Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar

Gamze Şimsek

11 Aralık 2019
Şiddetin Gölgesinde Dans eden Kadınlar

Bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın” diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona uğramış demektir aslında.

Konuşma dilinin olmadığı İlk çağlarda, ses çıkarmasını biliyordu insanlar. İlk insanlar önce tepindiler, seslere kulak vererek yaptıkları hareketlere bir anlam verdiler. Tarih sahnesindeki ilk alet olan ellerini kullanırken, bir yerden bir şey alıp, bir şey götürürken hareket işin içine girince, bunu ses ile birleştirdiklerinde bu garip sesler ve hareketlerin anlatılmak isteneni çok daha iyi verdiğini gördüler.

Belli bir amaçla yapılan ritmik hareketler, dansın doğmasına neden oldu. Çıkardığı seslere, beden hareketlerini ekleyince anlatmak istediği şeyin etkisinin arttığını gördü ilk insanlar, onlar için en önemli eylem olan av ritüelleri ile başladılar dans etmeye önce, sonraları uygarlığın gelişimi ile dinsel törenler, erginlenme törenleri, ayinler, evlilik kutlamaları, mevsimlerin değişimi ve bunun gibi birçok törensel eylemliliklerde dans etti insanlar. Çünkü dans ederken aynı zamanda ruhun özgürleşmesi ve arınma gerçekleşiyordu.

1518'de Strazburg’da Frau Troffea isimli bir kadın birden heyecanlı bir şekilde sokakta dans etmeye başlar ve bu durum 6 gün sürer. 1 hafta içinde 34 kişi kadınla beraber dans etmeye başlar. 1 ay içinde ise bu sayı 400'e yükselir. İlk görüldüğünde, dönemin psikolojisine binaen, bunun, “ruhuna iblis sirayet etmiş kadınların işi” olduğu yargısına varılır. Fakat ilerleyen süreçte din adamı ve rahipleri de kapsayacak şekilde genişler ve insanlar hiç durmaksızın dans eder, akabinde de ölürler. Bugün hala neden bu insanların ölümüne dans ettikleri açıklanamamaktadır. Ancak yaygın kanı bu hastalığın açlıktan kaynaklanan kitlesel bir histeri olduğu yönündedir.

Ve yüzyıllar boyu değişik biçimlere bürünür dans… Şimdilerde, yaşama sıkı sıkıya tutunmuş, canlarının derdinde olan kadınlar dans ediyorlar dünyanın dört bir köşesinde. Şilili feminist grup Las Tesis'in kadın cinayetleri, cinsel saldırı ve istismar olaylarını protesto için 25 Kasım'da Şili Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanlığı önünde gerçekleştirdiği danslı protesto, dalga dalga yayılıyor tüm dünya ülkelerine. Bıraksanız hiç durmadan avazları çıktıkları kadar bağıracak, bağıracak ve dans edecekler kadınlar…

Günler, aylara, aylar yıllara ve yüzyıllara devriliyor ve hâkim eril düşünce yapısı hiç değişmiyor. 15. Yüzyılda dans vebasının ortaya çıkışına anlam veremeyenler nasıl bunun “ruhuna iblis bulaşmış kadın işi” olduğunu savunarak kadınları suçlu ilan ediyorlarsa günümüzde de kadınlara danslı eylemlerinde söylediklerinden ötürü saldırılıyor. Ve kadınlar marjinal olmakla itham ediliyorlar.

Peki, ne diyor kadınlar dans ederek yaptıkları eylemlerde?

Bu kadın cinayeti 

Katilimin cezasız kalması, Bu ortadan kaybolma. Tecavüz

Ve benim suçum değildi, nerede olduğum ya da nasıl giyindiğim.

Tecavüzcü sensin, tecavüzcü sensin.

Polis, Hâkimler, Devlet Başkanı baskıcı devlet, bir erkek tecavüzcüdür.

Baskıcı devlet bir erkek tecavüzcüdür.

Yanlış mı yapıyorlar? Sistemin savunucularına göre yanlış yapıyorlar. Bakın ne diyor İçişleri Bakanı Süleyman Soylu; ” Hiçbir devlet buna müsaade etmez. Yüzlerce eylem oluyor, insanlar söyleyeceklerini söylüyor. Burada marjinal gruplar var. Bu grupların dertleri ne kadın cinayetleri ne de kadına karşı şiddet. Devleti erozyona uğratmak. Oysa bu hepimizin meselesi. Meseleyi marjinalleştirmemek lazım. Buradan meseleyi marjinal hale getirip insanları kutuplaştırmak çok yanlış olur. Çözüm üretecek olan sistemdir, sistem erozyona uğratılmamalı”  

Çözüm üretecek olan sistem çözümsüzlük içinde kendi çocuklarını yiyor zaten, ülkenin her yerinden kanlı et kokuları geliyor burnumuza, bugün sistemin kapısına gidip “ beni kurtarın”  diye yalvaran Ayşe Tuba Arslan, tam 23 kez şikayet dilekçesi veriyorsa bu sisteme ve akabinde sokak ortasında satırla doğranarak öldürülüyorsa sistem çoktan erozyona uğramış demektir aslında.

19 yaşındaki üniversite öğrencisi gencecik bir kadın sokak ortasında hiç tanımadığı, cezaevinden iki kez firar etmiş bir psikopat tarafından katlediliyorsa ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “iki kez cezaevinden firar eden bir zanlıya neden bir kez daha dışarı çıkma izninin verildiği yönündeki soruya, "her uygulamayı eleştirebilme durumunda değiliz. Her kurumun kendine ait uygulamaları söz konusudur, "bu eleştiriler, kızımızın geri dönmesini sağlamayacak" diye yanıt veriyorsa bu sistem zaten çoktan erozyona uğramış demektir. Ve bu kadınlar dans ediyorlarsa o artık geri getirilemeyecek kadınların yanlarına bir yenileri daha eklenmesin diye gereken önlemleri almanız içindir.

Peki Ne diyor kadınlar, danslı eylemlerinde? 

Bu kadın cinayeti…  Yanlış mı? Birleşmiş Milletlerin yayınladığı rapora göre 2017 yılında dünyada 87,000 kadın cinayeti işlendi. Bu cinayetlerin %58'i kurbanların tanıdıkları tarafından işlendi.

Katilimin cezasız kalması… Yanlış mı? Takım elbise giyip pişman olunca alınan iyi hal indirimleri, öldürdüğü kadının ağır kusurlu ilan edilip haksız tahrik indirimleri ile cezalarının yarısı silinen katiller, suçu ortadan kaldırıcı önlemler almak yerine, katilleri koruyan yargı sistemi…

Ve benim suçum değildi, nerede olduğum ya da nasıl giyindiğim. Yanlış mı? Kadının giydiği şortundan, eteğinden tahrik olup onu darp etme hakkını kendinde görenler, kadın şiddet gördüğünde, peki neden dayak yemiş diye soran zihniyet çok mu yabancı bizlere?

Tecavüzcü sensin, tecavüzcü sensin.

Polis, Hâkimler, Devlet Başkanı baskıcı devlet, bir erkek tecavüzcüdür.

Baskıcı devlet bir erkek tecavüzcüdür.

Yanlış mı?

Dans edin kadınlar…  Hiç durmadan bir balerin edasında dans edin ki, 19 yaşında hiç tanımadığı, iki kez cezaevinden firar etmiş olan bir psikopat tarafından sokak ortasında öldürülen balerin Ceren Özdemir’in asla gerçekleşmeyecek olan hayalleri gerçekleşsin dansınızda.

Dans edin kadınlar, hiç durmadan dans edin ki duymayan kulaklar ve görmeyen gözler açılsın sesinizden yankılananlarla.

Dans edin kadınlar, hiç durmadan dans edin ki tarihe bir not daha düşülsün şiddetle mücadele yolunda şiddetin gölgesinde günlerce dans etti kadınlar diye…

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Kadınlar: Ateş hattında Varolmak..
    25 Kasım’da Taksim Meydanında Olmak Neden Bu Kadar Önemli?-- Eril sistem gerek medya, gerek kolluk kuvvetleri, gerek eğitim sistemi ve gerekse üzerinde istediği gibi oynadığı yasalarıyla ülkedeki tüm kadınlara topyekûn savaş…
  2. Tüm çocuklar için biraz umut ve Rabia Naz için de Adalet.
    Dün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıydı. 23 Nisan, neşe doluyor insan diye başlamak isterdim ama sokaklarda ayakkabı boyayan küçücük çocukların boyalı elleri geliyor aklıma, okul sıralarında olmaları gerekirken…
  3. Diren Sanat, Mutlu Yıllar Türkiye…
    Bu ülkede heykellere tecavüz girişiminde bulunuluyor mesela. Şaka değil bu. Türkiye’nin ilk balerini Meriç Sümen heykeline saldırıda bulunup tecavüz etmeye kalkmadılar mı? Hatırlarsınız, Bursa Cumhuriyet Caddesi’ndeki Kitap Okuyan Kız Heykeli “kızları…
  4. Mağduriyet soslu bir masal: Nafaka
    Siz bugün nafaka konusunda mağduriyetleri gidermek adına düzenleme yapacağız derseniz. O zaman hangi mağduriyet diye sormamız gerekir. Bu kadınlar neden boşanıyorlar bir kere ona bakmak lazım. Bir Varmış, bir yokmuş……
  5. Karma eğitim karmaşası
    Karma eğitim karmaşası
    15 Eylül 2018
    Bazı vatandaşların tercihlerine saygılı olmak adına karma eğitime alternatif olarak Haremlik- Selamlık uygulaması ile eğitimde tercihleri çoğaltıyoruz demenin, kadına şiddeti önlemek adına onları pembe otobüslere tıkmayı bir seçenek olarak sunmaktan…
  6. Adnan hoca basın özgürlüğüne bir darbe daha indirmenin kılıfı oldu
    Hükümet televizyon kanalları üzerinde kurduğu kuşatmayı internet üzerinden yapılacak olan yayınlara da uygulayacak. Halkın muhalif yayınlara ulaşması engellenecek. Bir zamanlar Altın Nesil yetiştirme çabaları vardı, şimdi de Bilal Erdoğan’ın deyimiyle ‘Erdoğan…
  7.  'Eyy' ve 'Ulan', kadına yönelik şiddet ve cinsel istismar
    Kadına yönelik şiddet ve cinsel istismarın artışında “Eyy” ve “Ulan”la başlayan cümlelerin yarattığı iklimin bir ilintisi olabilir mi? Her güne aklımızın sınırlarını zorlayan yeni bir haberle uyanıyoruz. Yürek kaldırmıyor artık. İki…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…