Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın

Rahmi Yıldırım

8 Aralık 2018
Beyaz Saray'da Görücüye Çıkan Sarışın Güzel Kadın

Amerikalıla bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korkuyordu. --Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu..Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in “Göreceksiniz, Başkan Clinton bana âşık olacak” dediği şeklinde dedikodular dolaşıyordu.

Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikili anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk.

Önceki yazılarda Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun, Said-i Nursi’nin, Necip Fazıl’ın, Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın Amerika’ya aşklarından dem vurmuştuk.

Adnan Menderes, Süleyman Demirel ve Turgut Özal sonrasında sağın liderliğine Prof. Dr. Tansu Çiller reva görüldü. Çiller, Haziran 1993-Aralık 1995 döneminde Başbakan oldu.

Tansu Çiller, 1963-1974 yılları arasında akademik çalışmalar dolayısıyla 11 yıl yaşadığı Amerika’yı vatanı sayacak derecede Amerika aşığı bir politikacı olarak siyasi tarihe geçti. Çiller, Amerika aşkını gizlemeye gerek görmedi; zaten gizlenemeyecek kadar derindi Amerika aşkı, kendi itirafıydı. Nisan 1994’te New York’ta Amerikan Türk Cemiyeti’nde “Amerika benim ikinci vatanım” diye konuştuğu gazete arşivlerinde kayıtlıdır. (Hürriyet, 16 Nisan 1994.)

Dahası, Çiller’in Amerika’yı birinci vatanı saydığına ilişkin itirafı da kitaplara geçmiştir. Çiller bu aşkını ANAP’lı İstanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan’a itiraf etmişti. Çiller 1980’ler biterken siyasete ilgi duyduğunda Dalan’a yanaşmıştı. Bir yandan TÜSİAD’a bir yandan Dalan’a bir yandan da ilişkide olduğu Amerikalı diplomatlara ve holding şeflerine raporlar sunuyordu. Mahrem bilgilerle yüklü bu raporlardan yılda 100 bin dolar kazandığı söyleniyordu. Bedrettin Dalan, Amerikalılara sunulan raporları öğrenince, danışmanı Tansu Çiller’e bunun casusluk olduğunu söyledi, “Bir daha böyle şeyler yapma!” diye öğütledi. Çiller, “Amerika’yı birinci vatanım hissediyorum. Birinci vatanım Amerika, ikinci vatanım Türkiye.” diye karşılık verdi. (Anlatan Faruk Bildirici, Maskeli Leydi, Ümit Yayıncılık, Ankara 1998, s: 154.)

***

ABD VATANDAŞI ÇİLLER?

Dahanın da dahası, aktif siyaset yaptığı dönemde, Tansu Çiller’in ABD vatandaşı, hatta CIA ajanı olup olmadığı tartışması gündemden hiç düşmedi.

Çiller’in ABD vatandaşı olup olmadığı tartışması 1993’te başladı. Çiller iddialara “Böyle bir talebi çok yıllar önce reddettik” diye karşılık verdi. (Hürriyet, 18 Haziran 1993.)

Çiller, ABD’de yaşayan bir kişi hakkında otomatik olarak “vatandaşlık” işlemlerinin başlatıldığını savundu. Karşılık olarak, ABD’de vatandaşlık için bir kişiye teklif götürülmediği, “otomatik vatandaşlık” diye bir şey olmadığı açıklamaları yapıldı. Ek olarak, ABD’yi vatan belleyen, ABD vatandaşı olsunlar diye çocuklarını Amerika’da doğuran Çiller’in (teklif edildiyse) ABD vatandaşlığını reddetmesinin mantıklı olmadığı vurgulandı.

Tansu Çiller'in ABD vatandaşlığıyla ilgili iddialar 28 Şubat sürecinde tekrar yaygınlaştı, sayısız haberlere ve köşe yazılarına konu oldu. Yalçın Doğan, Çiller’in ABD vatandaşlığıyla ilgili gelişmeleri özetlediği yazısının başlığında “ABD’de Çiller’i kim koruyor?” diye sordu. Yalçın Doğan’ın yazdığına göre, Çiller’in ABD pasaportu taşıyıp taşımadığına ilişkin Türkiye kaynaklı sorulara ABD Dışişleri Bakanlığı, 1974 tarihli Mahremiyet Yasası gerekçesiyle, “sadece pasaport sahibine veya yasal vasisine bilgi verilebilir” diye karşılık verdi. (Milliyet, 13 Şubat 1997.)

Yalçın Doğan, “Çifte sadakat” başlıklı yazısında ise, Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın ABD Dışişleri’nden Çiller’in vatandaşlık durumunu resmen sorduğunu, ABD Dışişleri’nin “Çiller’in Amerikan vatandaşlığını ne teyit ediyoruz ne de reddediyoruz” diye yanıt verdiğini kayda geçirdi. (Milliyet, 13 Mayıs 1999.)

***

“İSTANBUL’UN GÜLÜ” KOD ADLI CIA AJANI?

Tansu Çiller’in CIA ajanı olup olmadığı tartışması da benzer bir süreç izledi, medyada sıkça yazıldı, hatta iddia Ergenekon davası dosyasına bile girdi.

Çok satışlı gazetenin “Çiller’e casusluk davası yolu açıldı” başlıklı haberinde, Genelkurmay Başkanlığı’nın Tansu Çiller hakkında casusluk suçundan dava açmaya hazırlandığı belirtiliyor ve casusluk iddiasının ayrıntılarına yer veriliyordu. Haber, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusuna dayandırılmıştı. Buna göre, Çiller 1967’de Robert Kolej İktisat Bölümü’nü bitirdikten sonra Ankara’da ABD Büyükelçiliği’ne giderek “ABD çıkarları için görev almaya hazır” olduğunu belirtti. CIA ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın araştırmalarından sonra Çiller özel vizeyle ABD’ye gitti, ikamet ve çalışma izni sağlayan Green Card’a (yeşil kart) kavuştu. Çiller 1970-1971 arasında CIA’nın Virgina’daki özel kampı Camp Peary’da eğitim gördü; eğitimini tamamladıktan sonra ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Masası’nda “Çağrılı personel” olarak görevlendirildi. Çiller, ABD vatandaşlığı için 23 Nisan 1973’te başvurdu; referans olarak CIA Yabancılar İstihbarat Birimi, FBI ve ABD Dışişleri İstihbarat Dairesi’ni gösterdi; 1 Temmuz 1979’da ABD vatandaşı oldu. (Sabah, 17 Temmuz 1997.)

Dediğimiz gibi, Çiller hakkındaki casusluk iddiaları, Ergenekon davası dosyasına bile girdi. MİT tarafından mahkemeye gönderilen CD’de iddia şöyle özetleniyordu:

“1999 yılında da gündeme gelen bu iddialara göre, Türkiye’deki bazı siyasetçiler Çiller’in iktidarda olduğu 1993-1996 yılları arasında ABD’deki malvarlığını araştırmak üzere bir hukuk bürosuyla anlaştı. Büro, CAL kod adlı eski bir CIA ajanıyla çalışmaya başladı. CAL, Çiller’i bizzat tanıyan ve Prag’da yaşayan Fish adlı ajana ulaştı ve tanıklık yapmasını istedi. Fish Almanya’nın Frankfurt kenti yakınlarındaki Amerikan Üssü’nde verdiği ifadede, Çiller’in 1979 yılında Amerikan vatandaşlığına geçtiğini ve bu bilgilerin “çok gizli” olduğunu belirtti. Fish, Çiller’in 1979’da “ABD çıkarlarını kollayan yabancı ülke vatandaşlarına Amerikan vatandaşlığı verilebileceğini ve bunun gizli tutulacağını” öngören 8 USC 1427 (f) yasasına göre ABD vatandaşı olduğunu söyledi. Çiller'in 1967’den beri “İstanbul'un Gülü” kod adıyla CIA için çalıştığını, özel eğitimden geçirildiğini ve bu dönemde Yale Üniversitesi’nde post-doktora yaptığını da öne sürdü. ABD’li yetkililer, Fish’i bu işin üzerine gitmemesi yönünde uyardı. İfade kurye aracılığıyla avukatlık bürosuna gönderilecekti. Fakat, Fish, evinde çıkan bir yangında hayatını kaybetti, Çiller'in ajanlığına ilişkin belgeler de kayboldu!” (Vatan, 5 Haziran 2009; http://www.gazetevatan.com/mit-in-ergenekon-cd-leri-sanik-avukatlarina-verildi-241941-siyaset/)

***

CLİNTON ÇİLLER’E ÂŞIK OLDU MU?

Tansu Çiller’in siyasete ilgi duyduğunda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ANAP’lı Bedrettin Dalan’a yaklaştığını söylemiştik. Dalan 1989 seçimini yitirince Çiller, Dalan’ı terk edip merkez sağın diğer partisi, Süleyman Demirel liderliğindeki DYP’ye geçti. Hazırladığı ekonomi analizleriyle Demirel’in gözüne girmeyi başaran Çiller, 1991 yılı sonunda kurulan DYP-SHP hükümetinde ekonomiden sorumlu devlet bakanı, Haziran 1993’te de Başbakan oldu.

Devraldığı iktidar geleneğinin ritüeli olarak Başbakan Tansu Çiller’in de dış politikada en önemli durağı Beyaz Saray idi. Kendisinden önceki merkez sağ liderler Demirel’in kankası Lyndon Johnson, Özal’ın kankası George Bush idi; kanka olarak Çiller’in kısmetine o tarihteki ABD Başkanı (saksafoncu) Bill Clinton çıktı.

Daha önce uzun yıllar Amerika’da yaşayan Çiller, Başbakan sıfatıyla yapacağı ilk ABD ziyaretine büyük önem veriyordu. Beyaz Saray’da yapılacak görüşme sırasında Başkan Clinton’a vereceği hediyenin rengi deseni, Amerikan medya ve iş çevreleriyle yapacağı görüşmeler en küçük ayrıntıya değin planlandı. Her şey, “sarışın güzel kadın” etiketine ayarlandı. Çiller, modern kadın kimliği, zarafeti, güzelliği, şıklığı ve mükemmel İngilizcesiyle muhataplarını etkilemeli, kendisine hayran bırakmalıydı! Ziyaret öncesinde medya camiasında Çiller’in “Göreceksiniz, Başkan Clinton bana âşık olacak” dediği şeklinde dedikodular dolaşıyordu.

İlk Beyaz Saray ziyareti, dedikoduları güçlendiren anlatılarla tarihe geçti. Gecelemesi için Çiller’e Beyaz Saray yerleşkesindeki Blair House’u tahsis eden Clinton, 45 dakika planlanan görüşme süresini 2 saat 45 dakikaya çıkarınca, üstelik basın toplantısında Çiller’in hediye ettiği kravatı boynuna takınca, hele bir de Çiller’i kapıya kadar geçirip makam aracına bindirirken arkasından el sallayınca, medyamız düğün bayram etti. Ortak gurur ve sevinç içinde manşetlere “Çiller, Clinton’ı büyüledi” diye başlık atıldı. Hediye kravatın basın toplantısında Clinton’ın boynuna geçmesi, Çiller’in güzelliği ve mükemmel İngilizcesiyle Amerikalıları büyülediği(!) anlata anlata bitirilemedi. Beyaz Saray’ın sütunlu yolunda yürürken Clinton’ın hafifçe Çiller’in sırtına dokunduğu da yazıldı. Daha Monica Lewinsky skandalı patlamamıştı ama medyamız Başkan Clinton’daki seksapeliteyi keşfetmekte gecikmemişti. Türk medyası, diplomasinin kurallarını ve ciddiyetini bir kenara bırakıp, Sarışın Güzel Kadın’ı pazarlama yarışına girmişti. Ziyareti izleyen yazarlar satır aralarında erotik dokundurmalardan kaçınmamışlardı. “Kimya tuttu. Çiller sarışın ve güzel. Bizim köylü görünümlü erkek politikacılardan farklı. Connecticut’ta kolejden arkadaş gibiler. Canı istediği zaman telefon açıp ‘Hey Bill’ diyecek kadar yakınlar...” cümleleri birbirlerini tamamlıyordu.

Başbakan Çiller, Beyaz Saray’a Türkiye-ABD ilişkilerini Güçlendirilmiş Ortaklık düzeyine çıkarma hedefiyle girmişti ama Clinton, sadece Irak’a uygulanan ambargodan Türkiye’nin gördüğü zarara mahsuben, boru hattında kalmış 90 milyon dolar tutarındaki petrolün Türkiye’ye verilmesine razı olmuştu. Çiller, umduğunu bulamamıştı ama medyamızın umurunda değildi. Önemli olan Çiller ile Clinton’ın Happy couple “Mutlu çift” resmi vermesiydi.

Türk medyasının tarifsiz gurur ve sevincine karşılık, Clinton-Çiller görüşmesi Amerikan medyasında yer bulamadı. New York Times iç sayfalarda küçük bir haber olarak “Clinton Türk ziyaretçinin yardım ricasını dinledi” şeklinde duyurdu. Basın toplantısını ise CNN sadece Avrupa yayınlarına aldı; ABD’deki CNN izleyicilerinin haberi bile olmadı. Amerikan lobi firmalarına akıtılan milyon dolarlar boşa gitmişti. Giderse gitsin, nasıl olsa Türkiye vatandaşlarının cebinden çıkıyordu. Amerikan medyası Çiller’i fark etmese de Clinton’ın mezun olduğu Georgetown Üniversitesi fark etti, Çiller’e fahri doktora unvanı verdi. Çiller de üniversiteye 100 bin dolar bağışladı. Kaz gelen yerden tavuk esirgenmezdi!

Ziyaretten iki hafta sonra ise Amerikan Newsweek dergisi, Çiller’in “ Göreceksiniz, Başkan Clinton bana âşık olacak” dediğini yazdı; ziyaret öncesindeki söylenti, dedikodu olmaktan çıkıp gazete sayfalarına geçti. ( Hürriyet, 2 Kasım 1993.)

Amerikan dergisinin bu ifşaatı gerçekleşti mi gerçekleşmedi mi, şahsen bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da Tansu Çiller’in sıklaşan ziyaretlerinde Amerikalıların bile, Sarışın Güzel Kadın’ın Saksafoncu Clinton’ı etkileme olasılığından korktuğudur. Amerikan ve Türk medyasına da dedikodu malzemesi olmuştur bu olasılık.

Mesela Nisan 1994’te Amerika yolcusuydu Çiller. Yolculuk öncesinde, Mart 1994 belediye seçiminde birinci çıkan RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın “Adil düzene geçiş kanlı mı olacak kansız mı? Buna millet karar verecek.” konuşması büyük yankı uyandırmıştı. Çiller, Clinton ile görüşmesinde İslami akımlara karşı destek istemiş, görüşmenin haberi “Ya biz ya şeriat” başlığıyla yankılanmıştı. (Hürriyet, 16 Nisan 1994.)

Sadece bir ay sonra bu kez oğlunun okuldan mezuniyet töreni için Amerika’ya gitmişti Çiller. Amerika’da milyonlarca dolarlık mal varlığı edindiği haberleri tam da bu tarihlerde ortalığa saçılmıştı. Çiller, “Neden Amerika? Nereden bu para?” sorularına bugüne değin yanıt vermedi. Amerika’daki mal varlığını şehit ailelerine bağışlayacağını söyledi, sözünü tutmadı.

Çiller’in Amerika seyahatleri o denli sıklaşmıştı ki, nihayet Amerikan medyası, “Aman, Çiller’i Clinton’a yaklaştırmayın” haberleri yapma ihtiyacı duymuştu. Ertuğrul Özkök’ün aktardığı habere göre Amerikan Regardie’s dergisi, “Beyaz Saray fısıltıları” başlığı altında, Başbakan Çiller’in Ankara’da ABD’li bir yetkiliyle görüşürken eliyle dizini yokladığını yazdı. Yazının devamında şöyle denildi: “Clinton’ın hafta sonu tatiline katılacak davetli listesinde bahse gireriz Çiller yoktur. Yoksa bir kadın Başbakan’ın Başkan’ın dizine dokunup yakın ilişkiden söz etmesi korkutucu bir diplomasiye yol açar. Washington’da şimdi ‘Aman Çiller’i Clinton’a yaklaştırmayın’ esprisi yapılıyor.” (Hürriyet, 17 Aralık 1994.)

Bu dedikodular doğru muydu yalan mıydı, şahsen bilemem. Bildiğim tek şey, Çiller’e Sarışın Güzel Kadın etiketini yakıştıran (soldan dönme) Yavuz Gökmen’in Çiller’in bu tip vücut dilini kullanmakta ustalaştığını, yani bir eliyle muhatabının elini kavrayıp diğer eliyle dizine dokunduğunu çok sık yazdığı ve kitabında da anlattığıdır. (Bakınız, Yavuz Gökmen, Sarışın Güzel Kadın, Doğan Kitap, İstanbul 1999.)

Amerikan medyasının “Çiller’i Clinton’a yaklaştırmayın!” içerikli haberi doğruydu ya da abartıydı ama, Nisan 1995’te Başbakan Tansu Çiller, bir kez daha Beyaz Saray’daydı; bu ziyaret sırasında, Bill Clinton’ın eşi Hillary’nin Oval Ofis’teki görüşmeyi camdan gözetlediği haberleri hayli sansasyona yol açmıştı.

*** 

GÖZDEN DÜŞEN SARIŞIN

Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında Tansu Çiller başka ne marifetler sergiledi, karşılığını buldu mu bulmadı mı, şahsen herkesin bildiğinden fazla bir şey bilmiyorum. En fazla, olan bitene doğrudan tanıklık eden meslektaşlarımın anlattıklarını aktarabilirim. İşte onlardan biri:

Türkiye, 17 Ağustos 1999 depreminin yaralarını sarma çabasındadır. Depremden üç ay sonra, ABD Başkanı Bill Clinton Türkiye’dedir, Tansu Çiller ise sıradan muhalefet lideridir. Clinton, TBMM’de konuşmuştur, ertesi gün deprem bölgesine gidecektir. Bundan sonrası “Çiller’in uyanıklığı: Aynı ceketi giydi” başlıklı haberde şöyle anlatılmıştır:

“DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda tarihi bir konuşma yapan ABD Başkanı Bill Clinton’ın dikkatini çekebilmek için sessiz bir çaba harcadı. Çiller’in bu çabası kıyafetine de yansıdı. Çiller Genel Kurul’a 1993'te Başbakanken Beyaz Saray’da giydiği kıyafetin aynısıyla geldi. Kendisi için ayrılan yere değil, Clinton’ın görebileceği ön sıralara oturdu. Gözlerini Clinton’dan bir saniye bile ayırmadı.

Clinton sözlerini bitirip çıkışa doğru yöneldiği anlarda Çiller de çoktan yerini terk etmişti. Salon’un bir başka kapısına doğru hareketlenen Çiller’in bir süre Clinton’ın çıkışını beklercesine merdivenlerde oyalanması dikkat çekti. Çiller’in salonu terk etmek için seçtiği kapının Clinton’ın dışarı çıktığı kapının hemen yanı olması gözden kaçmadı.

Clinton’ın TBMM kulisinde oyalanması nedeniyle, beraberindeki milletvekilleriyle birlikte bir süre ABD Başkanı’nı bekleyen Çiller, rötar uzayınca beklemekten vazgeçti ve TBMM’den ayrıldı. Çiller, Çankaya Köşkü’ndeki Devlet Nişanı ödül töreni sırasında Clinton’ın ‘Hi Tansu’ selamıyla yetinmek zorunda kaldı.

DYP lideri, TBMM’de olduğu gibi uluslararası toplantılarda da Clinton’la görüşebilmek için büyük çaba harcadı. Zaman zaman protokol kurallarını altüst etme pahasına Clinton’ın yanına giden Çiller’in özellikle İsrail Başbakanı İzak Rabin’in cenaze töreninde ABD Başkanı’na ulaşabilmek için önündeki pek çok devlet başkanı ve yabancı bürokratı geçerek ilerlemesine ilişkin fotoğraflar uzun süre belleklerden silinmedi.” (Sabah, 17 Kasım 1999.)

Sarışın Güzel Kadın’ın Clinton ile son rastlaşmada, “Hi Tansu” selamıyla yetinmesi, Amerikan başkanlarının sağcı Türk liderlere ilgilerinin, sağcı işbirlikçinin bulunduğu konumdan dolayı olmasının ifadesiydi.

***

Amerika sevdası, sol düşünceye, emeğe ve barışa düşmanlıktır demiştik. Tansu Çiller’in ekonomiden sorumlu bakanlığı ve başbakanlığı, ancak savaş zamanında rastlanabilecek yoksullaşma, enflasyon ve yolsuzluk dönemi olarak tarihe geçti. Mehmet Ağar’ın “bin operasyon” olarak adlandırdığı yargısız infazlar, Kürt vekillerin parlamentodan atılıp hapse yollanması da Tansu Çiller döneminde vukubuldu. Devlet içindeki çeteleşme mafyalaşma nihayet Susurluk’taki “kaza” ile kendini ele verdi. Tansu Çiller, profesyonel katili “Devlet için kurşun atan da yiyen de bizim için şereflidir” diyerek sahiplendi. Devletteki çürümenin, çeteleşmenin, yolsuzlukların hesabı ne yazık ki sorulamadı. Çiller, iç siyasette ve bütün dış temaslarda “Ya biz ya şeriat” söylemiyle destek istemesine karşın, iktidarı siyasal İslam’a teslim ederek, siyasi mevta oldu.

Türk sağının ve İslam’ın Amerika aşkı dizimiz, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı bölümüyle devam edecek.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Elitist faşizmden lümpen faşizme
    ''Sağlıklı toplum, bayrağı bayrak yapmak için kan değil, alın teri dökmenin daha akıl kârı olduğunu bilir…'' Bir 23 Nisan Çocuk Bayramı daha geride kaldı.  Çocukların sevinci, neşesi okul bahçeleri ve…
  2. Beka meselesi değil, Kürt meselesi
      Tam 62 yıl önceydi; yani 1957 yılıydı. İktidarda Demokrat Parti DP, muhalefette CHP vardı. Ekonomik ve siyasi kriz baş göstermiş, DP erken seçim kararı almıştı. DP liderleri Celal Bayar…
  3. Yeni Zelanda katliamı da mı Allah'ın lütfu?
    Sahi Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Suudi Arabistan ile birlikte İslam Ordusu’nun kurucuları arasındadır değil mi? Son yirmi yılda Afganistan’da, Irak’ta, Suriye’de, Libya’da, Yemen’de İslam coğrafyasını çiğneyen Haçlı çizmelerinin ortağı,…
  4. Bangır bangır ezan terörizmi
    Kimse ezana saygısızlık etmemişken “ezanı ıslıkladılar” diye iftira atmak, “Ezana saygı göstermeyenlere milletimiz sandıkta gereken cevabı verecek” söylemiyle insanları ezan üzerinden ayrıştırmak ve cepheleştirmek de ilkelliktir, densizliktir, barbarlıktır!!! HAVALAR düzeldi…
  5. Tunç Soyer'in babası zalim, ya Erdoğan'ın ataları?
    ''Recep Tayyip babasını üzdüğü zaman inanılmaz bir şey yapardı, Reis Kaptan’ın ayakkabılarını öperdi. Bunu gören Reis Kaptan sakinleşir, gözlerinden yaşlar süzülür, bütün çocuklar da babalarıyla birlikte ağlardı.” Kim ne derse…
  6. Ekonomi Tıkırında!
    Ekonomi Tıkırında!
    21 Şubat 2019
    Kişisel görüşüm, AKP hükümetinin dramatik bir oy kaybına uğramayacağı yönünde. Öyle bir seçmen kitlesi ki, ekonomik krizden ve hayat pahalılığından bile iktidarı değil muhalefeti sorumlu tutmaktadır. Döviz kurları düşüşte, faiz oranları…
  7. Cumhuriyet ordusu'ndan NATO ordusuna
    1950-1987 arasında ABD Türk subaylarının Amerika’da eğitim ve talimleri için toplam 133 milyon dolar harcadı. ilk 16 kişilik kafilede, Daniş Karabelen ve Alparslan Türkeş de vardı. 1952’de NATO’ya katıldıktan sonra Tuğg.…
  8. Türk sağının ve İslam'ın Maduro aşkı
    Meğer, Türk sağcıları ve İslamcıları da Latin Amerika’ya ne kadar ilgiliymişler ne kadar da antiemperyalistmişler! Trump sanki Türkiye’yi hedef almış; ABD’ye ve Trump’a veryansın edip Maduro’ya sahip çıkıyorlar! Öyle ki,…
  9. 12 Eylül darbesini kimin çocukları yaptı?
    Amerika’ya aşk bahsinde askerler sivillerden geri kalmadılar; hatta askerlerin Amerika aşkı sivillerin Amerika aşkından daha derindi, daha tutkuluydu denilebilir. Örneğin Kenan Evren.. “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikili anlaşmalarla açılıp Amerika’ya…
  10. Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş başkanı Erdoğan
    Önceki yazılarda Adnan Menderes ve Fatin Rüştü Zorlu’nun, Necip Fazıl ve Said-i Nursi’nin, Süleyman Demirel, Turgut Özal ve Tansu Çiller’in Amerika’ya aşklarından dem vurmuştuk. Sıra geldi Recep Tayyip Erdoğan’a. “Milli…
  11. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı-2
    “Milli Şef” İsmet İnönü’nün imzaladığı ikil anlaşmalarla açılıp Amerika’ya uzanan dikenli aşk yollarında nice siyasal liderler ve İslamcı inanç önderlerinin gelip geçtiğinden söz ediyorduk. Önceki yazıda Adnan Menderes ve Fatin…
  12. Türk Sağının ve İslam'ın Amerika Aşkı
    Menderes, Bayar ve Zorlu’nun Amerikan uşaklığını vatanseverlik olarak propaganda ettikleri yıllar, kapitalist blok ile sosyalist blok arasında Soğuk Savaş yıllarıydı. İki blok arasındaki Psikolojik Savaş’ın en çetin ideolojik muharebesi dini inanç cephesinde…
  13. Maganda politik
    Maganda politik
    20 Eylül 2018
    Bir dünya şampiyonluğu haberiydi. Haber, gazete sayfalarında “Türkiye maganda liginde şampiyon”, “Türkiye 'dünya maganda ligi'nde zirvede” başlıklarıyla yankılanmıştı (4 Ocak 2006 tarihli gazeteler). Habere göre, ABD’de kurulu Ateşli Silahlardan Korunma Merkezi Ajansı bir…
  14. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  15. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  16. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  17. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  18. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  19. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  20. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  21. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  22. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  23. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  24. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  25. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  26. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  27. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  28. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  29. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  30. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  31. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  32. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  33. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  34. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  35. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  36. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  37. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  38. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  39. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  40. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  41. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  42. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  43. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  44.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  45. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  46. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  47. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  48. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  49. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  50. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  51. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  52. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  53. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  54. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  55. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  56. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  57. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  58. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  59. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  60. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  61. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  62. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  63. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  64. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  65. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  66. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  67. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  68. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  69. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  70. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  71. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  72. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  73. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  74. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  75. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  76. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  77. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  78. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  79. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…