'Erdoğan ülkesini krize sürüyor, kendisi bundan faydalanıyor'

7 Ağustos 2018
'Erdoğan ülkesini krize sürüyor, kendisi bundan faydalanıyor'

Almanya’da yayın yapan Die Welt Gazetesi, Ankara ile Washington arasındaki gerginliği sayfasına taşıdı. Erdoğan’ın Türk Lirası’nın değer kaybetmesinden ve ABD ile olan gerginlikten faydalandığını yazdı.

Ekonomi editörü Frank Stocker tarafından kaleme alınan analiz yazısında, iki ülke arasındaki gerginlikte yatırımcıların büyük zarar göreceği belirtildi ve yakın gelecekte milyonlarca kişinin işsiz kalabileceğine dikkat çekildi.

Analiz yazısı şu şekilde başlıyor:

“Ankara ve Washington arasındaki gerginlik giderek tırmanıyor. Türk Lirası giderek daha da değer kaybediyor. Para birimindeki çöküş ve kasıp kavuran Enflasyon, ülkeyi ekonomik çöküşe daha da yakınlaştırıyor. Peki Erdoğan? O bundan faydalanıyor. Şu anda Türkiye döviz kurlarındaki  komplo teorileri en üst seviyelerde yer alıyor. Türk Lirası’nın içinde bulunduğu durumun, bazı güçlerin ve sokaktaki insanların dedikodularıyla yapılan manipülasyondan ileri geldiğini belirtiyorlar. Bilhassa bu konuda, siyonistler sorumlu tutuldu yada Türkiye’nin büyümesini engellemek isteyen XY kişileri veya gruplar sorumlu ilan edildi.  Ancak gerçek şundan ibaret: İki yıl önce 3,25 değerinde olan bir Euro, şimdi neredeyse altı Lira oldu. O zamandan beri Türk Lirası, yavaş bir şekilde ama düzenli olarak düştü. Ancak bu yılın başından itibaren Türk Lirası’ndaki düşüş giderek hızlandı. Son iki hafta içinde döviz kurlarındaki değişikliğe bakılırsa, şunu söylemek gerekir ki; bu çöküş süreci, adeta tavan yaptı. Söylenildiği gibi bunun arkasında karanlık güçler yer almıyor, tersine olup bitenler sonuçlarıyla ve etkileriyle tamamen ekonomi yasalarıyla ilgili bir şey.

ABD Başkanı Trump’ın Türkiye’ye karşı aldığı yaptırım kararı ve ardından giderek dozajı artan ve sertleşen Ankara ve Washington arasındaki gerginlik, haliyle Türk Lirası’ndaki çöküşü daha da hızlandırdı. ABD’nin yaptırım kararı, elbette Türk parasındaki değer kaybına ve ekonomideki endişeler konusunda doğrudan etkili oldu. Ancak bunun arkasında yatan temel sebepler, şimdi yaşananlara değil, geçmiş yıllarda ekonominin içinde bulunduğu duruma yaslanıyor. Temmuz 2016’da yapılan başarısız darbenin ardından Ankara ekonomideki durgunluğun önüne geçmek için piyasaya para pompaladı. Merkez Bankası üstelik faizleri düşürdü, ek olarak hükumet kredi desteklerine garantörlük yaptı. Haliyle ekonomi çok çabuk bir şekilde toparlandı. Bu hamle ekonomide yüzde yedinin üzerinde bir büyüme oranı ile karşılık buldu. Ancak Hükumet aldığı tedbirlerin arkasını getirmedi. Bu durum,  seçimlere zarar vermedi ve son kez Erdoğan’ın işine yaradı. Fakat piyasaya yapılan ekonomik pompa, şişirilmiş kredi ve borçla finanse edildi. İşverenler bundan on yıl önce yüzde 20 oranında krediler üzerinde iş yapıyordu, şimdi bu rakam yüzde 70’lerde seyrediyor. Sadece yurt dışı bağlantılı krediler, 340 milyar doları buluyor. İşverenler, bunun yanında geçmiş yıllarda özel bütçe borç yükü altına girdi.

Elbette buna paralel olarak tasarruf mevduatı açık bir şekilde düştü. Bu yüzden Para durumundaki bu değer kaybı basit bir ekonomi mantığına dayanıyor. Resmi verilere göre Haziran ayındaki enflasyon yüzde 15,4 oranındaydı, şimdi bu rakam Temmuz ayında 15,9 dolayında seyrediyor. Bu kötü gidişin önüne geçmek için Merkez Bankası’nın faiz politikasında değişikliğe gitmeli ve faizleri yükseltmeli. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu engelliyor. Çünkü Erdoğan düşük faizin büyümeyi engelleyeceğine inanıyor. Bu nedenle enflasyon hızlı bir şekilde para değerini giderek aşındırıyor.” 

Die Welt Gazetesi, ekonomi editörü Stocker, Washington ve Ankara arasında yaşanan gerginlik ile ilgili son gelişmeleri aktarıyor. Arka kapılar ardından yapılan pazarlıkların sonuç verip vermeyeceği konusundaki tartışmaları hatırlatıyor. Stocker, ABD senatosunun Türkiye’ye dünya bankası ve Avrupa Kalkınma Bankası üzerinde yaptırım hazırlığında olduğuna  bir kez daha vurgu yapıyor. 

Ekonomi muhabiri, notu düşüyor:

“ABD yaptırımları hayata geçirirse, bu Ankara’ya çok sert  yansıyacak. Çünkü Türkiye, 2017 yılında dünya Bankası’ndan 927 milyon dolar, Avrupa Kalkınma Bankası’ndan ise 1,8 Milyar dolar borç aldı. Bunu hesaba koymadan bile, sadece şu haliyle bile yatırımcıların korkmasına yetiyor. Yatırımcılar, eni yatırımlarını geri çekiyorlar, kurları düşen Türk parasını elden çıkarıyorlar."

Die Welt Gazetesi editörü, Türkiye sermayesinin tamamen dışa bağımlı olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle ABD yaptırımları karşısında çaresiz olduklarını ve ABD’nin yardımına muhtaç olduklarına dikkat çekiyor. Bununla ilgili rakamları hatırlatıyor. ABD yaptırımları uygulasa da uygulamasa da Türkiye’de ekonomik krizin kapıda olduğuna dikkat çeken Stocker, şu öngörüde bulunuyor:

“Türk ekonomisinde uzun bir durgunluk dönemi başlayacak. Banklara iflas edecek, milyonlarca insan işsiz kalacak. Sonuç olarak tek çaresi var Türkiye’nin yeni bir ekonomi reformuna gitmesi gerekir” 

Ekonomi editörü Stocker, “Ankara ve Washington kavgasından kim faydalanıyor?” sorusunu da gündeme getiriyor. Ve şu yorumda bulunuyor:

“Kulağa absürt gelse de, bu gerginlikten hem Türkiye Cumhurbaşkanı hem de ABD Başkanı faydalanıyor. Şu anda Türkiye’de çok nadir görülen bir politik uzlaşma egemen. Muhalefet partileri ABD’ye karşı hükumetin arkasında yer alıyorlar. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ani bir şekilde bütün halkın desteğini alarak en ön cephede yer alabilir. Donald Trump, papaz Brunson çığırtkanlığıyla  ABD’de envangelist haklar üzerinden kendi istediği birliği kurabilir. Aynı zamanda zaten pek etkin olmayan karşı sesleri de kendi kontrolü altına çekebilir. Öyle anlaşılıyor ki, Trump, Amerikalıların büyük bölümünün desteğini alacak gibi. Fakat tırmandırılan ABD ve Türkiye kavgasında yararlanamayan ve mağdur olan kesimler var; tabii ki bunlar, Türkiye’de yaşayan insanlar. Onlar her gün, paralarının değerinin nasıl da eriyip gittiğini görmek ve yaşamak zorundalar.  Onlar birikimlerinin kaybolup kaybolmayacağını korkusuyla yaşamak zorundalar, hatta Devlet iflasına katlanmak zorundalar. Bir diğer şey, zaten bu süreçte rahip Brunson, bu büyük oyun içinde neredeyse unutulmuş olacak.”

Çeviri: Ahval

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…