Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'

Mehmet Özgen

27 Ekim 2011
Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'

Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan Kürt halkının özgürlük mücadelesidir. Modern ve seküler siyasal ve toplumsal hareketler bunu böyle kavramalıdır. Zamana ruhunu veren budur.

Çukurca'da, 10 Ekimde 7 PKK üst yönetcisinin öldürülmesine misilleme olarak PKK'nın saldırısı ile vuku bulan çatışmada 26 asker öldü.. Halkın evlatları.. emekçilerin, dar gelirlilerin çocuklarıydı onlar da..

Acının insanın tinini ele geçirdiği, beynini duraksattığı böyle anlarda düşünmek zordur. Egemenler, onların medya uzantıları bunu çok iyi bilir ve duyguları kendi çıkarları için yönlendirirler. Ülkenin tepesindeki adam intikamımız korkunç olacak dediğinde, sokaklar da, Tv ekranları, gazetelerin manşetleri de alabildiğine acıyı, barışa karşı, kardeşliğe karşı, ırkçı-şoven ve saldrgan söylemlerle ve hatta dualarLa ambalajlayıp sundular.

NEDEN HEP YOKSUL ÇOCUKLARI?

Ama herşeye rağmen düşünmelisiniz. Duygularınızı kontrol etmek, içinizdeki öfkeyi gerçekte kime, kimlere yönelteceğinizi tayin etmek zorundasınız. Duygularınızı başkalarının yönlendirmesine, bu acıyı onların politik sermaye yapmasına izin vermeden. Geçen 30 yıldır aynı şeylerin tekrar ettiğini; hep aynı manşetlerin, aynı nutukların atıldığını hatırlayarak. Bize bugüne kadar devletiyle, medyasıyla her zaman hep bir ağızdan dayatılan imal edilen, tekçi anlayışın vizöründen geçirilen "gerçeği" redederek. Onun ardındaki ikiyüzlülüğü, sahtekarlığı görmek zorundasınız artık. Daha fazla acı çekmemek için.

Düşünün..

Siz bugüne kadar hiç bir politikacının, bir iş adamınının, yüksek bir bürokratın, bir generalin çocuğunun ölüm haberine rasladınız mı? Bir villaya giren şehit cenazesi gördünüz mü hiç? Tanrı onların çocuklarına şehit olmayı nasip etmiyor mu dersiniz? Neden halk çocukları cephede, ateş hattındadır hep? Ve bir şehit babasının, oğlunun tabutu başında, devlet erkanının önünde "neden zengin çocukları değil de hep bizim çocuklarımız" diye sitem ettiğini zihninize kazıyın. Şu mahut "mesele"nin nedenselliği bu soruyu yükselterek kavranabilir çünkü. 30 yıllık bu kısır döngü bu kavrayışla kırılacak..

Ateş düştüğü yeri, yoksulların mahallelerini, yüreklerini yaktığı içindir ki, bu egemen zevat, her şehidin ardından timsah gözyaşları döküyor ve lanet okuyor, bir dramı yüzlerce kez sahneleyen tiyatro oyuncularının replikleriyle. Rollerini çok iyi ezberlemişler. Ülkenin cumhurbaşkanı intikamımız korkunç olacak dediğinde, Sabah gazetesinin nevzuhur bir köşe yazarı hızını alamayarak açıklamayı şu sözlerle destekliyordu: ""Tek kelimeyle ulusun hissiyatına tercüman oldu: 'İntikam!' Ve ilk kez 864 rakımlı tepeden yükseldi: 'İntikam!' Koca bir devlete kafa tutacağını sanan itlerin başına gelecekler Cumhurbaşkanı'nın söylediği tek kelimede saklıydı: 'İntikam!' hemen Türk Silahlı Kuvvetleri'ne emir verildi..."(20 Ekim, Sabah, E.Ramoğlu)

25 Ekim'de Zaman Gazetesininin "Fethullah Gülen Hocaefendi, Kürt meselesi konusunda önemli tespitlerde bulundu" alt başlığı ile vediği 'Evlerine ateş sal, köklerini kurut' duası ise şöyle bitiyordu: "Herkes bu meselenin halli için duanın gücüne de sığınmalı; her fırsatta gönüllerini Yüce Dergâh'a açıp 'Allah'im, birliğimizi sağla, aramızı te'lif büyür, bizi vifak ve ittifaka muvaffak kıl .. Şayet düşmanlık yapanlar arasında ıslahını murat buyurmadığın ve kendileri hesabına ıslah istemeyen kimseler varsa ['Hakkı kotek olanlar'], onların altlarını üstlerine getir, birliklerini boz, evlerine ateş sal, köklerini kurut ve işlerini bitir' diye niyaz etmelidir."

Başbakan bütün bunlardan feyz alarak "vatanı böldürmeyiz" nakaratını yineliyordu. Ve bu söylem, sokaklara çıkıyordu. Şimdi bütün bu teatral söylevleri yeni saldırılar, içerde ve dışarda yeni operasyonlar izliyor.

MUSTAFA KEMAL EN BÜYÜK BÖLÜCÜ MÜYDÜ?

Vatanı bölmek isteyen mi var? Nasıl bölünür vatan? Demokratik özerklik istemek midir vatanı bölmek? Tek etnisiteli değil de, çok etnisiteli demokratik ulus istemek midir? O zaman Mustafa Kemal, vatanı bölmek mi istemişti Kürtlere muhtariyet (özerklik) vaadinde bulunmakla?

Ey CHP'liler, ulusalcılar, kemalistler. Mustafa Kemal'in en büyük bölücü olduğuna mı inanmaktasınız gizlice? Bilmezmisiniz, o vaadin tutulmamasından temayüz etmektedir bütün mesele? Ne yazık ki, Mustafa Kemal'in, belki o günkü hal ve şerait içinde, o vaadi tutmamasının gerekçeleri vardı, ama bugün yok diyecek basireti, siyasi cesareti gösteremiyorsunuz. Seçimler öncesinde 24 Mayıs Hakkari mitinginde önerdiğiniz Yerel Özerklik Şartı'nı dahi unuttunuz. Bu yüzden sizlerin de, "bir adım ileri, iki adım geri" tutumunuzla bu ölümlerde payınız var. Tarih ve toplum size öncü bir rol oynama fırsatı sunduğu halde, savunduğunuz cumhuriyet kazanımlarının önündeki en büyük tehlikenin yaratıcılarıyla aynı hizada durmaktasınız.

Bu bir savaş! Bu savaşta her iki taraftan da insanlar yaşamını yitiriyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Sadece Türk anneleri değil, Kürt anneleri de ağlıyor. Acının iki taraflı olduğunu kabul etmek zorundasınız. Sizin bir tek üstünlüğünüz var onlardan. Siz yavrularınızın ölüsüne sarılıp teselli bulabilirken, onların çoğu yıllar sonra dere yataklarında, toplu mezarlarda evlatlarının ancak kemiklerine kavuşabiliyorlar.  Ve anlamalısın artık. Bu savaşın kazananı yoktur. Kandil dağı bombalarla yok edilse, Kürt illerinde polis devleti baskısı hakim kılınsa bile kazanmış olmayacak kimse. Sorun çözülmedikçe yenileri çıkacak.

SAVAŞ ÖLDÜRME "SANATI"DIR, PUSU DA VARDIR TUZAKTA

Evet bu bir savaş. Eğer devlet ordusunu, özel kuvvetlerini sinir boylarına sevk ediyorsa, aylardır hava harekatları yapılıyorsa, dağlar, ormanlar bombalanıyorsa, askeri birlikler arazide ava çıkmışsa bunun adına savaş denir. Ve savaşta insanlar ölür. Öldürürler ve ölürler. Savaşın kuralıdır bu, öldürme "sanatı"dır çünkü.

26 asker öldüğü gibi, Genelkurmay başkanının açıklamasına göre, hava harekatının başladığı 17 Ağustos'tan buyana 250-270 civarında PKK gerillası öldürüldü.. Ardından 26 askerin "intikamı"na yönelik Hakkari bölgesindeki ve sinir ötesindeki harkatta 49 gerilla öldürüldü. Ama medya onları sayısal değer olarak anıp görünmez kılıyor. Kılıyor ki, toplumda infial yaratabilsin; öfkeyi çözüm üretmeyen devletten, politikaciardan uzaklaştırabilsin. Onların herzaman ki gibi, karşı tarafı işaret etmelerini kolaylaştırsın. Sürdürdükleri savaşı genişletmek, topyekün savaşa dönüştürmek için toplumu bunun kaçınılmaz olduğuna inandırabilsinler. Kılıyor ki "hain pusu", "kalleş tuzak" gibi söylemlere inandırıcılık kazandırılabilsin. Oysa savaş oyununda pusu da vardır tuzak da. Öldürmek için her şeyi kullanıyorlar. Ama askerlerin canını korumak için, saldırının olacağına dair onca ipucu olmasına rağmen hiç bir tedbir almıyorlar. PKK'nın üst düzey yöneticilerini öldürmek için ABD'den istihbarat alıyorlar ama 8 saat boyunca çatışan askerlere yardım gitmiyor..

Bunun içindir ki büyük bir ikiyüzlülük karşısındayız.

İşte bunun için, bu devlet, bu iktidar Kürt halkının da Türk halkının da evlatlarını kıyıma uğratmaktadır. İşte bu yüzden iki halk, acılarını paylaşmalı, evlatlarını korumak için, barış için omuz omuza vermelidir.

O yüzden en büyük aldatmaca "terör"dur.  Çünkü "terör" ve "terorist" dediğiniz zaman savaşı ve gerçek nedenlerini, bu savaşın ardında haklı bir isyan olduğunu görünmez kılarsınız. Demirel "bu 29.cu isyandır" demişti. Ve hala sürüyor en uzun ışyan. Ve sürecek de.

Seçimlerden bu yana hergün bu savaşta 5-10 kişi ölmüyor muydu? Sayı 26'ya çıkınca işin özü mü değişti? Yoksa, savunma zaafını ortaya çıkardığı ve sinir ötesi harekat için cesaret kırıcı olduğu için mi bu saldırı bu denli önemli oldu? Böyle olduğu anlaşılıyor. Başbakan medyanın temsicilerini topluyor. Terör haberlerinin yansıyış biçiminden, yapılan eleştirilerden şikayetçi. Bir zamanlar bu tür toplantılar genelkurmay başkanlığında olurdu. Aynı taş aynı hamam, değişen sadece mekan. Generaller de savaşın medyasını yaratmak istemişti, Erdoğan da aynısını yapıyor.

"ARTIK UÇURUMUN KENARINDA DEĞİLİZ, AŞAĞI YUVARLANIYORUZ"

Gelinen nokta krtik bir eşiktir. Ya barışa doğru yürünecek ya da BDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş'ın "artık uçurumun kenarında değiliz, aşağı yuvarlanıyoruz" şeklindeki sözleri gerçeklik kazanacaktır.

PKK ile 5 görüşme yapan, Öcalan'la İmralı'da mutat görüşmeler sürdüren iktidar seçimlerden sonra çark edip bir gerilim ve çatışma politikasını gündeme koydu. Bunu kimse atlamasın. Kürt sorununun siyasi zeminlerde çözümünü yokuşa süren iktidarın kendisidir. 13 askerin öldüğü Silvan'daki çatışmanın ardından iktidar topyekün savaş söylemini gündeme sokmuştur. O güne kadar iktidarın "Kürt Açılımı"nı yere göğe sığdıramıyan, özerkliği savunan, "analar ağlamasın" diyen yandaş medya yazıcıları önce topyekün bitirme planı olarak Tamil modelini tartıştılar. Şimdi de, "sonuna kadar", "kana kan, intikam" pozisyonuna geçtiler. KCK tutuklamaları günbegün dolidizgin süregelmektedir. Bu, Kürt sivil siyasi kadrolarının tasfiyesi demektir, BDP'yi fiilen yok etme çabasıdır.

Kürt siyasetinde barışçı yönlendirmeleri olduğu herkes tarafından kabul edilen Öcalan'a 3 aydır görüş yasağı uygulayan da bu iktidar. Neyi amaçlıyor? Kürt siyasetinin bileşenlerini onun akılcı ve barışçı uyarılarından yoksun bırakmayı, hataların meydana gelmesini, eşgüdümün bozulmasını, kısacası Kürt halkının önderliğini zaafiyete uğratmayı. Çünkü AKP devleti,  onurlu bir barıştan değil, tıpkı BDP-Blok vekillerinin Meclisi boykot etmesi nedeniyle "kuzu kuzu gelecekler" söylemi gibi boyun eğdirmekten yana.

"HEM MÜZAKERE HEM SAVAŞ"!

Öte yandan bölgedeki gelişmelerin iktidarı duraksatan, kararsızlaştıran bir rol oynadığı da bir olgu. Erdoğan'ın güya PKK ile Kürt sorununu birbirinden ayırma niyeti içeren "hem müzakere hem terörle mücadele" denklemi bu kararsızlığın bir ifadesi. IRA ile savaşı bitiren, barışı mümkün kılan eski Britanya başbakanı Tony Blair, 12 Ekim'de Bilgi üniversitesinde verdiği konferansta "hem müzakere hem çatışma olmaz" mesajını verdi. Sorunu çözen bir siyasetçi böyle konuşuyor. Ne var ki iktidar, seçim süreci bittikten sonra operasyonları hızlandırıp çatışmaların yolunu yeniden açtı. Ayrıca, aynı zamanda müzakere derken de demagoji yapıyor. Müzakere etmek için muhattap kim? Öcalan'la müzkereyi bitirip görüş yasağı koymuşsun, BDP'yi muhattap almıyorsun. Kürt halkını temsil etmiyor diyorsun. İslamcı Hamas'ı "terörist" olarak nitelendiren Batı'ya karşı, "halkın iradesini temsil ediyor" diye savunuyorsun ama 36 milletvekili ile parlamentoda 4. parti olan BDP halkı temsil etmiyor!

Erdoğan'nın bu çelişkili tutumu yine bir oyalama, zaman kazanma taktiği. Türkiye-İran- Suriye ittifakının, AKP iktdarının bölgede ABD güdümünde, onun taşeronluğunu üstlenen politikaları nedeniyle çökmesinden kaynaklanıyor. Batı emperyalizmi adına ve bölgesel güç olma hayalleriyle Suriye'ye karşı baskı ve yaptırım politikalarının icrasını üstlenmesi, bu komşu ülkeyi açıkça tehdit etmesi ittifakın çöküşünün en büyük nedeni. Şimdi İran'la ittifakı onarma çabasında. Çünkü biliyor ki, bölgenin bu siyasi yapısı içinde askeri harekatların sonuç alma şansı yoktur. Bu yüzden, son sınır ötesi harekat, ABD ve müttefiki Bölgesel Kürt Yönetiminin desteğiyle, 2 bin kişilik özel komanda birlikeriyle mümkün olabildi.

PKK'NIN TAKTİĞİ VE SİYASİ MÜCEDELE

PKK'nın saldırısını bu çerçevede değerlendirmek gerekir.  Merkez yönetiminin Karayılan'dan sonraki ikinci ismi Cemil Bayık, 7 Ekim'de Fırat Haber Ajansında yayımlanan açıklamasında şöyle diyor: "Bir kara harekatı operasyonu çok önemli sonuçlar doğuracaktır. Şiddetle bu sorunun çözülemiyeceği anlaşılacak, demokratik çözümün yolu açılacaktır. Bu açıdan biz tabii ki girsinler demeyiz, ama girmelerinin de Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından hayırlı sonuçlar doğuracağına inanmaktayız."

Belli ki, hükümetin stratejik adımlarına PKK de karşılık vermekte, orduyu Kuzey Irak'a çekme taktiği izlemektedir. Güçlerin birbirine karşı yürüttüğü taktik manevralar açısından baktığımızda bu anlaşılır bir şeydir. Ama yalnızca savaş stratejisi açısından değil, bir halkın haklı mücadelesinin temsilcisi olma noktasından baktığımızda bu perspektifte bir çelişki, dolayısıyla da eleştireceğimiz bir yön vardır. Birincisi, BDP-Blok milletvekilleri boykotu sona erdirmiş meclise girmişlerdir. Üstelik Kürt halkının demokratik iradesiyle olmuştur bu. Demokratik Toplum Kogresi, sivil toplum örgütleri bu yönde eğilim ortaya koymuştur. Öte yandan Kürt halkının mücadelesiyle sosyalistler ve demokratik güçler arasında ittifakı derinleştiren Kongre Hareketi bir gerçeklik kazanmıştır. Böyle bir saldırı açıktır ki, hem BDP-Blok'un Meclis eksenli siyasal mücadelesini etkisizleştirecek, sözlerinin ağırlığını azaltacak hem de ittifakın kitlesel bir güce erişmesini yavaşlatacaktır. Çünkü demokratik ortam, bu saldırıya verilen ırkçı-şoven reaksiyonlarla zehirlenmektedir. Toplumun algısını büsbütün değilse de, değiştirmiştir bu saldırı.

Bu bakımdan savaşın genişletilmesinin "Kürt sorununun demokratik çözümü ve Türkiye'nin demokratikleşmesi açısından hayırlı sonuçlar doğuracağına" inanmak, Türk-İslam ideolojisinin sokağa hakim kılınmak istendiği bir süreçte oldukça zor. Bir başka ifadeyle, bu savaşla birlikte açık diktatörlüğün temayüz etme ihtimalinin daha yüksek olduğuna işaret eden çok sayıda gösterge var. Bunun için AKP devletinin seçimlerden buyana izlediği politikaya bakmak yeterli olacaktır.

ERDOĞAN'IN SON SAVAŞI, "OSMANLI'DA OYUN ÇOK"

Dolayısıyla, meseleye nereden baktığımız önemlidir. Karşımızda farklı bir devlet biçimi var. Dış politikada yeni-Osmanlıcı bir hat izleyen iktidar, iç politikada da "Osmanlı'da oyun çoktur" deyişine de gerçeklik kazandırmaktadır. Bu söylem, Osmanlı saltanatının kendi çıkarı ve geleceği için her türlü hileye, oyuna başvurduğunu ifade etmek için kullanılmıştır. Devletin bekası için kardeş katlinin vacip olduğu, baba, amca, kardeş, oğul demeden iktidar için aile içi ölümleri meşrulaştırmış olan bir iktidar geleneğini şimdi AKP devleti sahiplenmekte..

Seçimlerden bu yana şifreleri ortaya çıkan bu oyunun nirengi noktalarına başka bir yazıda değineceğim. Ama şimdiden şunu söylemek istiyorum:

Bu savaş, 27 Nisan Muhtırası ve Genelkurmayla yapılan Dolmabahçe mutabakatından sonra, adım adım yürürlüğe sokulan İslami bir cumhuriyet kurma hedefine yönelik stratejinin son halkası ve dolayısıyla, AKP ve Erdoğan'nın da son savaşıdır. Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan Kürt halkının özgürlük mücadelesidir. Modern ve seküler siyasal ve toplumsal hareketler bunu böyle kavramalıdır. Zamana ruhunu veren budur.





Yazarın Dİğer Yazıları

  1. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  2. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  3. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  4. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  5. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  6. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  7. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  8. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  9. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  10. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  11. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  12. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  13. 14 Haziran 2016
  14. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  15. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  16. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  17. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  18. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  19. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  20. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  21. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  22. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  23. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  24. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  25. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  26. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  27. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  28. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  29. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  30. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  31. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  32. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  33. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  34. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  35. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  36. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  37. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  38. 25 Haziran 2013
  39. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  40. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  41. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  42. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  43. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  44. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  45. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  46. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  47. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  48. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  49. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  50. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  51. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  52. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  53. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  54. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  55. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  56. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  57. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  58. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  59. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  60. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…