Alçaklığın dayanılmaz irtifası..

Mehmet Özgen

24 Ağustos 2012
Alçaklığın dayanılmaz irtifası..

Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek faillerini görünmez kılmaya hizmet ederek tarihi bir alçaklığa imza atmaktır.

Antep'teki olay sivil halkı hedef alan bir katliam. Böylesine vahşi bir yöntemi meşru kılacak hiç bir ahlaki, siyasi, dini amaç olamaz. Hangi amacın zırhına bürünürse bürünsün, o zırh, böyle bir eylemi katliam olmaktan çıkaramaz,

Patlamada hayatını kaybeden 9 insandan dördünün (1.5, 3, 11 ve 12 yaşlarında) çocuk olması, saldırının insanlığa karşı bir suç olduğunun yeterli kanıtıdır.
Böyle bir olay karşısında tepki duymak ve yapanları kınamak kadar haklı ve insani bir şey olamaz.

Ancak bu kınama ve tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek ise, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek faillerini görünmez kılmaya hizmet ederek tarihi bir alçaklığa imza atmaktır.

Ortada eylemi kimin, kimlerin yaptığına dair elde edilmiş kesin bir kanıt yokken, özellikle AKP ve MHP'nin sözcüleri, hükümet yetkilileri, yandaş ve ana akım medya sözbirliği etmişçesine PKK'yı işaret ettiler. Kürt yurttaşları ve BDP'yi hedef haline getiren saldırgan dilleri, ırkçı-cinnet hallerinin tetikleyicisi olarak iş görüyor. Bir AKP milletvekili (Mühyettin Aksak- Erzurum} öldürülen PKK‘lılar için kullanılan "etkisiz hale getirildi" yerine "gebertildi' denilmesini önerecek kadar insanlıktan çıkıyor. Halkları karşılıklı infiale sevk edecek bu ırkçı-faşist açıklamalar, birinci dereceden tahrik olmaya hazır hassas vatandaşların durumdan vazife çıkarmalarına yol açıyor. BDP binalarını yaktılar, kundakladılar. Kürtçe konuşan insanlar tehdit ediliyor.

AKP'nin gizli "propaganda bakanlığı"
AKP Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, olaydan bir saat sonra Twitter üzerinden açıklama yaptı: "PKK, Esad'ın Suriye'de yaptığını Antep'te yapmaya başladı. Arkasında halk desteği bulamadığı için sivil halka saldırmaya başladı." Bu Ömer Çelik, nasıl düşürüldüğü hala meçhul olan savaş uçağı ile ilgili olarak da ilk açıklamayı yaparak "Türkiye yüzde yüz haklı. Suriye, Türk uçağını düşürerek, uluslararası topluma, uluslararası hukuka, bölge ülkelerine, uluslararası meşruiyete ve NATO'ya saldırmıştır." diyen kişi. Çelik, o zaman da kamuoyunu haksız ve temelsiz şekilde Suriye'ye karşı kışkırtmıştı, şimdi de aynı şeyi yapıyor. 8 aydır Roboski katliamını çözemiyenler, bir saat içinde Antep olayını çözüyor! Belli ki, Çelik, hükümetin gizli "propaganda bakanı" gibi çalsiyor. Çünkü her defasında onun sunduğu çerçeveye göre, diğer AKP milletvekilleri ve sözcüleri görüş bildiriyor. Nitekim Gaziantep milletvekili Şamil Tayyar da aynı temayı zenginleştirerek tekrarlıyor: "Bana öyle geliyor ki devlet içinde aktif olan bazı derin unsurların PKK ve El Muhaberat ile işbirliği yaptığını, bazı yöneticilerin ise becerisizlik ve basiretsizliğinden kaynaklanan sorunlar olduğunu düşünüyorum." Yani derin devlet yeniden iş başında! Ama hangi derin-devlet? Eskisi mi, yenisi mi?

Bir diğer AKP yöneticisi Hüseyin Çelik. Taraf'ta "Ayan beyan PKK saldırısı" başlığı ile manşet olan röportajında, PKK'nın sivillere yönelik eylem anlayışımız yoktur açıklamasına "siviller hayatını kaybedince toplumsal tepkiyle karşılaşmamak için saldırıyı reddediyorlar" şeklinde karşılık veriyor! O zaman sormazlar mı adama bu nasıl "terörist" örgüt? Sivil halkı hedef alan eylemler terörizmin en belirgin tanımı değil mi? Terörist örgüt, "toplumsal tepki"den korkar mı? El Kaide, İkiz Kuleleri bir yana bırakalım, 2003'te İstanbul'da bomba yüklü kamyonetleri patlatarak 60 sivilin ölümüyle sonuçlanan eylemleri yaparken toplumsal tepki'yi düşünmüş olabilir mi?

Son olarak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül saldırıyı PKK'nın üstlenmemesiyle ilgili, ''Onların sicili, buna benzer olaylarla ilgili kalabalıktır. Dolayısıyla bunda bir tereddütümüz yoktur'' dedi. Böylece, propaganda, Kürt halkının özgürlükçü damarına yönenlik ırkçı-şoven dalga, kısa sürede, partiden yerel yöneticilere, oradan devletin en üst katına ulaştı, sosyal paylaşım sitellerinden akarak bütün medyayı kapsadı.
İşin garibi, Kürt sorununun barışçıl çözümünden yana tavır koymuş kimi köşe yazarlarının da, bu yoğun propagandanın etkisinde kalması. Ruşen Çakır, ‘PKK yapmamış olsa bile, sorumlusu odur' diyor. Bu yargıda haklılık payı yok mu? Var. PKK'nın zaman zaman sivillerin ölümüyle sonuçlanan saldırılar gerçekleştirdiği doğrudur.

Ancak birincisi, bu tür eylemler sistematik değildir, yani tayin edici bir eylem çizgisi olmamıştır. Olmadığı için de PKK'nın sivillere yönelik eylem anlayışımız yoktur açıklamasını ciddiye almak durumundayız.

Şemdinli'de bir savaş var..
İkinci önemli nokta, bugünkü konjontürün öncekilerden çok farklı olduğunu görmektir.
1. PKK Şemdinli'deki kontrolünü Hakkari geneline yaymaya yönelik bir savaş yürütüyor, kendi deyişiye, "devrimci halk savaşı". 23 Temmuz'dan bu yana yaşanan gerçeklik bu. O günden bu yana Kara Kuvvetleri Komutanı Kıvrıkoğlu ilk kez bölgeye gidiyor. Ve onun orda olduğu saatlerde PKK iki tabura eşzamanlı olarak saldırıyor. Bunlar, örgütün Şemdinli'de alan denetimi olduğu iddiasını teyit eden olgular. Böyle bir inisyatif elde eden bir örgüt, amacı ve yapısı ne olursa olsun, bu inisyatifi yokedecek bir eylem biçimine yönelmez. CHP'li vekil Hüseyin Aygün'ü alıkoyarak, BDP heyetinin önü kesilip prppaganda yaparak kitlelere mesaj vermeyi önemseyen bir örgütün, bu çizgiye ters düşen bir saldırıyı yapması, kendi ayağına ateş etmekten farksızdır. "Devrimci halk savaşı"nı başlattığını söyleyen bir örgüt, kendi eylemini itibarsızlaştıracağı kesin olan bu tarz bir eyleme neden tevessül etsin ki.

Öte yandan, BDP'nin yönetici ve milletvekillerinin de bulunduğu sol partilerin oluşturduğu heyet, Şemdinli'deki incelemelerinden dönüşünde PKK gerillaları tarafından yollarının kesilmesi ya da "kesişmesi" akabinde Kürt vekillerin gösterdiği duygusal reflekslerin siyasi saldırı vesilesi yapılması ve soruşturma başlatılması karşısında bu vekiller hodri meydan demiş bulunuyorlar. Bunun iki anlamı var: 1. BDP yöneticileri, PKK gerillalarına "terörist" demiyeceklerini açıkça ilan etmişleridir. Onları, dağa çıkmaktan başka seçenek tanınmayan özgürlük savaşçıları olarak tanımlamışlardır. Bu bir siyasi risktir. O riski göze almışlardır. Riskin büyüklüğü, Bülent Arınç'ın şu sözlerinden anlaşılabilir. Arınç, "Bu millet, sizi her gün gördüğünde ne yapacağını çok iyi bilir. Benim bir şey söylememe gerek yok." "Bu kadar kötülükle son noktaya gelen zevaline de hazırlansın" diyerek, siyasal ve toplumsal saldırılara davet çıkardı. Devlet Bahçeli de, Antep katliamının Kürt halkına ve özgürlük taleplerine bir saldırı vesilesi yapılmasından gayet memnun bir şekilde, İslam-Türk sentezinin öteki bileşeni sıfatıyla, heyette bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmekle yetinmeyip, coşkusunu bir üst mertebeye çıkartarak "haydi aslanım Kandil'e git. Bayrağı dik oraya. Ülkücüler arkanda" çağrısı yaptı!

PKK böyle bir eylemi yapmakla, hem bu kesişme ile kazandığı meşruiyeti kendi eliyle yıkmak, hem de aynı davanın diğer ucundaki insanları ,fırsat kollayan iktidarın önüne atmak anlamına gelir ki bu, bir siyasi intihardir. Çünkü gelinen nokta AKP iktidarının, başbakanın inandırıcılığının sorgulanır olduğu bir noktadır. 23 Temmuz'dan beri PKK'nın Şemdinli'den sökülüp atılamamış olması AKP iktidarı için ciddi bir yenilgidir. Medya üzerinde uyguladıkları baskı ve sansür de bir işe yaramamıştır. Bu nokta, toplumda bir kırılma anının zuhur edebileceği; ölüm haberi duymaktan, egemenlerin değil, yalnızca Türk ve Kürt emekçi çocuklarının kanını akıtan bu savaşın sürdürülmesinden bezmiş, yoksulluğa ve sadakaya mahkum edilmiş, özellikle Türk halkında bir bilinç dönüşümünün yaşanabileceği bir noktadır. Sonuç olarak, AKP iktidarının açıkça aleyhine olacak bir gelişme.

AKP iktidarı yeni-Osmanlıcılıkla Suriye iç-savaşının bir tarafı oldu
2. Konjoktur değişiminde daha belirleyici öğe Suriye politikasıdır. Yeni-Osmanlıcılık, AKP iktidarını, iç savaşı kışkırtan ve 'bizim için iç sorundur' diyerek savaşın tarafı haline getiren bir konuma yerleştirmiştir. Sünni-İslam eksenine oturtulan bu politika, Türkiye'yi komşularıyla sorunlu hale getimiştir. Propagandayla, şovenizmle eğilip bükülmeyen nesnel bir aklın, en azından AKP iktidarının Suriye iç-savaşındaki rolü ve konumunun, katliamın olası faillerini çoğaltan daha kuşatıcı bir faktör olduğunu görmesi gerekir.

18 Temmuz'da Şam'da Suriye Ulusal Güvenlik Kurulu toplantısını hedef alan suikastle, Suriye için tasarlanan "devrim" planı başarısız oldu. Süreç, yıpratma savaşına dönüştürüldü. Bu yıpratma savaşında, Çeçen, Libyalı, Türk binlerce radikal İslamcı gönüllü ve kiralık militan Batılı askerlerin yerine Suriye'de savaşıyor. Savaşın finansmanı Katar ve S. Arabistan tarafından karşılanıyor, Eğitim, barınma, örgütleme gibi hamaliye işlerini ise Türkiye yapıyor. Yani Suriye konusundaki söylemlerinin aksine Ankara'nın beklentilerini karşılamayan ABD, Fransa ve İngiltere'nin Suriye'ye askeri müdahale için aceleleri yok. Şu an için sadece militanlara istihbarat desteği vermekle yetinen Batılı "Dostlar"ın, Türkiye'nin ısrarlı isteği olan "güvenli bölge" oluşturmak için ne kendi askerini riske atmaya, ne de savaş masrafına girmeye niyetleri var. Emperyalist efendiler, arenaya saldıkları gladyatörlerin savaşını tribünlerden izleyerek ve diplomasi kürsülerinden tezahürat yaparak Suriye'nin yakılıp yıkılmasının zevkini çıkarıyorlar.

Türkiye'de çok sayıda El Kaide militanının bulunduğunu belirten Suriyeli bir yetkili, "Türkiye ile Suriye'yi sıcak çatışmanın içine çekmek isteyen El Kaide örgütünün bu saldırıyı gerçekleştirmiş olabileceğini vurgulayarak, "Benzer eylemleri Suriye'de de yapıyorlar. Eylemin turu ve biçimi El Kaide örgütünü gösteriyor. Sivillerin yoğun olarak yaşadığı ana caddelerde bomba yüklü araçlar patlatarak, katliamlar yapmak El Kaidenin yöntemidir. Suriye'deki tüm girişimleri başarısız olunca, Türkiye'yi daha açık bir çatışmanın içine çekmek için planlanmış bir eylem gibi görünüyor" iddiasında bulundu. Bu iddianın hangi argümanı yanlışlanabilir? El Kaide militanlarının Hatay sokaklarında cirit attığına, bir sınır kenti olan Gaziantep'i, özellikle İran ve Afganistan'a geçişte üs olarak kullandığına dair haberler medyada yer almıyor mu? Antep katliamının El Kaide eylemleriyle aynı tarzda olduğu yalnış mı?

Kimin "Antep ruhu"na ya da "Sahne-i fecai"ye ihityacı var?
Ayrıca AKP-devleti bu savaşın doğrudan içine girmek için bahane aramıyor mu? Askeri müdahalenin koşullarını yaratmaya yönelik bir mülteci poltikası yürütmüyor mu? Yugoslavya, Irak ve Libya'da uygulandığı gibi, emperyalist müdahaleyi meşrulaştırmak için bir "sahne-i fecai" oluşturmanın en etkili yönteminin mülteci transferi olduğunu AKP-devleti çok iyi kavramış durumda. Angelina Jölie'nin iyi niyet elçisi olaraktan mülteci kamplarını ziyareti bu kavrayışın ürünü. Erdoğan'ın her konuşmasında böyle bir sahne tasviri yaptığı da biliniyor. Geçen yıldan beri bunun için gayret sarfediliyor. Davutoğlu'nun verdiği bilgilere göre, şu anda kamplarda 67 bin mülteci var, bunun 100 bine çıkmasından "endişeli'lermiş! O durumda BM gözetiminde Suriye içinde bir tapmpon bölge oluşturup mültecilerin orada ikametini temin etmek hedefleniyor. (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21261884.asp)

Kısacası, AKP iktidarı öyle ya da böyle Suriye'deki rejimi değışıtirmekten, yani emperyalizmin koçbaşı rolünü oynamaktan vazgeçmiş değil. Bu yüzden İran yönetiminin kimi zaman tehdit niteliğindeki ikazlarını etkisiz kılacak bir meşruiyet zırhı edinmek durumunda. Devletlerin veya iktidarların bu tür ihtiyaçlarını karşılayacak hamle ve araçların neler olduğuna satranç tahtasının asli oyuncuları görüp karar verir. Bölgede bulunan istihbarat örgütlerinin bir görevi de bu hamlelerin yerini bulmasını sağlamaktır.

Bu bakımdan, Şamil Tayyar'ın katliam denklemini oturttuğu konsept doğrudur. Ama partisinin "propaganda bakanı" gibi, kendi kurgusuna, yani patlamanın PKK -E l Muhaberat işbirliğinin işi olduğuna inanmamızı istiyor. Acaba PKK ve Esad yönetimi Türk ordusunun Suriye'ye girmesini mi istiyor dersiniz?

Yoksa soru şöyle mi sorulmalı: Kimin "Antep ruhu"na ya da "sahne-i fecai"ye ihtiyacı var?



 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. İkili kriz: hem iktidar hem muhalefet
    Ortada giderek gerçekliği su yüzüne çıkmakta olan bir iktisadi kriz olmasına, bunun da diktatörlüğü beka endişesine sürüklemesine ve toplumun her türlü hile ve baskıya rağmen direncini sürdürüyor olmasına karşın, muhalefet…
  2. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  3. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  4. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  5. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  6. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  7. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  8. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  9. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  10. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  11. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  12. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  13. 14 Haziran 2016
  14. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  15. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  16. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  17. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  18. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  19. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  20. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  21. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  22. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  23. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  24. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  25. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  26. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  27. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  28. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  29. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  30. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  31. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  32. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  33. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  34. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  35. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  36. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  37. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  38. 25 Haziran 2013
  39. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  40. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  41. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  42. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  43. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  44. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  45. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  46. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  47. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  48. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  49. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  50. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  51. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  52. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  53. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  54. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  55. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  56. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  57. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  58. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  59. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  60. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…