Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?

Rahmi Yıldırım

20 Şubat 2017
   Referandumdan evet çıkmazsa iç savaş mı çıkacak?

Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki.

Referandum tarihi kesinleşti: 16 Nisan. Bu tarihte sözüm ona “Türk tipi cumhurbaşkanlığı sistemi” diye kodlanan anayasa değişikliği için seçmenler sandık başına gidecek.

Oylanacak olan metin, sıradan bir anayasa değişikliği değil. Anayasa değişikliği adı altında İslamcı faşist tek adam darbesi için hazırlanan kanun metni oylanacak. Yani, 12 Eylül faşizmini de geride bırakacak ölçüde vahim bir gericilik ve istibdat metni oylanacak. Anayasa değişikliği adı verilen bu metin kabul edilirse, Türkiye istibdat rejimine dönmüş olacak; daha doğrusu fiilen gerçekleşen istibdat darbesi sözüm ona anayasal bir çerçeveye kavuşacak.

Vurgulamalı ki, Erdoğan ve temsil ettiği sermaye gruplarının ve İslamcı hareketin referandumu yitirmeye tahammülleri yok. Benzer şekilde 2007’den bu yana yapılagelen seçimleri ve referandumları yitirmeye de tahammülleri yoktu. Her şeye karşın, o seçimler ve referandumlar sırasında ekonomi ve siyasetin genel seyri, toplumdaki hoşnutsuzluğu ve tepkileri yumuşatmaya yetecek güçteydi. Bu nedenle o seçimler ve referandumlar sırasında nispeten barışçı bir dil kullanabiliyorlardı. Bugün ise ekonomi aynı güce sahip değil. Dış ticaret ve cari işlemler dengesi, milli gelir artış hızı, işsizlik rakamları, yoksulluk ve açlık endeksi verileri çok ciddi alarm işaretleri veriyor. Bu yüzden giderayak Varlık Fonu kurdular. Dolayısıyla bu kez referandumu yitirmeleri ciddi olasılık.

Ekonomideki negatif seyir, siyaseti ve dış politikayı da belirliyor. Unutulduğu sanılan darbeci gelenek hortladı, ülke 12 Eylül askeri faşizmi kadar beter bir OHAL rejimine sürüklendi.

İşte bu OHAL sürecinde Erdoğan ve temsil ettiği sermaye grupları, yitirmeye tahammülleri olmayan bir referandumu kabullenmek zorunda kaldılar.

***

TERSİNE DÖNEN EVET RÜZGÂRI

Referanduma iki ay kala Erdoğan’ın ve partisinin ticari eklentisi anket kuruluşları ve tamamen satılmış veya sinmiş medya mecraları bir zafer beklentisi içinde görünmüyorlar. Mevcut siyasi atmosfer, toplumsal sınıf ve grupların referandum için belirginleşen mevzilenmeleri, Erdoğan cephesinde coşkulu zafer marşları söylenmesine imkân vermiyor. Erdoğan’ın yüzde 58 oy oranıyla kazandığı 2010 referandumunda “Yetmez ama evet” diyen liberaller ya içerdeler ya firardalar, kalanları ise ağlamaklı pişmanlık şarkıları söylüyorlar. O referandumu boykot eden Kürt hareketi bugün HAYIR kampanyası yürütüyor. Öyle ki, söz konusu anayasa değişikliğini dayatan Devlet Bahçeli’nin seçmenlerinin 4’te 3’ünün bile “Terör örgütleriyle aynı safta mı yer alacaksınız?” propagandasına aldırmadan ret oyu eğiliminde olduğu gözleniyor. PKK ve eklentisi TAK ahmakça eylemler yapmadıkça, milliyetçi seçmenlerin bu tutumunda bir değişiklik olması da beklenmiyor...

Bu betimleme müzmin bir muhalifin betimlemesi değil. Erdoğan ve AKP’nin embedded muhabirleri ve köşe yazarları da benzer bir siyasi atmosferden söz ediyorlar; “Evet rüzgârı tersine döndü” diye alarm veriyorlar. Öyle ki, iktidar yandaşı medyanın yazarları birbirlerini “davaya ihanet” etmekle “yeterince coşkulu” olmamakla suçlamaya başladılar.

*** 

EVET ÇIKMAZSA İÇ SAVAŞ TEHDİDİ

Söylediğimiz gibi Erdoğan ve temsilcisi olduğu sermaye gruplarının 16 Nisan referandumunu yitirmeye tahammülleri yok. Yitirirlerse siyasi sürecin nasıl ilerleyeceği bugünden kestirilemez. Sandıktan güçlü bir HAYIR çıkarsa, baskı altındaki yargı eliyle ya da TBMM’de sayısal çoğunlukla kapatılan Yüce Divan’lık nice vukuatın hesabının sorulmasına kadar ilerleyebilir siyasi süreç. O yüzden referandumu yitirmemek için referandum kampanyasını terörize etmeye çalışıyorlar; HAYIR oyu verecek yurttaşları “terörist” “darbeci” diye yaftalayıp kriminalize ediyorlar. Çok daha vahimi, iç savaştan bile söz etmeye başladılar.

Havuz medyası ne kadar görmezlikten gelse ya da küçültse de, AKP Manisa İl Başkan Yardımcısı’nın iç savaş tehdidini duymayan kalmadı: “Yüzde 50’yi geçemezsek ve bu referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!

Kendi partisinden bile gelen tepkiler üzerine söz konusu siyasetçi görevinden istifa etmiş; istifa ederken de sözlerinin çarpıtıldığını savunmuş.

Tabii ki bir çarpıtma yok ortada. Zaten ilk vukuatı da değilmiş bu sözler. Daha önce de Libya, Tunus, Mısır, Irak, Suriye ve Ukrayna’daki sıcak savaşların Türkiye’de de olacağından söz etmiş. Yani dil sürçmesi veya maksadını aşan bir söylem değil. Hiç fütursuzca iç savaştan söz ediyor.

Vahim olanı şu ki, sadece o kişiye özgü bir dil sürçmesi değil, iktidar partisinin sahip olduğu zihniyetin çok dürüstçe ikrarıdır.

***

KANLI MI OLACAK KANSIZ MI?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da birkaç kere, bu anayasa değişikliğini kan dökmeden yapamayacaklarını söylemişti. Kılıçdaroğlu’nun kastı kendilerinin de silaha sarılacakları, böylece iç savaş çıkacağı değil, iktidarın toplumsal muhalefeti kan dökerek bastırma niyetiydi. Zaten epeydir kan dökülüyor. Öyle ki, AKP iktidarı döneminde öldürmek sıradanlaştı. Geçmiş yılların “siyasi cinayet, suikast” terimleri literatürden kalktı. Artık katliamlardan söz ediliyor. Roboski, Reyhanlı, Suruç, Ankara Gar, Merasim Sokak, Güvenpark, Atatürk Hava Limanı, Gaziantep, Reina... Nihayet AKP Manisa yöneticisinden açık açık iç savaş tehdidi.

AKP Manisa İl Başkan Yardımcısı durduk yerde iç savaştan söz etmedi. Hatırlatmak gibi olmasın, böylece ikrar edilen iç savaş hamlesinin Türk siyasi tarihinde çok kanlı bir öyküsü vardır.

Ne zaman emek yanlısı sol siyasi seçenek güç kazandıysa düşük yoğunluklu iç savaşla bastırdılar. Ne zaman sermaye grupları birbirlerine düştüyse, iç savaşla tehdit ettiler.

Öyle çok gerilere gitmeye yok. 27 Mart 1994 yerel seçimleri yapılmıştı. CHP ve o tarihte kurulu SHP, yanları sıra merkez sağdaki DYP ve ANAP yenilgiye uğramış, Ankara, İstanbul ve Konya belediyelerini RP kazanmıştı.

O tarihlerde SHP’nin başkanı Murat Karayalçın, CHP’nin başkanı Deniz Baykal. Yenilgiyi kabullenmişler. Fakat medyada CHP ve SHP’ye mal edilen tehditlerin haberleri:

Ankara Gökçek’e mezar olacak!”

RP genel merkezine fakslar: “Kanımızı dökeceğiz, Size bırakmayacağız!”

Bunun üzerine RP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, partisinin 13 Nisan 1994 tarihli grup toplantısında, tarihe geçen konuşmasını yaptı: “Refah Partisi iktidara gelecek, adil düzen kurulacak. Sorun ne? Geçiş dönemi sert mi olacak, yumuşak mı olacak, kanlı mı olacak, kansız mı olacak? Bu kelimeleri kullanmak bile istemiyorum amma, bunların terörizmi karşısında herkes gerçeği açıkça görsün diye bu kelimeleri kullanma mecburiyetini duyuyorum. Türkiye´nin şu anda bir şeye karar vermesi lazım, Refah Partisi adil düzen getirecek, bu kesin şart. Geçiş dönemi yumuşak mı olacak sert mi olacak, tatlı mı olacak kanlı mı olacak. Altmış milyon buna karar verecek.”

Oysa Erbakan takiyye ustasıydı, benzer durumlarda bu söylemlerin üç beş kendini bilmezin marifeti olduğunu, ilgili kuruluşların buna itibar etmeyecek kadar sağduyulu olduklarını söylerdi. Ne ki, o günlerin zafer coşkusu içinde dilindeki prangayı çözmüş, takiyyeye gerek duymamıştı. Zaten öteden beri dinci söylemle “Namaz dinin direği, cihad ise zirvesidir. Biz siyaset değil cihad yapıyoruz”, “Bu parti İslami Cihad Ordusu'dur” diyor, farklı inanç sahiplerini patates dininden olmakla karalıyordu. Yine o günlerde RP’den bir milletvekili “Kan dökülecek, fıstık gibi olacak” diyerek hocasına arka çıkıyordu. Şu günlerde Erdoğan’ın danışman kadrosundaki bir akademisyen de “Müslümanlar içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmesinler” diye akıl veriyordu.

*** 

“EZER GEÇERİZ”

Tekrar vurgulamalı ki Manisa’da edilen iç savaş sözleri, sadece o kişiye özgü bir dil sürçmesi değil, iktidar partisinin sahip olduğu zihniyetin çok dürüstçe ikrarıdır. Nitekim, partinin şu an genel başkanı ve Başbakan görünen Binali Yıldırım, “Hayır diyenler teröristlerle birlikte hareket ediyor” diyerek hayır oyu verecek yurttaşları peşin peşin suçlu ilan etti. Fiili genel başkan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ise çok daha açık dille, “Hayır diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un yanında yer almaktır. Kimse sağa sola çekmesin” diyerek darbeci yaftası yapıştırdı.

Esasen Erdoğan siyaseten kendisini var eden burjuva parlamenter sistemini gitmek istediği istasyona varınca ineceği tramvay olarak gördüğünü saklamadı. “Minareler süngü kubbeler miğfer, camiler kışlamız müminler asker” dizelerini okuyarak parlamenter sisteme ilişkin samimiyetsizliğini de saklamadı, bu yüzden mahkum bile oldu. Taksim Gezi direnişinden bu yana sürekli “yeni bir İstiklal Savaşı verildiğinden” söz eden Erdoğan’a atfedilen çok daha vahim sözler medyada haberleştirildi, üzerine köşe yazıları yazıldı ki, bugüne değin yalanlanmadı. Buna göre, çok üst düzey bir bürokrat, emekliye ayrılırken Erdoğan’a veda ziyareti yapıyor. Erdoğan projelerini anlatınca bürokrat diyor ki “Bu dediklerinin yarısını yap, iç savaş çıkar.” Erdoğan ise “Çıksın, ezer geçeriz” diye karşılık veriyor... (Levent Gültekin’den aktaran Aydın Engin, Cumhuriyet, 20 Haziran 2016)

Yani, Manisa’da edilen söz, dil sürçmesi filan değil. Yalanlanmayan bu habere göre Türkiye, iç savaşı göze almış bir lider ve partisi tarafından yönetiliyor. Lider ve çevresindeki yardımcıları “hayır” oyu verecek on milyonlarca yurttaşı teröre hizmet etmekle suçlarsa, partinin yerel yöneticileri de işte böyle dürüstçe ikrar ederler. Böyle nutuklarla tahrik olmaya teşne “meczuplar” daha da ileriye gidebilirler...

MHP’li Sinan Ogan, AKP’nin ‘Halk Özel Harekât’ gibi gerektiğinde toplumun diğer kesimi üzerine salmak üzere paramiliter yapılanma çalışması içinde olduğunu, esnafa silahlı eğitim verdiğini iddia ediyor ki, henüz yalanlanmadı. Umulur ki, halkın sağduyusuna güvendiğini belirten Oğan’ın “Ne olursa olsun bu milleti iç çatışmaya sürükleyemezler” temennisi doğru çıkar.

***

İÇ SAVAŞA HAYIR!

Halk sağduyulu olsa da, “bürokratik vesayet ve oligarşi” diyerek kuvvetler ayrılığını engel sayan, kendisini anayasa ile bağlı görmediğini, anayasanın bekleme odasında olduğunu söyleyegelen lider “İç savaş çıkarsa çıksın, ezer geçeriz” demişse, o ülkede iç savaş senaryosu ciddiyet kazanır.

Bilmeyenler için vurgulamalı ki, iç savaş Kürt kentlerinde hendek kazmalarına göz yumulan çocukların gençlerin resmi güvenlik güçlerince tankla topla “etkisiz hale getirilmesi” değildir. Resmi güvenlik güçleri dışında eli silahlı kişilerin birbirlerinin evlerini işyerlerini basması, evde sokak ortasında resmi koridorlarda birbirlerini öldürmeleridir iç savaş.

Çok yakın tarihte Bosna’da, Ruanda’da; bugün Afganistan, Suriye, Irak, Libya, Yemen’de yaşandığı üzere, devletler arası savaştan çok daha korkunçtur, bir toplumun başına gelebilecek en büyük felakettir iç savaş. Ordunun ve polisin bölünüp kendi içinde vuruşması, kendi içinde vuruşurken Dilek Doğan ve Ali İsmail Korkmaz cinayetlerini sıradanlaştırması; ordu ve polisten ayrı olarak sivil alanda kardeşin kardeşi vurması, düne kadar selamlaşan insanların birbirlerini öldürmekle kalmayıp karınlarını bile deşmesi, karnından ciğerlerini çıkarıp dişlemesi, çocuklara ve kadınlara tecavüz edilmesi, evlerin içindekilerle birlikte ateşe verilmesidir iç savaş. Bugün “Hazır olun” diyerek tahrik eden çığırtkanların da kurbanı olmaktan kurtulamayacağı bir mukateledir iç savaş.

Türkiye, “içlerindeki hırsı, kini, nefreti eksik etmeyen” sadece kendisine Müslüman sadece kendisi için “demokrat” dinci kadronun yönetiminde iç savaş olasılığının ciddiyet kazandığı bir eşiğe geldi ne yazık ki. Yukarıda da söylediğimiz gibi öldürmek sıradanlaştı bu iktidar döneminde. Siyasi cinayet ve suikastların yerini katliamlar aldı.  Roboski, Reyhanlı, Suruç, Ankara Gar, Merasim Sokak, Güvenpark, Atatürk Hava Limanı, Gaziantep, Reina... Milliyetçi mukaddesatçı ittifak bugün de, Kürtlerin siyasal temsilcilerini tutuklayarak, Alevileri ve solcuları dışlayarak, emek örgütlerini baskı altında tutarak, FETÖ temizliği bahanesiyle devlet dairelerinden ve üniversitelerden barışçı demokrat solcuları tasfiye ederek, ana muhalefet partisini bile düşmanlaştırarak “ezer geçeriz” rahatlığıyla iç savaşa, daha doğrusu pogroma zemin hazırlıyor.

Toplumsal fay hatlarında artık açık açık iç savaştan söz etmeye yeterli öfke ve nefret birikti. “Ne istedilerse verilerek” güçlendirilen darbeci çete 15 Temmuz’da kısa süreliğine de olsa başarsa, ülke iç savaşın cehennemine daha o gün yuvarlanmış olacaktı.

Her şeye karşın bu ülkenin demokrasi cephesi, pogrom heveslisi dikta cephesi karşısında sanıldığı kadar güçsüz ve çaresiz değildir. Referandum sandığından HAYIR ne denli güçlü çıkarsa iç savaş çığlıkları o denli zayıflayacaktır.

 

Yazarın Dİğer Yazıları

  1. Oyum Tayyip'e!
    Oyum Tayyip'e!
    20 Haziran 2018
    Bu seçimde Recep Tayyip Erdoğan’a ve partisine oy vermek düşüncesindeyim. “Neden? Yeni mi aklın başına geldi?” diye sorarsanız. Evet! Çok şükür, nihayet aklım başıma geldi, Tayyip’e oy vermek istiyorum! Her…
  2. Seçimler, Sosyalistler ve HDP
    24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir. Belirtmeye gerek yok,…
  3. Vicdan yoksulu siyaset ve yargı
    Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye’de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti. Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü’nü eleştirirken,“Türk…
  4. Türklük Sözleşmesinin güncel krizi
     Barış Akademisyenleri Bildirisi’ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye’nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık’, ‘Osmanlılık Sözleşmesi’, ‘Müslümanlık’, ‘Müslümanlık…
  5. Kürt rüyası
    Kürt rüyası
    19 Mart 2018
    Kelt Rüyası’nı okurken bir an, Kürt coğrafyasında 90 yıldır terennüm edilen bir ağıtın dizeleri aklıma geldi: “Süngü uçlarında donakalmış, bebelerin son bakışları.” Yanı sıra, 30 yıl önce Halepçe katliamında elma kokulu bebeğine…
  6. Şehidimiz fakirdendi..
    Şehidimiz fakirdendi..
    14 Şubat 2018
    Savaş, mülk sahiplerinin hırsızlık ve talanla biriktirdikleri mülklerini korumak ve arttırmak için birbirlerinin gırtlağına sarılmaları ve bu uğurda mülksüzleri birbirlerini öldürmeye göndermelerinin ekonomisi ve siyasetidir. Saldırı karşısında evini, köyünü, kentini,…
  7. Afrin Afrin
    Afrin Afrin
    5 Şubat 2018
    “Yerli ve milli” savaş teknolojisi “akıllı mühimmatlar”, “terörist” ile sivil halkı kılı kırk yararcasına ayırt edecek derecede gelişmiş olmalı! Harekâtta yüzlerce sivilin katledildiğini söyleyen Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Terörist” diye…
  8. Diyanet'in çocuk gelinleri ve dinden özgürleşmek
    Diyanet’e göre, bulûğ, kişinin yetişkin insan statüsü kazanmasıdır; kızın adet görmesi, gebe kalabilme, erkeğin de baba olabilme çağına ulaşması demektir. İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı erkekler için 12, kızlar…
  9. İç Savaş fermanına karşı direnme hakkı
    İç savaş söylemi iktidar partisinin örgütüne öyle sinmiş ki, 16 Nisan 2017 referandumu öncesinde bir yerel parti yöneticisi örgütüne “referandum oylamasında başarısız olursak iç savaşa hazır olun!” diye talimat vermişti.…
  10. Tayyip Erdoğan'ın Filistin şovu
    Erdoğan ve İslam coğrafyasındaki yol arkadaşları şov yapmanın ötesinde kararlı şekilde Filistin’e sahip çıkmazlar. Kendi halklarına kötü örnek olmasın diye seküler Filistin hareketlerini zayıflatmak için Filistin’de İslamcı hareketleri teşvik ettiler. Bunun…
  11. Delilsiz Hükümlerle Asılanlar
    İbrahim Çiftçi, kontrgerillanın peşine düşen Savcı Doğan Öz’ü 1978 yılında öldürmekten yakalandı, soruşturma savcılarına verdiği ifadede suçunu itiraf etti. Suçu sabit görülmesine karşın asılmayan İbrahim Çiftçi cezaevinden çıkar çıkmaz öğretmen yardımlaşma…
  12. Hızlandırılmış zabit eğitimi reformu
    Gurur duydum, bir teğmenin bu kadar kısa sürede yetişmesini sağlayan eğitim inkılabını başarmış olmamızdan. En kalbi duygularla alkışladım Başkomutanımızı, bu mucizevi reformu hayata geçirmesinden dolayı. Kim bilir Amerikalısı Fransız’ı Rus’u…
  13. Fahişeler ve gazeteciler
    Fahişeler ve gazeteciler
    29 Kasım 2017
    Fahişelik denilince tarihteki ilk meslek olduğu söylenir ve akla hep belirli bir cinsiyet gelir. İnsan türünün sınıflara ayrışmasından bu yana baskı altında olan kadının cinsiyetinden üretilmiş bu kavram hiç de…
  14. Atatürkçü Tayyip'ten marksist Tayyip'e!
    Naçizane derim ki, Atatürk açılımı yaparken “söylemi Marksist” diyerek aşağılayan AKP Reisi bir gün bakarsınız Marksizm açılımı da yapıverir. Marksizm açılımına kanacak sosyalist sağlaklar da mutlaka çıkar; 2010 referandumunda çıktığı…
  15. Devrimlerin Devrimi
    Devrimlerin Devrimi
    9 Kasım 2017
    İnsanlık tarihindeki en büyük devrim, 7 Kasım 1917 (Jülyen takvimine göre 25 Ekim) günü Rusya’da gerçekleşti. En büyük devrimin 100’üncü yıl dönümüdür, anısı önünde saygıyla eğilme ve yeniden ayağa kalkma…
  16. İkinci 'İstiklal Harbi'nin başkomutanı Erdoğan!
    Son yılların revaçta yakıştırması, “İstiklal Harbi Başko­mutanı Tayyip Erdoğan”. Durduk yerde yakı­ştırılmadı. “Ne istediyse verdiği” yol arkadaşının 17­/25 Aralık yumruğuna maruz kalınca, kend­isi “İkinci İstiklal Harbi” başlattı. İstiklal Harbi(!) dört…
  17. Tayyip Erdoğan da metal yorgunudur
    Her kul gibi RTE de çok yoruldu hem de çok metal yoruldu. O yorgunlukla yaptığı hataların işlediği günahların sonu gelmiyor. Her biri diğerinden vahim hatalarının haddi hesabı yok.   Metal yorgunluğu,…
  18. Nuriye Semih ölmemeli!!!
    AK darbeciler dünya yıkılsa onları işlerine iade etmeyecek. Çünkü çok günah işlediler. 12 Eylül faşizminin işten atıp açlığa mahkum ettiği insan sayısı binlerle ifade ediliyordu, bugün yüz binlerce kişi sokağa atıldı.…
  19. Tayyip Erdoğan için endişeliyim: Keşke Amerika'ya gitmeseydi!
    ''Kur’ân-ı Kerî­m’de açıkça buyruldu­ğu üzere “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Âl-i İmrân 54, Ga­nimet 30), “Allah daha çabuk tuz­ak kurar” (Yûnus 21) da, yür­eğim rahat değil; Re­is’in başına bir hal…
  20. Seyahatname-i Rahmi Çelebi: Yosemite'nin Gözyaşları
    Doğa harikası Yosemite Vadisi’ni, soykırım ve işgal acısını yüreğimizde hissederek dolaştık. Gençliğimizde kitap dünyamızı işgal eden Amerikan çizgi romanlarında Kızılderili kabilelerinin vahşi olarak resmedilip şeytanlaştırıldığını anımsadık   Yosemite Parkı yüzlerce…
  21. Seyahatname-i rahmi çelebi, Amerikanın yeniden keşfi!
    Amerika’ya ilk yolculuğum 30 Mayıs 2013 günü başlamıştı. Üç hafta süreyle telefon kapalıydı, gazete televizyon sosyal medya boykotundaydım. Döndüğümde ne göreyim, Türkiye Gezi Direnişine sahne olmuş, memleket altüst olmuş. On…
  22. Haram para ile hac!!!
    Haram para ile hac!!!
    7 Ağustos 2017
    15 Temmuz saat 22.00’de Mehmet Görmez MİT Müsteşarı ile akşam yemeğinde. Darbe girişiminin parçası olarak MİT Müsteşarı’na saldırı bekleniyor. Nihayet, dönemin moda haline gelen tarzıyla Mehmet Görmez de darbe girişimini…
  23. Rojova Kürtleri düşmanımız değildir!
    ABD Başkanı Donald Trump, IŞİD’in başkenti Rakka’ya yönelik kara harekâtı için yerel müttefik olarak Türkiye’yi değil, Suriye sınırları içindeki Rojava Kürtlerini seçti. Trump’ın kararı Türkiye ile ABD arasında yeni bir…
  24. Ankara'da hakimler yokmuş!
    12 EYLÜL DARBE DAVASI TİYATROSUNDA PERDE KAPANDI ''Darbenin ruh ikizi ve mirasçısı parti, devlet eliyle zorunlu din dersini yaygınlaştırarak, darbecilerin dayattığı İslam-Türk sentezini daha da tahkim eden, sendikaları ve meslek…
  25. Aşık Peygamber'den aşık imama insanlık halleri
    Elbeyli Köyü İmamı Mustafa, talihsizdir. Asrı saadette yaşamış olsa, aşkından dolayı kınanmazdı herhalde. Buhari’nin naklettiği rivayete göre, o asır ki, Medineli ensar Mekke’den gelen muhacir kardeşine, “Bak, iki karım var,…
  26. 15 Temmuz kontrollü bir darbe miydi?
    15/16 Temmuz gecesi kâbus gecesiydi. Ülke iç savaşın eşiğine geldi, F tipi darbe girişimi bastırıldı, iç savaş savuşturuldu (belki de ertelendi), 248 insan canından oldu. O gece insanlar can verirken,…
  27. Peygamberler Günahsız masumlar mıdır?
    Hz. Muhammed, günah işlemiş olabilir mi? Yanıtı Kur’ân-ı Kerim’de --“Ey Muhammed! Sabret. Allah’ın va’di şüphesiz gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste. Akşam-sabah Rabbini hamd ederek tespih et.”  Toprağı bol olsun, Georgi Dimitrov…
  28. 'Dileeeeek, Dilek... Oy Dilek!'
    Tarih 18 Ekim 2015. Polis eve baskın yapıyor. Evin kızı Dilek, polislere galoş giymelerini ihtar ediyor. Tüfekli bir polis Dilek’i vurup öldürüyor. İnternete yeni düşen kayıtta, kamerayı kullanan teknik polis…
  29. Erdoğan: Fetullah'ın din kardeşi Bahçeli'nin ülküdaşı!
    Tek adam diktatörlüğü için yürütülen referandum kampanyası, siyasal İslam’ın ne denli iki yüzlü, ahlak ve tutarlılık yoksulu olduğunun son örneği olarak şimdiden demagoji tarihine geçti. Bir kere daha görülüyor ki,…
  30. Hitler ve Mussolini'den Erdoğan'a
    Almanya’da Hitler, 1933 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurduktan sonra Başbakanlık ile Cumhurbaşkanlığını birleştirmiş ve 1934 yılında referanduma sunmuştu. Türkiye’de Erdoğan, 2002 seçiminde yüzde 34 ile hükümet kurdu, bugün Hitler…
  31. Genelkurmay Başkanı için çok üzülüyorum!
    Hulusi Paşa’nın 15 Temmuz gecesi başına gelenler askerlik tarihinde hangi genelkurmay başkanının başına gelmiştir acaba? Aklıma bir tek 27 Mayıs 1960 gecesi genç subaylar tarafından tartaklanan Genelkurmay Başkanı müteveffa Rüştü…
  32. Otobüste linç provası: Kuran Okumak
    ''Hadi diyelim, yanıt verdim. Bu defa başka biri tekbir getirdi, bir diğeri aynı şekilde Kur’an okumaya başladı, başka birileri ilahi terennüm ediyorlar... Kavga çıkıyor. Sürücü, otobüsü karakola çekiyor. Bir iki…
  33. Referandum Hayırlı olur mu?
    Erdoğan için nihai kader oylamasına dönüşen Nisan 2017 referandumu Erdoğan’ın yenilgisiyle sonuçlanabilir. Nitekim AKP medyası ve türlü çeşitli yöntemlerle baskı altına alınan merkez medya, başkanlık projesini coşkuyla sahiplenemiyor.  Cumhurbaşkanlığı sistemi…
  34. Anayasa değişikliği intihar cellatlığıdır!!!
    Anayasa değişikliği adı altında tezgahlanan ve 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist darbeye direnmek, hayır demek insanlık ve yurttaşlık görevidir! Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son…
  35. Erdoğan diktasına direnmek yurttaşlık görevidir
    Bir kişinin tek başına tüm devlet erklerini eline aldığı, her alanda tek söz sahibi olduğu, buna karşılık kimseye hesap vermediği yönetim modeli siyaset biliminde istibdat olarak adlandırılmaktadır.  Türkiye, anayasa değişikliği…
  36. Kayseri katliamı
    Kayseri katliamı
    19 Aralık 2016
    Ve gün gelip Kürt dağlarında kentlerinde “şehit” olan, Şehit olamadıysa sınıf kardeşlerini “ölü” ele geçirenler de onlar. Çatışmadan bir çoban çeşmesi başında karşılaşsalar, Birbirlerini “şehit etmek”, “ölü ele geçirmek” yerine Ekmeklerini bölüşecek olanlar da…
  37. Tayyip istanbul katliamına sahiden üzülmüştür!
    İstanbul katliamında can veren polislere de üzülüyoruz. Ne ki, polis bizlerle aynı duygudaşlık içinde değil. Bizler, onların gözünde düşmanız. Onlar bizleri başları ezilmesi gereken anarşistler, komünistler, solcular, dinsizler, Aleviler, Kürtler, kâfirler vs. olarak…
  38. Kürdistan Özerk Cumhuriyeti!
    Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta, Irak’ta Türkler için istenen haklar ve statü Türkiye’nin Kürtlerinden niçin esirgenir? Kafa göz yarmadan, kana susamadan, kan dökmeden düşünmek tartışmak gerekmez mi? Yetmedi mi 40 bin tabut? Medya, Başbakan Binali…
  39. Ergenekon'dan 15 Temmuz'a medya
    AK/Saray ve Reis, dünün Ergenekoncularıyla kol kola. Bu ittifak, Cemaat’e karşı görünse de özünde iş cinayetlerine kurban giden emekçilere, işsizlere, kadın cinayetlerinin kurbanlarına, anadilini konuşmak kimliğine kültürüne sahip çıkmak istediği…
  40. Türbanla özgürleşmek veya tembelliğin güzelliği
    İslam Peygamberi’nin hanımları bile evlerinde oturmaya memur edilmişler. Bu durumda, inancını yaşamak isteyen sıradan kadın evinden çıkmayarak çok daha fazla özgürleşebilir demektir! Böylece tembellik hakkını da kullanmış olur!!!  İnsan Hakları…
  41. Devlet yönetimi Erdoğan'a bırakılamaz!
    Kendisinden hesap sorulmayıp devleti yeniden kurmasına seyirci kalındığı takdirde, Erdoğan’ın kuracağı devlet FG Cemaati yerine başka cemaatlere yaslanacak demektir. Nitekim öyle oluyor, Türk Silahlı Kuvvetleri AK Silahlı Kuvvetlere evrilip hassa…
  42. Che Guevera'nın şehrinde hüzün
    Che Guevera, 1967 yılında Bolivya dağlarında CIA’nın eğittiği Bolivyalı askerler tarafından kurşuna dizilir; mezarı 30 yıl sonra bulundu. Ancak Camillo'nun cesedi hala bulunmuş değil.. Küba gezimizde coşkuyu Havana’da 1 Mayıs’ta…
  43. Küba'nın karasabanı
    Küba'nın karasabanı
    21 Haziran 2016
    'Neden karasaban sorusunun yanıtı olarak aklımıza hemen ambargo geldi. Sosyalist blokun dağılmasıyla ülke ekonomik krize girmiş. “özel dönem” başlamış. Özel dönem ekonomisinde değil traktör veya başka tarım aletleri ithal etmek,…
  44. Küba'nın yollarında..
    Küba'nın yollarında..
    17 Haziran 2016
    'Yakın zamana kadar Mustafa Kemal Atatürk imzalı sloganlar yazılıydı lazım yerlerde. Şimdi Hadis-i Şerifler. Nereden nereye! Fidel’den sonra Küba’da neler olur, kim bilir?' Küba gezimizde Havana’dan sonra ilk durağımız Varadero…
  45. Havana'nın keşfi
    Havana'nın keşfi
    8 Haziran 2016
    El Morro kalesi Batista döneminde hapishane olarak kullanılmış. Kalenin dışında hayli yüksek bir İsa heykeli dikkati çekiyor. Heykel, devrimcilere karşı kısmi bir zaferin ardından Batista tarafından dikilmiş. Ancak İsa, heykelini…
  46. Türkiye'nin memuru işini bilir de Küba'nın işçisi bilmez mi?
    'Erdoğan Küba’da kanser tedavisi görmüş mü?' --''İzlenimlerimiz sonunda coşkuyla “İşte sosyalist Küba” diyemiyoruz. İki ayrı para kullanılıyor. İki ayrı para iki ayrı ekonomi demektir. Bu durumda CUC kapitalist Küba’nın, CUP…
  47. Havana'da güne uyanmak
    Havana'da güne uyanmak
    25 Mayıs 2016
    “Sosyalizmin son kalesi” Küba’da gördüklerimizi, izlenimlerimizi dizi yazı olarak paylaşacağımızı söylemiştik. Genel bir değerlendirmeyi dizinin son yazısında yapacağız. Türkiye’den Küba’ya doğrudan uçuş yok. İspanya, Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Kanada, Rusya,…
  48. Yoklar Ülkesi Küba!
    Yoklar Ülkesi Küba!
    15 Mayıs 2016
    ADAM-DER üyeleri olarak Küba’ya gittik --Küba, farklı bir rotadan Hindistan’a gitmeye çalışırken bilmeden Amerika’yı keşfeden Kristof Kolomb’un bu yolculukta karaya ilk ayak bastığı ada. Tropik iklim kuşağındaki adanın yüzölçümü 110…
  49. Kabataş Kıyametinden Ensar sükütuna
    “Belki biz bir ölüyoruz ama en az 10 da, 20 de, 30 da onlardan öldürüyoruz. Bu şekilde devam ediyor.” diye kelle hesabı yapabilen, “Kabataş’ta başörtülü bacımın üzerine işediler” yalanıyla kıyameti kopartmasına…
  50. Emine ve Tayyip'in Harem Hayatı
    ''Kim ne derse desin, Emine Hanım laiklik mücahidesidir. Belli etmek istemiyor ama aslında Recep Tayyip de Emine gibi laikliğin yılmaz savunucusu.'' Emine Hanım da kim diye sormayın artık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
  51. Müslümanları niçin öldürmeliyiz?
    “Benim hırsızım, benim rüşvetçim, benim sübyancım, benim teröristim, benim ahlaksızım iyidir, çünkü Müslümandır, iman kardeşimdir. Açıkça büyük günahlar işlese de, madem ki imanlıdır, Müslümandır, kardeşimdir.” Kendisini Müslüman sayan ahalinin çok…
  52. Devletin temelindeki dinamit
    Devletin temelinde hiç abartısız dinamit kuyusu vardır; başka bir ifadeyle devlet ve toplum, dinamit fıçısının üzerinde durmaktadır. Kuyu, fıçı, ağzına kadar kendine Müslümanlık, kendine demokratlık, ayrımcılık ve hatta nefret suçu…
  53. Mağrur olma padişahım!
    Recep Tayyip Beyefendi de bilir ki, kibir, Allah’ın yeryüzüne halife olmak üzere yarattığı Adem’e saygı göstermesi istendiğinde, “Beni ateşten yarattın, çamurdan yarattığın kimseye saygı ile eğilmem” diyerek büyüklenen İblis’in amelidir,…
  54. Oy Trabzon Trabzon
    Oy Trabzon Trabzon
    21 Ocak 2016
    Hrant Dink deyince akla ilk olarak, çocuk yaştaki katili ve katilin memleketi Trabzon geliyor. Rahip cinayetleri söz konusu olduğunda da öyle. Trabzon’da Santa Maria Katolik Kilisesi Rahibi Andrea Santoro da…
  55. Fetva ve ayet mühendisliği
    Türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar İslamileşti ama ahlakını ve aklını bugünkü kadar yitirdiği bir dönem geçirdi mi acaba? Sadece son bir iki haftanın haberleri bile kuşaklar boyu utandırmaya yetecek rezalet…
  56. Yeter artık! Edi Bes e!
    Yeter artık! Edi Bes e!
    19 Aralık 2015
    Yirmi yıl önce 4 bin köyü boşaltmak, 4 milyon insanı göç ettirmek, binlerce kişiyi faili meçhullerde katletmek yetmedi mi ki, şimdi de kentleri bombalıyorsunuz, insanları aç susuz evlerinde hapsetmeye çalışıyorsunuz?…
  57. Çilingir Sofrasına Sabotaj
    “Sermaye, güvenli yüzde10 kâr ile her yerde çalışmaya razıdır; kesin yüzde 20, iştahını kabartır; yüzde 50, küstahlaştırır; yüzde 100, bütün insani yasaları ayaklar altına aldırır; yüzde 300 kâr uğruna işlemeyeceği…
  58. AkFaşizmin hapishanelerindeki gazeteciler
    Tarihin hangi döneminde, hangi rejimde olursa olsun o rejim için en önemli ölçütlerin başında adalet sistemi ve medyanın konumu gelir. Türkiye’nin 185 yıllık basın tarihinde, gazetecilerin kendilerini baskı altında hissetmedikleri…
  59. Tekbir katliam sloganı mıdır?
    Ey iman edenler.. İslam coğrafyasında her gün ortalama 900 dolayında Müslüman dindaşlarınca katlediliyor. Ölen de öldüren de tekbir getiriyor. Tekbir katliam sloganı mıdır? Allah adının böyle rezil, alçak bir hadiseye…
  60. AK Faşizminin sansürüne, şiddetine teslim olmayalım
    Gazeteler televizyonlar kendi alemlerinde. Sanki Silvan ve diğer yerlerde böyle olaylar yaşanmıyor. Gerekçe “terörün propagandasına alet olunmamalı”. Oysa olan biten terör değil, devletin ordusunun da katıldığı şehir savaşı. Türkiye bir kez…
  61. Çetin Altan nasıl biriydi?
    Çetin Altan, 12 Mart 1971 darbesi döneminde hapse atılınca uyandırmayı bırakıp kendisi “uyandı”. Kendisi uyandıktan sonra ilk olarak halkı defterinden sildi; neo-liberalizm devrinde ise işçi sınıfını da tarihin mezarlığına gömdü…
  62. Müslümanlar hangi partiye oy vermeli?
    “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.” (Kadınlar, 58)Sandık başına gittiğinizde, emaneti ehline verebilecek misiniz, insanlar arasında adaletle hükmedecek bir hükümeti iş başına…
  63. Davutoğlu ile IŞİD arasındaki derece farkı
    Başbakan Ahmet Davutoğlu katliamın IŞİD tarafından gerçekleştirildiğini açık açık söylemekte zorlanıyor. Herhalde bilinçaltında, çok değil bir yıl önceye kadar IŞİD’i ‘terör örgütü’ olarak değil, öfke birikiminin eseri “tehdit” diye tanımlayarak…
  64. Öldürmeyi iyi biliyor.. Sesi de çok yüksek çıkıyor..
    “Sesin çok yüksek çıkıyor. Suçluluk psikolojisinin gereğidir. Siz öldürmeyi çok iyi bilirsiniz. Plajlardaki çocukları nasıl öldürdüğünüzü çok iyi biliyorum” diyerek İsrail liderini azarlayınca, idrak yoksulu kölelerince bir kere daha tanrı…
  65. Ne mutlu Şeytan taşlama şehitlerine!
    Türkiye Cumhurreisi Recep Tayyip Beyefendi, Suudi Arabistan’ın Hac hizmetinde başarılı olduğunu ifade ederek, “Hac organizasyonunda sıkıntı olduğu gibi yaklaşımları, saldırgan davranışları doğru bulmuyorum.. Dünyanın her yerindeki organizasyonlarda böyle şeyler oluyor.”…
  66. Haydi Bismillah!
    Haydi Bismillah!
    1 Ekim 2015
    İbnü’l Sallama’nın diyeceği odur ki, mesele şeytanî düzenin ak bekçilerinin bismillah çekip çekememeleri değil, bismillah çektiklerinde peşlerine düşen, bir daha bir daha düşmeye hazır, mabat kılı olmayı onur sayacak kertede…
  67. 'İntihar celladı'nı durduralım!
    Saray zorbası siyaset kovasını “şehit” ve “ölü ele geçirilen” kanıyla doldururken, suç ortağı siyaset aktörlerinin ve kanaat önderlerinin gündelik dili hızla şiddet diline evriliyor. Milliyetçi faşistler Türk/Kürt savaşından, ümmetçi faşistler…
  68. Yurtta din istismarı Cihanda din istismarı
     İbnü’l Sallama Hükümran Efendi’ye VEKÂLETEN, Ya eyyühellezine âmenû, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi, Endonezya ziyareti sırasında Müslüman kisvesi altında nefret uyandıranlara karşı mü’minleri uyarmış. Kimi Müslümanların sırf mezhep farklılığından dolayı…
  69. 'Türkiye PKK'ye silah temin etmeli!'
    (Önerinin sahibi ve anlamı için yazının tamamı okunmalıdır.) --İlerde savaş suçuyla sanık sandalyesine oturtulması muhtemel “sivil” cunta, iktidarı tümüyle yitirmemek için Türkiye’yi düşük yoğunluklu iç savaşa götürüyor, her milliyet ve…
  70. Halklara açılan savaşa hayır!
    Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne…
  71. 'Satılmış Gazeteciler'
    'Satılmış Gazeteciler'
    18 Temmuz 2015
    Kitabın Önsöz’ünden: “bir ajanlar ordusu Alman medyasında para kazanmaktadır. Onların bir görevi de siyasetteki ve medyadaki elitlerin Rusya ile düşünsel blok oluşturmalarına engel olmak ve Amerikan yanlısı rotayı muhafaza etmektir..…
  72. Sultan Tayyip düşerken içeride ve dışarıda savaşa hayır
    Tarihsel deneyimlerin ışığında Erdoğan da biliyor ki, diktatörler yitirmek üzere oldukları iktidarlarını sürdürmek için dış maceraya girişirler. Erdoğan da bu bilinçle, ipleri elinden kaçırmamak için becerebilirse orduyu Suriye’ye sokmaya çalışıyor..…
  73. Barzani devletine evet de Rojava Kantonuna mı Hayır?
    RTE seçimde suya gömülen başkanlık hayalini Suriye bataklığında canlandırmak için gözünü karartmış görünüyor. Bunun için de iğrenç bir demagojiyi seslendiriyor, Suriye’nin kuzeyinde devlet oluşumuna bedeli ne olursa olsun göz yummayacaklarını…
  74. Demirel'i  Nasıl bilirdim?
    Demirel'i Nasıl bilirdim?
    19 Haziran 2015
    'ÇORUMU BIRAKIN, FATSAYA BAKIN' --Gazeteciler katledilirken Demirel “Onlar gazeteci kılığına girmiş militanlar, birbirlerini öldürüyorlar” diyordu ki, bugün hapse attırdığı gazeteciler için “Onlar gazetecilik faaliyetinden tutuklanmadılar” diye takla atan muktedir ilhamını…
  75. Sermaye hükümet, Erdoğan çıkış yolu arıyor
    HDP’ye giden muhafazakâr Kürt seçmenleri geri döndürmek için HDP’yi ve PKK’yi terör ortamına çekmek. Son aylarda ve haftalarda Hizbullah ve HÜDAPAR merkezli provokasyonların dindar Kürtleri AKP’ye geri döndürme amaçlı olduğu…
  76. Ahmet Kenan Erdoğan'dan Recep Tayyip Evren'e
    'Emniyet’in köpeği varsa Genelkurmay’ın da madalyalı katırı var' --Fetih Mitingi’nde “Şimdi bazı aydınlar çıkmış. Bunlar aydın değil, bunlar karanlık” diye öyle bir celallendi ki, Ahmet Kenan duysa alnından öperdi vallahi. Netekim…
  77. HDP Allerjisi mi Kürtlere antipati mi
    Efendim HDP samimi değil, barajı geçerse AKP ile pazarlık edecek, koalisyon hükümeti kuracak. İyi de HDP baraja takılırsa AKP tek başına (belki de Anayasa’yı değiştirecek çoğunlukla) yeniden iktidar olacak. HDP…
  78. 12 Eylül'ü 'kimin çocukları' yaptı?
    1971 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı “Sosyal uyanış ekonomik gelişmeyi aştı” diye alarm vermiştii, 1980 darbesini yapan Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ise “Şef garson benden fazla maaş alıyor” diye yakındı.. Başlıktaki…
  79. Faşiste faşist denir..
    Faşiste faşist denir..
    4 Mayıs 2015
    Avukat Umut Kılıç, hâkimlik sınavında “Faşist Erdoğan’ın adamlarısınız” deyince tutuklandı. --“Faşist Erdoğan” hitabının siyasal eleştiri amaçlı olduğu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre suç oluşturmadığı…

ANALİZ

ANALİZTürkiye yol Ayrımında

Türkiye yol AyrımındaKritik bir eşikten geçiyoruz. Egemen güç, ya Türkiye’nin demokrasiye dönük iki yüzyıllık…