Devrimlerin Devrimi

Rahmi Yıldırım

9 Kasım 2017
Devrimlerin Devrimi

İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma vaktidir!!!

***

Anlık yerel girişimler dışında üretim araçlarının mülkiyeti tarihte ilk kez 1917 Ekim Devrimi ile emekçi sınıfların eline geçti. Ekim Devrimi, dünyanın 6’da 1’inde geçmişin sömürülen, aç ve cahil bırakılan emekçi sınıflarını iktidara getirmekle kalmadı, “halklar hapishanesi” olarak bilinen Çarlık Rusyası’nda halklar ve uluslar arasında eşitliğin ve kardeşliğin yolunu da açtı. Geçmiş politik ve sosyal devrimlerin egemen sınıflar içi hiyerarşiyi değiştirmesine karşılık Ekim Devrimi sınıflar hiyerarşisinde ezilen sınıfları tepeye çıkarması nedeniyle Devrimlerin Devrimi oldu.

Devrimci barutunu tüketerek Çarlık Rusyası’nın otokratik geleneklerine ve emperyalist kuşatmaya yenik düşse de Ekim Devrimi bugün de emekçi sınıfların ve ezilen halkların kurtuluş mücadelesinin en büyük ilham kaynağıdır. Bu yüzden, ezilen sınıf mücadelesinin en cılız döneminde bile küresel burjuvazi ve ideolojik sözcüleri, Ekim Devrimi’ni önemsizleştirme, itibarsızlaştırma, gözden düşürme ve nihayet insanlığın belleğinden silme çabalarından geri durmamaktadır.

Ekim Devrimi’ni gözden düşürme amaçlı önermelerden en çok bilineni, devrim değil “darbe” olduğu tezidir. Ekim Devrimi’nden hemen sonra dolaşıma sokulan “Ekim Darbesi” tezi devrimin mirasına konan bürokratik diktatörlüğün 1991’de çökmesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra daha da yaygınlaştı. İddialı burjuva düşünürlerinin ardından sol liberaller ve kâbesini yitiren eski “komünistler” de kervana katıldılar. Kervana katılmakla kalmayıp, “Bana göre ‘anti-kapitalizm’ değil, bugün ‘alternatif-kapitalizm’ konsepti doğrudur” diye yazacak ölçüde alçalabildiler, devrimci düşünceye düşman kesildiler.[1]

İddiaya göre gerçek devrim Ekim’de değil, Şubat’ta yapıldı. Şubat Devrimi demokratik-parlamenter bir rejim getirecekti. Ancak bir avuç darbeci Bolşevik, 25 Ekim’de ayaklanarak iktidara elkoydular ve diktatörlüklerini kurdular.

Komünistler, devrimciler ve dürüst bilimadamları hemen her dönemde ısıtılan bu tezi her defasında bilimsel inceleme ve kitaplarla çürüttüler. Bu kitaplardan biri de Devrimlerin Devrimiadıyla kaleme alındı.[2]

Sorbonne Üniversitesi’nden öğretim üyesi Jean Elleinstein’ın imzasını taşıyan kitabın özelliği, sofistike teorik polemiklerin dışında son derece sade bir dille kaleme alınmış olması. Devrimlerin Devrimi bu özelliğiyle, sözcük ve terminoloji şehvetinin “tavan yaptığı” kitaplara düşkün entelektüellerden çok devrimci mücadelenin asli öznesi ve nesnesi olması gereken emekçilere hitabeden yalınlıkta.

Elleinstein, devrimin öyküsünü 1914’te başlatıyor, anlık geriye dönüşler yaparak Birinci Dünya Savaşı arifesinde Rus İmparatorluğu’nun ekonomik, politik, kültürel, sınıfsal haritasını çıkarıyor.

21 milyon 784 bin kilometre karelik alanda 174 milyon nüfus. Yüzde 85’i kırsal kesimde yaşıyor. Tarım ilkel yöntemlerle yapılıyor, saban bile lüks. Toprağın dörte biri topu topu 140 bin ailenin mülkiyetindedir. Köylü başına düşen toprak bir buçuk hektardan azdır. “Rus köylüsü, yani mujik ‘toprağa açtır’, yoksul köylülerin sayısı 85 milyondur.” (s:13)

Okuması yazması yoktur ama inanç sahibidir muijk, kadercidir. “Tanrı ve Çar öyle istiyor diye açlığa, savaşa, salgın hastalıklara ve sefalete genellikle rıza gösterilir. Savaşlarda da genellikle devşirmeci çavuşların köylerden topladığı köylüler kullanılır.” (s: 15)

Yoksul ve kırsal bir ülke görünmesine karşın Rusya’da modern bir kapitalizm gelişmiştir. Rusya o tarihte dünyanın beşinci büyük sanayi devletidir. Ne ki şirket sermayelerinin yüzde 40’ı yabancı kökenlidir, yani “Batı kapitalizminin bir tür ekonomik sömürgesidir Rusya.” (s: 17)

Rus kapitalizminin bir özelliği de belli merkezlerde yoğunlaşması ve tekelci karakteridir: 1914’te işletme başına 157 işçi çalışmaktadır. İşçi sınıfı 174 milyon nüfus içinde 3 milyon dolayındadır, devrimi yapacak olan da bu sınıftır.

Düzinelerce halkın boyunduruk altında tutulduğu imparatorluk hiçbir özgürlüğe geçit vermeyen otokrasiyle yönetilmektedir. Çarlık rejimi, polis, ordu ve kilise ile ayakta durmaktadır. 1905’te açılan Duma, vesayet altında parlamentodan başka bir şey değildir.

1914’te Rusya artık eskisi gibi yönetilememektedir, devrime gebedir. Elleinstein’ın deyişiyle “İmparatorluk, yüksek tansiyonun her an ölüme götürebileceği bir kalp hastası gibiydi.” (s: 49)

* * *

Devrimin ünlü yasasıdır, ya devrim savaşı önler ya da savaş devrime yol açar. Rusya’da da öyle olur. Elleinstein da kitabın ikinci bölümünde Şubat ve Ekim devrimlerinin öyküsünü anlatır.


Bolşevikler dışında tüm politik örgütler ve gruplar savaş istemekte ve savaş kapıya dayanınca Duma’yı hatırlayan Çar’ı alkışlamaktadır. Ne ki savaş, kalp hastasını komaya sokar. “Savaş yüzünden ağırlaşan Rusya’nın durumu, devrimci durum yaratır. Devrim ama hangi devrim. 1789 mu, Komün mü? Önce biri sonra öteki mi?” (s: 62)

Elleinstein bu tarihsel anda sınıfların ve temsilcisi bireylerin rolüne dikkat çekiyor; 1916 Aralık ayında sayıları sadece birkaç bin olan Bolşeviklerin topu topu bir yıl sonra, çürüyen rejimin haleflerine karşı zafer kazandıklarını vurguluyor.

Çünkü, savaş Rusya’yı bitirmiştir. Yoksul köylülerin toprak açlığına mutlak açlık eklenmiştir. Ordu bile doğru dürüst beslenememektedir. Asker kaçaklarının sayısı 1 milyonu geçmiştir. Açlık, kentlerdeki işçilerin de kâbusudur. Barış ertelenemez bir ihtiyactır. Rusya’nın savaşı sürdürecek takati kalmamıştır. Nihayet, (eski takvime göre) 1917 Şubat ayının sonunda “ekmek ve barış” sloganıyla ayağa kalkan kitlelerin eylemi Çarlığın sonunu getirir.

Şimdi ortada ikili bir iktidar vardır. Devletin yönetiminde soyluların ve burjuvaların Duması; sokaklarda ise işçi, köylü ve asker Sovyetleri. Devrimin kaderini ikisi arasındaki mücadele tayin edecektir. Bu anda Sovyetler içinde Bolşevikler henüz azınlıktadır.

Soyluların ve burjuvaların geçici hükümeti, halkın “ekmek ve barış” taleplerini karşılamak yerine, emperyalist savaşı sürdürme ve giderek Bolşeviklerin denetimine geçen Sovyetleri tasfiye etme peşindedir. Geçici hükümetin başkomutan atadığı General Kornilov’un komplosu maskeyi düşürür. Bolşevikler Sovyetlerde çoğunluğa geçerler. Lenin’in ısrarla savunduğu “Bütün iktidar Sovyetlere” sloganı gündelik sorun haline gelir. Bunun için silahlı ayaklanma gerekir, hem de çabucak. Çünkü meyve olgundur, devşirmekte geç kalınmamalıdır. Yoksa geçici hükümetin Petrograd’ı Almanlara teslim etmesi ve kitlelerin geç kalan Bolşeviklerden de kopması söz konusudur.

Bolşevikler geç kalmazlar. 25 Ekim sabahı (Batı takvimine göre 7 Kasım) Petrograd’ın kilit noktaları ele geçirilir. Öğleden sonra toplanan Petrograd Sovyetinde Lenin, “işçi ve köylü devriminin” zaferini duyurur. Akşam Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi toplandığında, Kerensky hükümetinin üslendiği Kışlık Saray hâlâ düşmemiştir. Kışlık Saray sabaha karşı düşer ve Sovyet Kongresi’nde yeni bir çağın doğuşunu müjdelemek üzere Enternasyonal Marşı söylenir.

Ekim Devrimi darbe değil, işçi, köylü ve asker emekçilerin bağrından doğan Sovyetlerin eseri bir devrimdir. Elleinstein da, Lenin’in dirayetli liderliğine karşılık, Stalin ve Troçki’nin de aralarında olduğu liderlerin tutarsızlıklarına, tereddütlerine dikkat çektiği devrimin öyküsünü anlatırken, “Hiçbir şey 7 Kasım ayaklanmasını basit bir darbe gibi görmekten daha yanlış, tarihsel gerçeğe daha zıt olamaz.” diye not düşer. (s: 104)

* * * 

Üçüncü bölüm, iç savaşın ve sosyalist iktidarın kurulmasının öyküsüdür. Elleinstein bu bölümde, Bolşeviklere yöneltilen “diktatörlük” suçlamalarına da yanıt veriyor.

Devrimi fırsat bilen Almanya saldırıya geçmiştir. “Alçaltıcı ama zorunlu bir barış” olarak Brest-Litovsk imzalanır. Bolşevikler iktidardadır; ama, “Devrime hasım olanların basını dilediğini yazmakta özgürdür. Siyasi partiler varlıklarını sürdürür. Geçici Hükümet’in birkaç eski bakanı ile birkaç eski Çarlık polisinden başka cezaevinde kalan pek yoktur.” (s: 135)

Ne ki, ilk kararnamesiyle halklara kendi kaderlerini tayin hakkını tanıyan, savaşı sona erdiren, üretim araçlarını ve toprağı kamu mülkiyetine geçiren, kadınları özgürleştiren Bolşevik iktidar rahat bırakılmayacaktır. Devrimci iktidar sayısız hasımla kuşatılır. Emperyalist müdahale, ayrıcalıklarını yitirmek istemeyen sınıfların örgütlediği beyaz ordular ve çeteler. Lenin’i öldüresiye yaralayan suikast… “Devrim sayısız hasma karşı koymak zorundadır, şiddetin kaçınılmaz gerekliliği buradan kaynaklanır. Duraksamak ölmek demektir. Bundan dolayı, Lenin’in kararlı itkisiyle (bir gün Kamenev ya da Zinoviyev, öbür gün Troçki ya da Stalin’in olmak üzere, birilerinin birçok duraksamalarına karşın) Bolşevikler duraksamadılar. Aralık ayından başlayarak, sağdaki partilerin çalışmaları yasaklanır ve kimi yöneticileri hapse atılır.” (s: 139)

Bolşevikler iki yıl süren iç savaşı da kazanırlar. Ne ki, iç savaştan geriye “tarlaları Moğol göçebelerce bozulmuş, fabrikaları yıkılmış, taşımacılığı işlemeyen, halkı cahil, açlık ve hastalığın kırıp geçirdiği bir Ortaçağ Rusyası” kalmıştır. (s: 162)

Sosyalizmin kurulması hiç de kolay olmayacaktır. 1913 yılının üretim rakamlarına 1927 yılında ancak ulaşılacaktır.

Elleinstein üçüncü ve son bölümde, Marx, Engels ve Lenin’in proleter devleti hiçbir zaman “diktatörlük” olarak tasarlamadıklarını, Rusya’da baskıcı devlet aygıtının iç savaşın zorlamasıyla ve Rusya’nın geleneklerine göre oluştuğunu da vurgulamaktadır.

Üstelik, uğradığı suikast Lenin’in sağlığını elinden almıştır. Parti işleri ve ülke yönetimiyle ilgilenememektedir. “Çok hoyrat” Stalin ve “ölçüsüzce kendine güvenli” Troçki’nin yanlışlıkları konusundaki uyarılarını bile dinletemez. Sağlığı yerindeyken de defalarca azınlıkta kalmış, ayaklanma sürecinde kimi mektupları aralarında Stalin’in de olduğu parti yöneticilerince sansürlenmiştir.

Elleinstein Devrimlerin Devrimi öyküsüne, “yol hâlâ uzun” uyarısıyla 1922 yılında ara veriyor.

Devrimlerin Devrimi, adını hak eden dolgunlukta ve sadelikte bir kitap.

***

Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere, 14 Kasım 2009 tarih ve 65 sayılı BirGün Kitap’ta “Devrim ama hangi devrim?” başlığıyla yayımlanan yazıdır.

1990’lı yıllarda özel haber ajansı ANKA’da çalışırken, ajansın emekçileri Erdem Gül, Sedat Bozkurt, Adnan Keskin ve Rahmi Yıldırım olarak, en büyük devrimin yıldönümünde Sakarya Caddesi emekçileriyle buluşurduk! Bugünle kıyaslandığında ne güzel günlermiş meğer!..


[1] Nabi Yağcı, Alternatif Siyaset ve Kontra Siyaset, Taraf, 14 Eylül 2009.

[2] Jean Elleinstein, La Revolution Des Revolutions, Editions Sociales, Paris 1967; Devrimlerin Devrimi, Çev. Kerem Kurtgözü, Başak Yayınları, Ankara 1986.

 

 

 

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  2. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  3. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  4. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  5. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  6. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  7. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  8. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  9. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  10. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  11. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  12. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  13. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  14. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  15. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  16. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  17.    Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?
    Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Referandum tarihi…
  18. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  19. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  20. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  21. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  22. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  23. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  24. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  25. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  26. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  27. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  28. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  29. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  30. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  31. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  32. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  33. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  34. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  35. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  36. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  37. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  38. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  39. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  40. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  41. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  42. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  43. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  44. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  45. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  46. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  47. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  48. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  49. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  50. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  51. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  52. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…
  53. Haydi Bismillah!
    Haydi Bismillah!
    1 Ekim 2015
    İbnü’l Sallama’nın diyeceği odur ki, mesele şeytanî düzenin ak bekçilerinin bismillah çekip çekememeleri değil, bismillah çektiklerinde peşlerine düşen, bir daha bir daha düşmeye hazır, mabat kılı olmayı onur sayacak kertede…
  54. 'İntihar celladı'nı durduralım!
    Saray zorbası siyaset kovasını “şehit” ve “ölü ele geçirilen” kanıyla doldururken, suç ortağı siyaset aktörlerinin ve kanaat önderlerinin gündelik dili hızla şiddet diline evriliyor. Milliyetçi faşistler Türk/Kürt savaşından, ümmetçi faşistler…
  55. Yurtta din istismarı Cihanda din istismarı
     İbnü’l Sallama Hükümran Efendi’ye VEKÂLETEN, Ya eyyühellezine âmenû, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Endonezya ziyareti sırasında Müslüman kisvesi altında nefret uyandıranlara karşı mü’minleri uyarmış. Kimi Müslümanların sırf mezhep farklılığından dolayı…
  56. 'Türkiye PKK'ye silah temin etmeli!'
    (Önerinin sahibi ve anlamı için yazının tamamı okunmalıdır.) --İlerde savaş suçuyla sanık sandalyesine oturtulması muhtemel “sivil” cunta, iktidarı tümüyle yitirmemek için Türkiye’yi düşük yoğunluklu iç savaşa götürüyor, her milliyet ve…
  57. Halklara açılan savaşa hayır!
    Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne…
  58. 'Satılmış Gazeteciler'
    'Satılmış Gazeteciler'
    18 Temmuz 2015
    Kitabın Önsöz’ünden: “bir ajanlar ordusu Alman medyasında para kazanmaktadır. Onların bir görevi de siyasetteki ve medyadaki elitlerin Rusya ile düşünsel blok oluşturmalarına engel olmak ve Amerikan yanlısı rotayı muhafaza etmektir..…
  59. Sultan Tayyip düşerken içeride ve dışarıda savaşa hayır
    Tarihsel deneyimlerin ışığında Erdoğan da biliyor ki, diktatörler yitirmek üzere oldukları iktidarlarını sürdürmek için dış maceraya girişirler. Erdoğan da bu bilinçle, ipleri elinden kaçırmamak için becerebilirse orduyu Suriye’ye sokmaya çalışıyor..…
  60. Barzani devletine evet de Rojava Kantonuna mı Hayır?
    RTE seçimde suya gömülen başkanlık hayalini Suriye bataklığında canlandırmak için gözünü karartmış görünüyor. Bunun için de iğrenç bir demagojiyi seslendiriyor, Suriye’nin kuzeyinde devlet oluşumuna bedeli ne olursa olsun göz yummayacaklarını…
  61. Demirel'i  Nasıl bilirdim?
    Demirel'i Nasıl bilirdim?
    19 Haziran 2015
    'ÇORUMU BIRAKIN, FATSAYA BAKIN' --Gazeteciler katledilirken Demirel “Onlar gazeteci kılığına girmiş militanlar, birbirlerini öldürüyorlar” diyordu ki, bugün hapse attırdığı gazeteciler için “Onlar gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar” diye takla atan muktedir ilhamını…
  62. Sermaye hükümet, Erdoğan çıkış yolu arıyor
    HDP’ye giden muhafazakâr Kürt seçmenleri geri döndürmek için HDP’yi ve PKK’yi terör ortamına çekmek. Son aylarda ve haftalarda Hizbullah ve HÜDAPAR merkezli provokasyonların dindar Kürtleri AKP’ye geri döndürme amaçlı olduğu…
  63. Ahmet Kenan Erdoğan'dan Recep Tayyip Evren'e
    'Emniyet’in köpeği varsa Genelkurmay’ın da madalyalı katırı var' --Fetih Mitingi’nde “Şimdi bazı aydınlar çıkmış. Bunlar aydın değil, bunlar karanlık” diye öyle bir celallendi ki, Ahmet Kenan duysa alnından öperdi vallahi. Netekim…
  64. HDP Allerjisi mi Kürtlere antipati mi
    Efendim HDP samimi değil, barajı geçerse AKP ile pazarlık edecek, koalisyon hükümeti kuracak. İyi de HDP baraja takılırsa AKP tek başına (belki de Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla) yeniden iktidar olacak. HDP…
  65. 12 Eylül'ü 'kimin çocukları' yaptı?
    1971 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” diye alarm vermiştii, 1980 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ise “Şef garson benden fazla maaş alıyor” diye yakındı.. Başlıktaki…
  66. Faşiste faşist denir..
    Faşiste faşist denir..
    4 Mayıs 2015
    Avukat Umut Kılıç, hâkimlik sınavında “Faşist Erdoğan’ın adamlarısınız” deyince tutuklandı. --“Faşist Erdoğan” hitabının siyasal eleştiri amaçlı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre suç oluşturmadığı…
  67. 'Ermeni soykırımı: Acı acı ağlamak'
    Tüm kaynaklar, resmi belgeler ve araştırmalara göre, 1915 yılında Anadolu nüfusunun yüzde 10’dan fazlası Ermenilerden oluşmaktadır. Yani 1 milyon 500 bine yakın Ermeni. Bugünkü Ermeni sayısı ise 70 bin kadar.…
  68. Kutlu Doğum Haftası sapıklık mıdır?
    Peygamber’in “Din adına uydurulan her şey bid’attir, her bid’at sapıklıktır; her sapıklık da Cehenneme götürür” dediği rivayet edilmektedir. Olan bitene bakıp kahırlanmamak, dindarlar hesabına üzülmemek elde değil. Kutlu Doğum Haftası…
  69. Verin 400’ü bir daha uçak kazası olmasın!
    “Özür dilerim yorum yapamayacağım. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımın yorumunu bekliyorum. Nasılsa her konuda fikri ve bilgisi var. Olaya el koyup bizi aydınlatacaktır!”  Son yazımızda Amerikan yönetiminin “Bizim çocuk” dediği 12…
  70. Her şeyin başı Akıl sağlığı
    12 Eylül Paşası'na, kızarmış tavuk budu nasıl kemirilir dahil her şeyi en iyi kendisinin yaptığını sanan RTE'na inat.. İnsanımız yediği bir lokma ekmekte, içtiği bir yudum suda, soluduğu bir nefeslik…
  71. Yazık oldu gençlere ve savcıya..
    “Cumhurbaşkanı'ndan sivil toplum kuruluşuna, medyasından sokağına, siyasetleriniz, çıkarlarınız, hesaplarınız artık bizden uzak olsun.'' Berkin Elvan’ın ailesini kendi içine kapanmaya iten olay kan dökülmeden, kimsenin burnu kanamadan sonuçlandırılabilir, savcı da gençler…
  72. Cumhurbaşkanını kandıran Allah'tan bulsun!
    Tarihte Sultan İbrahim Han kadar saf, etrafı dalkavuk ve menfaatperestlerle çevrili, aldatılan halife sultan pek azdır. Samimiyeti ve temiz yürekliliğiyle temayüz etmiş Reisicumhur Recep Bey de etrafını saran dalkavuklar tarafından…
  73. Zindana tıkılan adalet: Sarp Kuray
    Sarp ağabey, hiç eksiltmediği heyecanıyla aşkla şevkle konuştu. Tefeci bezirgân hâkimiyetine karşı isyan eden devrimcilerden dem vurup, Resneli Niyazi ile birlikte Balkan dağlarına çıktı. Abdullah Öcalan’ın 2004 yılında “Sarp’ın zamanıdır”…
  74. Suriye'den türbe kaçırma operasyonu
    Madem Osmanlı’nın kemikleri bu denli kıymetlidir. Son Osmanlı padişahının naaşı Şam’da gömülüdür. Osmanlı’yı ecdat bilen Cumhurbaşkanı, Şam diktatörüyle ailecek tatil yapacak kadar yakınlık kurmuşken, son padişahın naaşını anavatana getirmeyi niye…

ANALİZ

ANALİZEfendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu Meclis

Efendisiz-vesayetsiz-demokratik cumhuriyet için Kurucu MeclisTek-adam diktatörlüğü OHAL vasıtasıyla kuruluyor.. OHAL parlamentoyu fiilen ortadan kaldırmıştır. Kurucu Meclis sloganıyla halk…