'Hepimiz Aleviyiz' sloganını atma zamanı gelmedi mi

Murtaza Demir

24 Mayıs 2014
'Hepimiz Aleviyiz' sloganını atma zamanı gelmedi mi

Artık demokrat-solcu, laik ve Kürt kardeşlerimizden yanımızda olmalarını, "hepimiz Aleviyiz" sloganını atmalarını, önümüze düşüp yürümelerini, artık kardeşlik duygularını göstermelerini isteme hakkımız yok mu?

Bir evladımız daha, sırf Alevi olduğu için yine bir Alevi mabedi olan cemevinin bahçesinde, polis tarafından katledildi! Klasik faşizan uygulamalarla uzun süredir kamu olanaklarından dışlanan, değişime asimilasyona zorlanan, işsiz-ekmeksiz yaşama mahkûm edilen Alevi gençler, bu soygun düzenine isyan ediyor ve bu haklı isyanları nedeniyle gözümüzün önünde birer-ikişer katlediliyorlar!

UĞUR KURT CANIMIZ KATLEDİLDİ!
"Camiye ayakkabıyla girdiler" diyerek yalan söyleyen-iftira eden sahte dindarların, cemevimizi-mabedimizi kurşunlayarak taammüden-hedef gözeterek cinayet işleyen polisler hakkında ne söyleyeceklerini, hangi işlemi yapacaklarını merakla bekliyorum. Bu açık cinayet karşısında halen sessizliğini koruyan başta bu ülkenin-hepimizin başbakanı olduğunu iddia etmeye devam eden Tayip Erdoğan başta olmak üzere, bütün ilgilileri şiddetle kınıyorum.

CİNAYETLER, KARAKOLLAR, İŞKENCELER, ADLİYELER...
Bugün Sivas Katliamı davasını takip etmek üzere Ankara Adliyesinin ön kapısından geçip arka kapısına yönlendiğim anda bir grup insan gördüm; figan ediyor, Cem isimli evlatlarının "polis tarafından öldürüldüğünü"; haykırıyorlardı.

"Belli ki, artık adliyelere daha çok gideceğiz ve siyasetin güdümündeki adliyenin çare üretmeyeceğini gördüğümüzde daha çok yanacağız ve başka çareler aramak durumunda kalacağız;" diye düşünerek, Sivas katliamı davasının görüldüğü 1. Ağır Ceza Mahkemesine ulaştım. Adliyenin hem ön kapısında, hem arka kapısında kutsal devlet adına işlenen cinayetler vardı. Alevilerin feryadını yine sadece Aleviler ve bir bölüm solcular işitiyor, toplum, "ötekinin" feryadına sağılaşıyordu. "Bir vicdan körelmesi; bir yarılma!" diye düşündüm; irkildim, korktum!

AKP zihniyeti toplumu böldü; bölündük! Sokakta vurulup düşen genç insan bedenlerine dahi "Alevi mi-Sünni mi acaba?" gözüyle bakar olduk. Yarıldık dostlarım! Bu iktidar; hegemonyasını, soygununu devam ettirmek uğruna ülkemize, milletimize ve birliğimize kıydı; kapanan eski yaralarımızı kanattı: Kurtuluşunu, istikbalini bu yarılmanın derinliklerinde arıyor; lanet olsun!..

DİKTATÖRLÜĞE, FAŞİZME BU FIRSATI VERECEK MİYİZ?
Evet, kendi ülkemizde esir muamelesi görmeye dayanamıyor, sokağa çıkıyoruz. Bu yüzden AKP hükümetinin bize yönelttiği saldırı, dışlama, inkâr ve nefretin dozu artıyor. Hukukumuz ve yurttaşlık haklarımız gasp ediliyor. Hukuku hiçe sayan devlet, kendi hukukuna dayanarak teşkilatlanmış bir çeteden farksız uygulamalara yöneliyor ve sistematik katliam yapıyor! Devlet, illegal çete gibi yönetiliyor! Tahammülümüz azalıyor; sabrımız ve tepkimiz çok zorlanıyor.

Bütün bunlar tamam ve biz yerden göğe kadar haklıyız ama inanın ki, dostlarım, her şeye karşın hukukun içinde kalmaktan, meşru zeminde mücadele etmekten başka doğru tutum yoktur. Şunu unutmayalım, bizi, geleneksel dost ve musahiplerimizden, demokrat-laik, Atatürk'ün muasır medeniyet yolundan ayrılmayan yurttaşlarımızdan ayırıp, izole edip yalnızlaştırmak istiyorlar...

Bu adam salt bize değil, ülkemize ve birliğimize de tuzak kurdu dostlarım!

GELİN BU TUZAĞA DÜŞMEYELİM...
Biz, tüm hukuksuzluklardan, tüm yurtsever katliamlarından sonra yollara düştük. Demokrasi, laiklik, insan hakları, emeğin özgürlüğü mücadelelerinde en ön saflarda olduk... Kıyım kıyım kıyıldık, işkencelerden, yağlı urganlardan geçtik! Hrant'ın katliamı sonrasında; "hepimiz Hrant'ız, hepimiz Ermeni'yiz", "yaşasın halkların kardeşliği" sloganlarını en çok biz attık; bir yerlerimizi yırttık, inandık, yürüdük... Halepçe'ye, Uludere'ye, Rojova'ya en çok biz ağladık...

Ama artık bu demokrat-solcu, laik ve Kürt kardeşlerimizden yanımızda olmalarını, "hepimiz Aleviyiz" sloganını atmalarını, önümüze düşüp yürümelerini, artık kardeşlik duygularını göstermelerini isteme hakkımız yok mu? Yanıldık mı yoksa kandırıldık mı? Demokrasi, özgürlük, insan hakları, laik ve çağdaş yaşam sadece Aleviler için mi gerekli?

ACIMIZ BÜYÜKTÜR VE KATMERLİDİR!
Sol ve sosyal demokrat partileri, demokratik kitle örgütlerini ve gerçek sendikaları içtenlikle dayanışmaya çağırıyorum. Bölgede bulunan Alevi kurum temsilcilerini göreve davet ediyor, gerilimin azaltılması için çaba göstermelerini diliyor, Uğur Kurt canımızın ailesine başsağlığı diliyorum.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Tayip Erdoğan ve şürekâsı Müslüman'sa Aleviler bu dini kabul etmeyecek
    "Alevilik İslam dışıdır" kabulü içinde olan yurttaşlarımızın oranı dün marjinal denebilecek düzeydeyken, bugün sayının oldukça boyutlandığı, özellikle gençlerin bu kabule daha yakın durdukları görülmektedir. Kamu otoritesinin bu gelişmeyi, "bunlar, yurtdışında…
  2. Diyanet İşleri neden yolsuzlukla ilgili konuşmuyor
    Allah" deyip çalan, "Kuran'la aldatan", din-iman numarasına yatıp götürenlerden; "Haksızlık, hırsızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisinden haberdar mısınız? Diyanet denilen bir kurum vardı; adil bir toplum yapısı için çalışacağı, ahlaki…
  3. Aleviler bu provokasyona gelmemeli!
    Tayip Erdoğan Akhisar'da şunları söyledi: "ancak ben CHP zihniyetine mensup olan savcıların mağduruyum, onu da söylüyorum. Onların meşrebine sahip olanların mağduruyum. Bunların genlerinde ne var bunu da iyi bilirim. Başbakanınız,…
  4. Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarında şaşılası benzerlikler
    Nazlı Ilıcak, 20 Mart günü “CNN TV’de, “Dört Bir Taraf” adlı programda, hiç utanmadan, katilleri değil, 3 Temmuz 1993 tarihli Hürriyet Gazetesinin manşetini sallayarak, “bozacının şahidi şıracı” hesabı, Aziz Nesin’i suçluyordu.…
  5. Suriye'yi Niçin Tehdit Ettik
    Ekonomide durum vahim gibi… Tayyip Erdoğan ekonomi kurmaylarıyla ilk kez toplandı. Bana göre “end of the game.” Bizim memlekette baba mirasına, “İdris’in öğüttüğü” derlerdi. Doksan yılda kazandığımız bankaları, hava alanlarını,…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…