12 Eylül'ün diğer yüzü: Darbe muhalifi askerler

11 Eylül 2020
12 Eylül'ün diğer yüzü: Darbe muhalifi askerler

Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER) 12 Eylül 1980 askeri darbesinin 40'ıncı yıldönümünde, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarını da hükümsüz hale getirecek yasal düzenleme yapılması için kampanya başlattı. 12 Eylül döneminde üsteğmen olan ve görüşleri nedeniyle ordudan "res'en" emekli edilerek 90 gün gözaltında işkence gören ve derneğin genel başkanı olan Çetin Ali Nergis, kampanyaya ilişkin, "Bir demokrasi isteğinin de yansıması olarak görüyoruz" dedi.

 Resmi rakamlara göre 650 bin kişinin gözaltına alındığı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendiği, 14 kişi cezaevlerindeki açlık grevlerinde, 171 kişinin ise sorgularda ve işkencelerde can verdiği 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 40 yıl geçti. 49 kişinin de idam edildiği darbenin 40’ıncı yıldönümünde Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER), 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarını da hükümsüz hale getirecek yasal düzenleme yapılması için bir kampanya başlattı. Kampanyayı ‘demokratik kamuoyunun gözü, kulağı, sesi, dili, eli olan demokratik kitle örgütleriyle birlikte’ yürütmek istediklerini belirten dernek, ortak kampanya önerimizin kabulü demokrasi güçlerine güç ve umut aşılayacağını vurguluyor.

 Cihan Başakçıoğlu'nun Duvar'daki haberi..

KAMUOYUNA ÇAĞRI: ‘DARBELERLE AYRIMSIZ HESAPLAŞILMALIDIR’

“Darbelerle ayrımsız hesaplaşılmalıdır! Sıkıyönetim mahkemelerinin kararları yok sayılmalıdır” başlıklı bildiri yayınlayan dernek kampanyaya dair yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin defalarca askeri darbelere maruz kaldığını ve bu darbelerle yüzleşilmedikçe 15 Temmuz darbesinin de aydınlatılamayacağını belirtti. Dernek açıklamasında şu ifadelere yer verdi;

“Derneğimiz, tüzüğünde yazılı olduğu üzere, ‘Diktatörlüğe, darbelere ve militarizme karşı demokrasiyi ve insan haklarını savunmak, insanlık suçlarının önlenmesi ve faillerinin yargılanması için çaba göstermek; haksız idari kararlarla re’sen emekliye sevk edilen kamu personelinin ve okullarıyla ilişiği kesilen öğrencilerin haklarını elde etmek, demokratik kamusal bilince katkıda bulunmak’ için mücadele etmektedir. Ülkemiz ne yazık ki defalarca askeri darbelere maruz kalmıştır, günümüzde de sivil darbe sürecini yaşamaktadır. Darbelerle topyekûn hesaplaşılmadıkça, güncel olarak da 15/16 Temmuz darbe girişimi aydınlatılmadıkça ülkemizde demokrasinin inşası mümkün değildir. Darbelerle yüzleşme ve hesaplaşma vesilesi olabilecek girişimler ve adımlar ne yazık ki güncel siyasal çıkarlar uğruna heba edilmektedir. Son olarak, 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam cezasına çarptıran özel mahkeme Yüksek Adalet Divanı kararlarını hükümsüz hale getiren ve bu kararlardan doğan zararların tazmin edilmesini öngören 7248 sayılı yasa 1 Temmuz 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bu yasa gündeme geldiğinde ve TBMM’de görüşülürken, darbelerle hesaplaşılacaksa 27 Mayıs darbesiyle sınırlı kalınmaması, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleriyle de hesaplaşılması gerektiğini vurguladık, bu bağlamda sıkıyönetim mahkemeleri kararlarını hükümsüz hale getirecek bir önerinin yasaya eklenmesini önerdik. Ancak bu yoldaki çabamız TBMM’de karşılık bulmadı. ADAM-DER olarak, darbe dönemi mahkemelerinin kararlarının hükümsüz hale getirilmesini, darbelerle hesaplaşma bağlamında yeterli bulmasak da önemsiyoruz. Bu nedenle, 12 Eylül darbesinin 40’ıncı yıl dönümünde, 12 Mart ve 12 Eylül darbeleri sıkıyönetim mahkemelerinin kararlarını da hükümsüz hale getirecek yasal düzenleme yapılması için demokrasiden yana örgütlere ortak eylem önerisinde bulunma kararı aldık.”

‘SOLCU’ OLDUKLARI İÇİN ATILMIŞLARDI 

12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbeleri döneminde “solcu” oldukları gerekçesiyle Türk Silahlı Kuvvetleri’nden atılmış askerleri temsil eden Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği (ADAM-DER), diktatörlüğe, darbelere ve militarizme karşı demokrasiyi ve insan haklarını savunmak üzere mücadeleyi temel alıyor. İnsanlık suçlarının önlenmesi ve faillerin yargılanması için çaba harcayan dernek tüzüğünde, “Haksız idari kararlarla re’sen emekliye sevk edilen kamu personelinin ve okullarıyla ilişiği kesilen öğrencilerin haklarını elde etmek, korumak, geliştirmek ve bu durumdaki kimseler arasında yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak, demokratik kamusal bilince katkıda bulunmak derneğin belirli amacıdır” diyor.

ORDUDAN RES’EN ‘İHRAÇ’ EDİLEN BİR ÜSTEĞMEN…

Derneğin genel başkanı Çetin Ali Nergis de o dönem ordudan ihraç edilen bir “üsteğmen”. 1983 yılında üçlü kararname ile “res’en” emekli edilen Nergis, polise teslim edilerek Ankara ve İstanbul’da 90 gün gözaltında kaldı. “O dönem yargı kararı olmaksızın doğrudan sıralı sicil amirlerinin kararıyla solcu olduğu gerekçesiyle birçok insan ordudan uzaklaştırıldı” diyen Nergis, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“90 gün süreli bir gözaltım oldu. Ankara ve İstanbul’da. Bazı arkadaşlarımız üç dört kez turladılar. Burada polise teslim edildik. Polis sorgularından geçtik. Hep daha derinlerde bir şeyler aradılar. Ancak baktılar bunun sonu yok 1984 yılında da durdurdular artık. O tam bir cadı avına dönüşmüştü. Kim bizlerle irtibat kurmuş görüşmüş, kim okulda solcu diye fişlenmiş hepsini temizlemek istediler. O dönem bütün toplumun muhalif kesimleri, devrimciler, yurtseverleri, darbeye karşı olanları neler yaşadıysa biz de benzer şeyler yaşadık. İşkenceli sorgular, uzun gözaltı süreleri bu tür şeyler yaşadık. Benim dışımda arkadaşlar uzun süreli Metris ve Mamak cezaevlerinde de kaldılar. Hatta oradaki açlık grevlerine katıldılar. Tek tip elbise protestosuna katıldılar. Çok yaygın bir fotoğraf vardır. Mahkemeye don atlet çıkan bir grup. Onlar bizim asker arkadaşlarımdır. Ön sıradakiler şu anda da derneğimizin üyeleri.”

‘BU KAMPANYA DEMOKRASİ İSTEĞİNİN BİR YANSIMASI’

Ordudaki ‘FETÖ’ yapılanmasının temelinin de 12 Eylül darbesine kadar uzandığını ifade eden Nergis, “İlerleyen yıllarda ordu içerisinde bu FETÖ örgütlenmesi nasıl oldu? İçindeki solcuları o dönem temizleyerek ve yer açarak. Bunların hep planlı olduğunu düşünüyorum. Biliyorsunuz 1980 cuntası geldiğinde hiç o güne kadar olmayacak biçimde cuntanın lideri ayetler okuyordu. Ilımlı İslam’a yol açıldı ve bugüne geldik. Bunların tesadüf olmadığını düşünüyorum” dedi.

Son olarak tüm kamuoyuna başlattıkları demokrasi arayışına destek olmaya çağıran Nergis şunları söyledi:

“Kampanyanın başlangıcı olarak bu cumartesi günü saat 14.00’te Kadıköy İskele’de bir basın açıklaması yapacağız. Biz bütün yurttaşları da oraya davet ediyoruz. Bütün demokrasi güçleriyle orada buluşmak istiyoruz. Geçmişimizi hatırlayamazsak bugüne nasıl geldiğimizi eğer anlayamazsak buradan çıkışımız da pek mümkün olmayacak diye düşünüyoruz. Bu anlamda bu kampanyamız sadece darbelerle hesaplaşmaktan öte bir anlam taşıyor. Bir demokrasi isteğinin de bir yansıması olarak görüyoruz. Bu darbelerle hesaplaşmazsak bu karanlıktan çıkamayacağız. Çünkü zaten şu anda da bir darbenin içerisindeyiz. 15 Temmuz’u fırsat bilip 20 Temmuz darbesi yapıldı. Normal koşullarda halen değiliz.”

‘GÖRÜŞLERİMİZDEN DOLAYI ATTILAR, DİSİPLİN NOTUNU BAHANE ETTİLER’

ADAM-DER Kampanya Direktörü Muhsin Dalfidan ise o dönem harp okulu son sınıf öğrencisi. 1980 yılı Ocak ayında “darbenin ön hazırlığı” sürecinde sol görüşlü olduğu gerekçesiyle ordudan atılan Dalfidan, “Görüşlerimizden dolayı attılar. Yüzüme söylenen bu ama kağıt üzerinde bu değil. Kağıt üzerinde disiplin notunu sürekli bir bahane bularak düşürdüler. 150 olan disiplin notunu 1 ay içerisinde -85’e düşürdüler” diyor. Atıldıktan sonra ise asıl sürecin başladığını ifade eden Dalfidan yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Atıldıktan sonra gözaltına alındım 6,5 ay Mamak Cezaevi’nde kaldım. 6,5 ay sonra mahkeme yapıldı ve bu süreçte Ankara DAL’da işkence gördük. 6,5 ay sonra ilk mahkemede beraat ettik. Daha sonra 1981 yılında tekrar gözaltına alındım. Orduda atılmalar ağırlıklı olarak 1981 yılında başlamıştı. Yeni atılanlarla beraber tekrar bizi gözaltına aldılar. Yılbaşını İzmir Emniyeti’nde geçirdim. Sonra Ankara Emniyeti’ne sevk edildim. 48 gün gözaltında kaldık. Yine Mamak Cezaevi’ne konulduk daha sonra ara tahliye ile tahliye olduk.”

Kampanya ile ilgili tüm demokrasi güçlerine çağrıda bulunan Dalfidan, “Biz bu kampanyayı aslında sendikalar, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve demokratik kitle örgütleri ile ortak yapalım çağrısında bulunduk. Ortak yapmak istemiştik. Hemen hemen hepsi belirli noktalarda destek verebileceklerini söylediler. Biz bu kampanyamızda da sonraki demokrasi mücadelemizde de tüm emek demokrasi barış ve özgürlük güçlerinin ortak hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Çağrımızı yineliyoruz” dedi.  

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…