'Yeter Artık, Kapat Çeneni'

Gamze Şimsek

8 Mart 2020
'Yeter Artık, Kapat Çeneni'

Kapatıyor gözlerimi ve tüm dünya kadınlarını düşünüyorum.. Sayılar uçuşuyor zihnimde, 407, 440, 474… Cansız bedenleri ile gazetelere manşet olan, kâh sokak ortasında satırla doğranan, kâh saatlerce işkence görüp, vücudu parçalara ayrılan, boğazı kesilen, sırtının tam orta yerinden bıçaklanan kadınlar.

Hindistan’da regl olan tekstil işçisi kadınlara yasa dışı ağrı kesiciler verilirken, Mısır’da kadının cinsel hazzını engellemek için yapılan sünnetler ile küçücük kız çocukları ölüyor. Kamerun’da erkekler tarafından daha az arzu edilsinler diye, anneler sıcak taşlarla kızlarının memelerini ütülüyorlar. Slovakya’da kürtaj olmayı düşünen kadınlara ultrason görüntüleri izletilip, hatta stetoskopla bebeğin kalp atışlarının dinletilmesini zorunlu kılacak yasa tasarısı oylamaya sunuluyor.

El Salvador’da tecavüze maruz kalan ve bebeği ölü doğduğu için ‘ağırlaştırılmış cinayet’ ile yargılandığı davada beraat eden Evelyn Hernandez’in gözyaşlarında 30 yıl yaş alıyorum sanki…

Tecavüz sonucu hamile kalınması ile ilgili soruyu, "Tecavüz edeni getir, cezasını ver. Ama karındaki çocuğun suçu ne? Onu da devlet alır, büyütür çocuğun haberi bile olmaz. Diyen İ. Melih geliyor aklıma… 

Kentsel kadın işsizliğinin 37% ye ulaştığı ülkemde, her konuda “fikri” olan ve yayımladığı 'Aile' dergisinde yer alan 'Tasarruflu pazar alışverişi nasıl yapılır?' başlıklı yazıda, "Ucuza almak için akşam saatlerini bekleyin" diye öneride bulunan Diyanet İşleri Bakanlığı’nın bütçesi ise 2020 yılında 34% artırılarak 7.7 milyar liradan 10.5 milyar liraya çıkarılıyor.

Küresel servet sahipleri, ucuz işgücü ve emek sömürüsü ile servetlerine servet katarlarken, kadın pedine ve hijyen ürünlerine erişim sorunu yaşanan Kenya’da regl kanının kıyafetlerine geçmesi üzerine, öğretmeni tarafından kirli denilerek aşağılandığı için intihar eden 14 yaşındaki kız çocuğunu hatırlıyorum.

Asırlar öncesinden William Shakespare’in ünlü eseri Macbeth’in sayfalarından fırlıyor Lady Macbeth ve kulağımı tırmalayan sesiyle yırtıyor ortalığı

“Çık elimden, korkunç leke. Çık, çık, çık diyorum sana.

Bu bir… Bu iki… Tamam:  haydi şimdi. “

Sayılar uçuşuyor zihnimde, 407, 440, 474… Cansız bedenleri ile gazetelere manşet olan, kâh sokak ortasında satırla doğranan, kâh saatlerce işkence görüp, vücudu parçalara ayrılan, boğazı kesilen, sırtının tam orta yerinden bıçaklanan kadınlar.

Sonrası …

Kan… Bu akan kan, dünyada yaşanan ve yaşatılan onca zulmün kanıtı değil de sanki bu gerçekliği örten bir şal.

Devam ediyor, Lady Macbeth, “Yazıklar olsun! Bir asker korkar mı hiç? Ne diye korkuyorsun bilinmesinden? Kimin haddine bizden hesap sormak?” 

Ve Şili’den yayılan Las Tesis dalgasına Türkiye’den ses veren kadınların yaptıkları eylem sonrası tutuklanması geliyor aklıma,  Ankara Üniversitesi’nde okuyan 7 öğrencinin Las Tesis dansına katılmaları gerekçe gösterilerek burslarının kesilmesi bir de.

Ve Lady Macbeth bir daha tüm ”azametiyle” sesleniyor, “kimin haddine bizden hesap sormak..?”

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un emeklilik planını, Paris senfoni Orkestrası eşliğinde Kuğu Gölünden sergiledikleri bir dans kesiti ile protesto eden Paris opera çalışanı balerinler ve sahnede asılı pankartlardaki yazılar. “Paris operası grevde, Kültürümüz tehlikede”

Hemen yanı başında Şili’li pandomim sanatçısı Daniela Carrasco ile Parisli Balerinleri izliyor, Balerin Ceren Özdemir. Nakledildiği yarı açık cezaevinden kaçan suçlunun bıçak darbeleri ile ölmeden önce, kuğu gölü balesini izlerken neler hissediyordu acaba Ceren diye düşünüyorum.  O ise,  Şili’de gözaltına alındıktan sonra işkence edilmiş cansız bedeni bulunan Daniela’ya dönüyor ve “biliyor musun” diyor, “Arjantin’de kadınlar senin için nasıl mücadele ediyorlarsa sokaklarda, benim ülkemde de kadınlar, benim katilimin müebbet hapis cezası alması için mücadele ettiler. Çünkü ülkemde adaleti sağlamakla görevli olan yargı mensuplarına, ‘bu kanunların sayfaları arasındaki maddelere değil, vicdanınızın sesine kulak verin" diyen yöneticiler var. Ve adaleti mahkeme kapıları yerine sosyal medya aracılığı ile arayan mağdur yakınları…”

Ve Lady Macbeth başlıyor tekrar. “Kimin haddine bizden hesap sormak”

Nasıl unutmuyorsak, 1857 yılında Amerika’da tekstil işçisi kadınların çalışma şartları için mücadele ettiklerini… Nasıl unutmuyorsak, Triangle gömlek fabrikasında çıkan yangından kurtulmak için 8.inci kattan atlayan o kadınların yere düştüklerinde cansız bedenlerinin çıkardığı sesi, 2020 yılında Tayvan’da o çok bilinen büyük Amerikan markaları için kot pantolon üreten kadınların, iş güvencesi ve terfi karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığını da unutmayacağız biz kadınlar…

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne çok az bir zaman kala unutmayacağız, hükümet yöneticilerinin 2. Yargı paketinin içinden bize çıkarmak istediklerini.

Unutmayacağız çocuk tecavüzcülerini aklamak istedikleri için, tecavüz mağdurlarını tecavüzcüleri ile evlendirme planlarını nasıl sinsice işlediklerini.

Unutmayacağız, bu ülkede kadınların en çok kendilerine yeni bir hayat kurmak istedikleri, eşlerinden boşanmak istediklerinde en yakınlarındaki erkekler tarafından katledilerek öldürüldüklerini. 

Unutmayacağız hükümet yetkililerinin boşanmak isteyen kadınların önüne “arabuluculuk” engelini çıkartarak, boşanma haklarını ellerinden almak istemelerini. İstanbul Sözleşmesi 48 inci maddesinin her türlü şiddet olayıyla ilgili olarak, arabuluculuk ve uzlaştırma da dâhil olmak üzere, zorunlu anlaşmazlık giderme alternatif süreçlerini yasakladığını unutmayacağız. Ortalama nafakanın 300 TL civarlarında olduğu, çoğunlukla da tahsil edilemediğini ama bununla birlikte kadınların nafaka hakkına göz diktiklerini unutmayacağız.

Kirli politikalarını devam ettirmek için kucaklarında ve karınlarındaki çocuklarıyla mülteci kadınları oradan oraya sürdürdüklerini, hayatlarıyla nasıl oynadıklarını unutmayacağız.

Adolf Hitler’in propaganda şefi Dr. Joseph Goebbels, Nazilerin kadın politikasını tek cümlede özetliyordu: “Kadın için öncelikli, en iyi ve ona en uygun yer ailedir; onun yerine getirmesi gereken harika bir görevi vardır: Halka çocuklar armağan etmek!”

Bizler de unutmayacağız, militarist politikalarının kabul görmesi için halkın manevi ve milli değerleri üzerinden adım adım inşa ettikleri faşizmi,  analığı kutsallaştırıp, doğurduğumuz  evlatları bizlerden aldıklarında, vatan sevgisini istismar ederek “şehitler tepesi boş kalmayacak” dediklerini.  

Unutmayacağız bu topraklarda barışa en çok kadınların ihtiyacı olduğunu ve aklımızdan hiç çıkarmayacağız, kadınların birlikte olunca ne kadar güçlü olduklarını. Kadın hareketinin yüzyıllar süren hak mücadelesinin sokaklarda gerçekleştiğini ve meydanları bize kapatsalar da o meydanları inadına zorlayacağımızı.

Unutmayacağız Meksika’da 25 yaşındaki Ingrid Escamilla’nın 46 yaşındaki Erik Francisco Robledo tarafından öldürülmesini ve ardından 7 yaşındaki bir kız çocuğunun okul çıkışı trafiğe takılan annesini beklerken kaçırılarak öldürülmesini. Ve hep hatırlayacağız, bu tırmanan şiddet olayları sonrası Meksika’da kadınların Anayasa Mahkemesi’ni nasıl ateşe verdiklerini…

Kulağımıza küpe yapacağız19 yaşında öldürülen María de Jesús Jaime Zamudio’nun annesinin “Benim kızımı öldürmeden önce, daha birçok kadını öldürdüler. Peki, biz ne yapıyorduk? Ağlayıp dikiş dikiyorduk. Artık bu sona erdi! Sessizliği çoktan bozduk! Ailem, kendim ve kızım için adalet talep ediyorum! İsmi unutulan kadınlar için de adalet talep ediyorum! Çünkü her gün bir kadın daha öldürülüyor.” dediğini..

Yüzyıllar boyu eril hegemonya tarafından sırtlarına yükledikleriyle dünyanın her yerinde patriyarkaya karşı savaşmış olan tüm kadınların anısına ve onların açtığı yoldan ısrarla yürümekte olan kadınlara omuz vermek adına

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde unutmayacağız nerede olmamız gerektiğini…

Ve şayet,  Lady Macbeth tekrar  “Kimin haddine bizden hesap sormak” demeye  yeltenirse,

“Yeter Artık, Kapat Çeneni” , diyeceğiz ona.

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Madımak ve insanlığı yakan zihniyet
    Kurduğunuz sistemlere yakıt olması adına yaktığınız ateşlerle katlettiğiniz canların yaşanmamışlıklarında nefes aldığınız her an, insanlık onurunun ayaklar altına alınmasıdır. Yanık et kokusu burnunuzdan hiç eksik olmasın, lakin yanan insan tarafınızdır...…
  2. Kadınlar ve bekçiler
    Kadınlar ve bekçiler
    7 Haziran 2020
    Tüm toplumu tehdit eden bu oluşum, bilhassa kadınlar açısından çok tehlikeli sonuçlara varabilecek bir kurum haline gelecektir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini hedeflemeyen hiçbir uygulama kadınların yararına olmayacaktır. Kentlerin cinsiyetleri vardır ve…
  3. Kesişen Hayatlarımız
    Kesişen Hayatlarımız
    5 Haziran 2020
    Bugünden geçmişe bakınca ne denli acıyor içim bir kadın olarak; Antik Yunan’da vatandaş sayılmayan kadınlar, Roma’da kuluçka makinasından başka işlevi olmayan, yasal işlemleri için vasi tayin edilen kadınlar. Ortaçağ’da  acımasızca…
  4. Zordur ülkemde işçi kadın olmak
    Siz hiç yangından kurtulmak için 8. Kattan atlayan  kadınların yere çarpan  bedenlerinin sesini duydunuz mu? Siz hiç parmağınızı kaptırmamak için makineden elinizi çektiğinizde ücret kesintisine uğradınız mı? Siz hiç, kibrit…
  5. Covid-19 bahanesiyle ötekileştirilen kadınlar
    Hangi birini konuşalım, evde şiddete maruz kalınca darp raporu almak için  “ya virüs bulaşırsa” korkusuyla doktora gidemeyen kadınları mı, yoksa  annesine şiddet uygulayan babasını, ”ya virüs bulaşırsa” korkusuyla  vicdanen şikayet…
  6. 8 Mart’ın Ardından: Tarih Yazıp Figüran Olmayan Kadınlar
    Birleşik Metal İş Sendikası Kadın Komisyonu'nun 8 Mart feminist gece yürüyüşünün hükümet yetkilileri tarafından engellenmesinin hemen ardından tutum belgesinin açıklaması ve sendika kadın komisyonunun “kadın dayanışması yaşatır, yanınızdayız” pankartı, kadın…
  7. Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar
    Bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın” diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona…
  8. Kadınlar: Ateş hattında Varolmak..
    25 Kasım’da Taksim Meydanında Olmak Neden Bu Kadar Önemli?-- Eril sistem gerek medya, gerek kolluk kuvvetleri, gerek eğitim sistemi ve gerekse üzerinde istediği gibi oynadığı yasalarıyla ülkedeki tüm kadınlara topyekûn savaş…
  9. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  10. Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…
    Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları…
  11. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  12. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  13. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  14.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…