Tacizci: Ne yapabileceksin? Ülkenin ve devletin kadına bakış açısı belli

11 Şubat 2019
Tacizci: Ne yapabileceksin? Ülkenin ve devletin kadına bakış açısı belli

'HİÇ Mİ KORKMUYORSUN BENDEN, BUNCA KADIN CİNAYETİ VARKEN?' -- "Can güvenliğim yok. Sesimi duyun, bana yardım edin” diyerek sosyal medyadan yardım çığlıkları atan kadının adı, Bilge Ekin Sarı...Onun Şule Çet ve diğer katledilmiş kadınlardan tek farkı hala hayatta olması, en azından şimdilik…

Öldürülen kadınları korumayan sistem, faillerini aklamak için mahkeme salonlarında kadınları kusurlu ilan edip, katillerinin cezalarını indirmek adına amansız bir yarış içinde adeta.

Kadınların bakire olup olmadıkları, belli saatten sonra sokakta olmaları, mini etek giymeleri, alkol almaları, hatta neden evde oturmak yerine çalışır olmayı tercih etmeleri dahi katillerinin aklanmaları için sistem tarafından sık sık kullanılan “neden” malzemelerinden.

Peki ya sonrası… Nereye kadar aklayacaksınız katilleri?

Edebiyat öğretmeni Bilge Ekin Sarı’yı öğrencisi tam bir yıldır taciz ediyor!

Bilge Ekin Sarı, Emir Öztürk adlı öğrencisi tarafından tam 1 yıldır taciz ediliyor, ağıza alınmayacak sözlerle hem de. Bazıları üzülecek belki ama Bilge, Emir Öztürk’ün sevgilisi değil, onunla içki içmiş, onun yalnız yaşadığı mekana da gitmiş değil. Yani Bilge’ye bir şey olursa, Emir Öztürk adına indirim kopartabilmek için, şimdiden çalışmalara başlanması gerek… Emir Öztürk denen sapık, 1 yıldır edebiyat öğretmeni olan Bilge Ekin Sarı’yı taciz ediyor, ona cinsel organının resmini yolluyor, Ekin öğretmen sosyal medya hesaplarını kapatıyor ama sapık, ailesinin hesaplarından tacizlerine devam ediyor. Aile bireylerine attığı mesajlarda sürekli, Ekin’in açtığı davaları geri çekmesini, yoksa bir gün bir köşede sıkıştırıp onu döveceğini açıkça yazan ifadeler kullanıyor, Ekin’in zihinsel engelli kardeşine zarar vermekle onu tehdit ediyor. Bu yaşananların hepsi adli makamlara intikal ettiriliyor., Sarı’nın avukatı Kerem Donat, kadın cinayetlerinin politik olduğunun altını çizerek, zanlının, cinsel saldırı boyutlarına ulaşan tacizler ve cinsel organını içeren mesajlar atmaya devam etmesi üzerine, bunun için de şikâyette bulunduklarını ve uzaklaştırma talep ettiklerini belirterek," ne bir tutuklanma ne bir tedbir uygulandı. Küçükçekmece 9. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ve Bakırköy 45. AsliyeCeza Mahkemesi'nde olmak üzere 3 dosyamız bulunuyor. Ancak halen mesajlara, hakaretlere, tehditlere, tacizlere devam ediyor. “ dedi.

İşin daha ilginci, Öztürk’ün durmaksızın taciz ettiği kadına “Ne yapabileceksin? Ülkenin ve devletin kadına bakış açısı belli. Şık giyinirim her cezadan iyi hal indirimi alırım, hiç mi korkmuyorsun benden bunca kadın cinayeti varken?”  diyebilmesi.

İşin özü gayet açık, değil mi? Öldürülen tüm kadınların cinayetleri, katilleri tarafından daha önceden en ince detayına kadar kurgulanıyor. Failler olay sonrası başlarına ne geleceklerini gayet  iyi biliyorlar. Bu devlet, kadın katillerini indirimlerle aklamaya devam ettikçe erkeklerin zihniyetleri değişmeyecek. Erkekler, uyguladıkları fiziksel ve psikolojik şiddet ile kadınların kendilerinden korkmalarını istiyorlar, onlara biat edilmesini istiyorlar, “Kadının yeri evidir” söylemi ile devlet de uygulamakta olduğu politikalarla sistematik olarak onları korumuş oluyor.

 “Şule'nin odasına astığım beyaz gömleği ile kot ceketinin yerini asla değiştirmiyorum. Ben onlara sarılıyorum, Şule'ye sarılır gibi. Kokluyorum sanki nazlı çiçeğimi koklar gibi" diyen Baba İsmail Çet’in sesine kulak verin ve çok geç olmadan, Bilge öğretmen için bir an evvel adalet sağlayın.

Çocuklara tecavüz eden, kadınları öldüren, her türlü şiddet ve tacizi gerçekleştiren bu insan müsveddelerini korumayın artık…

Fenerbahçeli Taraftarlardan Şule Çet için Adalet

Şule Çet davası için çok şey yazıldı, kadın örgütleri sanıklara ağırlaştırılmış müebbet verilmesi için davayı çok sıkı takip ediyorlar. Bunun yanı sıra 8 Şubat Cuma günü 20.45’te Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda oynanan basketbol maçında güzel bir dayanışma örneği sergilendi. Salondaki kadın ve erkek taraftarlar hep bir ağızdan Şule Çet cinayeti için adalet sloganları attı.

Kadınlara uygulanan sistematik şiddet, iktidarın toplumu kadınlar üzerinden değiştirme politikalarında kullandığı araçlardan biridir. Erkekler bu sorunun esas failleri olmakla birlikte bu sorun hepimizin sorunudur. Kızları öldürülen ya da tecavüze uğrayan babaların da, yeğeni kaçırılan amcaların da, dayıların da sorunudur. Bu anlamda Fenerli taraftarların Şule için adalet talebi ve kadın hareketine verdikleri destek, konunun sadece erkek teması üzerinden şekillenmeyip, yıllardır gerek masallar, gerek gelenek ve göreneklerle ideolojik anlamda oluşturulmuş olan eril sisteme de bir tepki olması adına anlamlıdır.

Çocuğa cinsel istismar sanığına 'geleceği etkilenmesin diye' indirim

Kocaeli’nde 'çocuğa cinsel istismar' suçlamasıyla yargılanan Hasan G.'ye (31), yerel mahkeme tarafından verilen 10 yıl hapis cezası 'cezasının geleceği üzerindeki olası etkileri değerlendirilerek' 8 yıl 4 aya indirildi. Yargıtay'ın kararı bozmasının ardından bölge mahkemesi de 'iyi hal' indirimi uygulayarak cezayı 6 yıl 8 aya indirdi.  Sanığın tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak tahliyesine karar verildi.

Olay 2016 yılında geçiyor, o tarihte istismara uğrayan kız çocuğu 7 yaşında. Bu çocuğun tüm hayatını derinden etkileyecek istismar vakası değilmişçesine tecavüzcünün geleceği üzerindeki olası etkiler göz önüne alınarak ceza indirimine gidiliyor, yetmiyor üzerine bir de iyi hal indirimi veriliyor. Ve ardından tahliye ediliyor. Artık bu kadarına da pes…

Hasan G., tahliye olmasının ardından Z.D.'nin yaşadığı mahalleye geri döndü. İşte şu an 10 yaşında olan kız çocuğunun günlüğüne yazdıktan sonra yırtıp attığı fakat annesi tarafından bulunan sayfada yazanlar…

Bugün, Şubat’ın 6'sı.  Bugün o çıktı, yani sesi, çok çok korkuyorum ama anneme söylemiyorum'

2019 seçimlerine giderken CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ndan İnciler

Seçimlerde kadınların adı olmadığını zaten biliyoruz. Ama parti liderlerinin manipülatif açıklamaları ile bu durumun sebebini kadınların sırtına yüklemelerini anlayamıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin yerel seçimlerde kadın adaylarının oranıyla ilgili eleştirilere “Kadın aday istiyoruz, kadın arkadaşlar da kalkıp erkek adayı söylüyor”  diye yanıt vermişti.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamaları minvalinde CHP’deki kadın adaylara bir göz attığımızda vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz. CHP’nin 54 ilde açıkladığı belediye başkan adaylarının sadece 3 tanesi kadın (Aydın Belediye Başkan Adayı Özlem Çerçioğlu, Amasya Belediye Başkan Adayı Arife Serpil Saraçoğlu ve Muş Belediye Başkan Adayı Tansu Saraç). Açıklanan 853 ilçe belediye başkan adayı içindeki kadın sayısı 42. Toplama baktığımızda, yeni tüzüğünde kadın kotasını yüzde 33’e çıkaran CHP’nin açıkladığı 907 belediye başkanının 45 tanesi, yani sadece yüzde 4.9’u kadın.

Kadın Hakları Fırkasını kuran kadın..

“Davamızın zaferi için ölünceye kadar çalışacağız. Bizim yaşamımız buna yetmezse hiç olmazsa bizden sonra gelenler için ortalığı temizlemiş oluruz.” Nezihe Muhiddin

Eril egemen siyasetin incileri bir kenarda dursun, tüm yaşamı boyunca patriyarka ile mücadele etmiş, kadın mücadele tarihindeki önemli bir şahsiyeti bu vesile ile anımsamış olalım. 10 Şubat, Nezihe Muhiddin’in ölüm yıldönümü idi. Nezihe Muhiddin, bizlere tıpkı Suat Derviş gibi, Fatma Aliye gibi resmi tarihin unutturmaya çalıştığı kadın mücadelesinin Osmanlıda'ki öncü hatta en önemli kadınlarından birisi. Nezihe Muhiddin kadın temsiliyeti üzerine yaşamını adamış, hatta Kadınlar Halk Fırkasını (KHF) kurma teşebbüsünde bulunmuştur. Dergicilik, yazarlık, dernekçilik, öğretmenlik gibi birçok vasfa sahip olan Nezihe Muhittin, en önemli mücadeleyi siyaset alanında vermiştir. 16 Haziran 1923’te Kadınlar Fırkası’nı kurarak parti başkanlığına seçilmiş. Partinin amacı “Kadının sosyal, iktisadi ve siyasi sahalarda gelişmesini sağlayarak haklarını almak” şeklinde belirlenmişti. Ancak o yıllarda Türk seçim kanununda kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanınmadığından parti resmen kurulamamıştı. Bunun üzerine parti programında düzenleme yapılarak 5 Şubat 1924’te Türk Kadınlar Birliği adıyla yeni bir dernek kuruldu. “Kadın Yolu” adlı dergiyle derneğin amacı ve faaliyetleri kamuoyuna duyuruldu.

Nezihe Muhittin “…Kahvehane köşelerinde miskin halde esrar çeken birine verilen bu hak, tahsili mükemmel bir kadından esirgenebilir mi?” diyerek Türk kadınına seçim hakkı verilmesinin gayet doğal olduğunu vurguluyordu. Mart 1927’de Türk Kadınlar Birliği’nin tüzüğüne siyasal hak talebi eklendi ve İstanbul’da düzenlenen kongrede kadınlar için oy hakkı istendi, gelecek yerel seçimlere katılım için girişimde bulunulması kararlaştırıldı. Nezihe Muhittin oy hakkı için kararlılığını şu sözlerle vurgular:

“Biz, seçim hakkımızı elde etmeye dayalı idealimizden vazgeçmiş değiliz. Zira bundan vazgeçersek derneğimizin hiçbir varoluş nedeni kalmaz. Davamızın zaferi için ölünceye kadar çalışacağız. Bizim yaşamımız buna yetmezse hiç olmazsa bizden sonra gelenler için ortalığı temizlemiş oluruz."

Bu vesile ile kadınların Cumhuriyet döneminde seçme ve seçilme hakkını elde etmelerinin onlara sunulmuş bir lütuf olmadığını aksine bir dolu mücadele ile elde edildiğini tekrar hatırlamış bulunuyoruz. 

115 çocuğun istismarı davası gene sonuçlanmadı

İstanbul’un Küçükçekmece ilçesindeki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde cinsel istismar sonucunda 115 çocuğun gebe bırakılması ile ilgili durumun yetkililere bildirilmemesi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda açılan davanın görülmesine devam edildi.

Duruşmada, suç tarihinde başhekim yardımcısı olan A.A. ve  olayı kamuoyuna ifşa eden sosyal hizmet uzmanı N.D’nin yargılanmasına devam edildi.

Davanın ilk duruşmasında savunma yapan A.A, işlemlerin Sağlık Bakanlığı talimatları doğrultusunda yapıldığını söylemiş ve savunmasında “Hakkımda açılan bu davanın FETÖ terör örgütünün şahsıma düzenlediği bir kumpas olduğunu düşünüyorum. Ben suçsuzum” ifadelerini kullanmıştı.

Bir önceki celse, ifadesi alınmak üzere duruşmaya çağrılmasına karar verilen tanık I. Ö, tebligat yapılamadığı için duruşmaya katılmadı. Ara kararını açıklayan mahkeme, tanık I. Ö’nün adresinin tespit edilerek mahkemeye bildirilmesi için Sosyal Güvenlik Kurumu Küçükçekmece İlçe Müdürlüğü'ne yazı yazılmasına hükmetti. Duruşma ertelendi.

Sabarimala Tapınağına giriş için kadınlar etten duvar örüyor

Kadın mücadelesi hız kesmeden dünyanın her yerinde devam ediyor. Eril Dikta karşısında kadınlar hem bedenlerini hem de emeklerini sömüren patriyarkaya karşı duruşlarını devam ettiriyorlar. Kah Hindistan’da Regl döneminde kadınlar “kirli” kabul edildiği için 10-50 yaş arası kadınlara kapalı olan Sabarimala Tapınağına giriş hakları için milyonlarca kadın etten duvar örüyor, kah Paris’te Bastille Meydan’ında yolu kapatarak “Macron istifa” sesleriyle cesurca yürüyorlar. Kadınlar polisin gazlı coplu saldırılarına karşı cesur oldukları kadar yaratıcı eylemleriyle de mücadelelerini destekliyorlar. Tıpkı Norveçli kadınların “Daha fazla çocuk yapın” diyen Norveç Başbakanı Erna Solberg’e kürtaj haklarının görmezden gelinmesine ve bedensel haklarının müzakere masalarının konusu olmasına karşı külotlu protesto kampanyası başlatarak üzerinde mesajlarının yazılı olduğu 1000 iç çamaşırını yollamaları gibi…

Evet, kadınlar vardı, tıpkı “Bizim yaşamımız buna yetmezse hiç olmazsa bizden sonra gelenler için ortalığı temizlemiş oluruz.” Diyen Nezihe Muhiddin gibi kadınlar vardı. Ve kadınlar var, her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsalar da… Ortalık kolay kolay temizleneceğe benzemese de kadınların haklı davalarından vazgeçmeyecekleri de gün gibi ortada… 

 Gamze Şimşek derledi

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…