Bir halk adamı daha linç ediliyor!

Türker ERTUNCAY

20 Kasım 2012
Bir halk adamı daha linç ediliyor!

Bu topraklar yüzyıllardır halk adamlarının yok edilmesine ya da linç edilmesine tanıklık etmektedir. Pir Sultanlar, Terzi Fikriler, Ahmet Kayalar bu topraklarda göz göre göre yokedilmişlerdir. Şimdi sıranın Dikili Belediye başkanı Osman Özgüven'de olduğunu haykırmaktadırlar. Demektedirler ki, Osman Özgüven için hem de iki kere: "bu adam paraları içetmekte."

Sahiden bu adam paraları içetmekte!

Yakından bakalım bu adam kimin parasını nasıl içetmekte?

"Paraları içetmek" fiili bilindiği gibi, üç kağıtçılıkla hak edilmemiş maddi kazanç sağlamak anlamına gelir. Haksız maddi kazanç sağlamak durumu da, hemen her zaman kanıtlanabilmektedir. Gerçi rüşvetin belgesi olamadığı için haksız kazanç kolaylıkla "miras", "düğündeki takılar", "hediye" vb. açıklamalarla geçiştirilmektedir ama tarihin feneri, gemileri hep aydınlatmakta ve aklı başında hiç kimse (eğer bu "içetme" halinden yararlanmıyorsa) bu hikayelere inanmamaktadır.

Biz hafiye değiliz. Ama sonuçta bakıyoruz bu paralar nerede diye. Göremiyoruz. Yaşam tarzına bakıyoruz. Göremiyoruz. Yaşı gelmiş 70'e ama sokaklarda yürüyerek dolanıyor. Bıraksalardı, belediye başkanlığından vefatı nedeniyle ayrılacaktı. Bekleyemediler. Çünkü hem paralar gidiyordu hem de akıllar....

Bu belediye başkanı eline ne geçse, halka bedava dağıtacaktı. Akan musluk görseler altına HES kuracak kadar gözü dönmüşler için, suyu bedava vermek başlı başına ölüm nedenidir. Yetmezmiş gibi okullara da suyu bedava veriyor. Okullara servisi bedava sağlıyor. Dikili'de insanlar belediye otobüsüne bedava biniyorlar. Ekmeği 25 kuruşa dağıtıyor. Sağlığı neredeyse bedava yapacak. Termik Santrale karşı çıkıyor. Siyanürle altın aramaya karşı çıkıyor. Jeotermal enerjinin peşine düşüyor. Yunanistan'la savaş oyunları oynanmasına karşı çıkıyor. 8 Mart'ı, 1 Mayıs'ı, 15-16 Haziran'ı işçilere tatil ilan ediyor. Geçmişi de var bu işin; kaldırımları cuntacılara inat kırmızıya boyuyor. İşte paraları böyle iç ediyor.

Kaptırılan o paralar "bizim paralarımız" diye feryat figan eden kapitalistler ve onların devlet erkanının dayanacak sabrı kalmamıştı. Osman Özgüven'in, deyim yerindeyse,"ipi çekildi." Bu kadar "para"nın gitmesine hiçbir kapitalistin aklı ve gönlü razı gelemezdi. Üstelik, sadaka dağıtıcılarının da maskeleri tek tek düşüyordu.

Doğru. Burada oluşan veya oluşacak paraya halk adına el koydu. O para haksız şekilde "kazanç" hanesine yazılıyordu. Ortada eğer sahiden "sosyal devlet" varsa, o hizmetler zaten parasız ya da karsız yapılmalıydı. Belediyeler iddia edildiği gibi birer şirket değildi. Halkın hizmet aldığı yerlerdi ve zaten o halk verdiği acımasız vergilerle o hizmetleri finanse ediyordu. Hem üretilme aşamasında finanse et. Yetmedi, bir de tüketirken bir kez daha para öde. İşte kapitalizm böyle bir şeydi ve iyi ki uysal bir halkımız vardı!

Şimdilik kazandılar. Her ne kadar yargılama süreci tamamlanmadıysa da, (Çünkü Anayasa Mahkemesi ve sonrasında AİHM var) bu süreç O'nun etkisiz hale getirilmesine engel değil. O süreç de zaten yıllar sürer. Olan Osman Özgüven'in son yıllarına olur. Üstelik atılan çamur da çok sıkıdır, "haksız kazanç elde etme"!  4 dönemdir halkın oylarını ezici çoğunlukla alan adam için en kahredici suçlama budur. Onlar olsalar fark etmezdi ama bir halk adamı için halkın parasını içetmek çok ağırdır. Osman Özgüven yine de oynanan oyunun farkında ve bu durumu siyasi linç olarak algılıyor.

Şimdi ne olacak?

Bütün Türkiye'deki yoksullar, emekçiler Osman Özgüven'e sahip çıkmalıdır. Sadaka dağıtıcılarının peşini bırakarak insanca yaşamın yolunu açan bu adamı sahiplenmelidir. Kendini halktan yana gören bütün belediye başkanları Osman Özgüven ne yaptıysa, aynısını kendi yöresinde uygulamaya koymalıdır. Varsın bazı parklar, yollar yapılamasın. Ama,halkın yaşamsal önemdeki ihtiyaçları karşılanmalıdır. Yoksa, sonuçta toplum olarak topluca sadakaya bağlarlar ve adına da "hizmet", "ibadet", "bağış" derler.

Eğer Osman Özgüven yurtdışına çıkmayı seçtiyse, Yunanistan'daki ama özellikle Midilli'deki sol cenaha önerimdir: Uluslararası soygunculara inat, alsınlar bu adamı kendi yörelerinde fahri belediye başkanı yapsınlar. Hem kendilerine faydası dokunur hem de dünya aleme gösterirler her şeyin para olmadığını. Belki Yunanistan şimdi krizde. Üstelik bu kriz Yunanistan halkının yarattığı bir kriz değil ama sonucuna Onlar katlanmak zorunda kalıyorlar. Dönerler, derler ki bizim iktidar sahiplerine, "biz krizdeyiz ama insanlığımızı yitirmedik. Dün beraberce savaş tamtamlarına karşı çıktığımız dostumuzu aldık yanımıza. Siz kıymetini bilmediniz. Biz bağrımıza basıyoruz." Bizim de Türkiyeli dostları olarak içimiz biraz ferahlar. "Burada koruyamadık O'nu, ama, hiç olmazsa Yunanistan'daki ‘bizimkiler' koruyor ve iyi ki, uluslararası dayanışma var !Biz de zamanında oradan kaçan milisleri korumuştuk" deriz.

Sözümüzü Osman Özgüven'le bitirelim:

"DİK VE BAŞ EĞMEZ DURUŞUMUZLA YÜRÜMEYE DEVAM."

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Ne Yapmamalı?
    Ne Yapmamalı?
    18 Temmuz 2014
    Cumhuriyet tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Hayata sol’dan bakanlar, bu sürece çok zor koşullarda giriyoruz. Üzerimizden geçen 12 Eylül silindiri öyle genişmiş ki, hala ezmeye devam ediyor. Giderek bizi…
  2. Sezon geldi!!  Evlenenler, sünnet düğünleri..
    ALTIN TÜKETİMİNİ REDDEDİN! --Altın çıkarmak için doğayı tahrip ediyorlar: siyanür kullanarak geri dönülmez bir şekilde yıkıma uğratıyorlar. Siyanür kullanımını engellemek için doğaseverler dünyanın her köşesinde itiraz ediyorlar. Bu mücadaleye katılmak…
  3. Bütün Hackerlar birleşin, suyu kirleteni ifşa edin!
    Gecekondudan "TOKİ-kondu"ya, Camide VIP salonudan içme suyunun kirletilmesine "İleri Demokrasi cenneti"den kesitler "Devlet eliyle Türkiye'de camiler siyasete açılmıştır ve camiye de demokrasi gelmiştir. Camilerde herkesin eşit olmadığı devlet aracılığıyla ilan…
  4. Sağlık Bakanlığı ne yapıyor?
    Sağlık Bakanlığı "obeziteyle mücadele" kampanyası başlattı. İki temel sloganı var kampanyanın. 1) "Porsiyonları küçültmek." 2) Spor yapmak. Oysa obezite asıl olarak sağlıksız beslenme nedeniyle oluşur. Suçlu çok yemek değil, çok fast-food…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…