HDP'li' Başaran:Cezaevleri Guantanamo kamplarına dönüştü

22 Ocak 2020
HDP'li' Başaran:Cezaevleri Guantanamo kamplarına dönüştü

Hasta tutukluların cezaevlerinde ölüme terk edildiğini belirten HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran, “Guantanamo kamplarında uygulananlar artık Türkiye cezaevlerinde uygulanıyor” dedi. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Ayşe Acar Başaran cezaevlerindeki hak ihlallerine ilişkin Diyarbakır’daki TUAY-DER binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya HDP Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma, Dayanışma, Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) temsilcileri, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Bünyamin Şeker ve tutuklu yakınları katıldı. 
 
ASKERİ NİZAMDA SAYIM DAYATMASI
 
Basın toplantısında konuşan Ayşe Acar Başaran, cezaevlerindeki tutukluların, 15 Temmuz askeri kalkışmadan sonra 12 Eylül Diyarbakır Cezaevini aratan uygulamalarla karşı karşıya kaldığını ve açlık grevlerinin ardından cezaevlerinin bir intikam uygulamasına dönüştüğüne dikkati çekti. Her gün cezaevlerinden işkence, kötü muamele haberlerinin alındığını vurgulayan Başaran, "Türkiye cezaevlerinde 7 bine yakın siyasi tutsak var. Bu uygulamanın bir rehin hukuku, bir tutsaklık olduğunu defalarca söyledik. Bu tutsak olma halinin yansımalarıyla karşılaşıyoruz. Bunun en son örneği Afyon E Tipi Cezaevindeki saldırı oldu, ancak rutine binmiş uygulamalar var. Bunların başında ise tüm cezaevlerinde askeri nizam da sayım dayatması olmaktadır. İstisnasız tüm cezaevlerinde tekmil dayatması var" diye ekledi.
 
'İNTİHAR DEĞİL, CİNAYET'
 
Hasta tutukluların tedavi edilmemesi sonucunda 2017- 2019 yılları arasında  "44 hasta tutsak"ın yaşamını yitirdiğini hatırlatan Başaran, "Hasta tutsak Nurcan Bakır 28 yıldır cezaevindeydi. Tedavi edilmesi için başvurular yapılmasına rağmen kendisiyle ilgili hiçbir girişimde bulunulmadı. Uygulamalara dayanamayarak Bandırma Cezaevinde yaşamına son verdi. Bu intihar değildi, bu cinayetti, katliamdı. Cezaevlerinde hasta tutsakların yaşamını yitirmesi normal bir ölüm değil. Bunların hepsi cinayet ve bu cinayettin failleri sorumluları da bugün iktidarda onları tedavi haklarından mahrum bırakan siyasi iktidarın kendisidir" diye konuştu.
 
Cezaevlerinde tutukluların, İmralı Cezaevi’nde başlayıp bir sistem haline getirilen "tecride alma hali"nde olduğunu dile getiren Başaran, tutukluların maruz kaldıkları hak ihlallerini yetkililere duyuramadığını gibi istedikleri Yeni Yaşam gazetesini de alamadıklarını kaydetti.
 
'AİLELER DE CEZALANDIRILIYOR'
 
"Siyasi tutsaklar, hukuksuz bir şekilde tutuklanmakta, ağır cezalar verildiği yetmezmiş gibi aileleriyle birlikte cezayı kolektifleştirecek uygulamalarla karşılaşıyor" diyen Başaran, “Diyarbakır’da ailesi bulunan bir siyasi tutsaklar Edirne'ye,  Giresun’a, Trabzon’a Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılıyor. Aileler saatlerce yok gitmek zorunda. Rize'de olduğu gibi faşizan saldırılarla karşı karşıya kalıyorlar" şeklinde konuştu.
Başaran, tutukluların kendilerine verilen disiplin cezalarıyla denetimli serbestlik haklarından yararlanmalarının engellendiğini söyledi.
 
ÇIPLAK ARAMA KABUL EDİLMEYİNCE İŞKENCE 
 
Afyon cezaevinde yaşananlara değinen Başaran, “Kendilerine dayatılan çıplak aramayı kabul etmedikleri için yarım saat boyunca hakaret, tehdit, kaba dayak ve falaka gibi yöntemlerle işkenceye maruz bırakıldıkları, Akif İpek'in baygınlık geçirdiği, Mehmet Ali Kaya'nın ise parmağının kırıldığı tespit edilmiş.  Buna karşı Adalet Bakanlığına yazılan dilekçelerinde dışarıya çıkışı engellenmiş. Yine Tarsus'ta 15 gündür sıcak su verilmiyor. Patnos Cezaevi ise ise açıldığı günden bugüne su sıkıntısıyla gündeme gelen bir cezaevi.  Cezaevinde içme suyunun içine lağım suyu katılıyor. Tutsakların vücutlarında çeşitli hastalıklar çıktığına tanıklık etti. Patnos Cezaevinde iki hasta tutsak yaşamını yitirdi. Türkiye cezaevleri bugün ölüm merkezleri haline gelmiş durumdadır" dedi.
 
‘CEZAEVİNDEKİ HER DAKİKA RİSK’
 
Özgür basın çalışanı olan Devrim Ayık’ın son durumuna ilişkin bilgilendirmede bulunan Başaran, “Alanya’da cezaevinde kalıyor. 2012 yılında klon, yani bağırsak zehirlenmesi teşhisi konuldu. Ameliyat edildi ve bir metre kadar bağırsaklarından alınma var. Raporlara göre yüzde 76 engelli hasta tutsaktır. Avukatının yaptığı son görüşmeye göre, görüşe tekerlekli sandalyeyle gelmiş, yürüyemeyecek durumda ve cezaevinde kaldığı her dakika risk taşımasına rağmen mahkeme ısrarla tahliye etmiyor. Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevinde ise Semire Direkçi’nin bağırsakları dışarıda olan hasta bir tutsak ve cezaevinde tutulup ölüme gün be gün terk ediliyor. Cezaevlerinde 457'si ağır olmak üzere 1334 hasta tutsak var. Ölümü bekleyen, tedaviyi bekleyen ama hükümetin buna kulak tıkadığı hasta tutsaklar var. Konya Ereğli Cezaevinde sadece iki hasta tutsak var. Ancak bir araya getirilmiyor,  tek başlarına hücrelerde tutulmalarına rağmen tekmil ve ayakta sayım uygulanıyor. Hastane sevklerinde ağır işkence uygulanıyor ve ortak alana dahi birlikte çıkmaları engelleniyor" şeklinde anlattı. 
 
İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR 
 
Başaran, Türkiye cezaevlerinin artık Guantanamo kamplarına benzer uygulamaların yaşandığına dikkati çekerek, “Siyasi tutsaklar Türkiye infaz hukuku uygulanmayıp, intikamvari bir yönelimle karşı karşıyalar.  Buna karşı her alanda sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Hasta tutsakların durumu düzelene kadar girişimlerimiz devam edecek. Binlerce insan muhalif olduğu için cezaevindeler ama orada da birçok işkence uygulamasıyla karşı karşıyalar.  Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz, cezaevleri sadece bizim yaramız olmamalıdır. İşkenceye ses yükseltmek insanlık onurunun yanında durmaktır. Tecrit altına alınan tutsakların seslerine ses olup bu uygulamaların durdurulması için ortak mücadele yürütmeye çağırıyoruz. Cezaevinde yaşamını yitiren hasta tutsakların vebali iktidarın boyunadır. Bu uygulamalar insanlığa karşı suç niteliğindedir. Hukuk önünde mutlaka hesap vereceklerdir. Kendilerini hukuka ve insan haklarına uymaya çağırıyoruz" dedi. 
MA
 

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…