara sonsuz selahiyetler vermiş ve onları çok sevmiştir.” (Bugün, 12 Ocak 1969)

MŞE bir de Hitler hayranıydı. MŞE’ye göre “Hitler Sovyetler Birliğini yıkabilseydi, Türk dünyası hür olacaktı. Arap ve İslam dünyası da. Hilafet yeniden kurulacaktı.” Kanlı Pazar günlerinde MŞE “Hitler Müslümanların Vefalı bir Dostuydu” başlığı altında şöyle yazmıştı: “Hitler binlerce papazı kestirmişti. Buna rağmen Müslümanlara sonsuz haklar vermişti. Eğer Hitler müttefiklerin propagandalarındaki gibi ‘Dinsiz ve Allah’tan korkmayan bir kimse olsa idi o zamanlarda binlerce Müslüman din kardeşimiz gönüllü olarak Hitler’in askeri olurlar mıydı? Hitler Müslümanlara hiçbir zarar vermemiştir. Onun ordusundaki Müslümanlar günde beş vakit namazlarını eda etmişlerdir. (…) Ordusunda Müslümanlara sonsuz selahiyetler vermiş ve onları çok sevmiştir.” (Bugün, 12 Ocak 1969)

Hitler dışında MŞE’nin gönlü Amerikan emperyalizminden yanaydı, ehl-i kitap ve ehven-i şer olduğu için Amerika’yı tercih ettiğini anlatıyor ve eleştiri olarak en fazla ABD’nin yanlış yolda olduğunu söylüyordu. Bir yazısında, sağın ve İslam’ın neden ABD safında yer aldığını açıklarken “1960’lı, 70’li yıllarda, Allahı inkâr eden Marksist felsefeye bağlı neo kolonyalist Sovyetler Birliği ile, paralarının üzerinde “Biz Allaha güveniyoruz” yazılı ABD elbette bir değildi.” diyordu. (Milli Gazete, 21 Ocak 2019) 

ŞERİATÇI FAŞİST MŞE

Ve elbette MŞE faşist bir şeriatçıydı, hilafet yanlısıydı; ülkenin Halife-i Resûlullah, Emîrü'l-mü'minîn, İmam-ı Kebir tarafından yönetilmesini istiyordu. Ancak halife olacak kişinin bildiğimiz anlamda genel seçimle işbaşına gelmesine de karşıydı; halife olacak kişinin en fazla 12 kişilik bir heyet tarafından seçilmesini, gerekirse istihareye yatılmasını öneriyordu. “İslam’da başkanlık ve memuriyet” başlığı altında aynen şöyle yazmıştı:

“Halife seçimi, demokratik sistemde olduğu gibi halkın oylarıyla, genel seçimle, seçim kampanyasıyla, propaganda yaparak, nutuklar atarak, duvarlara afişler yapıştırarak, seçim şarkıları besteletip terennüm ettirerek, davul zurna çalarak, ey ahali ne olur Allah aşkına beni seçin diye bağırıp yalvararak, cart curt nutuklarla, alkışlarla, sloganlarla, kampanya için açık veya gizli yüz milyonlarca dolar, hattâ milyar dolar harcamakla olmaz. Müslümanların içindeki altı, yahut on, bilemediniz on iki âqil, ehil, yüksek, temiz, ziyalı, tecrübeli, birikimli şahsiyet bir seçim şûrası oluşturur, bunlar Ümmetin başına Kur'ana, Sünnete, Şeriata uyacak ehliyetli, muktedir, sâlih, âbid, müdebbir muhterem bir zatı seçmek için gayret ve cehidlerini sonuna kadar sarf edeceklerine Kitabullaha el basarak şer'î yemin ederler. İçlerinden birini, yahut başka ehil bir Müslümanı seçerler, o muhterem önce kabul etmek istemez, israr üzerine istihare yapar ve aydınlık çıkarsa kabul ederek ateşten gömleği giyer, şehadete hazır olur.” (Milli Gazete, 14 Ekim 2012)

MŞE’nin yaşamındaki belki de tek olumlu davranışı İslam’da estetik aramak ve ezanı bed sesli müezzinlerin tasallutundan kurtarmaya çalışmak idi. O’na göre ezan bangır bangır bağırmak yerine daha düşük volümde musiki tadında okunmalıydı. Bu uğurda yüzlerce yazı yazdı. Ancak tüm çabasına karşın ne İslam’da estetik bulabildi ne de ezanı bed sesli müezzinlerin tasallutundan kurtarabildi.

Bitirirken belirtmeli ki, Kanlı Pazar’dan bugüne MŞE’nin ilham verdiği kadrolar bugün iktidardalar. Tek tek isim belirtmeye gerek yok.

Biz demokratlar sosyalistler, MŞE’yi “Ülkemizin yetiştirdiği en önemli mütefekkir ve münevverlerden biri” olarak görmüyoruz, aşağıdaki dizeleri armağan ediyoruz:

‘Ne kendi eyledi rahat ne âleme verdi huzur;

Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur.’

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. 'Mehmetçik' gazeteciden 'Mümin' gazeteciye SETA andıcının analizi
    Biz gazetecilerin başında yeterince bela var. Kölece çalışma koşulları, sosyal güvence yokluğu, sendikasızlık, işsizlik, sansür, patron baskısı, iktidar zulmü, hapislik, örgütlü mücadele eksikliği… Ahlak coğrafyasındaki negatif koordinatıyla SETA (Siyaset Ekonomi…
  2. Deniz Gezmiş terörist miydi?
    Balıkesir adliyesinde çok ilginç bir dava görülüyor. Davanın konusu Deniz Gezmiş’i övmek. Sanık sandalyesinde 26’ncı dönem CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm var. Tek sayfalık iddianameye göre Mehmet, partisinin Balıkesir Altıeylül…
  3. Esra ile Berat'ın düğünü
    Yunan filozofu Sokrates ve karısı Ksantippe bir türlü geçinemezlermiş. Tarihçiler geçimsizlikte asıl kabahatlinin Ksantippe olduğunu söylüyorlar. Ansiklopedilerde Ksantippe maddesinin karşısında aynen, “Sokrates’in şirretliği ve hırçınlığıyla ünlü karısı” diye yazıyor.  Karı…
  4. Erdoğan'ın arkasında 'eşşek' gibi saf tutmak
     Akit adında bir medya mecraı var. Medya ifadesi sözün gelişi. Akit, bilinen anlamda medya mecraı değil. Mütedeyyin, dindar kimlikle gazetecilik yapma iddiasına karşın Akit köktendinci siyasal İslam’a özgü ahlaksızlıkların ve pisliğin ortaya saçıldığı bir…
  5. Elitist faşizmden lümpen faşizme
    ''Sağlıklı toplum, bayrağı bayrak yapmak için kan değil, alın teri dökmenin daha akıl kârı olduğunu bilir…'' Bir 23 Nisan Çocuk Bayramı daha geride kaldı.  Çocukların sevinci, neşesi okul bahçeleri ve…
  6. Beka meselesi değil, Kürt meselesi
      Tam 62 yıl önceydi; yani 1957 yılıydı. İktidarda Demokrat Parti DP, muhalefette CHP vardı. Ekonomik ve siyasi kriz baş göstermiş, DP erken seçim kararı almıştı. DP liderleri Celal Bayar…
  7. Yeni Zelanda katliamı da mı Allah'ın lütfu?
    Sahi Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Suudi Arabistan ile birlikte İslam Ordusu’nun kurucuları arasındadır değil mi? Son yirmi yılda Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de İslam coğrafyasını çiğneyen Haçlı çizmelerinin ortağı,…
  8. Bangır bangır ezan terörizmi
    Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!! HAVALAR düzeldi…
  9. Tunç Soyer'in babası zalim, ya Erdoğan'ın ataları?
    ''Recep Tayyip babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı, Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.” Kim ne derse…
  10. Ekonomi Tıkırında!
    Ekonomi Tıkırında!
    21 Şubat 2019
    Kişisel görüşüm, AKP hükümetinin dramatik bir oy kaybına uğramayacağı yönünde. Öyle bir seçmen kitlesi ki, ekonomik krizden ve hayat pahalılığından bile iktidarı değil muhalefeti sorumlu tutmaktadır. Döviz kurları düşüşte, faiz oranları…
  11. Cumhuriyet ordusu'ndan NATO ordusuna
    1950-1987 arasında ABD Türk subaylarının Amerika’da eğitim ve talimleri için toplam 133 milyon dolar harcadı. ilk 16 kişilik kafilede, Daniş Karabelen ve Alparslan Türkeş de vardı. 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra Tuğg.…
  12. Türk sağının ve İslam'ın Maduro aşkı
    Meğer, Türk sağcıları ve İslamcıları da Latin Amerika’ya ne kadar ilgiliymişler ne kadar da antiemperyalistmişler! Trump sanki Türkiye’yi hedef almış; ABD’ye ve Trump’a veryansın edip Maduro’ya sahip çıkıyorlar! Öyle ki,…
  13. 12 Eylül darbesini kimin çocukları yaptı?
    Amerika’ya aşk bahsinde askerler sivillerden geri kalmadılar; hatta askerlerin Amerika aşkı sivillerin Amerika aşkından daha derindi, daha tutkuluydu denilebilir. Örneğin Kenan Evren.. “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikili anlaşmalarla açılıp Amerika’ya…
  14. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş başkanı Erdoğan
    Önceki yazılarda Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun, Necip Fazıl ve Said-i Nursi’nin, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller’in Amerika’ya aşklarından dem vurmuştuk. Sıra geldi Recep Tayyip Erdoğan’a. “Milli…
  15. Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın
    Amerikalıla bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korkuyordu. --Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu..Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in…
  16. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı-2
    “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikil anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk. Önceki yazıda Adnan Menderes ve Fatin…
  17. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı
    Menderes, Bayar ve Zorlu’nun Amerikan uşaklığını vatanseverlik olarak propaganda ettikleri yıllar, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında Soğuk Savaş yıllarıydı. İki blok arasındaki Psikolojik Savaş’ın en çetin ideolojik muharebesi dini inanç cephesinde…
  18. Maganda politik
    Maganda politik
    20 Eylül 2018
    Bir dünya şampiyonluğu haberiydi. Haber, gazete sayfalarında “Türkiye maganda liginde şampiyon”, “Türkiye 'dünya maganda ligi'nde zirvede” başlıklarıyla yankılanmıştı (4 Ocak 2006 tarihli gazeteler). Habere göre, ABD’de kurulu Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansı bir…
  19. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  20. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  21. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  22. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  23. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  24. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  25. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  26. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  27. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  28. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  29. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  30. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  31. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  32. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  33. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  34. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  35. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  36. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  37. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  38. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  39. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  40. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  41. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  42. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  43. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  44. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  45. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  46. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  47. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  48. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  49.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  50. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  51. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  52. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  53. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  54. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  55. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  56. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  57. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  58. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  59. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  60. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  61. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  62. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  63. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  64. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  65. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  66. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  67. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  68. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  69. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  70. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  71. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  72. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  73. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  74. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  75. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  76. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  77. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  78. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  79. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…