Türklük Sözleşmesinin güncel krizi

Rahmi Yıldırım

16 Nisan 2018
Türklük Sözleşmesinin güncel krizi

 Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık Sözleşmesi’, ‘Türklük’ ve ‘Türklük Sözleşmesi’ kavramlarıyla çözümlemeye çalışmış.

Türklük Sözleşmesi adıyla çıkan kitabında Barış Ünlü’nün sözleşme kavramından kastı Toplumsal Sözleşme. John Locke, Thomas Hobbes ve Jean-Jacques Rousseau’dan referanslarla toplumsal sözleşmenin devlet olarak somutlandığını, can ve mal güvenliği gereksinmesini karşıladığını vurguluyor Barış; Türkiye’nin son iki yüzyıllık tarihini anlamada ‘resmi ideoloji’ veya ‘egemen ideoloji’ yerine ‘sözleşme’ metaforunu tercih ettiğini söylüyor. Barış’a göre, egemen/resmi ideoloji (verili iktidar ilişkilerini saklamak ve meşrulaştırmak üzere) egemen sınıfın/gücün dayatmasıdır; sözleşme ise, egemen etnik gruba mensup alt sınıfların da katıldıkları, kendi çıkarlarını korudukları ve iktidar ilişkilerinden bir şekilde yararlandıkları karşılıklı mutabakatlar bütünüdür.

Ünlü, öncelikle dünyada Beyazların egemenliği karşısında Siyahların, erkek egemen dünyada kadınların durumunu, ezik, güvensiz ve tedirgin yaşamlarını irdeliyor. Siyahların uğradığı ayrımcılığı Beyazların ‘siyahların sorunu’ olarak gördüklerini, sorunun kendi Beyazlıklarında olabileceğini görmediklerini vurguluyor.

*** 

Eşitlikçi Osmanlılık Sözleşmesi

Ünlü’ye göre Osmanlı’nın son yüzyılında dağılmaya çare olarak önce Gayrimüslim halkları kapsamak üzere farklı inanç ve etnik toplulukların Osmanlı şemsiyesi altında eşitlenmesi denendi. Tanzimat Fermanı, Osmanlılık Sözleşmesi adımıydı; herkes kanun önünde eşit olacak, artık gâvura gâvur denmeyecekti. 1876 Anayasası, Osmanlılık Sözleşmesi’nin zirvesini oluşturdu.

Ancak İngiltere, Fransa, Rusya gibi devletlerin zorlamasıyla ilan edilen Osmanlılık Sözleşmesi dağılmaya karşı çare olmadı, tersine uzak eyaletlerdeki Gayrimüslim halkların kopuşunu hızlandırdı. Dağılma sürecinde Balkanlar’dan ve Kafkasya’dan milyonlarca Müslüman Anadolu’ya aktı.

Anadolu’ya akan Müslümanların güvenlik endişesi, Gayrimüslimler karşısında psikolojik üstünlüğünü yitirmenin ezikliği, yabancı devletlerin Gayrimüslimlere sağladıkları ayrıcalıklara duyulan öfke, Anadolu’yu da kaybetme korkusuyla birleşti. “Göçmen Müslümanlar Hıristiyanlara karşı büyük bir öfke ve hınç duyuyorlardı; göçle geldikleri yeni ülkelerinde aynı şeyi tekrar yaşamak en büyük korkularıydı. (...) Topraklarını her an kaybedebilecek yerli Müslümanlar da öfkeliydi, onlar da korkuyordu.” (s: 94).

Müslümanlık Sözleşmesi bu korku ve öfke atmosferinde gündeme geldi. “Abdülhamit’e göre imparatorluğu ayakta tutabilecek temel güç İslam dayanışmasıydı; bu dayanışma ancak devletin resmi mezhebi Sünnilik etrafında örülebilirdi.” (s: 98)

Müslümanlık Sözleşmesi, 19’uncu yüzyıldan beri gelişmekte olan Müslüman tüccar sınıfın ve genel olarak Müslüman orta sınıfların çıkar ve özlemlerini ifade etmektedir. Dahası “Müslümanlık Sözleşmesi, Hıristiyan halklara karşı işlenen ve işlenecek suçlar üzerinde mutabık olunmuş suç ortaklığıdır. (...) Bu sayede ülke Hıristiyanlardan temizlenecek ve –amaç en baştan beri bu olmasa bile- yeni bir devlet Müslümanlık üzerinde/sayesinde kurulabilecektir.” (s: 101)

Abdülhamit 1908’de Osmanlılık Sözleşmesi’nin Anayasasını yeniden yürürlüğe koymak zorunda kaldı. İttihat ve Terakki’nin dayatmasıyla Meşrutiyet’in ilanında, Gayrimüslim halkların legal/illegal örgütlerinin de desteği vardı. Başta Ermeniler olmak üzere Gayrimüslim halklar coşkulu ve mutluydular, Jön Türkler’e her zaman mesafeli duran Devrimci Hınçak Partisi bile legale çıkıp adını değiştirmiş, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi olmuştu; “anayasanın iç düşmanlarına ve yabancı saldırılara karşı hürriyetperver Türk biraderleriyle omuz omuza” olmaktan söz ediyordu (s: 111).

***

Soykırımda Suç Ortaklığı!

Ne var ki, Osmanlılık Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe sokan taraflar arasındaki ittifak geçiciydi. Taraflar, aralarındaki ittifakın geçici olduğunun bilincindeydiler. Müslümanların ve Hıristiyanların eşitliğine dayalı sözleşme Müslüman alt ve orta sınıflarda, Müslüman taşrada karşılık bulmuyordu. 1895 ve 1909 Ermeni katliamları bunun göstergesiydi. Katliamlar yaygın sivil katılımla gerçekleşti. Jön Türkler sosyal Darwinci idiler. 1912-1913 Balkan Savaşları’ndaki yenilgi, özellikle Selanik’in kaybedilmesi, İttihatçılar’ı telafisi olanaksız bir travmaya sürükledi; ‘Balkanlar, Hıristiyan halkların varlığı nedeniyle kaybedildi’ duygusunu geliştirdi. Osmanlıcılık siyasetinden Türkçü siyasete geçişinin önünde engel kalmadı. Birinci Dünya Savaşı, İttihatçılar’ın emperyal ve milliyetçi ihtirasları için uygun zemini sağladı. Olabilirse yakın zamanda yitirilmiş Osmanlı toprakları geri alınarak modern bir İslam Türk imparatorluğu kurulacak, olmazsa “Osmanlı’nın son kalesi Anadolu ne olursa olsun korunacaktı. Bu planın başarılı olabilmesi için Anadolu’nun güvenilmez unsurları olan Gayrimüslimler, yani ‘etnik tümörler’ temizlenmeliydi. İttihatçılar her iki plan için de Müslüman nüfusa güveniyordu.” (s: 133)

Ocak 1915’teki Sarıkamış yenilgisi ve Şubat 1915’teki Süveyş Kanalı yenilgisi üzerine B planı yürürlüğe girdi. Anadolu’nun etnik tümörleri, Müslümanlık Sözleşmesi ile temizlendi. İttihatçılar’ın Kafkasya’da Müslüman isyanı çıkartma çabalarına karşılık Rusya da Anadolu’da Ermeni ve Kürt isyanları çıkartmayı planlıyordu. Nisan 1915’ten itibaren, İstanbul ve İzmir gibi istisnalar dışında Ermeniler tehcir edildi ve Anadolu nüfusunun yüzde 10’unu oluşturan Ermeniler Anadolu’dan temizlendi. “Ermeni Soykırımı’nın Türkiye Cumhuriyeti’nin toplumsal yapısını anlamak açısından hayati bir boyutu da devasa servet transferidir. Yüzbinlerce Ermeni’nin taşınmaz taşınır mallarına Müslümanlarca el konmuş, Ermeni işadamlarının iş sahalarını Müslümanlar ele geçirmiş, Ermenilere borcu olan Müslümanlar borçlarını sıfırlamıştır.” (s: 137)

Anadolu’nun etnik temizliği Kurtuluş Savaşı yıllarında mübadele ile sürdü. Rumlar ve Ortodoks Türkler Anadolu’dan kovuldu, Balkanlar’dan Müslüman ahali devşirildi. “Osmanlı’da 1914 yılında yüzde 30’lara varan Gayrimüslim nüfus oranı, Türkiye’de 1924 yılında yüzde 3 civarındaydı ve zamanla yüzde 0,1 civarına düştü.” (s: 141)

Müslüman burjuvaziyi güçlendiren soykırım üç toplumsal düzeyde gerçekleşti. Çerçeve kararların alındığı üst düzey, çerçeve kararları uygulayan yerel yöneticiler ve eşrafın oluşturduğu orta düzey, sıradan ahalinin cinayetlere ve yağmaya katıldığı alt düzey. Her üç düzeyde de suça geniş katılım vardı. Çünkü farklı toplumsal kesimlerden Müslümanlar Hıristiyanlara karşı korku, kin, haset, kıskançlık, hınç gibi ortak duygulara sahiptiler. Bu duygular sebepsiz ve icat edilmiş değildi. Dağılma döneminde Anadolu’ya göç eden Müslümanlar ve Anadolu’nun yerleşik Müslümanları güvenlik endişesi ve korku içindeydiler. Kürt Müslümanlar da Ermeniler ve Rusların kendilerini katledeceği korkusuna kapılmışlardı (s: 143, 145).

***

Müslümanlık Sözleşmesi

Savaş, soykırım ve Ermeni zenginliğinin gaspı farklı toplumsal sınıflardan gelen Müslümanlar arasında ve merkez ile taşra arasında Müslümanlık Sözleşmesi çerçevesinde yürütülmüştür. Bu örtük sözleşmenin birinci ve temel maddesine göre Anadolu’da güvenli ve reel/potansiyel olarak imtiyazlı yaşamak için Müslüman olmak gerekiyordu. İkinci maddede ise Gayrimüslimlere ama özellikle Ermenilere yapılanlara kimse karşı gelmeyecek, bu yapılanlar hakkında kimse mağdurlarla duygudaşlık kurmayacak, hakikatleri dile getirmeyecektir. İkinci maddeye uymak ve genel olarak sözleşmeden yararlanmak için doğrudan katliamlara katılmak gerekmiyordu. Sessizce onaylamak, sessiz kalmak, görmezden gelmek de yeterliydi. Bu ikinci maddeye uymayan sıradan ve seçkin Müslümanlar, yani Ermenilere yapılanlara aktif bir şekilde karşı çıkanlar ve Ermenileri korumaya çalışanlar ise, kimi işinden kimi de canından olarak ağır şekilde cezalandırıldılar.” (s: 147)

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla sonuçlanan Kurtuluş Savaşı, doğuda Ermenilere batıda Yunanlılara/Rumlara karşı Müslümanlık Sözleşmesi, yani Anadolu Müslümanlarının birliği sayesinde başarıya ulaştı. “Birliğin ortak düşüncesi ve duygusu İslam, amacı ise Rumları ve Ermenileri Anadolu’dan atmaktı.” (s: 151)

*** 

Müslümanlık Sözleşmesi’nde Kürtler

 “Sevr Antlaşması Kürdistan’a bağımsızlığa açık – özerklik tanıdığı halde, Kürtlerin büyük çoğunluğu Milli Mücadele’nin yanında yer aldı. Kürtler İttihatçı geleneğin Türkçü ve asimilasyonist damarını çok iyi biliyorlardı. Fakat 1910’ların dünyasında Ermeni korkuları Türk korkularına üstün geldi. Kürdistan’a özerklik tanıyan Sevr Antlaşması’nın Kürtlerin çoğunluk oldukları bölgeyi de kapsayacak bir Ermenistan öngörmesi, bu büyük Ermenistan’ın güney sınırının (yani Kuzey Kürdistan’ın kuzey sınırının) muğlak bırakılması ve yurtlarından sürülen Ermenilerin geri dönüşünü ve ‘bırakılmış mallarının iadesini’ düzenlemesi Kürtlerin korkularını daha da artırmıştı.” (s: 155)

***

Müslümanlık Sözleşmesi’nden Türklük Sözleşmesi’ne

Müslümanlık Sözleşmesi’yle kurulan yeni devletin lider kadrosu, sözleşmeyi Türkleştirdi. Bu değişim, Türkiye’de güvenli ve ayrıcalıklı yaşamak için artık Müslüman olmanın yetmediği, aynı zamanda Türk olmak gerektiği anlamına geliyordu. Kişi hem Müslüman hem Türk olmalıydı; Gayrimüslimlere zaten yer yoktu. Lozan görüşmeleri sırasında imzalanan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi, Türkiye’de mukim Ortodoks Türkler ile Yunanistan’da mukim Müslümanların mübadelesini öngörüyordu. Karamanlılar olarak bilinen Anadolu Türk Ortodoksları sınır dışı edildi; Balkanların Hıristiyan Gagavuz Türkleri ise Anadolu’ya kabul edilmedi.

Müslümanlık Sözleşmesi’ni daraltmanın üç temel nedeni vardı: Birincisi, Kurucular Türk milliyetçisiydiler. İkincisi, Mustafa Kemal, ait olduğu İttihatçı kuşağın aksine laiklik ve Batılılaşma yanlısıydı. Üçüncüsü, kurucular Müslümanlık içinde diğer etnik grupların kültürlerin ve bilinçlerin yok edilmesi gerektiğini düşünüyorlardı. “Dolayısıyla Müslümanlık Sözleşmesi’nden Türklük Sözleşmesi’ne geçiş sadece bir Türkçülük akımı değil, aynı zamanda dini milletten seküler ulusa geçişi sembolize eden bir laiklik adımıydı.” (s: 165)

1924 Anayasası, Müslümanlık Sözleşmesi’nden Türklük Sözleşmesi’ne geçişin en önemli yazılı belgesi oldu. Türklük Sözleşmesi Müslümanlığı önemsizleştirmedi; tersine, Türklüğün temel şartı Müslümanlık olarak kaldı.

Yazılı olmayan veya çeşitli yasalarda örtük olarak yer bulan, esas anayasa niteliğindeki Türklük Sözleşmesi’nin maddeleri şöyle sıralandı:

Birincisi, Türkiye’de imtiyazlı ve güvenli yaşayabilmek, ayakta ve hayatta kalabilmek, toplumsal hiyerarşide yükselebilmek için Müslüman ve Türk olmak gerekir.

İkincisi, Osmanlı’da ve Türkiye’de Gayrimüslimlere yönelik tehcir, soykırım, katliam, gasp, ırkçılık, ayırımcılık gibi uygulamalar hakkında doğruyu söylemek, mağdurlarla duygudaşlık kurmak, bu gruplar lehine siyaset yapmak yasaktır.

Üçüncüsü, yukarıdaki 2’nci madde Türkleşmeye direnen Müslümanlar, özellikle Kürtler için de geçerlidir. (s: 15)

***

Türklerin Hakları Ödevleri

Bu görüşten hareketle Barış, Türklüğü etnisite, vatandaşlık, ulusal kimlik veya ideolojik aidiyet üzerinden tanımlamıyor. Barış’a göre Türklük, tarihsel, toplumsal ve etno-dinsel yapının ürünüdür; sınıflar / ideolojiler üstüdür; “belli görme, duyma, bilme, ilgilenme, duygulanma halleri olduğu kadar, belli görmeme, duymama, bilmeme, ilgilenmeme, duygulanmama halleridir. Sözleşmenin temel kuralları aile, cami, mahalle. okul ve orduda toplumsallaşma ve düşünsel/duygusal eğitim yoluyla öğrenilir, kurallara uyum içselleştirilir. (...) Yargıçtan Türk olarak karar vermesi, gazeteciden Türk olarak haber yapması, akademisyenden Türk olarak yazması beklenir ve sonuçta çoğunluk bu performansı sergiler. (...) Bu roller o denli içselleştirilir ki, kişi öyle gördüğünü, bildiğini ve davrandığını, neyi görmediğini, neyi bilmediğini, neyle ilgilenmediğini fark etmez.” (s: 16)

Türk olmakla olmamak arasındaki hayati fark, ödüllendirme ve cezalandırma mekanizmalarıyla güvence altına alınmıştır. Sözleşmeye uyan kişi reel / potansiyel ayrıcalıklardan yararlanabilir, iş bulabilir, toplumsal hiyerarşide yükselebilir, sınıf atlayabilir. Maddi ayrıcalığın yanı sıra Türklükle birlikte gelen üstünlük, normallik, haklılık gibi psikolojik avantajlar da vardır.

Sözleşmeye uymayan ise cezalandırılır; işe alınmayabilir, işten atılabilir, dışlanabilir, tutuklanabilir, öldürülebilir. Maddi dezavantajların yanı sıra, (Beyazlar karşısındaki Siyahların, erkek karşısında kadının durumuna benzer şekilde) Türk olmamakla gelen değersizlik, güvensizlik, tedirginlik, haksızlık, anormallik gibi psikolojik dezavantajlar yer alır.

Bu çerçevede “egemen etnik gruba mensup kişi etnik hiyerarşinin altlarında bulunanlarla ilgilenmeyebilir, onların düşüncelerini önemsemeyebilir; çünkü buna gücü vardır ve bundan dolayı kayba uğrama riski yoktur. Alttakiler ise üsttekilerin ne düşündüğünü bilmek, dinlemek zorundadır; çünkü bu bilgi hayatta ve ayakta kalabilmenin temel şartıdır.” (s: 17)

***

Türklük Halleri

Kitabın ana fikrini kavrayabilmek için bu geniş özet zorunluydu. Son bölümde, Türklük Sözleşmesi’nin 2000’li yıllarda AKP’nin vesayet kırma politikası ile Kürtlerin ve Ermenilerin mücadelesi sonucu krize girdiği, Sözleşme’nin Türklere sağladığı ayrıcalık ve avantajların ortadan kalktığı, 2015’ten itibaren AKP/MHP ittifakının sahiplenmesiyle Sözleşme’nin meşruiyetini tamamen yitirdiği, yeni bir sözleşmenin tartışılması gerektiği anlatılıyor.

Kabul etmeli ki Barış Ünlü, yakın tarihe ilişkin resmi ideoloji veya bilinen eleştirel analizler dışında ufuk açıcı, çarpıcı (çarpıcı olduğu ölçüde gerçekçi) bir kuramsal çerçeve çizmiş. Çalışmasında verdiği örnekler çok iyi biliniyor. En basitinden Türkiye’de Türkçü hatta ırkçı siyasetin yaptırımı ve engeli yoktur; tersine merkez sağda (hatta merkez solda) karşılığı vardır. Türklük kavramına karşı Kürt kimliğini ifade etmenin ise bin türlü cezası vardır. Gayrimüslimlere uygulanan baskı ve şiddetin aleyhine de -hele Ermeni Soykırımını kabul ederek- siyaset yapılamaz. 

Daha somut söylemek gerekirse, farklı siyasi yelpazelerde yer alan kesimler Kürt, Ermeni ve başka bazı ulusal sorunlarda ortak “milli” duruş gösteriyorlar. AKP ile CHP ve kimi sosyalist gruplar, Ermeni ve Kürt sorunlarında AKP, MHP ve Vatan Partisi’yle aynı noktada buluşabiliyorlar. Kimi sosyalist gruplar Kürtleri ve Ermenileri emperyalist işbirlikçiliğiyle suçlayabiliyorlar.

İşte bu ve bunlara benzer tutum ve davranışların nasıl mümkün olabildiği, farklı toplumsal siyasal ideolojik toplulukları birbirlerine yaklaştıran, bir araya getiren, çimento görevi gören duygunun ne olduğu sorusunun yanıtı Barış Ünlü’nün kitabında mevcut.

***

Türklük Sözleşmesi’ne Eleştiri

Eleştirilecek yönleri de var kitabın. Örneğin, bugün nüfusun dörtte birini oluşturan Aleviler kitapta dolgu malzemesi olarak yer bulabilmiş. Daha vahimi, Türklük Sözleşmesi’nin Alevileri kategorik olarak Gayrimüslim saymadığını ve dışlamadığını, laiklikle birlikte Alevileri kazanmaya yönelik bazı mekanizmalar geliştirdiğini, bu nedenle Sünnilik yerine Müslümanlık demeyi daha doğru bulduğunu yazmış (s: 15’deki dipnot).

Oysa nasıl ki, “Türkiye’de Gayrimüslimler Türklerle olan etkileşimlerinde (işte, sokakta, lokantada, apartmanda, karakolda, askerlikte) karşılaşabilecekleri olası riskleri en aza indirmek için uysal, yumuşak, nazik olmayı ve alttan almayı öğrenmek zorundadırlar” (s: 252). Egemen Sünni çoğunluk karşısında Aleviler de benzer durumdadır. Bir Sünni, Sünnilik imtiyazlarından sadece Sünni olduğu için yararlanabilir. Sünnilerin hizmetindeki Diyanet İşleri Başkanlığı, siyasette Sünni iktidar, muhalefette bile Sünni partiler, eğitimde Sünni müfredat, Cami, bangır bangır bağırılan Ezan, Kuran Kursu, Din dersi, işe kabul edilme, yükselme vs. Tüm bunlar Aleviler için dezavantajdır. Değil böylesi ayrıcalık sahibi olmak, Alevi kimliği bile kamusal alanda açıkça ifade edilememektedir.

İkincisi, onca eleştiri yönelttiği ‘sol’u ve solcuları belirsiz bırakmış. “Milleti ve devleti olan, milleti ve devleti olmayanı milliyetçilikle itham edebilir” (s: 244) diyerek solcuların Ermenileri ve Kürtleri emperyalist işbirlikçisi ve milliyetçi olmakla eleştirdiklerini, bunun egemen ulus mensubu olmaktan kaynaklandığın söylüyor. Bu eleştiriyi o kadar sık yineliyor ki, (her ne kadar bir yerde bunun evrenselci solun kusuru olmadığını, Türklükten kaynaklanan kaçış söylemi olduğunu belirtse de), şovenizm ile Marksizm arasındaki ayrım silikleşiyor. Böyle haksızlık edince, burjuva liberallerin ‘sol’ eleştirisiyle kendisi arasındaki ayırımı da belirsizleştiriyor. Oysa biliniyor ki, ‘egemen ulus şovenizmi’, ‘sosyal şovenizm’, ‘ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı’, ‘halkların eşitliği ve kardeşliği’ Marksizm’in en temel eleştirel kavramları arasında yer alır. Türklük Sözleşmesi’nin meşruiyetini sorgulayan ilk eleştiriler ve itirazlar, sınıf eksenli Marksistlerden gelmiştir. Marksist sol hem Türklük Sözleşmesi kapsamında en ağır cezalara maruz kaldı hem de Türklük Sözleşmesi’nin mağdurlarıyla dayanışma içinde oldu. Kaldı ki, Türklük Sözleşmesi mağdurlarının emperyalistlerle ittifak pratikleri eleştiriden vareste tutulamaz.

Üçüncüsü, ırkçılığı “etnik veya ırksal bir grubu sistematik olarak avantajlı, diğer etnik ve ırksal grupları da sistematik olarak dezavantajlı kılan iktidar ilişkisi” olarak tanımlıyor; böyle bir iktidar ilişkisi kuramadıkları için Kürt veya Ermeni ırkçılığından söz edilemeyeceğini söylüyor. “Kürtler, Ermeniler önyargılı, bayağı, kaba olabilirler ama ırkçı olamazlar” görüşü, eleştiriye hayli açık.

Dördüncüsü, “Türklüğün birinci şartı Müslümanlıktır, o doğuştan gelir; Türklük ise doğuştan gelmez, sonradan kazanılan psiko-sosyal oluşumdur” görüşü de hayli eleştiriye açık.

Bu eleştirilere karşın, Türklük Sözleşmesi Türkiye’nin dünü ve bugününe ilişkin çarpıcı ve sorgulayıcı, mutlaka okunması gereken bir kitap. Teşekkürler Barış!

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  2. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  3. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  4. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  5. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  6. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  7. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  8. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  9. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  10. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  11. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  12. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  13. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  14. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  15. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  16. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  17. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  18. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  19. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  20. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  21. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  22. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  23. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  24. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  25. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  26. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  27. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  28. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  29. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  30.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  31. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  32. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  33. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  34. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  35. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  36. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  37. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  38. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  39. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  40. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  41. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  42. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  43. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  44. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  45. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  46. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  47. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  48. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  49. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  50. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  51. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  52. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  53. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  54. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  55. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  56. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  57. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  58. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  59. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  60. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  61. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  62. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  63. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  64. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  65. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…
  66. Haydi Bismillah!
    Haydi Bismillah!
    1 Ekim 2015
    İbnü’l Sallama’nın diyeceği odur ki, mesele şeytanî düzenin ak bekçilerinin bismillah çekip çekememeleri değil, bismillah çektiklerinde peşlerine düşen, bir daha bir daha düşmeye hazır, mabat kılı olmayı onur sayacak kertede…
  67. 'İntihar celladı'nı durduralım!
    Saray zorbası siyaset kovasını “şehit” ve “ölü ele geçirilen” kanıyla doldururken, suç ortağı siyaset aktörlerinin ve kanaat önderlerinin gündelik dili hızla şiddet diline evriliyor. Milliyetçi faşistler Türk/Kürt savaşından, ümmetçi faşistler…
  68. Yurtta din istismarı Cihanda din istismarı
     İbnü’l Sallama Hükümran Efendi’ye VEKÂLETEN, Ya eyyühellezine âmenû, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Endonezya ziyareti sırasında Müslüman kisvesi altında nefret uyandıranlara karşı mü’minleri uyarmış. Kimi Müslümanların sırf mezhep farklılığından dolayı…
  69. 'Türkiye PKK'ye silah temin etmeli!'
    (Önerinin sahibi ve anlamı için yazının tamamı okunmalıdır.) --İlerde savaş suçuyla sanık sandalyesine oturtulması muhtemel “sivil” cunta, iktidarı tümüyle yitirmemek için Türkiye’yi düşük yoğunluklu iç savaşa götürüyor, her milliyet ve…
  70. Halklara açılan savaşa hayır!
    Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne…
  71. 'Satılmış Gazeteciler'
    'Satılmış Gazeteciler'
    18 Temmuz 2015
    Kitabın Önsöz’ünden: “bir ajanlar ordusu Alman medyasında para kazanmaktadır. Onların bir görevi de siyasetteki ve medyadaki elitlerin Rusya ile düşünsel blok oluşturmalarına engel olmak ve Amerikan yanlısı rotayı muhafaza etmektir..…
  72. Sultan Tayyip düşerken içeride ve dışarıda savaşa hayır
    Tarihsel deneyimlerin ışığında Erdoğan da biliyor ki, diktatörler yitirmek üzere oldukları iktidarlarını sürdürmek için dış maceraya girişirler. Erdoğan da bu bilinçle, ipleri elinden kaçırmamak için becerebilirse orduyu Suriye’ye sokmaya çalışıyor..…
  73. Barzani devletine evet de Rojava Kantonuna mı Hayır?
    RTE seçimde suya gömülen başkanlık hayalini Suriye bataklığında canlandırmak için gözünü karartmış görünüyor. Bunun için de iğrenç bir demagojiyi seslendiriyor, Suriye’nin kuzeyinde devlet oluşumuna bedeli ne olursa olsun göz yummayacaklarını…
  74. Demirel'i  Nasıl bilirdim?
    Demirel'i Nasıl bilirdim?
    19 Haziran 2015
    'ÇORUMU BIRAKIN, FATSAYA BAKIN' --Gazeteciler katledilirken Demirel “Onlar gazeteci kılığına girmiş militanlar, birbirlerini öldürüyorlar” diyordu ki, bugün hapse attırdığı gazeteciler için “Onlar gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar” diye takla atan muktedir ilhamını…
  75. Sermaye hükümet, Erdoğan çıkış yolu arıyor
    HDP’ye giden muhafazakâr Kürt seçmenleri geri döndürmek için HDP’yi ve PKK’yi terör ortamına çekmek. Son aylarda ve haftalarda Hizbullah ve HÜDAPAR merkezli provokasyonların dindar Kürtleri AKP’ye geri döndürme amaçlı olduğu…
  76. Ahmet Kenan Erdoğan'dan Recep Tayyip Evren'e
    'Emniyet’in köpeği varsa Genelkurmay’ın da madalyalı katırı var' --Fetih Mitingi’nde “Şimdi bazı aydınlar çıkmış. Bunlar aydın değil, bunlar karanlık” diye öyle bir celallendi ki, Ahmet Kenan duysa alnından öperdi vallahi. Netekim…
  77. HDP Allerjisi mi Kürtlere antipati mi
    Efendim HDP samimi değil, barajı geçerse AKP ile pazarlık edecek, koalisyon hükümeti kuracak. İyi de HDP baraja takılırsa AKP tek başına (belki de Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla) yeniden iktidar olacak. HDP…
  78. 12 Eylül'ü 'kimin çocukları' yaptı?
    1971 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” diye alarm vermiştii, 1980 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ise “Şef garson benden fazla maaş alıyor” diye yakındı.. Başlıktaki…
  79. Faşiste faşist denir..
    Faşiste faşist denir..
    4 Mayıs 2015
    Avukat Umut Kılıç, hâkimlik sınavında “Faşist Erdoğan’ın adamlarısınız” deyince tutuklandı. --“Faşist Erdoğan” hitabının siyasal eleştiri amaçlı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre suç oluşturmadığı…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…