Haziran Seçimleri; Türkiye Solu'nun imtihanı

Çetin Ali Nergis

2 Mart 2015
Haziran Seçimleri; Türkiye Solu'nun imtihanı

Seçimler yaklaşırken Türkiye solunda ve özellikle BHH içinde sürdürülen tartışma, solun seçimlere etkisinin yanı sıra, kendi geleceği açısından da önem taşıyor. Seçim sandığında kurulacak bir ittifak, Tayyib'in değil, halkın Yeni Türkiye'sini kuracak bir cephenin başlangıcı olabilir.

Tarihte önemli eşikler vardır. Hayat hiç de ummadığımız anda toplumların önüne tarihsel fırsatlar sunar. Siyasetin başarısı, toplumsal gerçekliğin doğru okunması ve bir gelecek tahayyülü kurma becerisi ise, Türkiye solu'nun durumuna bakarak, Haziran isyanında yaşadığı sarsıntıdan ders alamamış ve hala içinden geçtiğimiz dönemin sunduğu fırsatları ayırt edemiyor, demek yanlış olmayacaktır.

Söylemek istediğim çok açık;

Örgütsel yetersizliklerimizden değil, siyaseti kavrayış şeklimiz ve yapısal sorunlarımız nedeniyle, Haziran'ın yarattığı olanakları değerlendiremedik. Artık bu bir vaka olarak geride kaldı. Tartışılması ayrı ve uzun bir yazı konusudur. Bu durumu kısa sürede bir çözüme kavuşturmak mümkün görünmese de yakın geçmişten bir ders çıkarmak ve içinde bulunduğumuz dönemin acil ihtiyaçlarına cevap vermek zorundayız. Seçimler yaklaşırken Türkiye solunda ve özellikle BHH içinde sürdürülen tartışma, solun seçimlere etkisinin yanı sıra, kendi geleceği açısından da önem taşıyor.

Gezi'nin bir anlamı da birlikte mücadele etmekti

Gezi'de kendiliğinden gelişen yığın hareketi, iktidarın uygulamalarına itiraz eden halk kesimlerinin taşıdığı potansiyelin boyutlarını göstermenin yanı sıra birlikte hareket ederek siyasete müdahele etme arzusunu da açığa çıkarmıştı. Birlikte mücadele diktatörü durdurmuş, yeni sert önlemlere yönelterek, gerçek niyetinin de çıplak gözle görünür şekilde ortaya çıkmasını sağlamıştı.

Haziran, değişik halk kesimlerinin farklı, fakat ortaklaşmış taleplerle tek bir hedefe, AKP gericiliği ve dayatmalarına karşı birleşerek bir bütün halinde karşı koyuşuydu. Türkiye 2013 Haziranından sonra iki büyük seçim yaşadı, ancak halkta oluşan tepkileri toparlayacak bir ortak platformun gerçekleşemeyişi nedeniyle bu tarihsel anlarda AKP gericiliğine sandıkta esaslı bir cevap verilemedi.

Şimdi önümüzde yeni bir fırsat var. Haziran birliğini yeniden kurmak ve onu büyütme gerekliliği, bizim sürece müdahale becerimizi aşan bir şekilde faşizmin saldırılarının zorunlu bir koşulu olarak kendini dayatıyor.

Faşizm karşısında solun tavrı cephe politikası olmalıdır

AKP'de kendini ifade eden sermayenin bu gerici iktidarına karşı ilk yanıtı sandıkta verebiliriz.

Adına ister faşizm, isterseniz dinci gericilik deyin, AKP dediğimizde; baskıcı, özgürlüklere düşman, rant ve talanla beslenen, her adımda halka yalan söylemekten kaçınmayan, toplumu tehlikeli biçimde kamplaştırıp çatışma ve gerginlikten beslenen, sadece Türkiye değil, Ortadoğu halklarının da başına bela bir iktidardan söz ediyoruz.

13 yıllık iktidarının sonunda, iş cinayetlerinin, kadın cinayetlerinin tavan yaptığı, işsizliğin arttığı, gelir dağılımının bozulduğu böyle bir hükümeti iktidardan uzaklaştırmak için bir ülkede kendini sol diye tanımlayan kişi ve örgütler ne yapar?

Ve üstüne üstlük, meclis çoğunluğunu tek adam diktatörlüğüne taşıyabilecek hazırlıklar içinde olduğu apaçık olan, bunun için anayasayı değiştirebilecek sayıda milletvekili çıkarmak için oy çalmaktan, sayım sonuçlarını değiştirmeye kadar her türlü ahlaksızlığı yapmış ve yapabilecek olan bir parti önemli bir halk desteği de sağlamışsa ne yapmak gerekir?

Şimdi yeni bir eşikteyiz. Ya halkın özlemlerine uygun şekilde, birlikte davranarak bu faşizan gidişe dur diyeceğiz ya da artık devletle birlikte anılır olmuş AKP faşizminin toplumu daha da karanlığa sürükleyeceği programını uygulaması için ona yol vereceğiz.

Seçimler bir fırsat sunuyor

Bu noktada şu soruya net bir cevap üretmeliyiz; Faşizmin, dinci gericiliğin partisi AKP'nin, dolayısıyla Erdoğan'ın etkisi seçimler vasıtasıyla azaltılabilir mi? Hayır, diyenlerin gösterebilecekleri makul, ulaşılabilir bir önerisi olmalı. Uzak geleceklere ertelenmiş sosyalist ideallere değil, bugünün politikasına ihtiyacımız var. Seçim bizim işimiz değil diyen varsa da, bu seçimler sonrasında anayasa değiştirebilecek AKP çoğunluğu ile oluşacak bir meclisin nasıl bir Türkiye yaratacağını bugüne bakarak bir düşünmelidirler. Halen mecliste görüşmeleri devam eden "iç güvenlik yasası"nın içeriği yakın geleceğimizin nasıl kurgulanmakta olduğunun en açık kanıtıdır.

Evet bu seçimler, uzun yıllar sonrasında solun sesini daha fazla hissetirebileceğimiz bir fırsat sunuyor bize. CHP'nin böyle bir role soyunması sınıfsal konumu nedeniyle mümkün olmasa da ittifaka zorlanması doğrudur. Sosyalist solun herhangi bir örgüt ya da birlik hareketinin böyle bir seçim ittifakını gerçekleştirebilecek gücü yoktur. Geriye sadece HDP kalmaktadır ve HDP etrafında sandıkta sağlanacak birlik, hem seçim sonrası birlikte mücadele koşullarını geliştirmek, hem de nasıl bir Türkiye istiyoruz sorusuna da cevap niteliğinde bir tavır olacaktır. AKP'nin azalan halk desteğini daha da düşürmek, meclisteki temsiliyetini azaltmak HDP vasıtasıyla mümkün olabilir. HDP'nin başarısının meclise daha büyük bir milletvekili gurubu olarak yansıması, AKP'yi zora sokacak, "yeni Türkiye" planlarını sekteye uğratacak önemli bir darbe olacaktır. HDP etrafında kurulacak ittifakın ne gibi olanaklar, siyasette ne gibi değişiklikler yapabileceği gerçeği üzerine düşünmeliyiz.

 

HDP'nin kazanması bu karanlıktan bir çıkış fırsatıdır.

HDP bu seçimlerde yüzde on barajını geçebilir mi, geçmezse ne olur, gibi soruları değil, geçerse neler kazanabilirizi düşünmeliyiz. Kaybetmek, mevcut karanlığı büyütmekse, kazanmak bu karanlıktan bir çıkış fırsatıdır. Kazanmak isteyenler her zaman risk almak zorundadır. Öte yandan, mevcut seçim aritmatiğini bozmanın başka bir yolu da görünmemektedir. Bilen varsa söylesin. Bağımsız aday çıkarmaktan, boykot etmekten söz edenler solu ikna etmeye çalışmayı bırakıp bu seçimlerin anlamını ve halkın beklentilerini anlamaya çalışmalılar.

Bir süredir yayınlanan kamuoyu yoklamaları ve olası sonuçların milletvekili dağılımına etksini konu alan birçok analizin özetle bize gösterdiği gerçeklik, AKP'yi sandıkta geriletebilecek tek parti HDP ve onun etrafında gerçeleşecek bir seçim ittifakıdır.

***

Bitirirken, yeniden hatırlayalım. AKP herhangi bir sermaye iktidarı değildir. Soygun ve sömürüden başka, doğrudan hayatımıza kast eden bir iktidardan söz ediyoruz. 2023, 2053, 2071 hedeflerinin ne anlama geldiğini bilmeyenler Erdoğan'ın konuşmalarını biraz daha dikkatli dinlemeli, 13 yılda sosyal hayattan eğitime, gelir dağılımından iş ve kadın cinayetlerine varıncaya kadar bir dizi istatistiği incelemeli ve bu ülkenin ilkel köleci bir toplum düzeyine indirilmeye çalışıldığını görmelidir.

7 Haziran seçimleri bu gidişi durdurmak ve Kürt halkının haklı talepleri ile Türkiye'nin demokrasi, laiklik ve özgürlük taleplerini bir ortak ırmağa akıtmanın yolunu açabilir. Gezi'de inisiyatifi ele alamayan halk, bu seçimler sonrasında bunun olanaklarına kavuşabilir. Seçim sandığında kurulacak bir ittifak, Tayyib'in değil, halkın Yeni Türkiye'sini kuracak bir cephenin başlangıcı olabilir.

Türkiye solu, bu tarihsel eşiği doğru değerlendiremezse, bir kez daha yalnızlığını pekiştirmekten başka birşey yapmamış olacaktır.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. AKP Yönetiminde; Sosyal Devletten, Köleci Devlete
    Havalimanı inşaat işçileri, en doğal, yaşamsal hakları için “köle değiliz” diyerek isyan ettiler. Ne var ki, iktidarda devleti ortaçağın sultanlığı haline getirmek isteyen, milleti tebaası, çalışanları da köle gören bir…
  2. Şimdi, yeniden 'Bu Daha Başlangıç..' demenin zamanıdır.
    Önümüzdeki günler, gerçek bir demokrasiden yana olanlarla eski ya da yeni biçimiyle diktatörlüğün devamından yana olanlar arasındaki mücadeleye sahne olacak. Seçime artık saatler kaldı. Türkiye yeni gelişmelere gebe. Seçimlerin sonuçları…
  3. Umut içimizde saklı
    Umut içimizde saklı
    2 Ocak 2018
    Umutsuz yaşamak mümkün mü ? En zor anlarda bile insanın direncini diri tutan, onu ayağa kaldıran, daha iyiye daha güzele olana ulaşma arzusu ve umudu değil mi?   Politeze yazı yazmayalı…
  4.  Hayır'ı Örgütlemek
    RTE nin başkanlığının reddi ya da kabulü sonrasında demokrasi güçlerinin programı nedir? Türkiye’yi içine düştüğü bu kaostan ve yıkıcı iç savaş tehdidinden nasıl çıkaracağız? Mevcut rejimin yerine dinci faşist bir diktatörlüğün kurulmasına…
  5. Şimdi Karar Verme Zamanı!
    Şimdi Karar Verme Zamanı!
    15 Aralık 2016
    Hakkında hırsızlık iddiası olan, savaş kışkırtıcılığından dolayı uluslararası mahkemelerde yargılanması istenen, halkı birbirine kırdırabilecek şekilde nefret dili kullanan ve sıklıkla yalan söylediği belgelenmiş birini bu halkın oylarıyla “başkan” seçtirecekler!  Ne…
  6. Gülay'ın ardından..
    Gülay'ın ardından..
    27 Kasım 2015
    Yazmak istediği kitaplardan birincisi, ODTÜ’lü yıllardan başlayarak, THKO ’nun kuruluşu ve Denizlerin idamına uzanan yıllardı. 1968’leri birçok kişinin yazdığını, ancak bir kadın olarak kendisinin de ayrıca aktarmak isteğinde olduğu deneyim…
  7. Bu Feryadı Duydunuz mu: 'Babamı Öldürdüler!'
    Türkiye, sorulacak hesapların fazlasıyla biriktiği bir ülke olmadı mı hala? --Devlet gözetiminde, işçiler, kadınlar ve cezaevlerinde tutuklu ve hükümlüler ölüyor.   Cezaevinden yine cinayet gibi bir ölüm haberi geldi. Bu kez…
  8. Türkiye Bölünür mü?
    Türkiye Bölünür mü?
    13 Aralık 2014
    Kürdün Kürt, Türk'ün de Türk olarak, her milletten emekçi halkın kendi kimliğini gururla taşıdığı, inançlarını özgürce yaşayabildiği, ortak vatanın nimetlerini hakça paylaşan yurttaşları olmak için mücadele ettiği bir ülkede bölünme,…
  9. Soner Yalçın neye hizmet ettiğinin farkında mı?
    7 Ekim günü Kobani'de IŞID Çetelerine karşı savaşırken yaşamını yitiren Suphi Nejat Ağırnaslı için Oda TV 'de Soner Yalçın'ın “Kobani'de Ölen Suphi Nejat'ı Kim Cepheye Sürdü” başlıklı yazısı yayınlandı. Yazının…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…