90’nında devrimci delikanlı*

Mehmet Özgen

18 Ağustos 2011
90’nında devrimci delikanlı*

Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur. Bu TKP'nin geleneğinde olmayan bir şeydi.


1 mart 2006, Mihri Bellinin 90. yaş günü kutlamasıydı. Bini aşkın insan Yeni Melek sinemasındaydı.. O aslında böyle kutlamalardan hoşlanan bir insan değil. Bu yüzdendir ki, gecenin sonunda yaptığı konuşmada, asıl sorunlarımıza dönelim dedi ve sözü solun birliğine getirdi. Bu mesajı verdi kendi yordamınca.

Mihri Belli hakkında yazmak kolay değil. İlk yazımı redakte ettiği günkü gibi bir duygu sarıyor içimi. Yazıyı yazdığıma pişman olmuştum o gün. Ama daha sonraları onun sıkı tutumunun yararını kavradım. Açıkça söylemek gerekirse, hayatımda beni en çok etkileyen insanların başında gelir. Buradan şu çıkmasın. Mihri Belli, kimilerinin bazen öne sürdüğü gibi, kendisine biat etmeyi koşullayacak bir önderlik anlayışı içinde olmadı. İnatçıdır, ama eğer davanın adamıysan, buna ikna ise, eleştiriye açık bir insandır.

Bu yazı bir portre denemesi değil. Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve dışında ilgiyle izlenen özgün bir hayatı 90 yıldır hala delikanlı ruhuyla sürdüren sıradışı bir devrimciden söz ediyoruz. Belirli bir kalıba sığabilecek bir kişiden değil.

Bu nedenle, burada söyleyeceklerim, onun hakkında yalnızca bir fikir verebilir, ama bütünüyle yansıtmaz.

Bir dönem Türkiye solunda, ortaya çıkan hemen her yeni grubun, kendi siyasi varoluşunu önce Mihri Belli ile "hesaplaşma"içinde tanımlaması adeta bir gelenek olmuştu. Özellikle MDD hareketinin türevi olan gruplar için böyleydi. Bir bakıma doğaldı bu, Belli, bu hareketin önderiydi ve tarihsel köken arayışı ister istemez yolu ona götürüyordu. Ama bu hesaplaşmalar, geçmişin olumlu yanlarını koruyarak aşma bilinciyle değil, daha çok suçlama ve inkar mantığı ile yapılırdı. "50 yıllık revizyonist gelenek" diye tarihi bir kalemde kesip atanlar vardı.

1974'de Ecevit onu 12 Mart'ın sorumlusu, gençleri ateşe atan adam olarak işaret etmişti. Bu sosyalist solda da yankısını buldu. Kimileri onu sorumlu tutuyor, adeta kendi başarısızlıklarının faturasını ona çıkarıyordu. O kadar ki, kendileri cuntacılığın teorisini yaptıkları ve MDD hareketindeki ilk ayrılık bundan çıktığı halde, 12 mart'tan sonra aynı çevreler bu teoriyi ona mal ettiler.

 9 Mart cuntasıyla da ilişkilendirildi. Doğan Avcıoğlu'nun lideri olduğu bu cuntanın içinde olmak başka, onun başarısının beklentisi içinde olmak başka şeydir. Bu ikincisini eleştirebilirsiniz. Ama o dönemde, hemen herkes bu beklentinin içindeydi. Bu cunta başarılı olsaydı, ilk işinin kendilerini enterne etmek olduğunu söyledi M. Belli, son bir söyleşisinde. Gerçekten de Madanoğlu davasında, Madanoğlu'nun kendisi, "gençliği Mihri Belli'nin etkisinden kurtarmaktan" sözettiği bilinir.

Kuşkusuz, Belli'nin Kemalist burjuva devrimi konusundaki tutumu ve o dönem sol Kemalistleri müttefik olarak görmesinin bu eleştirileri çekmesinde payı var. Ama bu yazının amacı bunları tartışmak değil. Yine de şunu söylemek gerekir ki, merkezi bir örgütten yoksun olan ve dağılma eğilimindeki bir hareketin, denetimden uzak gruplarının kimi ilişkileri de hareketin manevi önderine mal edilmesi kaçınılmazdır. Bir başka önemli nokta, Kemalizm konusunun, politik yanı itibariyle, Komünternin ve SBKP'nin başından beri izlediği politikadan bağımsız olarak tartışılamayacağıdır.

Belli'yi, Doğu Berlin grubunun TKP'si de çok suçlamıştır. "Partiye, maceracı Mihri Belliyi getiren o oldu" diye Şefik Hüsnü suçlanmıştır. (Vedat Türkali ise, "parti onunla gençleşti" der). Hikmet Kıvılcımlı ile onu MAH (MİT'in eski adı) ajanı olmakla suçlamışlardır. Gerisini söylemeye gerek yok. 1951 tevkifatı ile başlayan çatışmayı ve bu çatışmanın sonunun nasıl geldiğini herkes bilir.

TİP'i bölmekle eleştirildi. Ne var ki bu eleştiriyi yapanlar, parti yönetiminin tasfiyeci tutumunu göz ardı ederler. Ama Belli, bu bölünmenin doğru bir bölünme olduğunu söyler. TİP'in parlamentarist yönetimi, devrimci hareketin gelişmesine engel olmaktaydı. Devrimci gençliğin atılımını kucaklayacak bir atmosfer içinde değildi TİP. Faşist saldırılara, cinayetlere karşı etkin bir tutum geliştirmiyordu. Ama bu bölünme, ne kadar doğru ise, alternatif bir siyasal örgütün inşa edilmemesi de o denli tarihsel bir hataydı. Belli  bu hatanın özeliştirisini, önce 1972'de "Devrimci Hareketimizin Eleştirisi" adlı broşüründe yapmıştır. Daha sonraları yeri geldikçe bu hata üzerinde durması, sanırım, devrimci muhalefetin kendi içinde de bölünerek bugüne kadar gelmesi konusunda duyduğu rahatsızlıktan olmalıdır.


***

Mihri Bellinin bu kadar eleştirilmesi hatta daha çok suçlanması, bana göre, teoride ve pratikte bir kopuşu temsil ediyor olmasındandır. Belli'nin nereye oturtulacağının zihinlerde belirsizlikler yaratmasının nedeni budur. Belli 3. Enternasyonal geleneğine bağlı bir komünisttir, ama bu bağlılık daha çok geleneğin devrimci içeriğine, ruhunadır. Ondan öğrendiklerimin zihnimde en çok iz bırakanı, Marksizmi kavramak ve uygulamak bağlamında "bağımsız ve yaratıcı tutumdur".  Bu tutumu, 1962'de, Sovyet-Çin çatışmasının uç verdiği günlerde SBKP'nin, bizzat kendisine yaptığı, "TKP'yi canlandırın, dış büronun başına da İ. Bilen'i getirin" önerisine, "dış büronun başına kimi getireceğimiz bizim işimizdir" diyerek karşı çıkışında gösterir. Bu önerinin ardında SBKP'nin komünist partilerin uluslar tarası konferanslarında, ÇKP'ye karşı bir oya daha sahip olma mantığı vardı o günlerde. 

Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur. Bu TKP'nin geleneğinde olmayan bir şeydi.

İlginçtir, Belli'yi küçük burjuva milliyetçilikle eleştirenler oldu, ama Yunanistan iç savaşında üç yıl savaşan tek Türkiyeli komünist de odur. Filistin devrimiyle bağı kuran da o. Mücadeleye ilk başladığı yer Amerikan Komünist Partisidir. Bugün Kürt sorunu konusunda da onun enternasyonalist tutumu göz ardı edilemez.

Mihri Belli'nin siyaset tarzı, uslubu, belki ona eleştiri oklarının yönelmesinde belirleyici bir etken olmuştur. Bir çoğumuza, hele hayata kitabi kalıplar içinden bakanlara onun termonolojisi aykırı gelebilir. Ama onun politik tutumu ve pratiği konusunda bir yargıda bulunmak gerekirse, herhalde, hiçbir zaman egemen sınıfların, düzenin ve onların iktidarının ekmeğine yağ sürecek bir tutum içinde olmadığını, tam aksine, görüşlerinin ve tutumunun egemen güçlerde hep bir nefret ve kaygı uyandırdığını söylemek zorundayız. Belki de politik mücadeleyi gerilla tarzında ele alışındandır bu. 1979'da faşist süikastçısı, çok yakın mesafeden şarjöründeki bütün mermileri boşaltmasına karşın üç kurşun isabet ettirebilmesi bundandır. Onun için, emperyalizmi ve işbirlikçilerini, sınıf düşmanını, halk düşmanlarını tecrit etmek, geriletmek ve inisyatifi ele geçirmek birincil meseledir. Devrimcinin mücadele tarzı ve kullanacağı dil de buna göre olmalıdır.

M. Belli, onun deyişiyle, daha çok "bir dava adamıdır" ve dava adamı nasıl devrimin yolunu açmaya kendini adamışsa, o da böyle yapmıştır. Taktiklerini eleştirebilirsiniz, ama onların bu yolu açmak için olduğundan kuşku duyamazsınız. Her ediminde, hatalar bulsanız da, kendini devrime adayan adamın izini bulursunuz.

Mihri Belli gibi devrimcileri anlamak, herhalde iki büyük dünya savaşı arasındaki fırtınalı yılları ve ikinci savaş döneminin devrimci ruhunu kavramakla mümkün. O dönemin devrimcileri büyük davaların, büyük umutların, amaçların ve tabi büyük özverilerin insanlarıdır. Kendilerini büyük insanlığın kurtuluşuna adayan sarsılmaz inançların sahipleriydiler. Bunu dönemin edebiyatından da hissedebilirsiniz. Onlar için mesele, ezilen ve sömürülen sınıfları örgütlemek ve iktidara yürümekti. Kuşku çağının içine doğan, Ekim devriminin yenilgisi içinde filizlenen kuşaklar bunu anlamakta zorlanacaklardır. Ne var ki, anlamadan da devrimci mücadelenin yeniden şahlanışı kolay olmayacaktır.

Engels'in, Joseph Bloch'a 21 Eylül 1880'de yazdığı mektupta sunduğu, imkan ile gerçeklik arasındaki ilişkinin toplumsal tarih alanındaki maddeci kavranışı, Belli'nin rolünü anlamamızı  kolaylaştırabilir: "...Tarih, her zaman, nihai sonucun sonsuz sayıdaki bireysel iradenin çatışmalarından doğması suretiyle gerçekleşir, ve her bir irade de, varolduğu haliyle bir dizi özel varlık koşulları çokluğu tarafından yaratılmıştır, dolayısıyla burada karşılıklı olarak birbirleriyle çatışan sayısız güç var demektir. Bu güçlerse, sonsuz sayıda bir paralel kenarlar grubu meydana getirirler ve bu gruptan bir bütün olarak bilinçsiz ve kör bir biçimde işleyen bir kuvvetin ürünü gibi görünebilecek olan bir bileşke --tarihsel olay-- ortaya çıkar. Çünkü, her bir bireyin istediğini başka bir birey engeller ve sonuçta ortaya çıkan şey hiç kimsenin istememiş olduğu bir şey olur... Ama ...çeşitli iradelerin istedikleri şeye ulaşamayıp genel bir ortalamada, ortak bir bileşkede kaynaşmalarından bunların sıfıra eşit olduklan gibi bir sonuç çıkarmaya hakkımız yoktur. Tam tersine bunların herbiri bileşkeye katkıda bulunur ve bu niteliğiyle onda içerilmiş durumdadır."

Engels'in çözümlemesi Türkiye'nin 1961-1971 dönemine uygulandığında, bu alandaki sınıf mücadelelerinin arka planı üzerinde Mihri Belli'nin özgül rolünün de en genel hatlarıyla tam olarak onun fikirleri ve seçenekleri doğrultusunda gerçekleşmediğini, ancak "bileşke"de ya da tarihsel olayda başka iradelere göre daha baskın bir rol oynadığını görmek kolaylaşır. Bu noktada da  tarihsel kişilerin devrimci harekete katkılarının nasıl değerlendirileceği konusunda Lenin'in şu sözünü hatırlatabiliriz:  "(Bu katkılar) tarihsel kişilerin zamanın istekleri karşısında neler vermedikleriyle değil, kendilerinden öncekilere kıyasla ne gibi yenilikler getirdikleriyle değerlendirilir." Bu yeniliklerin neler olduğuna yukarıda işaret ettiğimi sanıyorum. Ama Ertuğrul Kürkçü'nün şu saptamasıyla bağlamak istiyorum sözü:

"Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Mihri Belli olmasaydı, biz uluslararası sosyalist hareketle dünya çapındaki Marksist tradisyonla bir bağ kuramadan kalırdık diye düşünüyorum. Bizi dünya sosyalist hareketine yaklaştıran, bu iki insan oldu. Onlar, Ekim Devrimi'nin ve Ekim Devrimi'nden sonra meydana gelmiş devrimlerin tecrübesini bize taşımak bakımından da çok ciddi bir kaynaklık görevi yaptılar."

*Mehmet Özgen, Kızılcık Sosyalist Dergi, 27.sayı, 2006 Mayıs/Haziran



Hoşçakal, Mihri Belli Yoldaş

Denizler'in, Mahirler'in yanına uğurluyoruz seni..

Eminim onlar sana, sen onlara kavuşmanın sevincini yaşıyacaksınız

Büyük insanlık'ın kalbinde..

Onlar ki, bu topraklarda mümkün oldugunu gosterdikten sonra ilk yüz metresini koşmuştu devrimin, Yunanistan dağlarından getirdiğin kapetan rüzgarıyla..

 Hoşçakal Mihri Belli Arkadaş,

En çok kavgayı seninle ettik; yenildik sana kızdık, kızdırdık seni. En çok senin getirdiğin ateşle pişmiştik çünkü. Ama hiç bir dava insanına küsmedin. Çünkü davaya inanmaktı önemli olan, ilkelerde savaş devrimci kardeşlikti, onurlu ve dik duruştu düşmanın karşısında..

 Hoşçakal Mihri Abi,

Yine de ağabeyi olarak kaldın hepimizin, 68'limizden başlayarak, 78'limizle süren. Mücadelesinin her anında devrimi yaşayandın. Umutsuzluğu tanımadın hiç. Coşkuyla sürdürdün dağa tırmanışı.. İktidarda ruhunu tüketip yaşlananları gördük, köşesine çekilenleri, yorulanları. Ama her zaman devrim için bir yol arayan 90'nında bile devrimci delikanlı olarak kalan bir tek seni hatırlıyorum.. Ve bölünmüş bir ailenin fertleri olarak görmekten vazgeçmediğini hiç birimizi..

 "Devrimi yapamazsınız, devrim olabilirsiniz ancak". Bu sözü, bütün hatalarınla birlikte doğrulayan olduğunu söylemek istiyorum abi.. Ve şunu da söylemek istiyorum.. Sen yolculuğa başladığın sırada, Yunanistan dağlarında kanıtladığın devrimci enternasyonalizminle büyük emek sarfettiğin, Kürt halkının özgürlük mücadelesi ile Türkiye Devrimci hareketinin ittifakı gelişiyor. Güneş Doğu'dan yükseliyor Abi.. Gözün arkada kalmasın..

 Hoşçakal..

Senin yoldaşlığını ve arkadaşlığını olduğu kadar, seninle kavga etmeyi de özleyeceğim, ağabey sıcaklığını da..

Vedalastık ama, uğurlamak isterdim seni..

Senin devrimci Marksist mücadeleye katıldığın kıtadan el sallıyorum sana.. Elbet bir gün yıkılacak-yıkacağız emperyalist-kapitalisit imparatorluğun merkezinden Abi..

 Devrimci selamlarımla..

 16 Agustos 2011

Mehmet Özgen





 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    16 Ağustos 2011'de aramızdan ayrılan Mihri Belli'yi, devrimci eylemin önde gelen simalarından ve önderlerinden biri olarak anıyoruz.. Aşağıdaki yazı O'nun yoldaşlarından Mehmet Özgen'e ait. Özgen, bu yazıyı Mihri Belli'nin ardından 2012…
  2. Cumhur ittifakı değil Cürüm ittifakı
    Demokrasiye, özgürleşmeye en çok ihtiyacı olanlar, elbetteki emekçi sınıf ve katmanlardır, kadınlardır.. Bu nedenle, Emek ve Kadın Cephesi, anti-faşist mücadelenin, kürt halkının da taleplerini kapsayan demokratik cumhuriyet mücadelesinin itici gücü olarak…
  3. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  4. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  5. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  6. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  7. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  8. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  9. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  10. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  11. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  12. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  13. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  14. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  15. 14 Haziran 2016
  16. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  17. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  18. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  19. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  20. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  21. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  22. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  23. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  24. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  25. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  26. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  27. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  28. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  29. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  30. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  31. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  32. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  33. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  34. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  35. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  36. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  37. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  38. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  39. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  40. 25 Haziran 2013
  41. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  42. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  43. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  44. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  45. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  46. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  47. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  48. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  49. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  50. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  51. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  52. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  53. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  54. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  55. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  56. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  57. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  58. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  59. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  60. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  61. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  62. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…