Kennedy Suikastinden Bin Ladin’e

Mehmet Cemal KAÇKARLI

29 Mayıs 2011

Amerika Birleşik Devletleri, El Kaide lideri Usame Bin Ladin’i, Pakistan'ın İslamabad kentinde düzenlediği "özel kuvvetler operasyonu" ile öldürdü. Ladin, başta 11 Eylül 2001'de İkiz Kulelere düzenlenen saldırılar olmak üzere tüm dünyada birçok eylemin talimatını vermekle suçlanıyordu.

ABD Başkanı Barack Obama, yıllardır Bin Ladin'i ele geçirmek için uğraştıklarını, ama kara operasyonu ile amaçlarına ulaştıklarını vurgulayarak, "ABD, binlerce erkek, kadın ve çocuğun ölümünden sorumlu bir terörist olan Usame Bin Ladin'in öldürüldüğü bir operasyon yürüttü" dedi.

Bu açıklamanın ardından Beyaz Saray'ın önünde Amerikan vatandaşları sevinç gösterisi yaptılar. Bin Ladin’i ölen arkadaşlarının sorumlusu olarak gören New York'lu itfaiyeciler de sokaktaydı. Dünyanın birçok gazetesinde manşetler birbirinin benzeriydi. Hepsi memnundu. Türkiye’de de aynı hava hakimdi. Bütün gazeteler sevinç içinde, "Bin Ladin oldu, artık terör örgütü başsız" şeklinde yansıttılar haberi.

 

YARGıSıZ İNFAZ

Oysa her şey bir yana, Bin Ladin’nin kimliği ve sorumlu tutulduğu katliamlardan bağımsız olarak, operasyonun üzerinde durulması gereken önemli boyutları var. Çok az kimse Bin Ladin’in nasıl öldürüldüğüne dikkati çekti. Bunlardan biri olan Amerikalı aydın Chomsky, ABD’nin, Bin Ladin’i silahsız olduğu halde vurmakla, yakalayıp mahkemeye teslim etmemekle, uluslararası hukuku çiğnediğini ve ‘operasyonun planlı bir suikast olduğunu yazdı. (Noam Chomsky, Guernica, 6 Mayıs 2011) 80 kişilik komando grubu kurbanı ele geçirmek için hiç bir girişimde bulunmamıştı. Adamı evinde, eşinin, çocuklarının gözleri önünde 2 kurşunla öldürüyorlar. Adam direnmiyor, direnemiyor.

Amerikalıların verdiği bilgilere göre evde 9 kadın, 23 çocuk vardı ve Bin Ladin silahsızdı. Buna rağmen biri göğsünden, diğeri başından aldığı iki kurşun yarası ile oldu. Daha sonra cenazesi denize atıldı. Nerede, nasıl, bu bilinmiyor. Gerekçesi de cesedi hiçbir İslam ülkesinin ve başta Ladin’in doğum yeri olan Suudi Arabistan’ın kabul etmemesiymis. Hiç de inandırıcı değil, zira ortada 60’tan fazla İslam ülkesi var ve tüm bu ülkelerle sekiz saat zarfında bağlantı kurulması imkansız.. Usama Bin Ladin'in 12 yaşındaki kızı da olay yerinde infazı izlemiş. Küçük kız çıplak gözle izlerken Obama ve Beyaz Saray arkadaşları da ekrandan izlediler. Ama bize ekranda ne gördüklerine bakma fırsatı tanınmadı.

 Yetkiyi veren makam, devlet-dışı öznelerin elinden çıktığında 'terör' olarak nitelenecek edimlere giriştiği zaman adaleti tesis etmiş oluyordu böylece. Obama su mesajı vermiş oluyordu: yetki sizdeyse, iyi bir açıklamanız da varsa şiddette sınır tanımanızı gerektiren bir durum yoktur. İyi bir açıklama, örneği Arjantin faşist diktatörlüğü döneminde yaşanan cesetleri uçaklardan denize atmayı, komandolarla ev basıp yargısız infaz yapmayı adaletin tesis edilmesi olarak dünyaya kabul ettirebilir.

Demek ki 'sorgusuz sualsiz öldürülebilir’ olan diye bir kategori var. Ama bu eli en fazla kana bulaşan demek değil. Chomsky ’Bush’un suçları tartışmasız, Bin Ladin’inkileri katlar’ dese de, emirleriyle, yüz binlerce insanın olduğu, milyonlarca kişinin mülteci konumuna düştüğü, bölgedeki mezhep çatışmasının fitilinin yakıldığı İrak’in işgaliyle uluslarası bir suçun işlenmesine yol açan George Bush bu kategoride değil mesela. Eli en fazla yanlış kana bulaşan demek. Eli yanlış kana bulaşan yargısız infaz edilince adalet yerini bulmuş oluyor.

Bu suikast, sadece yargısız infazı değil işkenceyi de bir ucundan aklamaya çalıştı. Bin Ladin'e giden istihbarat serüvenine dair anlatılar, Guantanamo'da işkence ile alınan bilgilerin ne kadar kritik bir değere sahip olduğu fikrini de işledi. Demek ki neymiş işkence o kadar da kötü bir şey değilmiş, “adalet” arayan doğru ellerde kulanıldığında dünyayı kurtaran adamlık bir işmiş işkence ve yargısız infaz!

Resmi ABD belgelerini Wikileaks'e aktaran Amerikalı er Manning'e de türlü işkenceler uygulandı Amerikan cezaevlerinde. Bir gün Assange'a da sıra gelebilir.

Osama Bin Ladin'in öldürülmesi temelde onunla ile ilgili bir olay değil kısacası. Egemen sınıfın siyaset kültürünün olumlanması. Kanunsuzluk yetkiyi elde tutan egemenlerin, oligarkların tekelindedir, onların tekelinde kalmalıdır ve kanun da temelde budur’un bir anlatımı...

 

GERENİMO KİM BİN LADİN KİM

işin bir başka dikkat çekici yani Bin Ladin’e “Geronimo” adını takmaları. Geronimo beyaz adamın ülkesini işgaline karşı direnen Kızılderili Apache liderinin adıdır. Meksikalılara ve Amerikalılara karşı topraklarını korumuş bir direniş önderi. Karısı, çocukları öldürülmüş; ömrünün son yirmi yıla yakınını tutuklu olarak geçirmiş;. topraklarında defnedilmesine izin verilmemiş, Oklahoma’da savaş tutukluları mezarlığına gömülmüş gerçek bir halk savaşçısı.

ABD Başkanı’nın, askerlerinin Bin Ladin’i vurma operasyonunu Beyaz Saray’da izlerkenki gerginliği, CıA şefinin açıklamalarına göre ‘Geronimo EKİA’ (Enemy killed in action-Düşman harekâtta öldürüldü) sözleriyle dağılmış..

 “Emperyal mentalite, Batı toplumlarına öylesine işlemiş ki, Bin Ladin’i soykırım yapan işgalcilere karşı direnişle özdeşleştirerek methettiklerini kimse göremiyor. Bu, silahlarımıza işlediğimiz suçların kurbanların isimlerini vermemize benziyor: Apache, Tomahawk… Alman Hava Kuvvetleri’nin savaş uçaklarına ‘Yahudi’ ve ‘Çingene’ ismi vermesi gibi adeta.” (Chomsky, aynı yazı)

 

11 EYLUL’U EL KAİDE Mİ YAPMıŞTı?

Bu yargısız infaz ister istemez 11 Eylül saldırısına ilişkin kuşkuları yeniden hatırlattı. Öyle ya, Bin Ladin yargılansaydı acaba neler söyleyecekti? Saldırının gerçekte ABD içindeki güç odaklarinca gerçekleştirildiğine dair daha ilk günden bulgulara dayalı kuşkular gündeme gelmişti. 11 Eylül saldırısıyla ABD, iç ve dış politikada “İslami terör” tehlikesini öncelikli güvenlik politikasının merkezine taşıyarak, özgürlüklerin bir kısmını tırpanlamanın gerektiğini vurgulamış ve uygulamaya koymuştu. Dahası ırak işgalinin başat bir gerekçesi olmuştu 11 Eylül. Acaba bu nedenle mi Ladin yargılanmadan infaz edildi? Nedense bu soru gündeme getirilmedi.

Dylan Avery'nin yönettiği 'Loose Change' adlı belgesel 11 Eylül saldırılarının arkasında yatan gerçeklere alternatif açıklamalar getiriyor. Belgeselde tümüyle yayımlanmış haber ve görüntülerden yararlanılmış. Avery'nin bu ise ilk kalkıştığında amacı, bir belgesel çekmekten çok 11 Eylül 2001'de gerçekleştirilen terör saldırılarına ilişkin olası bir komplo teorisi ortaya koymaktı. Ancak araştırmaları sırasında güvenilir haber kaynaklarından edindiği bilgiler, kendi teorisine tamamen inanmasını sağladı. Daha sonra arkadaşı Korey Rowe ve araştırmacı Jason Bermas'la birlikte çalışmaya karar verdi. 2005’te Loose Change'in ilk sürümü ortaya çıktı. 2006'da ise daha geliştirilmiş 2'nci versiyonu. loosechange911.com adresinden indirilebilen video, 11 Eylül olaylarının arkasında Usame bin Ladin ve örgütü El Kaide'nin değil, ABD'nin derin devleti olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Avery belgeseli çekerken o kadar sağlam delillerden yararlanıyor ki, Beyaz Saray ortaya konan iddiaları yalanlayamıyor.

Michael Moore’un "Fahrenheit9/11"i ise esas olarak anti-Bushcu. Bush ve Bin Laden ailelerinin de ortak olduğu Arbusto şirketini öne çıkartıyor. Film, 2000 yılındaki şaibeli ABD başkanlık seçiminde George W. Bush'un beklenmedik yükselişine, Bush ailesi ve ortaklarının Suudi kraliyet ailesi ve Bin Ladin ailesi ile yakın bağlarını, aralarındaki çıkar ilişkisini, ailenin 11 Eylül saldırılarından önce ortak şirketlerden yılda 1,4 milyar dolar civarında para kazandığını sergiliyor. Yani M. Moore, bazı ilskilere projector tutsa da, ortada ciddi sorular olmasına karşın saldırıda “derin devlet” parmağı aramıyor.

 

 

KENNEDY SUiKASTı …

Başkan Kennedy’nin suikastı üzerinden 60 yıl geçti ama üzerindeki sır perdesi hala kalkmış değil.. Fail olarak yakalanan Lee Harvey Oswald, duruşmaya çıkarılmak üzere iken 70 polis ve onca gazetecinin arasında canlı yayında J. Ruby tarafından vuruluyor! Sonuçta Oswald’ın gerçek fail olduğu kabul edilip dosya kapanıyor. Oysa Oliver Stone’nun JFK adlı filminde ortaya konduğu gibi, Kennedy suikastı son derece planlı ve sofistike bir eylemdir ve devlet içinden odakların işin içine karıştığı kesindir. Oswald’in bu suikastın faili olarak hazırlandığı ortaya çıkan bir olgu. Şöyle ki, suikastın arkasında Fidel Kastro ve KGB olduğu iddia edilmişti . Bu idialar Oswald’in, donanmadan ayrılması, ardından Rusça öğrenip Sovyetlere gitmesi, döndükten sonra Castro yanlısı broşürler dağıtırken gözaltına alınması, böylece fişlenmesi ve en nihayet bir tv programında kendisini komünist ilan etmesine dayandırılıyordu. Oysa bütün bunlar suikast planlamasının ogeleriydi. Oswald bir suikastici olarak değil, asıl suikastçının yerine zanlı olarak hazırlanmıştı “derin gucler” tarfından.

Oswald’in öldürülmesiyle Kennedy’nin katili nasıl sırra gomulduyse, Bin Ladin suikastı ile de 11 Eylul’un gerçek failleri karartılıyor şimdi. 2002 yılında FBı Başkanının, 11 Eylül saldırısının, Afganistan’da planlandığı ve Birleşik Arap Emirliği ve Almanya’da organize edildiğine ‘inandıklarını’ söyleyerek, (Amerikan halkının Oswald’in Kennedy’nin katili olduğuna inandirilmasi gibi) ‘inanmak’tan başka delilleri olmadığını ortaya koyduğunu yazan Chomsky, ‘’Bundan 8 ay önce Taliban’ın Washington’a eğer 11 Eylül’ü Bin Ladin’in gerçekleştirdiğine kanıt gösterirlerse kendisini teslim etmeyi teklif ettikleri halde Washington’un hiçbir kanıt gösteremediğini de kaydediyor adı geçen yazısında.

 

 

ARAP BAHARı VE 2. YEŞiL KUŞAK

Başta El Kaide ve Taliban olmak üzere Ortadogu’daki islami örgütler, İran islam “devrimi”nin de etkisiyle İslam ve İslam karşıtı dünya ilişkisini “cihat” üstünden kuruyordu. Radikal İslamcı siyasal çıkış olarak, hem Batı’ya hem de İslam dünyasında Batı ile işbirliği yapanlara cihat ilan etmişlerdi. Batı da bu çağrı üzerinden, 'İslam ve terörizm' bağlamında kendi iç politik hayatında özgürlükleri kısıtlarken, dışta da emperyalist saldirganilgi artırdı.

Ancak Ladin’in ‘cihatçı yoldan’, ya da islami terörle değişim çağrısı ile hiçbir yere gidilemeyeceğini, Tunus ve Mısır halkları toplumsal devrim yolunu açan kitlesel direnişleriyle gösterdi. Mısır ve Tunus’un açtığı yoldan diğer Ortadoğu ülkeleri de geçiyor. Bu zor bir yol. Yemen’de, Bahreyn’de, Suriye’de şimdiden yüzlerce ölü, binlerce yaralı ve tutuklu var, aylardır direniliyor. Diktatörler devrildi, bazıları ise son günlerini yaşıyorlar. Arap baharının ayaklanması bu bölgenin tarihini ve kaderini değiştiriyor. Böylece, İslam Dünyasında, değişim için, Taliban ve El Kaide‘nin Cihat yöntemi çökmüş oluyordu. Beş yıldır bir eve hapsolmuş, dünya ile bağları kopmuş Usame bin Ladin zaten 'mevta' olmuştu. Bu nedenle, bir mevtâyı ortadan kaldırmak Arap dünyasında fazla bir yankı bulmayacaktı. Kıvılcımın sıçradığı Libya’da iki eski dost bir kez daha aynı safta savaşır duruma geldi. Uğruna ülkelerin işgal edildiği El Kaide üyeleri Libya’da NATO destekli “demokrasi operasyonu”nun bir parçası oldular. Bu Bin Ladin’in son kullanım tarihiydi. Bugün Afganistan’da savaş halinde olan El Kaide militanlarıyla ABD askerleri, 1977 yılında ABD Başkanı Jimmy Carter’in ulusal güvenlik danışmanı Zbigniev Brzezinski tarafından ortaya atılan ve ana ekseni komünizme (Sovyetlere) karşı İslami kalkan olarak kullanmak olan Yeşil Kuşak Projesi çerçevesinde Sovyet işgaline karşı birlikte savaşmışlardı. Sovyetler çöküp Soğuk Savaş sona erdikten yıllar sonra ABD tarafından militanları eğitilen El Kaide’nin Lideri Usame bin Ladin, “saf” değiştirmiş ve ABD düşmanlığının sembolü haline gelmişti. Dolayisyla, ABD tarafından yaratılan canavar ayak bağı olmaya başlamıştı. Afganistan işgal edilmiş, Aradan 10 yıl geçmiş, Ladin’i yakalamak ve El Kaide’yi bitirmek bir yana, işgal bu örgütün dünyanın farklı yerlerinde örgütlenmesine olanak vermişti. Çünkü işin görünmeyen yanında ABD Ladin’in varlığından yarar sağlıyordu. İran’nin ve onun sayesinde radikal islam, yeni bir dış-düşman olarak Sovyetlerin yerini alıyor ve böylece ABD, Ortadoğu petrolüne hakim olma yolundaki savaşında meşruluk elde ediyordu. Bush’un Büyük Ortadoğu Projesi’nin ekseni buydu,

Bugün ise BOP’un revizyonundan hareket eden bir tür 2. Yeşil Kuşak Projesi” gündemde. Obama ekibinin, bölgede, demokrasi soslu ılımlı islami hakim kılma stratejisi izlediği anlaşılıyor. Misir’da halk ayaklanmasının gelişmesi engellenerek ordunun denetiminde Müslüman Kardeşlerin palamentoda yer alacağı bir sistem kuruldu. Samir Amin, Mısır Devrimi başlıklı yazsinda, bunu perdenin arkasında İslami bir ordunun, parlamentoda seçilmiş islami partinin yer aldığı Pakistan modeli olarak adlandırıyor. Bu modelde Mübarek ve Kaddafi gibi Baas kalıntısı diktatörlere olduğu kadar Usame bin Ladin’lere de yer yok.

 

ABD SEÇİMLERİ VE BİN LADİN

Son olarak, Bin Ladin suikastine 2012 başkanlık seçimleri açısından da bakabiliriz. Bush’un 2004 seçimlerini nasıl kazandığını hatırlarsak, son derece yerinde bir düşüncedir bu. Seçimlere az kala Bin Ladin’in, “Bush’a oy vermeyin” dediği bir kaset yayınlanmış, ardından oylarını artıran George W. Bush, ikinci kez ABD başkanı seçilmişti. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra yazdığı kitapta, “ABD’nin resmi can düşmanı El Kaide’nin lideri Usame bin Ladin’den, öyle bir kastı olmasa da, önemli bir destek gördüğünü” kabul etti. “Ladin’in mesajının Amerikan halkına Bush’un taşıdığı değerler konusunda önemli bir hatırlatma yapabileceği kanaatine vardım” dedi. Bush, “Amerikalılar da, ‘Eğer Ladin, Bush’u istemiyorsa, öyleyse Bush’un başkanlık için doğru seçim olduğuna dair bazı özellikleri var’ diye düşündü” dedi.

Yaşarken George W. Bush’un yeniden ABD Başkanı seçilmesine “yardım” eden bin Ladin, ölümüyle de Barack Obama’ya “yardımcı” oldu. Barack Obama, bir süredir ABD kamuoyunda kan kaybediyordu. Yerel seçimleri kaybetmişti. Fakat, Ladin’in öldürülmesinin ardından Beyaz Saray’da yaptığı konuşma, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından, uzunca bir süre alkışlandı.

Uzun zamandır popülaritesi düşen Barack Obama’nın, 2012 seçimleri öncesinde Usame bin Ladin’in öldürülmesiyle hayat bulduğu yorumları yapılıyor.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. İkinci grup: Gelişimizde asker ve korucu muhalefeti vardı
    PKK'nin ikinci gerilla birliği çekilmelerinin neden uzadığını anlattı. --Çatışmaya girmemek için çok özen gösterdik --KCK'nin aldığı karar doğrultusunda 8 Mayıs'ta geri çekilmeye başlayan PKK'nin 2. gerilla birliği de bugün PKK'nin…
  2. Gürsel Tekin: 'Cihadçı terör örgütleri sınırda cirit atıyor'
    İKİ METROPOLİT ÇEÇEN CİHADÇILARIN ELİNDE - Türkiye sınırının tamamen denetimsiz bir hale getirildiğini belirten Tekin,"İki metropolitten 23 Nisan'dan bu yana haber yok. İşin acı yanı, Metropolitleri arayan soran da yok. Metropolitlerin…
  3. Kılıçdaroğlu'ndan Erdoğan'a: 'El Kaide'yi Suriye'ye sen soktun'
    Allah'ın sana nasıl hitap edeceğine sen mi karar vereceksin --"Yabancı devletlerin ajanları Hatay'da cirit atıyor"--Sen Batı'nın Ortadoğu'daki güçlerinin taşeronusun. Taşerondan vatansever olmaz." "Ölen 51 vatandaşın sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan'dır. Suriye'de…
  4. Mihraç Ural BBC’nin sorularını yanıtladı
    Ural, yapanlar kim olursa olsun bu eylemin İsrail ve yeni Osmanlıcılık anlayışıyla uyuştuğunu, saldırılarda İsrail istihbarat servisinin parmağı olduğunu söyledi.--Başbakan ve mahiyetinin mal bulmuş mağribi gibi, Reyhanlı katliamının faili olarak…
  5. Erdoğan: Muhaliflerin ilgisi yok (!)
    NE DİYECEK? VAR MI DİYECEK? -- Başbakan Erdoğan, Reyhanlı'daki bombalı saldırıya ilişkin gelişmelerin sorulması üzerine,  olayla ilgili ciddi ipuçları ve belgeler bulunduğunu, olayda kullanılan 2 minibüsün satın alındığı yerler ve…
  6. Amanoslar'da F-16 uçağı düştü!
    F-16 uçağının pilotunun en son "Atlıyorum" mesajı verdiği öğrenildiOsmaniye'nin Amanoslar Bölgesi'nde bir F-16 uçağı düştü. Pilotun kazadan önce atladığı öğrenildi. 5'inci Ana Jet Üs Komutanlığı'na ait bir F-16 uçağıyla Osmaniye'nin…
  7. Mihrac Ural iddiaları yanıtladı..
    "Şam ve Halep'te kanlı eylemlerin tetikçileri kimse, Reyhanlı'nın da tetikçileri onlardır: Türk istihbarat birimleri (MİT ve Emn. Gen. Mü.İstihbarat Dairesi) ve MOSSAD" --Reyhanlı'da onlarca sivil insanın katledildiği bombalı saldırılar ardından…
  8. Reyhanlı'daki O arabaya bağlı ceset nerde?
    BAKANLARIN SÖZÜNÜ DAHİ ETMEDİKLERİ ÇOK ÖNEMLİ AYRINTI! --Hükümetin 4 bakanının açıklamalarında inandırıcı bir yan yok, gerçekleri karartma çabasından başka. Aynı şeyi Antep katliamı için de yapmışlardı. Olaydan 45 dakika sonra…
  9. Bölgesel Savaşa bir adım daha
    Artık Suriye'de emperyalist müdahale ile yaratılan-tırmandırılan iç savaşın uluslararası düzeyde yeni bir soğuk savaşı geliştirdiği söylenebilir. Türkiye devleti, Suriye'de akan kanın ve emperyalist müdahalenin önemli bir parçasıdır Türk jetinin nasıl…
  10. CHP: Tüzüğün demokrtikleştirilmesi  ve ideolojik değişim
    Öncelikli mücadele, özgürlük mücadelesi olduğunda bu mücadelenin birleşenleriye ortak bir paydayı fiilen oluşturmaktan öte bir yol yoktur. "Cumhuriyetin kazanımları"na, özgürlükçü laikliğe sahip çıkacak güçler de başka bir yerde değildir. CHP'nin…
  11. Mesut Yılmaz 'Çiller Özel Örgütü'nü işaret ediyor!
    Mesut Yılmaz, Çiller'e de örtülü ödenek suçlaması yöneltti. Yılmaz'ın açıklamaları "Çiller Özel Örgütü" iddialarını doğrular nitelikte olduğu gibi, "Sürecin açığa çıkması için ümidimi kaybettim. Tüm yapılanlar göstermelik" sözleriyle de ‘AKP-Cemaat'in…
  12. Arap Baharı’ndan Türkiye Yazı’na
    Seçim sonrası döneme, CHP’nin risk alan (yemin etmeme) tavrı ve Emek-Özgürlük Bloku’nun boykotu ve dahası grup toplantılarını Diyarbakir’a taşıma kararı damga vuracak. Gergin bir seçim kampanyasının ardından beliren normalleşme havası…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…