Muhalefet, Direnişin açtığı yoldan yürümeli, anayasa görüşmelerinden çekilmelidir

Mehmet Özgen

16 Temmuz 2013
Muhalefet, Direnişin açtığı yoldan yürümeli, anayasa görüşmelerinden çekilmelidir

Bir iktidar 8 aydır ‘barış'tan bahsedip, atılan adımlar karşısında, kayda değer tek adım atmamış, hala 8 bin siyasetçiyi içerde tutuyorsa; bir taraftan gezi direnişine, şimdi de Mısırda'ki askeri darbeye ‘halkın iradesi' diye parmak sallarken, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerini içerde tutuyorsa; TMMOB gibi bir örgütün hak ve özgürlüklerini yasayla buduyor ve barışı 1+1'e indirgeme eğilimindeyse .. O iktidar partisiyle mecliste oturup Anayasa görüşülmez!

Gezi direnişi kısa sürede bir halk hareketine dönüştü. Parkı, ağaçları, çevreyi koruma bilinciyle başlayan pasif bir eyleme iktidarın şiddet kullanması bardağı taşıran son damla oldu. O ana kadar yanyana gelmeyen insanlar, örgütler, örgütsüzler Geziye ve eyleme sahip çıktı, polis şiddetine birlikte göğüs gerdi. Yüzbinler sokaklarda, anayollarda ırmaklaştı, Taksim'e aktı. Taraftarlar, apolitikler, politikler, gençler, kadınlar, yaşlılar direnişi büyüttü.. Sokak sokak, meydan meydan Tomalara, gaz bombalarına karşı direndiler.

Direniş Taksim'den ülkenin şehirlerine taştı. Bir araştırmaya göre yalnızca iki ilde eylem olmamıştı. 12 Eylülcülerin terör gelir korkusuyla sindirdiği kitleler korku duvarını aştı. 12 Eylül bu anlamda son buldu, onun sürdürücüsü iktidara meydan okuyarak.

Kitleler kendi güçlerinin farkına vardıkça direniş daha da serpildi. Yalnızca mevcut iktidara yönelik ilk büyük direniş değil, Cumhuriyet tarihinin en büyük halk harektiydi bu. 11 yılık AKP iktidarını ve onun tek karar vericisi Erdoğan'ı şaşkına çevirdi, kimyasını bozdu. Üstelik, diktatöre teslim olmuş medyanın üç maymunu oynamasına rağmen. Onun ördüğü kapkara gökkubbeyi, kendi elleriyle kurduğu, geliştirdiği sosyal medya ile yıkarak.

AKP İÇİN İDEOLOJİK YENİLGİ, ÖZGÜRLÜKÇÜ MODERNİTENİN PRATİK BAŞARISI
Geldikleri gibi gitmeme kararlılığı ile devlet aygıtlarını fetheden AKP, hasımlarının siyasal simgeleri ile dolu olan Taksim'e düzenlediği seferde bozguna uğradı. Bir yanında heybetli bir Kilise, bir yanında Atatürk Kültür Merkezi (AKM), merkezinde iki Sovyet subayının heykellerinin de yer aldığı Cumhuriyet Anıtı. Bu "gavur" ve "mürted-kemalist" sembollerin yanı sıra, meydan 1976'dan bu yana 1 Mayıs meydanı olarak bir "kafir-komünist" damgası da 
taşıyor. Üstelik meydanın emekçilerce geri alınması, 1 Mayıs'in tatil günü olarak kazanılması da yine AKP iktidarına karşı ve polis terörü alt edilerek gerçekleşmişti. Taksim'i 1 Mayıs'a kapatmak, AKM'yi yıkmak, 1908 devriminin rövanşını almak isteyen 31 Mart 1909'daki gerici-şeriatçı ayaklanmanın merkezi olduğundan Hareket ordusunun top atışlarıyla yıkılan ve çok sonra parka dönüştürülen Topçu Kışlası'nı Gezi Parkı'nın üstünde yeniden dikmek ve böylece meydana AKP'nin ideolojik damgasını vurmak, gelmiş geçmiş yenilgilerin rövanşını almak olacaktı. Halk karşısına dikildi, yaptırmadı..

Bu nedenle, Taksim direnişi, aynı zaamanda, Erdoğan ve AKP için, farkında oldukları ve dolayısıyla kudurganlıklarını artıran siyasi islamın bütün dayatmalarına karşı bir reddiye, bir ideolojik yenilgidir. Bu, aynı zamanda, başlıbaşına bir tartışmayı hakeden determinist modernitenin aşılması ve özgürlükçü modernitenin pratik başarısıdır. Kazlıçeşme'den başlayarak Erdoğan'ın retorik olarak da Hitler'le özdeşliğini daha çok pekiştiren kontra-mitingleri, yenilginin genişlemesini önlemek içindi.

Hareketin her cephesinde, farklı sosyal ve siyasi çevrelerden gelen direnişçiler çarpıcı, mesaj taşıyıcı örnekler verdiler. "Antikapitalist Müslüman gençlerin çağrısıyla İstiklal'de boydan boya kurulan yeryüzü iftar sofrası yalnızca, Nilüfer Göle'nin dediği gibi, "seküler Müslümanlarla dindar Müslümanları bir araya getiren yeni bir kültürel havzanın habercisi. Türkiye coğrafyası ve tarihinden yükselen ve demokratik muhayyileyi dönüştüren bir pratik" olmakla kalmıyor, ‘abdestli' kapitalizme karşı eşitlik talebini de yansıtıyordu.

HALKLARIN KARDEŞLİĞİ VE KÜRT SİYASETİNİN TAVRI
Bir başka şey, polisin saldırısı karşısında, BDP flamalı bir gencin, üzerinde Mustafa Kemal resimli bayrak taşıyan orta yaşlı bir adamın elinden tutmasıydı. Bu fotoğraf bir özlemi ortaya çıkardı. Halkların kardeşliği özlemini. Bu yüzden Diyarbakır'dan yükselen bir ses beklentisini daha çok ulusalcıların dile getirmesi anlamlıdır. Bu ses gelmedi. Hayıflandılar. Hayıflanma, negatif diline rağmen, devletin psikolojik savaş stratejisiyle zihinlerini zehirlediği kitlelerin bilincinde bir kırılma olarak değerlendirilmelidir.

45905Kürt siyaseti düne kadar kendisine karşı düşmanca bir tutum göstermiş ulusalcıların içinde yer aldığı direnişe temkinli yaklaştı. Kimi, direnişin üzerine bina edilmiş siyasal hesaplar olduğu ve bu hesapların çoğunun da ‘çözüm karşıtlığına' dayandığını dile getirdi. Bazıları, ‘15 yıldır biz gaz bombaları yerken, gençlerimiz panzer paletleri altında can verirken sizler neredeydiniz' dediler. Haklıydılar. Sosyalistlerin ve onların içinde rol oynadıkları kitle örgütleri dışında, Doğudaki devlet terörüne Batı'dan itiraz yükselmemişti. Ama yine de bu, stratejik hedefleri gözeten, ortak mücadelenin zorunluluğuna dayanan bir siyasi bilinci elbette ki yansıtmıyordu. Çünkü sözkonusu olan, onyıllardır zorla asimilasyonun bir boyutu olarak, Kürt halkına karşı inkarcı zihniyetle, şovenizmle yoğrulmuş Türk halkının eşitliğe ikna edilmesi, önyargılarının kırılmasıdır. Kürt siyasetinin Türk toplumunu ikna edici bir yaklaşımı sergileme gereğidir. Kimi politikacıların, ‘seçimle dize getirilemeyen iktidarı başka yollarla alaşağı etmek' şeklinde, gezi direnişini darbecılkle, hükümetin komplo teorileriyle ilşkilendiren yorumları, siyasi bir körlüğü olduğu kadar, milliyetçi bir refleksi de ortaya koyduğunu kaydetmek gerekir. Ama genel olarak Kürt siyasetinin tavrı direnişe eylemsiz-destek şeklinde oldu.

‘Bu iktidardan barış umulabilir mi' sorusu ve ‘barış kitlelerin örgütlü gücüyle mümküdür' argümanı etrafında yürütülebilecek bir tarıtşma bir yana.. Kürt siyasetinin bileşenlerinin gündeme koyduğu barışa yönelik askeri ve politik bir stratejinin, boyutu ne olursa olsun, belirli bir olay karşısında ani bir manevrayla değiştirilmesi beklenemez. Bununla birlikte, silahların sustuğunu ve 6 aydır süregelen bir çatışmasızlık döneminin Gezi direnişinin psikolojik koşullarına büyük bir katkı olduğunu kimsenin gözardı etme hakkı yoktur. Çatışma bölgelerinden şehit cenazelerinin geldiği bir ülke atmosferinde, ulusalcıların BDP'lilerle ve onları destekleyen sosyalistlerle yanyana gelmeleri, elinde Türk bayrağı ve Atatürk posteri taşıyanların ‘Yaşasın halkların kardeşliği' sloganı atacak bir bilinç dönüşümüne uğraması mümkün olabilir miydi?

DİRENİŞ, ALTERNATİF BİR PARADİGMA İÇİNDE DEVRİMCİ BİR İTİRAZDIR
Direnişin anlamı, sınıfsal bileşimi verdiği mesajlar üzerine daha çok tartışılacak, tartışacağız. Dikkat çekmek istediğim şey, Taksim'de patlak veren dip
ten gelen dalganın bütün ülkeye yayılması, büyük kentlerin, direniş merkezleri; parkların, doğrudan demokrasinin, halk demokrasisinin mekanları /araçları haline gelmesini nasıl okumak gerektiğidir.

Kısaca söyleyelim.. Direnişe kan veren güçlerin herbirinin temayüllerini aşan bir düzeyde gerçekleşen şey, zuhur eden alternatif bir paradigma içinde, yani özgürlükçü bir modernite evreninde Devrimci bir itirazdır. Hem katı-determinist moderniteye, hem de siyasal islama bir itiraz. Bütün halkın karar alma süreçlerinden dışlandığı, yüzde-on seçim barajıyla bu dışlanmanın katmerleştirildiği, başkanlık sistemi dayatmalarıyla oligarşik bir yönetime kapı aralayan temsili demokrasiye itirazdır. Halk artık siyasetin öznesi olmak istediğini ortaya koymuştur.

Evet, işçi sendikaları, kritik bir iki an dışında yöktular. Evet, Kürt siyaseti sözel desteğin ötesinde aktif bir katılım gösteremdi. Ancak bilmek gerekir ki, aynı hedefe, iktidara yönelik siyasi bilinç, mücadelenin ilk evresinde ortaya çıkmaz zaten. İçinde devrimci güçler yer almış ve öncülük etmiş olsalar bile, esas itibariyle spontane bir hareketten sözettiğimizi bilelim. Temenni etmekle sosyal gerçekler arasında bire bir tekabüliyet kurulamaz. Bu yüzden ulusalcıların -durumdan vazife çıkaran ‘milli merkez' gibi hareketlerin kontrolünde olmayan- bazı kesimlerinin bu ortak bilinçten uzak durması ve Kürt özgürlük hareketinin şu anki özgül koşullardan kaynaklanan tutumunu sabırla karşılamak gerekir. Çünkü bütün toplumsal mücadeleler tarihi, sadece ülkelerin ve ekonomilerin değil, sosyal hareketlerin de eşitsiz gelişme yasasına tabi olduğunu göstermiştir. Bu hem katılım düzeyinde hem de siyasi bilinç düzeyinde böyledir.

FORUMLAR ASGARİ TALEPLER PROGRAMINI TARTIŞMALI
Ancak şunun altını çizmeliyiz. Forumlarda yürütülen tartışmalar, Kürt halkının taleplerini de içeren bir genel talepler programı oluşturmayı önüne koymalıdır. Türkiye'deki devrimci siyasi mücadelede eksik olan şey, kimlik talepleriyle, emekçi sınıfların ve kentsel yaşam ve yaşam tarzı üzerindeki tahakküm biçimlerinden kaynaklanan taleplerin birbirini çelmeyecek şekilde eklemlendirilmesidir. Tartışmaların bütün temel talepleri özdeşleştirecek bir program oluşturmayı hedeflemesi gelinen noktada elzemdir. Talepler öyle formüle edilmeli ki, onların altında, işçiler, tüm çalışanlar, köylüler, tüm milliyetlerden halklar, Aleviler, müslümanlar, kadınlar, çevreciler, gençler, öğrenciler, lbgt'ler yürüyebilsin.

Halk direnişi, Ana muhalefet partisinin bugüne kadar teşhir etmeye çalıştığı iktidarın gerçekyüzünü bir kaç haftada ortaya koydu. Her yer Taksim şiarıyla Batının önemli merkezlerinde binlerce insanın gösterileri, iktidarın ve Erdoğanın gerçek kimliğini Batı halklarına da gösterdi. Erdoğan'ın bir diktatör olarak MR'ı çekildi. AKP iktidarının son bir kaç yıldır kurmakta olduğu totaliter rejimin, devlet ve toplumu siyasi islamın ideolojik normlarına göre dönüştüren yol haritasının krokisi ortaya çıktı. Böylece özgürlük ve demokrasi için muhalefet yürütme iddiasındaki partilerin mevcut politikaları büyük ölçüde aşınmış ve aşılmış bulunmaktadır. Genel olarak sol muhalefet için geçerlidir bu. 

AKP DİKTATÖRLÜĞÜ VE PARLAMENTO MUHALEFETİ

Bu diktatörlük, şu ana kadar yüzlerce insanımızı, sakat bırakmış, kör etmiş beş gencimizi de katletmiştir. İnsanlar her an yeni ölümlerin gerçekleşme ihtimali ile kaygı içinde.

Bununla da yetinmemiş, Taksim Gezi parkına sonuna kadar yasa ve hukuk çerçevesinde ve meşruiyet zemininde sahip çıkan Taksim Dayanışmasını terör örgütü muamelesi ile yargılamaya kalkmıştır. Çok daha vahimi, sol siyasetin, demokrasi mücadelesinin en önemli sosyal temeli, bilimsel üretim alanı, ülkenin zenginliliklerinin talanına, kentlerin rant alanları haline getirilmesine akılcı bir mücadele yürütegelmiş TMMOB'ni etkisizleştirmek ve mücadele araçlarından yoksun bırakarak yoketmeyi hedefleyen bir yasayı bir gecede darbeci bir anlayışla çıkarmasıdır.

Bu çok ciddi bir saldırıdır.. Eğer önüne caydırıcı bir direniş, bir siyasi hamle çıkmazsa, orada kalmayacak, bu kez sendikalara, başka kitle örgütlerine de saldırısını sürdürme cesareti bulacaktır.
Mürsi'nin gitmesiyle morali bozulan, ortadoğu politikaları bozguna uğrayan, Suriyede vekaletle yürüttüğü savaşta Esat tarafından yenilgiye uğratılan, nihayet yeni-Osmanlıcılıkla emperyal hevesleri kursağında kalan Erdoğan ve iktidarı daha da saldırganlaşacaktır..

Demem şu ki..
Ulusllararası ittifakları çözülmeye ve dolayısıyla sonun başlangıcını yaşamaya başlayan bu iktidarla oturup ne anayasası görüşülüyor? Böyle bir iktidarla demokratik özgürlükçü bir anayasa yapmanın hala mümkün olduğu nasıl düşünülebilir? ‘Masadan kalkan biz olmayacağız' demenin düne kadar bir anlamı vardı. Şimdi Erdoğan'ın suçlamalarına maruz kalmaktan kaçınmayı sürdürmek siyasi cesaretsizlik anlamına gelmeyecek mi?

Sizler, polisin öldürdüğü 5 gence ağlamanın ve iktidarı kınamanın ötesinde, hesabını sormayacakmısınız? Hiç değilse bunun için dahi aranızda bir işbirliği olmayacak mı? Direnişi gönülden desteklemenin dışında, direnişin açtığı yolda Erdoğan diktatörlüğünü yıkmak için meşru bir seçeneğiniz, direnişten güç alan, önünü açan yeni bir siyasi hamleniz olmayacak mı?

ERDOĞAN"IN SUYA GÖTÜRÜP SUSUZ GETİRME TAKTİĞİ
3-4 gün önce Erdoğan kalktı, Anayasa görüşmelerinde 48 maddede mutabakat var, muhalefet olur derse bunları çıkarmaya hazırız dedi. Ne yazık ki, kimi muhalefet sözcüleri ‘yetmez ama evet'i yeniden telafüz etti. Daha bir kaç ay öncesinde Nisan'a kadar bekleriz, "Uzlaşma olmazsa kendi anayasa taslağımızı TBMM'ye getirir referandum ararız" diye tehtid savuran Erdoğan ne oldu da "Gelin mutabık kalınan 48 maddeyi bir hafta içinde Meclis'ten geçirelim" noktasına geldi?. Bugüne kadar kaç kez muhalefetin gündeme getirdiği ve artık gelinen noktada kıymeti kalmamış TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesini, şimdi onun ağzına bir parmak bal çalmak için, bir günde değiştiriyor? Bu Mürsi'nin asıl olarak Temarrud (İsyan)'la gitmesinden, Gezi direnişinin açtığı yolun genişlemesinden duyulan korku, bu korkuyla yine gündemi değiştirme manevrası olmasın?

Bir de şu noktayı hatırlatmak gerekiyor. İster ayaklanma yoluyla ister "sessiz" (alıştıra alıştıra gerçekleşsin), her devrim ve karşı-devrim, fiili bir gerçeklik halini aldıktan sonra kendisini yasal güvence altına alır. Kendi hukukunun çerçevesini yeni bir anayasa ile ortaya koyar. AKP bu ülkede postmodern bir (karşı) devrim gerçekleştirdi. Bu karşı-devrim kendi deyişleriyle "sessiz" olduğu için, AKP politikası anayasa konsunda zikzaklar çiziyor. Ama asıl eğilimi, kendi "devriminin" hukukunu kurmaktır. Onlar açısından anayasa görüşmelerinin anlamı budur.
Öte yandan sivil bir anayasa toplumsal uzlaşmaya dayanır. Toplumun her kesimiyle yeni bir sözleşme yapmaktır. Peki Erdoğan tapulu mali saydığı toplumun yarısını diğer yarısına kışkırtmıyor mu?

"Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir." der Anayasanın 34. maddesi. Gezi direnişi boyunca Erdoğan bu maddeyi çiğnemedi mi?

ANAYASA KOMİSYONU TERKEDİLMELİDİR
Yapılması gereken Anayasa görüşmelerinden hemen çekilmektir.

Bir iktidar ve onun başı, yalana, iftiraya sarılarak, şiddeti artırarak, polislerinin yanısıra beyzbol sopalı, satırlı sivil faşistleri polis güçlerine destek vererek şiddeti vahşet boyutuna vardırıyorsa: hatta daha dün demagojiyle "şiddete karşı şiddet" diyerek şiddeti savunuyorsa, üniveristelere polisi yerleştireceğim diyorsa; halkı ve onun çıkarlarını, kenti, çevreyi koruma görevini yerine getiren kitle örgütlerine saldiriyorsa; halkın evlatlarını savunan avukatlara saldırıp itibarsızlaştırmaya çalışıyorsa; Roboski katliamının hesabını vermekten kaçıyor ve orada katledilen gençlerin terörist olabileceğini söylüyorsa; gençlerin katillerini serbest bırakıyor ve koruyorsa.. Ve hele 8 aydır barıştan bahsedip, PKK'nın attığı 10 adım karşısında, kayda değer tek adım atmamış, hala 8 bin siyasetçiyi içerde tutuyorsa: bir taraftan gezi direnişine, şimdi de Mısırda'ki askeri darbeye ‘halkın iradesi' teranaesiyle parmak sallarken, halkın oylarıyla seçilen milletvekillerini içerde tutuyorsa.. Ve dalga geçercesine barışı 1+1'e idirgeme eğilimi içindeyse.. O iktidar partisiyle mecliste oturup Anayasa görüşülmez. Hele hele en önemli sivil toplum örgütünün, bir temel demokratik kurumun (TMMOB) hak ve özgürlüklerini iki gün önce yasa ile elinden alan bir iktidarla.

Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan bir Anayasa, ancak demokrasinin asgari ilkelerine riayet eden, özgürlüklere saldırmayan, barışçı bir iktidarla yapılabilir. Bunun dışında görüşmeleri sürdürmek, bundan sonra AKP iktidarını ve Erdoğan'ı kurtarmak anlamına gelir ki, -yukarda sözünü ettiğimiz devrimci itirazı kesintiye uğratacağından- vebali büyüktür!

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Diktatörlüğün Sonbaharı
    ‘Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler!’ -Bu söz, Marie Antoinette tarafından, Paris'te ekmek kıtlığının doruğa ulaştığı esnada, kocası XVI. Louis ile birlikte kral ve kraliçe olarak Fransız tahtına geçtikleri taç giyme töreninde söylendi.…
  2. Türkiye yol Ayrımında
    Türkiye yol Ayrımında
    2 Mayıs 2018
    Kritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık deneyimlerini kesintiye uğratacak ya da toplum, içine hapsedildiği cendereyi patlatarak özgürlükçü bir paradigmanın ufkuna açılan olanaklı alternatifleri yeşerten…
  3. HDP Kongresi..
    HDP Kongresi..
    11 Şubat 2018
    HDP demokrasi mücadelesinin öncüsü ise, tek karar verici organ da kongrenin kendisi demektir. ‘İstişare’ etmek elbette gereklidir.. Ama istişare veya mutabakat kongrenin iradesinin üzerinde olamaz..   HDP, Türkiyelileşme politikası ile önce…
  4. CHP kurultayı, faşizm ve savaş
    Normalde, diktatörlüğün güç kazanmasına yarayan bu kadar büyük günahlar işlemiş, buna karşın hatalarından ders alarak yeni bir mücadele programı ortaya koymayan bir yönetimin kurultayda değişmesi gerekirdi.. Ancak.. Bu ülkede Cumhuriyeti…
  5. RTE olsa olsa Herkül’üyle henüz karşılaşmayan Cacus olabilir
    Nasıl yani, kürsüde idam edilenlerin mektuplarını okurken gözyaşı dökme sahtekarlığından sonra bu da mı olacaktı, derken kendiliğinden şu kıyaslamayı canlandırıyor zihnim: Ortada, Kürt halkına karşı, tıpkı İsrail’in Filsitinlilere yönelik kullandığı…
  6. Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    Ecevit ve Kılıçdaroğlu
    15 Haziran 2017
    Bugün faşizme karşı kararlı duruş sergilemenin yolu HDP ile, tüm solla, demokrasi güçleri ile yan yana gelmekten, birlikte davranmaktan korkmamaktan geçer. Çünkü diktatör esas olarak bu korkudan güç almakta, muhalefeti…
  7. Son darbe
    Son darbe
    17 Nisan 2017
    Adam hırsızlık yaptı, halkın parasını çaldı. ‘ Bu doğru değil’ dedin.. Adam cinayet işliyor cinayet! Hala bu doğru değil diyorsun. Sıra sana gelince ne diyeceksin? Böyle bir totaliter ideolojiye ve onun…
  8. Distopya*: Evet çıkarsa ne olocak?
    ABD emperyalizmi başkan aracılığı ile ülkeyi istediği gibi yönetebilir hale gelecek.. Resimlerde Abdülhamit’in burnu düzeltilecek.. Türklerin atası ilan edilecek. Her eve Yüce Reis’in bağlanabileceği ekranlar konacak.. Reis ‘hadi yatın.. beş çocuk…
  9. Ey Fravun'a iman edenler!
    Ey Fravun'a iman edenler!
    25 Aralık 2016
    Yanıyordu iki asker, bilmedikleri topraklara zoraki gönderilmiş iki halk evladı.. iki er.. İnsanlık yanıyordu.. Bugüne kadar geliştirdiği bütün insani değerlerle birlikte bir kez daha.  Bir kez daha düşmüştü tiranın saltanatı…
  10. Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis
    Tek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk kitlelerinin seferberliğine dayalı bir mücadele dışındaki her yol, siyasi islamla uzlaşmak, onun kuracağı faşist devlet düzeninde ‘muhalefet’ olmayı…
  11. 'Uzun Bıçaklar Gecesi' ve İç savaş provası
    Şimdi sokakları zaptetmeye çalışan bu gerici-faşist-cihadcı paramiliter gruplara karşı halkın savunmasını inşa etmek, bu darbe içinden darbe çıkaranlara, iç savaş provası yapanlara direnme hakkını hayata geçirmek yaşamsal bir görevdir. Türkiye…
  12. 14 Haziran 2016
  13. Diktatörlüğe karşı Halk Devrimi
    Çıkış yolu, resterosyonu ve darbeyi reddeden bir halk devrimidir. Halk devrimi derken, Gezi isyanı gibi bir hareketten, Gezi de eksik olanı, Kürt halkının –şimdi yok edilmek istenen- devrimci enerjisiyle kendisini…
  14. 'Devrim ve karşı-devrim'
    ''Öyle görünüyor ki, 1990’larda başlayan yeni genişleme dalgası, 1930 ve 40’lı yıllarla ölçülemeyecek derecede daha pahalı olacaktır. Kapitalizmin yeni bir “yıkıcı uyumu”nun, yeni bir dünya savaşının insanlığın ve doğanın mahfına…
  15. Nuray Mert ve ‘Faydalı salaklık’
    Aydın dediğimiz kişi, araştırmacı ve sorgulayıcı aklıyla, henüz fiilileşmemiş imkanı / varlığı ortaya çıkaran kişidir. Yani muhafazakar demokratlık yaftasının örttüğü kuvve'yi ortaya çıkarandır. Bu yaftaya ihtiyaç kalmadıktan, ‘’sesiz devrim’’ tamamlandıktan, AKP devletle…
  16. 'Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’
    Brecht, Hitler'in iktidara yürüyüş öyküsü ile gangster Al Capone'un öyküsünü örtüştürür..-- Diktatörler ve gangesterler aslında korkaktırlar. Korkutarak korkularını aşmaya çalışırlar. Psikolojideki yansıtma gibi.. Alman halkı 19.cu yüzyıl ve 20.ci yüzyılın başında…
  17. Bir de kalkmış herkesi 'sağduyulu olmaya davet' ediyor..
    Halkı yeni katliamlara, cinayetlere, entrikalara karşı savunma önlemleri almaksızın, iradesinin tezahür edeceği bir seçim olabilir mi? Gırtlağına kadar suça batmış faşist Erdoğan rejimine karşı Ortak bir direniş hattı oluşturmadan, demokratik…
  18. ’Ağlamak Bazı acılarda yetmez Bazı ölümlere’
    Her karede gülen yüzleriniz.. Büyük insanlık için bir şey yapmanın kıvancı.. Gözlerinizde kardeşlik parıltısı .. Kucaklaşmanın, çitleri yıkmanın coşkusu.. Kobani önlerinde.. Suruç'ta.. Büyük insanlığın barbarlığa karşı savunma hattında.. Yüceliğin alçaklığa…
  19. Kendi tanrısına bile ihanet eden adam..
    Yarın sandığa gittiğinizde .. Bacakları kopan çocuk ve Lisa'nın yüzü aklınızda olsun.. Bir daha koşamıyacak o.. Hüzünle bakacak cıvıl cıvıl koşuşturan arkadaşlarının ardından.. Bir daha çocuk olamıyacak.. Ki o çocuk,…
  20. AKP Faşizmi, ant-faşist cephe, HDP, BHH ve CHP
    AKP FAŞİZMİ: Sermayenin en saldırgan kesiminin iktidarı --AKP’nin 'Kristal Gecesi'--AKP ırkçılığı: 'Farkçı-Irkçılık'--‘’Üst-akıl’’-‘’Taşeron akıl'' ve 'millet aklı'  --AKP’nin çözüm süreci, Sunni İslam federasyonuna tabidir.. Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildiğinden bu yana yeni…
  21. Ya Kobane ya barbarlık!
    TARİH BİZİM SIRTIMIZDAN YAPILDI. ŞİMDİ BİZ YAZACAĞIZ TARİHİ YENİDEN --Çakalların ulumasından korkmıyacağız. Tiranların sokaklara saldığı, sömürüden değil ama kendisinin sömürücü olmayışından nefret eden lümpen ayaktakımıyla yıldıramazlar bizi..  Direniş dediğin, bir…
  22. Gezi İsyanı Türkiye'nin 1905'idir
    Her gerçek devrim, bir şekilde iç- biçimlenişini, yani kendi suretini büyük bir halk hareketi içinde ortaya koyar. Öncülerin ya da öznel iradenin rolü işte bu an’da tayin edicidir.. Tarihin ortaya…
  23. CHP’nin BOP’un resterasyonuyla uyumlu stratejisi
    CHP-MHP’nin birlikte açıkladıkları ve Cemaatin desteklediği Ekmeleddin İhsanoğlu’nun çatı adaylığını hangi bağlamda değerlendirmek gerekiyor? Ulusalcı çevreler itirazlarını laiklik, Atatürk ilkeleri vb çerçevesinde dile getiriyorlar. Bu da onların bölge dinamiklerinden kopuk…
  24. 'Yeni Türkiye' Soma madeninin altında kaldı..
    Erdoğan öyle bir stratejik hataya -Taksim'e sokmama inadına- düştü ki, artık Gezi parkına girildiği günün devrimin başlangıcı olması farz olmuştur. Şimdi bize düşen bunun fikri ve örgütsel hazırlığını yapmak. Esin…
  25. BDP/HDP Cumhurbaşkanlığı seçimi Için ne diyor?
    "KOŞULLU DESTEK" DÜŞÜNÜLEBİLİR BİR ŞEY MİDİR?  --BDP ve HDP, fiilen yolsuzluk-rüşvet-hırsızlık zanlısı olan, bunların ortaya çıkması ve soruşturulmasının önüne türlü engeller çıkaran, kısacası kendisini ve iktidarını aklamayı reddeden, ayrıca savaş…
  26. En uzun gün ve olasılıklar
    Yolsuzluk operasyonları, Suriye üzerine savaş planları, provokasyonlar, sadece hükümet üyelerini değil, ilişkili sermaye gruplarını, sivil-asker bürokrasinin üst tabakasını suç ortağı durumuna düşürmüştür. Tarihte hiç bir devlet yönetimi, 2.dünya savaşının sonrasında…
  27. HDP, CHP'nin oylarını mı bölüyor?
    Henüz belirgin bir stratejiden yoksun olsa bile, sol ve sosyalistler, demokratlar, ilericiler, kısacası Gezinin tüm bileşenleri HDP'ye oy vermelidir. Halkların, ezilenlerin ve sömürülenlerin faşizme direniş blokunu geliştirmek ve yüksetmek için..…
  28. İsyanın adı Berkin-
    İsyanın adı Berkin-
    12 Mart 2014
    "Söz bitti" gerçekten.. Bu söylem neredeyse slogana dönüştü.. Adaletsizlik ve zulüm karşısında öfkemizin kabardığı her defasında, her acımızda tekrarladığımız.. Ve tekrarladıkça unutuşa dönüşen.. Mehmet ÖZGEN Gereğini yapmadıkça unutuşa dönüşür her…
  29. 'Paralel devletler', koku-tutulması ve devrimci kopuş
    ERDOĞAN KLİĞİ ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTÜ İLAN EDİLEBİLİR --Erdoğan'ın Ömer El Beşir konumuna düşürülmesi ve bu uluslarası kompleks hamleyi bir adım sonra AKP'nin, 28 Şubat sürecinde RefahYol iktidarının yıkılmasını sağlayan DYP'nin…
  30. Devlet ikiye mi bölündü yani?
    Böyle diyenler var. Oysa devlet iktidarı içinde rollerin paylaşım savaşının ikinci raundu bu.. ilki MİT müsteşarı Hakan Fidan'ı hedef alan operasyondu.. Hükümet onu jet hızıyla Meclisten çıkardığı yasayla etkisiz kılmıştı..…
  31. Marksist Devrimci olarak Mihri Belli
    Mihri Belli kimdir? Adı, Türkiye sosyalist hareketinin günışığına çıkıp yeniden kitlesel ölçekte kurulduğu 1960'larda, ortaya attığı Milli Demokratik Devrim stratejisiyle özdeşleşen; düşünceleri, eylemleri, yetenekleri, başarıları ve başaramadıklarıyla sosyalist hareketin içinde ve…
  32. Erdoğan-Barzani ittifakı: 'İslam' kardeşliği
    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Diyarbakır buluşmasında Eroğanın sarfettiği "dağdakilerin inip, cezaevlerinin boşalacağı" cümlesine açıklık getirdi: "Terör bitsin, silahlar teslim edilsin biz de üzerimize düşeni yapalım". Bu, AKP'nin bundan sonra izleyeceği…
  33. Cumhurbaşkanı ve başbakanıyla devletin linç girişimi!!
    Kabul edelim ki, 'sözlü saldırı' var. Ortada konuşan bir "kız" öğrenci var! Cumhurbaşkanı, Başbakan, YÖK başkanı, bakanlar, taraf sendikalar, televizyonda açık oturumlar, proflar. Noluyoruz? Bu nedir? Bu açıkça, bir ya da…
  34. 'Kimyalı' mı 'Kimyasız' mı?
    Ey büyük insanlık! Demokrasi kralları, monarşi kralları, silah ve petrol şirketleri, medya patronları ve onların coğrafyamızdaki "islamcı" hempaları, hocaları, ilahiyatçıları, bilumum kan emici, haydut, soyguncu ve "ırz düşmanları" hep birlikte…
  35. Başka coğrafyanın çocukları: Rojavalı çocuklar
    ROBOSKİ NEREDEYDİ, ROJAVA NEREDE? --'Denize düşen yılana sarılır'dan vazgeçilmelidir. Halkların kardeşliğinin, halkların ortak mücadelesiyle mümkün olduğunu, bunun da Gezi direnişiyle RUH İKİZİ olmaktan geçtiğini anlamak gerekir artık. Uzun zaman önce…
  36. Yanıyor insanlık hâlâ!
    Sivas'ta Madımak'ta yaşananlar, insanlık tarihinde örneğine az raslanan din adına işlenen büyük bir vahşettir. İnsanlığın vicdanı ve ahlaki değerlerini altüst eden bir vahşet. Bu vahşeti basitleştirenler, üzerini örtemeye, unutturmaya ve…
  37. 25 Haziran 2013
  38. Belli ki, geldiğiniz gibi gitmeyeceksiniz!
    BUGÜN YENİ BİR TARİH BAŞLATTINIZ FARKINDA OLMADAN! NO PASARAN DİKTATÖR, NO PASARAN! --Tayyip Sultan'ın, bir iç savaş ordusu olarak kullandığı kolluk kuvvetleri karşısında HALK GÜÇLERİ yenilebilir. Orada olan ANALAR, tanık olabilir,…
  39. 'Bir kaç çapulcu' kim?
    'Bir kaç çapulcu' kim?
    2 Haziran 2013
    Senin bir kaç çapulcu dediğin; İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de, Antalya'da, Çanakkale'de,Türkiyenin heryerinde, Türkiyeliler'in varolduğu bütün dünya kentlerinde senin diktatörlük teşebbüsatına HAYIR diye haykıran yüzbinler mi? Yoksa kefenine cep dikenler mi? On…
  40. İlle de Roboski!!!
    İlle de Roboski!!!
    6 Ocak 2013
    CHP, sorumluları bu kadar ayan beyan ortada olan bir katliam için gensoru mekanizmasını neden işletmez? Başbakan bu kadar açık şekilde suçlu pozisyonundayken neden onu Mecliste ve halkın önünde hesap vermeye…
  41. Cumartesi.. Cumartesi..
    Cumartesi.. Cumartesi..
    25 Kasım 2012
    Bu ülkede ne zaman ki, işkencede, gözaltında, faili meçhul cinayetlerde kaybedilenlerin hesabı sorulmaya başlanır, bu hesabı gören "özel yekili" mahkemeler kurulur: ne zaman ki mecliste Kayıpları Araştırma Komisyonu kurulur, bu…
  42. Ruhu alçalan toplum
    Ruhu alçalan toplum
    29 Ekim 2012
    Bu "manzara" aynı zamanda bu toplumun çıplak bir resmidir, röntgenidir hatta. Bütün insanı değerleri, çare olmak ve bulmak için koşuşturan bir avuç insanda toplasmış ve onların bu toplum bedeninde bir…
  43. Tezkere provokasyonu
    Tezkere provokasyonu
    4 Ekim 2012
    Türkiye sadece bir savaşa değil, Hitler ve Mussolini benzeri tek adam diktatörlüğüne doğru gidiyor. Üstelik bu savaş sadece devletler arasında değil, halklar ve mezhepler arasında bir savaşa dönüşecek. Bu diktatörlüğe…
  44. Alçaklığın dayanılmaz irtifası..
    Patlamaya karşı tepkiyi, daha ilk saatlerde kin ve nefret söylemine dönüştürüp halkın bir kesimine, Kürtler'e karşı yönlendirmek, hem en az bu insanlık suçu kadar halk düşmanlığıdır, hem de saldırının gerçek…
  45. Aygün neden kaçırıldı?
    Aygün neden kaçırıldı?
    13 Ağustos 2012
    Tarihsel gelişme, imkanı genellikle tehlike ve büyük risklerle bir arada verir. Politik öngörü ve liderlik, onu bu tehlike ve riskler içinden çıkarıp realize etmekte kendini gösterir..Kılıçdaroğlu, sorunun gündeme getirilmesi için "iklimin…
  46. Savaş kışkırtıcılığı suçtur!
    TCK'nun 306. Maddesinde 'Türkiye'yi savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak şekilde yabancı bir devlete karşı hasmane hareketlerde bulunan' kimselere ‘beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası, "Fiil sonucu savaş meydana gelirse…
  47. CHP Kurultayı ve Devrimci Cumhuriyet
    CHP, ilericilerle, sosyalistlerle, Kürt siyasal hareketiyle; Mehmet Bekaroğlu'nun, İhsan Eliaçık'ın temsil ettiği anti-kapitalist Müslüman hareketiyle, yerel seçimlerden başlayarak güç birliğini gündemine koymalıdır. demokratik, özgürlükçü, laik ve sosyal bir halk cumhuriyeti…
  48. Mızrağın ucundaki 'Islam' ve biyopolitiği
    Erdoğan ve AKP'nin kurduğu düzende "kadının adı yok." Erdoğan'ın, ısrarla kadın yerine anne sözünü kullanması bu bilincin dışavurumudur. Kadının görevi nice erdoğanlara annelik etmektir, o kadar. Hadi gel de anlat..…
  49. 'Ceddin deden, neslin baban..'
    Chicago'dan İstanbul'a dünyanın bütün sokakları NATO'culara karşı birleşiyormuş bugün. Manhattan'da mehteran bandosuyla Türk Günü yürüyüşü yapılıyormuş.."Çokyıldızlı beyler beyi haykırdı ilerle / Bir yaz günü geçtik Manhattan'dan kafilerle." Sanırım kimse, metrix'in…
  50. Post-modern darbeden postmodern faşizme -Faşizm yargılıyor
    Halkın inaçlarını kullanarak onun sırtına binenler, ona takla attıranlar değil; onuruna, değerlerine sahip çıkan, çıkarlarının bilincinde bir halk hareketi ve onun temsilcileri bizzat yargılayan olmadığı sürece, bu tiyatronun yeni sahnelerini…
  51. Post-modern darbeden postmodern faşizme
    Yükselen bütün sınıflar gibi, postmodern/muhafazakar burjuvazi de, eski iktidar blokunu değiştirme ve bunun için gerekli hegemonyayı tesis etme süresince demokrasi söylemlerine ihtiyaç duyar. Egemenliğini garantiledikten sonra bu söylemlere de, onları…
  52. Bu başbakan kimin başbakanı?
    Artık katliamın affına "hayırlı olsun" diyen bir Başbakan var Türkiye'nin başında! Ey Başbakan! Bilesiniz ki, yanmakla tükenmez bu ülkenin güzel evlatları. Bir gider bin geliriz! Bu dava "divan"a kalmayacak! Erdoğan, Sivas…
  53. Devlet iktidarının yeniden paylaşım savaşı
    Böylece Özel yetkili savcıların açtığı ve Özel yetkili Mahkemelerin sürdürdüğü Ergenekon, KCK ve Devrimci Karargah davalarının hukuki meşruiyeti de ortadan kalkmış oluyor. Polis ve yargının, AKP iktidarının bir "siyasi sopası"…
  54. Dersim, CHP ve Faşizm
    Dersim, CHP ve Faşizm
    29 Aralık 2011
    Eğer özür, tüm katliamların arkasındaki politik düşünceyle, yani tekçi-ulus anlayışı ile, zorla asimilasyonla hesaplaşmanın bir ifadesi olarak dile getirilseydi o zaman özür olurdu.. Bugün Ermeni "Soykırım"ini kabul etmeyenlere ceza öngören…
  55. Kürt sorununda 'Osmanlı'da oyun çok'
    Eski düzen, bir tür post-modern "devrim"le çökertilmiştir. 1. Cumhuriyet bitmiştir; yerine "Ilımlı" İslam Cumhuriyeti ikame edilmektedir. Bu "devrim"i tamamlamanın önündeki tek engel, asıl direnç noktası, Ortadoğu'nun en modern hareketi olan…
  56. Adını siz koyun..!
    Adını siz koyun..!
    8 Ekim 2011
    Bu resme iyi bakın.. Dikkatle bakmak gerçekliğin tümünü görmeyi sağlar. Çünkü anlamak ve anlamlandırmak için eksik olan bir şey yok.. Çünkü görüntüyle aranızda hiç bir perde yok.. Yerde yatanların giysileri,…
  57. “Laiklik kesinlikle ateizm değildir” Öylemi?
    Türkiye açısından toplumun yüzde-50'sinin rızasını alan iktidarın, diğer yüzde-50'nin arıza çıkarmamasına yönelik bu söylemi yeni bir "açılım"ın işareti gibi görmek, tek kelimeyle gaflettir, Erdoğan'ın tuzağına düşmektir.   Başbakan Erdoğan'nın Kuzey…
  58. 90’nında devrimci delikanlı*
    Asıl önemli yan, sosyalizm mücadelesine devrim bilincini taşımış olmasıdır. Oyların yüzde 51'ini alarak iktidar olmayı hayal eden egemen zihniyeti kıran ve iktidar mücadelesinin gerçek mahiyetini kavramaya sevkeden onun devrimci tutumudur.…
  59. Yanıyor insanlık hala!
    Yanıyor insanlık hala!
    3 Temmuz 2011
    * Eğer siz, babanızın veya kardeşinizin ya da oğlunuzun/kızınızın yanında onun katilinin de ismini görürseniz ne hissedersinz? Hızla yükselen bir öfke dalgasıyla bütün insanı duygularınızın iğfal edildiği hissine kapılmaz mısınız? İsyan…
  60. Türkiye Dönüm Noktasında
    Türkiye, özellikle 12 Eylül’de yapılan Anayasa referandumundan sonra kesin bir dönüm noktasına (critical point) geldi. Yargının iktidarın denetimine geçişi tamamlandı. Emniyet teskilatı zaten cemaat örgütlenmesinin kontrolündeydi. TSK içinde de faaliyette…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…