Ölümün de kuralı yıkılır .. Üzülmeyin Tuncel Abi’nin ölümüne..

Nesimi Cem Kalender

27 Eylül 2013
Ölümün de kuralı yıkılır .. Üzülmeyin Tuncel Abi’nin ölümüne..

"BİZ DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İÇİN YOLA ÇIKTIK, OLMADI, DÜNYAYI DEĞİŞTİREMEDİK, AMA DÜNYA DA BİZİ DEĞİŞTİREMEDİ --Tuncel Kurtiz

,Ölüm... Tarih boyunca çözülemeyen gizem. Bir tabu. Ölüm öyle bir zamanda gelir ki, eli kolu bağlıdır insanın. İnsanların. Kah bir kahve içiminde, kah bir barikatta, kah küflü bir işkence hücresinde... Ölüm, ölümdür. Teknik olarak kimyasal bir olay, bedenimizde ki mikroorganizmaların yitimi. Artık yenilenmeyen hücrelerin, görevinin bitmesi. Yalnız o kadar kolay olmuyor işte.

Ölüm, kendinden ağır. ‘ölüm, yaşamın en büyük icadıdır' demiş biri, ‘yenilere yer açmak için' sanırım haklı. Ama acıtıyor işte. Kimi bir kurşunla öldürüldü, kimi bıçakla, kimi toprağından uzakta -mesela Fransa da, Moskova da, Karadeniz de... Kimi sokak arasında dövülerek, kimi bir kapsül marifetiyle damdan düşerek. Bir insan ölünce tüm insanlık ölüyor sanırım. O insanın ölümünün empatisi, bize bizim ölümümüzü düşündürüyor. Ve acıyor... Sadece bencilce sebeplerden değil, elbet bizim de bir yanımız ölüyor sevdiğimizin ölümüyle.

 Ama acı bundan değil sadece. Acı, erken ölümden belki; ‘her ölüm erken ölümdür... üstü kalsın'*. Ama ‘ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin'**; Tuncel Kurtiz... Hafif adımlarla, gülümseyerek, gülümseterek, düşünerek, düşündürerek... geçtin dünyadan.Tuncel Kurtiz, o kısa ömrüne neler sığdırdığını yazmayacağım. Hepsini bilmiyorum bile. Bir çoğunu bilmiyorum bile. Bildiklerim seni sevmeye yeter. O hapishane bahçesinde, o tren kompartımanında, o eylem anında sahnede bizlere hitap ederken, o ilerici bir bildiriye imza atarken. O cesarette, o azimde. O tevazu da. O bilg

 

elikte. Bildiklerim seni sevmeye yeter be Abi. İşte tesadüf bu ya, daha dün bir şiir dinliyordum senin dilinden. Güzel bir şiiri, yine güzelce yorumluyordun. O tok, davudi sesinle. Mevlana yazmış, sen söylüyorsun: duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme... bunu neden dinlemedin demeyeceğim sana. ‘ölüm Allah'ın emri, ayrılık olmasaydı''*** Ayrıldık mı be Abi? Yok henüz vakit erken.

 

Ölüm öyle bir anda yakalar ki bizi. Gerçi ölüm ne zaman gelse, kötü bir anda yakalamış olur bizi. Her ölüm, bizim ölümümüzdür. Bir arkadaşınız olur, çok seversiniz ve ya sadece seversin, onunla birlikte ölen anılardır belki. O yaşanmışlıktık. Babanız ölür, ‘sizin hiç babanız öldü mü?'* der de tarif edem

ezsiniz. Akrabanızdır ölen, ölüm kaplar tüm ailenizi. Veya hiç tanımazsınız, yüzünü dahi görmemişsindir. İlk etapta sadece 

birkaç kelimedir ölümü, ama için yanar. Titrersin, ağlamak istersin, isyan edersin. Çünkü insansın. Çünkü bir ölüm, tüm insanlığın ölümüdür. Çünkü okuduğun ölüm, senin de başına gelecek, senin gibi düşünen biri öldü. Düşüncenin bir kısmı öldü. Birileri üzülecek çok, annesi yok mu? Seveni? Başkasının acısını hissetmek ne güzel. Hissedem

ez mi insan? Hissediyor, insan oldukça. Arkadaşındır, hastanede bağlıdır kablolarla, damarlarında serum. Görürsün ölümünü gözünle... Bir şey yapmak istersin. Yapamazsın. Yaşatmak istersin, yaşatamazsın. Yok yaşatırsın. Şimdi Tuncel Abi öldü diye, yaşamıyor mu artık? İda dağının eteğindeki projeleri sustu mu? Kelamı, imzaları, oyunları, bildirileri, düşünceleri gitti mi hepten? Yaşarsın be Tuncel Abi, yaşarsın. Nefes alıp-vermekten ibaret değil yaşamak, anısını yaşatmak, düşüncesini yaşatmaktır insanın.

Üzülmeyin Tuncel Abi'nin ölümüne, kimsenin ölümüne üzülmeyin. Daha iyi bir şey var; hadi buy'run sahneye üzülenler. Haydi... kim varsa ölümüne üzüldüğünüz,işte duruyor orada düşünceleri, işte duruyor orada kelamları, işte duruyor orada... Haydi yaşatalım. Hayat bir varoluş çabasıdır, yaşamak ise sadece bir varolma meselesidir. Varlığımızla yaşarız, var ettikçe yaşatırız. Ölüm bir yalan.

Ölüm de yıkılır. Ölüm de devrilir. Ölüme devrim gerek, hayata devrim gerek. Ölümün de kuralı yıkılır, kuralları ölümden de almak lazım. Hafif adımlarla ve gülümseyerek dünyadan geçerken ki hoşluğu zevkle kabul etmek gerek, yaşadık diyebilmek için. Ölünce, ölmemek için... (kalender.n[email protected]

)

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Cinnet, III. Paylaşım Savaşı, Cennet!
    Dünya Üçüncü Paylaşım Savaşı çoktan başladı sanırım. Tahmin ettiğimiz gibi ultra gelişmiş silahlarla, ‘görkemli’ bir başlangıç olmadı ama oraya da geleceğiz daha. Anlaşılıyor ki bu savaş; vicdan ile vicdansızlık arasında…
  2. 'Çok acı var, dayanamıyorum'
    "Çok acı var, dayanamıyorum. Lütfen beni affedin ve kendinizi üzmeyin, siz elinizden geleni yaptınız. Çok özür dilerim. Çok çaresizim. Özür dilerim. Lütfen çıtçıta iyi bakın. Ve paramı ve her şeyimi…
  3. Sıkıldım bu tekrarlardan.. Bu sistem yıkılmalı artık..
    Sabah uyandım... Haberlere baktım önce.. Sonra, sonra tarihe baktım: Ağustos.. 18 Ağustos mu diye endişelendim.. Hayır.. 7 Ağustos.. Tarihleri mi karıştırıyorum derken, baktım 1992 mi diye?Hayır.. 2015 yılındayız.. Bir zaman…
  4.  İç savaşın ayak sesleri
    Zor bir dönem bekliyor bizi. Burada denge unsuru HDP olacak muhtemelen ve HDP’nin izleyeceği akılcı siyaset, onu parlamenter sistemde iktidara bile taşıyabilir. kendini ifade etmeli ..PKK savaştan kaçınmalı mağrur bir şekilde.. Sosyalist…
  5. AKP'nin ölüm korkusu..
    AKP'nin ölüm korkusu..
    12 Haziran 2015
    Zor görünüyor.. Hdp kendini anlatmalı milliyetçilere, milliyetçiler de çaba göstermeli. Chp’nin ulusalcı kitlesi nasıl değişti, gördünüz mü? Zor değil, olur bu da. Seçimler bitti, AKP tek başına iktidar olma durumunu…
  6. Ben, benim 8 Haziran’ımı biliyorum. Ya siz?
    İspanya da Baskların gördüğü zulme üzülürsün, İngiltere'de İrlandalıların, Amerika’yı lanetlersin, Kızılderililere yaptıkları için, İsrail zaten zalim bir siyonisttir, Filistin Halkı aha şurada duruyor. Ağlarsın Filistin için, hatta boykot edersin İsrail…
  7. Yaşasın 1 Mayıs! Her Yer Taksim!
    Yarın 1 Mayıs! İlk kez 1856’da yürüyüş yapıldı, Melboure’de. Gayet basit bir mesele: 12 saatlik çalışma süresinin 8 saate düşürülmesi. Sonra 1886. Haymarket. Ölenler, öldürülenler, idamlar. Kirli eller… ve o…
  8. Hepimiz çok öldük bu topraklarda…
    ..Ve şayet insansanız, göz pınarlarınız nemlenir. Belki ağlarsınız. İnsanlığın belki en büyük göstergesi, başkasının acısını acınız gibi hissedebilmenizdir. Başkasının suratında patlayan tokadı, kendi suratınızda hissedebilme kabiliyetidir insanlık. İnsan mısınız? "Çok…
  9. Ağrı, HDP, Seçimler ve anlamsızlık
    Ağrı olayından sonra seçimlerde oy kullanmanın bir işe yaradığını düşünmememe rağmen tutupta oyumu HDP’ye vereceğim. Derin devlet ve sığ devletin bu kadar korktuğu ‘şey’ neyse, onun yanında saf tutmak lazım! Hem %50…
  10. Suriyeli aç çocuktan, Cizre'deki çocuklardan bahsetmeyeceğim..
    Umut, gözü dönmüş taşlı, sopalı, ellerinde gaz bidonları olan güruhu, örgütlenmiş cehaleti bir ufak süpürgeyle yenebileceğimizi bilmektedir. O süpürgeyle yenilecek karanlık, o süpürge süpürecek bu ‘pisliği’… Umut gece uyuyamayışımızdadır. Sevdiğimizi,…
  11. Vivaldi'nin ithaka'ya yeşil yolculuğu..
    Hayal gücünün iktidari, Kavafis'in "ithaka"sı gibidir. "Her yürek devrimci bir hücre gibidir" ve önemli olan İthaka'ya varmak değil, o yolda olmaktır. Hayal gücünün iktidarının yolunda. Bazen bu yol kobane'den geçer.…
  12. Bir insanlık tragedyası: yaşamak veya ölmek
    Devlet intiharı sevmez, din intiharı sevmez. Senin bedenin üstünde tasarrufunu, sen sağlamamalısın. Sen kendi bedenine bile sahip değilsin. Sen ölemezsin, ölsen de devletin bildiği şekilde ‘son yolculuğuna’ uğurlanmalısın. Sen bir…
  13. Efendiler! Adalet hissiyatı yaralanmış halklardan korkun!
    Bir toplumda adalet hissiyatı, bir zerre bile yoksa o artık bir toplum değildir. Dokunulmazların, ayrıcalıklıkların olduğu yerde adaletten bahsedilmez. Ki bu kapitalist sistemin adalet anlayışı tamamen bir aldatmacadır. Toplumun gazını…
  14. Henüz vakit varken.. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce
    Henüz vakit varken, inanmalıyız insanlara. İstanbul yakılıp-yıkılmadan önce. İnsanların ilki, kendimizdir. Kendimize inanmalı. Henüz vakit varken, düşmüşken dehşet dehlizlere. Kırım kırım kırılmışken ümitsizlikten, gülümseyebilmeli insan. Getireceğimiz günlerin hatrına, boşuna çıkmadı…
  15. Bir kapak, Üç aday; Tek 'oyun'...
    Time dergisinin kapağında kim olacak? Dergi 3 isim belirliyor; Sisi, Erdoğan ve Miley Cyrus.. Aslında mesajını vermiş bulunuyor o meşhur dergi; üçünüz aynı klasmandasınız. Yılın kişisi hanginiz olsun :) Sonra,…
  16. Diktatatörler için aşk biter, nefret başlar
    Büyük Usta, Milli Şef, Führer, El Caudillo, Duce, Büyük Amca... Örnekler çoğaltılabilir, yakın tarihe dair kimi ‘liderler'e takılan lakaplar... Hepsi diktatörlerin sıfatları. Hepsi uzun yıllar boyunca iktidarda kaldı, ‘karşı-devrimci' hamleler…
  17. Kan..kan.. sokaklardan akan..
    Kan dökülecek... Bu çağda hala şarklı toplumlarda kan çok önemlidir. Kah bir hayvanın boğazında, kah bir kadının kasıklarında... Kan kutlamadır, "iyi şeyler" için kurban etmektir birşeyleri. Kan dökülür... alna sürülür,…
  18. Hadi biraz demokratikleşelim türkiyem
    Daha kaç insan öldürmek gerek / Daha kaç cezaevi doldurmak / Daha kaç yalan gerek / Paket paket gelecek demokrasi / Daha kaç paket gerek demokrasi için / Adam olana çok bile bu / Hadi biraz demokratikleşelim Türkiyem.. 3 harfin…
  19. 'Ben eksik bıraktım, siz doldurun'
    "Almanca bilmezsiniz, bilseniz anlamazsınız belki ne dediğini ama hissedersiniz derinden. Bazen diz üstüne çöker dua edersiniz, bazen rakınıza meze olur, bazen şarap akar kadehlere... Veya bir sigara içimidir, gökte yıldızlar…
  20. ateşler yanıyordu tüm şehirde.. şehir tüm ülkeydi..
    sokakta müzik var.. sokakta barikat var.. sokakta ateşler yanıyor.. o ateşlerde neler yanıyor, neler.. oy pusulalarını da atarız mı bir gün o ateşe, cüzdanlarımızı, kimliklerimizi.. hepsini yakabilir miyiz? yakmalı mıyız?…
  21. 'işedim gitti..'
    'işedim gitti..'
    6 Eylül 2013
    bir koltuk.. sanırım 3 kişilik.. ama ortasında bir çizgi/boşluk var. üzerine bir bez örtülmüş, herhalde kirlenmesin diye. televizyon açık.. izlemiyorum. ses.. bazen ses olsun ister insan. ses oluyor.. bazen haberler…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…